Kendimle konuşuyorum. Kendimle mi konuşuyorum, onunla mı konuşuyorum? O Kim? Ben miyim? Ben olan beni gözlemleyen bu öteki ben kim? Gerçek ben kimim? Bu dünyada işim ne? Bütün bu yaşamın anlamı ne? Nereden geldim, nereye gidiyorum? Kendim olarak mı yaşıyorum yoksa bana ezberletilmiş, programlandığım bir hayatı mı yaşıyorum? Kendimi tanımak için uzun bir yoldayım.
23 Temmuz 2011 Cumartesi
Kendini KABUL ettiğin AN güzelleşirsin . Kendi bedeninden keyif aldığında başkalarına da keyif verirsin. Pek çok insan SANA aşık olacaktır. Çünkü SEN kendine AŞIKSIN…
17 Temmuz 2011 Pazar
Hatırlatma
Dünyanın tadını çıkarmanın zamanı. Büyük değişim zamanlarındayız. Dünya nimetlerinin tadını çıkarmak ama her an onları bırakıp gidecekmiş gibi bağımlı olmamak, en özgür yaşamak için iyi bir formül.
Niceleri geldi, neler istediler,
Sonunda dünyayı bırakıp gittiler,
Sen hiç gitmeyecek gibisin, değil mi?
O gidenler de hep senin gibiydiler.
(Ömer Hayyam)
Sevgi ve Işıkla...
Niceleri geldi, neler istediler,
Sonunda dünyayı bırakıp gittiler,
Sen hiç gitmeyecek gibisin, değil mi?
O gidenler de hep senin gibiydiler.
(Ömer Hayyam)
Sevgi ve Işıkla...
9 Temmuz 2011 Cumartesi
2 Temmuz 2011 Cumartesi
Spiraller / Spirals
Bu videoyu görünce küçük çaplı bir şok yaşadım. Neden diyeceksiniz? Şöyle:
Biliyorsunuz geçen ay 3 tutulma üst üste gerçekleşti. Sandviç tutulmalar dedikleri 2 güneş tutulmasının arasında bir ay tutulması. Bu dönemleri gerçekten çok ama çok ağır geçirdim. Zorlayıcı bir dönemdi. Geçen hafta artık dayanacak gücüm kalmamış gibi hissettiğim bir anda, gece, meleklerimden rica ettim; "ne olur gelin, bu gece elimi tutun" dedim. Öylesine kayıp hissediyordum ki kendimi. Gerçek yuvama dönmek, artık bu rüyadan, bu hipnozdan uyanmak, gerçeği anlamak için büyük bir iştah içindeydim. "Ne olur" diye devam ettim, "gerçek yuvamdan bir parça gösterin bana, bir kısa an da olsa yeter, bir an oraya gideyim, çok zorlanıyorum, bu beni rahatlatacak sanki". O niyetle uyudum.
Rüyamda dev bir salyangoz kabuğunun içindeydim sanki. Spiral şeklinde basamakları olmayan bir merdivene benzer, üzeri kapalı bir yapıydı. Sanki inci rengi, kemik rengi. Yürümüyor, sanki uçuyordum. Uçmak da değil de, hafifçe havada ilerlemek, nasıl anlatsam, tüy olmak gibi.
Rüyayı tam olarak anlamlandıramadım. Ben bir salyangoz'dan gelmişim dedim uyanınca hatta. :)))
Kiesha Crowther'ın bu mesajını daha önce de seyretmiştim ama unutmuşum. Şimdi seyredince anlam kazandı. İşte buydu. Gördüğüm buydu. Tüm hayat, yaşamın başlangıcı ve tümü, tüm yaşayan varlıklar vs. onlarca farklı kültürde onlarca farklı şekilde yorumlanan spiral aslında bana şunun için gösterildi:
"Yuvayı başka yerde arama. Yuvan buradan başka yer değil".
30 Haziran 2011 Perşembe
29 Haziran 2011 Çarşamba
Derinden Seviliyorum...
Geçen hafta iş için Göcek'e gittim.
İş için bile olsa o güzelim denize yakın olmak, çevredeki farklı renklerdeki muhteşem begonvilleri seyretmek, kocaman ağaçlarla konuşmak çok güzeldi.
Hep söylüyorum ya ağaçlar, çiçekler, kuşlar, tüm varlıklar benimle konuşuyor diye. Bu kez, gerçekten, ciddi bir kanıt var elimde, o yüzden paylaşmak istedim.
Göcek'te bir cafe'de yemek yiyorduk. Çok yaşlı bir ağacın altında, sakin ve huzurlu bir öğlen yemeği. Ağacı hayran hayran seyrediyordum, yaşlı ve bilgeydi. Bana yaşamından kesitler sundu, sanki beynimin içinde bir ekran vardı ve ağacın gördüğü, yaşadığı şeyler geçiyordu ekrandan. Göcek koyuna sığınmış kadırgalar gördüm, korsanların birbiriyle kavgasını, sahilde sevişen bir çifti, onları gizlice seyredip gelip kızı öldüren birini, köle ticareti yapanların gemilerden indirdikleri zincirlenmiş güzel kadınlara, siyahi adamlara sopalarla vurarak yürütmesini, ciddi bir depremde ağacın köklerinin yarılmasını, fırtınaları gördüm. Ağacın niye böyle 4 parçaya ayrılmış gibi durduğunu anladım. Çok uzun yıllardır yaşadığını söyledi bana, 600 yıldan çok. Onun köklerinin başka ağaçlara yol verdiğini, en derin yer altı sularının enerjisini alabildiğini...
Hayran hayran ona bakıyordum, ona onu ne kadar çok sevdiğimi, takdir ettiğimi söyledim. Varlığı için teşekkür ettim. O da bana teşekkür etti. Gölgesi altında olmamızdan ne denli mutlu olduğunu, zaten onun var olma amacının bu olduğunu, bizim soluduğumuz havayı oluşturmak, bize faydalı olmak için var olduğunu ve bunun takdir edilmesinin çok güzel olduğunu söyledi.
Tam bu sırada, tam kafamı kaldırmış onun devasa dallarına bakarken, gözlerimin önünde bir yaprak koptu ve yavaşça, sanki ağır çekimle kucağıma düştü. Ve yaprak... Aşağıdaki fotoğrafta...
Umarım yaprağın üzerindeki E harfini görebiliyorsunuzdur. Bu ağacın bana bir hediyesi değil de nedir? Sanki elle oyulmuş gibi bir E harfi.
Hepimiz gerçekten, derinden seviliyoruz. Bundan bir an bile şüphe etmememiz gerek. Doğa her parçası ile bize bağlı ve bizi sevmeye, kucaklamaya hazır...
İşte böyle...
Sevgi ve ışıkla...
İş için bile olsa o güzelim denize yakın olmak, çevredeki farklı renklerdeki muhteşem begonvilleri seyretmek, kocaman ağaçlarla konuşmak çok güzeldi.
Hep söylüyorum ya ağaçlar, çiçekler, kuşlar, tüm varlıklar benimle konuşuyor diye. Bu kez, gerçekten, ciddi bir kanıt var elimde, o yüzden paylaşmak istedim.
Göcek'te bir cafe'de yemek yiyorduk. Çok yaşlı bir ağacın altında, sakin ve huzurlu bir öğlen yemeği. Ağacı hayran hayran seyrediyordum, yaşlı ve bilgeydi. Bana yaşamından kesitler sundu, sanki beynimin içinde bir ekran vardı ve ağacın gördüğü, yaşadığı şeyler geçiyordu ekrandan. Göcek koyuna sığınmış kadırgalar gördüm, korsanların birbiriyle kavgasını, sahilde sevişen bir çifti, onları gizlice seyredip gelip kızı öldüren birini, köle ticareti yapanların gemilerden indirdikleri zincirlenmiş güzel kadınlara, siyahi adamlara sopalarla vurarak yürütmesini, ciddi bir depremde ağacın köklerinin yarılmasını, fırtınaları gördüm. Ağacın niye böyle 4 parçaya ayrılmış gibi durduğunu anladım. Çok uzun yıllardır yaşadığını söyledi bana, 600 yıldan çok. Onun köklerinin başka ağaçlara yol verdiğini, en derin yer altı sularının enerjisini alabildiğini...
Hayran hayran ona bakıyordum, ona onu ne kadar çok sevdiğimi, takdir ettiğimi söyledim. Varlığı için teşekkür ettim. O da bana teşekkür etti. Gölgesi altında olmamızdan ne denli mutlu olduğunu, zaten onun var olma amacının bu olduğunu, bizim soluduğumuz havayı oluşturmak, bize faydalı olmak için var olduğunu ve bunun takdir edilmesinin çok güzel olduğunu söyledi.
Tam bu sırada, tam kafamı kaldırmış onun devasa dallarına bakarken, gözlerimin önünde bir yaprak koptu ve yavaşça, sanki ağır çekimle kucağıma düştü. Ve yaprak... Aşağıdaki fotoğrafta...
Umarım yaprağın üzerindeki E harfini görebiliyorsunuzdur. Bu ağacın bana bir hediyesi değil de nedir? Sanki elle oyulmuş gibi bir E harfi.
Hepimiz gerçekten, derinden seviliyoruz. Bundan bir an bile şüphe etmememiz gerek. Doğa her parçası ile bize bağlı ve bizi sevmeye, kucaklamaya hazır...
İşte böyle...
Sevgi ve ışıkla...
Bizim ortaya çıkmamızı ister misiniz?
Alttaki mesaj internet aracılığıyla tüm dünyada bir çok kaynağa ulaştı ve hiç birinde yazarına ilişkin bir tanımlama yok. Dünya dışından olduğu söyleniyor ama kim ve nasıl aldı bilinmemekte. İster dikte edilmiş, ister kanal olarak alınmış veya dünya insanı tarafından yaratılmış olsun, özünde bu mesaj bize “doğru” geliyor. Aslında tamamı ortak seçimle ilgili. Biz galaktik vatandaşlığı mı seçeceğiz; yoksa korku, yadsıma ve güvensizlik ile giderek tükenen bir nesil olmayı mı? Seçimse tamamen bize ait.
“DÜNYAYI SADECE SEVGİNİN ÜSTÜNLÜĞÜ DEĞİŞTİRİR!”
“GÖRÜNMEMİZİN GEREKİP GEREKMEDİĞİNE KARAR VERİN!”
Bu mesajı size kimin yazdığının önemi yoktur ve zihninizde anonim olarak kalmalıdır. Önemli olan bu mesaja ilişkin ne yapacağınızdır! Her biriniz kendi özgür iradenizi kullanarak mutlu olmayı istersiniz. Özgür iradeniz sizin kendi gücünüz çerçevesindeki bilginize, mutluluğunuzda alıp verdiğiniz sevgiye bağlıdır. Gelişimin bu evresinde tüm bilinçli ırklar gibi sizler de kendi gezegeninizde kendinizi izole olmuş hissediyor ve bu durumun etkisiyle kendi kaderinize mutlak gözüyle bakıyorsunuz. Ama yine de küçük bir azınlığın farkında olduğu büyük bir değişimin eşiğindesiniz. Kendi seçiminizin dışında sizin geleceğinizi değiştirmek bizim sorumluluğumuzda değildir.
Bu mesajı dünya çapında bir referandum olarak alın. Ve yanıtınızı da bir oylama olarak düşünün. Biz kimiz? İnsanlığın binlerce yıldır tanık olduğu açıklanamayan göksel olaylarla ilgili ne bilim adamlarınız ne de dini liderleriniz ortak bir fikir oluşturabilmiş değiller. İnançlar ne denli saygı duyulur olsa da, doğruyu ve gerçeği bilmek için bu inanç filtrelerinin dışına çıkılması gerekir. Artan sayıdaki bilinmeyen araştırmacılarınız yeni bilginin yollarını keşfediyor ve realiteye çok yaklaşıyorlar. Bugün uygarlığınız içinde bir okyanus kadar büyük bilginin içinden özellikle sizi daha az üzecek kısmının çok küçük bir parçası ortaya dökülmüştür. Özellikle son elli yılda tarihinizde saçma veya inanılmaz görünen olaylar daha sıklıkla olasılık ve farkındalık alanınlarına girmiştir. Geleceğin daha da sürprizlerle dolu olduğunu bilin.
“DÜNYAYI SADECE SEVGİNİN ÜSTÜNLÜĞÜ DEĞİŞTİRİR!”
“GÖRÜNMEMİZİN GEREKİP GEREKMEDİĞİNE KARAR VERİN!”
Bu mesajı size kimin yazdığının önemi yoktur ve zihninizde anonim olarak kalmalıdır. Önemli olan bu mesaja ilişkin ne yapacağınızdır! Her biriniz kendi özgür iradenizi kullanarak mutlu olmayı istersiniz. Özgür iradeniz sizin kendi gücünüz çerçevesindeki bilginize, mutluluğunuzda alıp verdiğiniz sevgiye bağlıdır. Gelişimin bu evresinde tüm bilinçli ırklar gibi sizler de kendi gezegeninizde kendinizi izole olmuş hissediyor ve bu durumun etkisiyle kendi kaderinize mutlak gözüyle bakıyorsunuz. Ama yine de küçük bir azınlığın farkında olduğu büyük bir değişimin eşiğindesiniz. Kendi seçiminizin dışında sizin geleceğinizi değiştirmek bizim sorumluluğumuzda değildir.
Bu mesajı dünya çapında bir referandum olarak alın. Ve yanıtınızı da bir oylama olarak düşünün. Biz kimiz? İnsanlığın binlerce yıldır tanık olduğu açıklanamayan göksel olaylarla ilgili ne bilim adamlarınız ne de dini liderleriniz ortak bir fikir oluşturabilmiş değiller. İnançlar ne denli saygı duyulur olsa da, doğruyu ve gerçeği bilmek için bu inanç filtrelerinin dışına çıkılması gerekir. Artan sayıdaki bilinmeyen araştırmacılarınız yeni bilginin yollarını keşfediyor ve realiteye çok yaklaşıyorlar. Bugün uygarlığınız içinde bir okyanus kadar büyük bilginin içinden özellikle sizi daha az üzecek kısmının çok küçük bir parçası ortaya dökülmüştür. Özellikle son elli yılda tarihinizde saçma veya inanılmaz görünen olaylar daha sıklıkla olasılık ve farkındalık alanınlarına girmiştir. Geleceğin daha da sürprizlerle dolu olduğunu bilin.
28 Haziran 2011 Salı
Ders Yerine Mutluluk Verin Siz!
Tanrı dedi ki:
Herkesin öğretmeni olduğunuz doğrudur. Herkes sizin söylediklerinizden bir şeyler öğrenme fırsatına sahiptir. Ama siz de başkalarından öğrenirsiniz. Herkes diğer herkesin öğretmenidir ve herkesin de başkalarından öğreneceği şeyler vardır... Şüphesiz böylesi çok şey vardır.
Herkes sizin uygunsuz davranışlarınız denli cömertliğinizden de bir şeyler öğrenebilir örneğin. Eylemleriniz her ne olursa olsun insanların sizden bir şeyler öğreneceği gerçeği ise uygunsuz davranışlara bir mazeret teşkil etmez. Dünyada sınırlamalar vardır ve bunların çoğu da sizin azami yararınızadır. Olumlu davranışlar vardır ve olumsuzlar vardır. Kabalığın iyi bir davranış olmadığını söylemek son derece yerindedir. Ancak burada davranış yerine fikir veya düşünce demek Benim açımdan daha faydalı olacaktır. Bazı şeylerin iyi birer fikir olmadığı son derece açıktır. Örneğin On Emre riayet etmenin iyi bir fikir olduğunu söylerdim Ben. Bunları ihlal etmenin iyi bir fikir olacağına kendinizi ikna etmeniz de iyi bir fikir olmayacaktır bu durumda.
Masaların, sehpaların üzerinden atlamak genellikle uygun görülmeyen bir harekettir. Kalabalık bir odanın öbür tarafına gitmek istediğinizde bir masanın üzerinden atlarsanız buradaki hayır nerededir ki? Belki de bir nevi saygısızlık sergiliyorsunuzdur. İnsanlara ders vermek size düşmez. Ben size müsaade ettim mi? Bir şeyi yapmayı seçmeniz, o eylemi erdemli mi kılar?
Herkesin öğretmeni olduğunuz doğrudur. Herkes sizin söylediklerinizden bir şeyler öğrenme fırsatına sahiptir. Ama siz de başkalarından öğrenirsiniz. Herkes diğer herkesin öğretmenidir ve herkesin de başkalarından öğreneceği şeyler vardır... Şüphesiz böylesi çok şey vardır.
Herkes sizin uygunsuz davranışlarınız denli cömertliğinizden de bir şeyler öğrenebilir örneğin. Eylemleriniz her ne olursa olsun insanların sizden bir şeyler öğreneceği gerçeği ise uygunsuz davranışlara bir mazeret teşkil etmez. Dünyada sınırlamalar vardır ve bunların çoğu da sizin azami yararınızadır. Olumlu davranışlar vardır ve olumsuzlar vardır. Kabalığın iyi bir davranış olmadığını söylemek son derece yerindedir. Ancak burada davranış yerine fikir veya düşünce demek Benim açımdan daha faydalı olacaktır. Bazı şeylerin iyi birer fikir olmadığı son derece açıktır. Örneğin On Emre riayet etmenin iyi bir fikir olduğunu söylerdim Ben. Bunları ihlal etmenin iyi bir fikir olacağına kendinizi ikna etmeniz de iyi bir fikir olmayacaktır bu durumda.
Masaların, sehpaların üzerinden atlamak genellikle uygun görülmeyen bir harekettir. Kalabalık bir odanın öbür tarafına gitmek istediğinizde bir masanın üzerinden atlarsanız buradaki hayır nerededir ki? Belki de bir nevi saygısızlık sergiliyorsunuzdur. İnsanlara ders vermek size düşmez. Ben size müsaade ettim mi? Bir şeyi yapmayı seçmeniz, o eylemi erdemli mi kılar?
22 Haziran 2011 Çarşamba
Holografik Dünyamız / Holographic World
Holografik bir dünyamız var. Yani bütündeki tüm bilgi en küçük parçada aynen kayıtlı. Bu yüzden en küçük parçanın bütünü değiştirme gücü de bulunuyor. Sonuç olarak bizim bireysel titreşimimiz tüm dünyayı etkiliyor. Bu yüzden her olaya, insana, duruma sakin, barışcıl, dürüst, açık fikirli, kendinden emin ve sevgi dolu yaklaşmak için elimizden gelenin fazlasını yapmalıyız. Gerçekten dünyamızın kaderi bizim ellerimizde.
(Reiki Master'ım Don Beckett'in son yazısından: http://johreiki.net/)
We live in a holographic world. That means, the whole picture is replicated in every particle. Therefore, every particle has the ability to change the whole picture. Your energetic vibration at every moment affects the whole world. Please do your best to affect everything in a peaceful, honest, open, loving, confident way! The fate of the whole world truly depends on it.
(From his last article, my Reiki Master Don Beckett. http://johreiki.net/)
(Reiki Master'ım Don Beckett'in son yazısından: http://johreiki.net/)
We live in a holographic world. That means, the whole picture is replicated in every particle. Therefore, every particle has the ability to change the whole picture. Your energetic vibration at every moment affects the whole world. Please do your best to affect everything in a peaceful, honest, open, loving, confident way! The fate of the whole world truly depends on it.
(From his last article, my Reiki Master Don Beckett. http://johreiki.net/)
20 Haziran 2011 Pazartesi
Rezonans Kanunu
Mükemmel bir yazı. Mutlaka okumalısınız. Love Peace and Harmony adlı siteden...
http://lovepeaceandharmony.ning.com/profiles/blog/show?id=2209390%3ABlogPost%3A225613
http://lovepeaceandharmony.ning.com/profiles/blog/show?id=2209390%3ABlogPost%3A225613
16 Haziran 2011 Perşembe
Büyük Sıçrama / The Great Leap
Harika Kozmik bir olay gerçekleşiyor.
Evren’de Galaktik Solar merkezden Kozmik Işık dalgaları geliyor,
İnsanlığın bilincini yaşamı algılamanın yeni şekline senkronize etmek için…
Yeni bir Dünya doğuyor
Bu kozmik dalgalar bizi dürtüyor, bizi genişletiyor,
Realiteyi yaratmanın yeni yollarını ilham ediyor
Hepimiz davetliyiz,
Gezegendeki her varlık bu Büyük Sıçramaya çağırılıyor.
Doğa, Dünyanın ve Suların kristalleri,
Elementler ve Elementaller,
Ve her bir Canlı Varlık bu Büyük Uyanışa davet ediliyor!
Bu gerçekleşiyor… tam burada, tam Şimdi!
Dünya Ana seyreyliyor…
Kozmik okyanus
Dev bir Uzay Gemisi gibi kozmik dalgalarda sörf yapıyor
Bu bizi büyük Uyanışa hizalıyor!
Kalbinizi açın, DNA’nızı uyandıracak olan bu kozmik dalgaları alın.
Ve büyük kutlamaya katılın!
Tüm Gezegen kalpten şarkı söylüyor…
Birliğin melodisini…
Birlikte Yeni Dünya’ya yürüyelim…
Sevgi ve İşbirliğinde.
http://www.kosulsuz-sevgi.com/
14 Haziran 2011 Salı
Yaz Ekinoksu için Günlük Meditasyon Çalışması
Bugünden itibaren 21 Haziran'a kadar tam 10 gün her akşam bu meditasyonu yapmamızı evrendeki dostlarımız tavsiye ediyor. Denemek ister misiniz? Ruhumuzdaki gerçek güce ulaşmamız için güzel bir araç.
1- Kendinizi rahat hissedeceğiniz bir ortamda meditasyon için hazırlanın. Mümkünse ışıkları iyice azaltın, mumlar, tütsüler yakın, tütsü sevmiyorsanız kokulu çiçekler alın, hafif bir meditasyon müziği koyun.
2- Nefesinize odaklanın. 5 dakika nefesinize odaklı bir şekilde kalın, düşünceleri ve endişeleri bir kenara bırakmaya çalışın. Gitmiyorlarsa "şimdi değil, sonra" diyerek onlara teşekkür edip gitmelerini sağlayabilirsiniz.
3- Niyet edin. Şu cümleleri yüksek sesle söyleyin: Yüce Tanrıyı (ya da nasıl hitap etmek isterseniz), "Ben" varlığımı, tüm ruhsal varlıkları ve evrensel ışık federasyonunu buraya davet ediyorum. Bir araya gelin ve benim "ruhumun kutsal gücü" ile birleşmem için bana yardımcı olun. Benim için hazırlanan bu özel armağan için şükürlerimi, teşekkürlerimi lütfen kabul edin.
4- Bundan sonra 7 kere "OM - MANİ - PADME - HUM" (Çok önemli bir Budist mantrası olan bu sözler aşağı yukarı "lotus çiçeğinin içindeki mücevher" anlamına gelir. Yani bir anlamda insan/ruh/benlik diyebiliriz) mantrasını tekrarlayın.
5-Sonra 2-3 dakika, elleriniz dışa dönük kucağınızda olacak şekilde oturun ve size verilen bu armağanı özümseyin, tadını çıkarın.
Sevgi ve ışıkla...
1- Kendinizi rahat hissedeceğiniz bir ortamda meditasyon için hazırlanın. Mümkünse ışıkları iyice azaltın, mumlar, tütsüler yakın, tütsü sevmiyorsanız kokulu çiçekler alın, hafif bir meditasyon müziği koyun.
2- Nefesinize odaklanın. 5 dakika nefesinize odaklı bir şekilde kalın, düşünceleri ve endişeleri bir kenara bırakmaya çalışın. Gitmiyorlarsa "şimdi değil, sonra" diyerek onlara teşekkür edip gitmelerini sağlayabilirsiniz.
3- Niyet edin. Şu cümleleri yüksek sesle söyleyin: Yüce Tanrıyı (ya da nasıl hitap etmek isterseniz), "Ben" varlığımı, tüm ruhsal varlıkları ve evrensel ışık federasyonunu buraya davet ediyorum. Bir araya gelin ve benim "ruhumun kutsal gücü" ile birleşmem için bana yardımcı olun. Benim için hazırlanan bu özel armağan için şükürlerimi, teşekkürlerimi lütfen kabul edin.
4- Bundan sonra 7 kere "OM - MANİ - PADME - HUM" (Çok önemli bir Budist mantrası olan bu sözler aşağı yukarı "lotus çiçeğinin içindeki mücevher" anlamına gelir. Yani bir anlamda insan/ruh/benlik diyebiliriz) mantrasını tekrarlayın.
5-Sonra 2-3 dakika, elleriniz dışa dönük kucağınızda olacak şekilde oturun ve size verilen bu armağanı özümseyin, tadını çıkarın.
Sevgi ve ışıkla...
Ben ışığın ta kendisiyim...
Dün gece meditasyon sırasında aşağıdaki sözleri söylemek üzere yönlendirildim. Defalarca aynı şeyi tekrarladım, tekrar tekrar, tekrar tekrar. Bildğimiz şeyler elbette ama bu üçleme bana çok huzur verdi, paylaşayım istedim sizlerle...
Ben saf sevgiyim...
Ben saf ışığım...
Ben saf enerjiyim...
Sevgi ve ışıkla.
Ben saf sevgiyim...
Ben saf ışığım...
Ben saf enerjiyim...
Sevgi ve ışıkla.
12 Haziran 2011 Pazar
Renk Meditasyonu
Lauren Galey'in meditasyon e-postaları geliyor bana ve gerçekten çok güzel yöntemler öneriyor. E-postalarına abone olmanızı tavsiye ederim. 5 gün önce gelen bir meditasyon özellikle dikkatimi çekti, tek kelime ile süper, muhteşem bir şey ve çok da kolay. Ben de henüz deneyemedim ama hep birlikte deneyip deneyimlerimizi paylaşabiliriz diye düşünerek çevirdim, sizin için burada:
Renkler, Çakralar ve Su...
Bildiğiniz gibi renk tayfındaki renklerin aynıları çakralarımızda var. Bu meditasyonda hangi çakrayı şifalandırmak istiyorsak ona odaklanacağız. Banyo küvetiniz varsa harika, işin içine suyu da katabilirsiniz.
Suyu kırmızı, turuncu, sarı, yeşil, mavi, indigo ve mor renkle boyayacak banyo tuzları, yağları hatta bana kalsa iyice neşelendirmek için gıda boyası kullanabilirsiniz.
Hangi çakraya odaklanmak istediğinize karar verin ve ona göre banyonuzu hazırlayın.
Suyun içine gömülün, sırtınızı dayayın ve kendinizi suyun sıcaklığına ve sükunetine bırakın.
Bundan sonra hangi çakraya odaklanıyorsanız; aşağıda yazılan duygu ve düşüncelere odaklanarak istediğiniz kadar suda kalın:
Kök Çakra / Kırmızı: Güvenme ve güvende olma duygusuna odaklanın. Emniyette olmaya, içinde bulunduğunuz millete ve hepimizin "bir" olmasına.
Sakral Çakra / Turuncu: Eğlenceye, neşeye ve yaratıcılığa odaklanın. Üretmeye ve kendi kendinizi takdir etmeye.
Solar Pleksus Çakrası / Sarı: Başkalarını takdir etmeye ve sevmeye odaklanın.
Kalp Çakrası / Yeşil: Herşey sevgi. Herşeyin sevgi oluşuna odaklanın. Kalp çakrası tamamen sevgi üzerinedir.
Boğaz Çakrası / Mavi: Sadece gerçeği aramaya, sadece gerçeği dile getirmeye odaklanın.
Üçüncü Göz Çakrası / İndigo: Büyük güce odaklanın. Sizin için o neyse, nasıl adlandırıyorsanız öyle olsun. Büyük güce teslim olun ve olanın (sizin için uygun görülenin) tadını çıkarın.
Tepe Çakrası / Mor: Barış, mutluluk, gerçek ve sevgiye odaklanın.
İşte bu kadar basit... Sevgi ve ışıkla...
dahası için : http://www.acoustichealth.com/
Renkler, Çakralar ve Su...
Bildiğiniz gibi renk tayfındaki renklerin aynıları çakralarımızda var. Bu meditasyonda hangi çakrayı şifalandırmak istiyorsak ona odaklanacağız. Banyo küvetiniz varsa harika, işin içine suyu da katabilirsiniz.
Suyu kırmızı, turuncu, sarı, yeşil, mavi, indigo ve mor renkle boyayacak banyo tuzları, yağları hatta bana kalsa iyice neşelendirmek için gıda boyası kullanabilirsiniz.
Hangi çakraya odaklanmak istediğinize karar verin ve ona göre banyonuzu hazırlayın.
Suyun içine gömülün, sırtınızı dayayın ve kendinizi suyun sıcaklığına ve sükunetine bırakın.
Bundan sonra hangi çakraya odaklanıyorsanız; aşağıda yazılan duygu ve düşüncelere odaklanarak istediğiniz kadar suda kalın:
Kök Çakra / Kırmızı: Güvenme ve güvende olma duygusuna odaklanın. Emniyette olmaya, içinde bulunduğunuz millete ve hepimizin "bir" olmasına.
Sakral Çakra / Turuncu: Eğlenceye, neşeye ve yaratıcılığa odaklanın. Üretmeye ve kendi kendinizi takdir etmeye.
Solar Pleksus Çakrası / Sarı: Başkalarını takdir etmeye ve sevmeye odaklanın.
Kalp Çakrası / Yeşil: Herşey sevgi. Herşeyin sevgi oluşuna odaklanın. Kalp çakrası tamamen sevgi üzerinedir.
Boğaz Çakrası / Mavi: Sadece gerçeği aramaya, sadece gerçeği dile getirmeye odaklanın.
Üçüncü Göz Çakrası / İndigo: Büyük güce odaklanın. Sizin için o neyse, nasıl adlandırıyorsanız öyle olsun. Büyük güce teslim olun ve olanın (sizin için uygun görülenin) tadını çıkarın.
Tepe Çakrası / Mor: Barış, mutluluk, gerçek ve sevgiye odaklanın.
İşte bu kadar basit... Sevgi ve ışıkla...
dahası için : http://www.acoustichealth.com/
Doğa Beni Büyülüyor...
Her zaman böyleydi. Her zaman doğanın her bir küçük detayı beni çok etkilemiştir. Mükemmel düzen, mükemmel renkler, mükemmel bir tasarım. Ama son zamanlarda hem alışverişimiz, hem iletişimimiz arttığından olacak, büyüleniyorum adeta.
Bu sabah yağmur var İstanbul'da. Hani şarkıdaki gibi, gerçekten tam da öyle bir gün. İşyerime geldim, müşteriler yavaştan gelmeye başladı. Oyunu kullanan bir uğrayıp bakmak istiyor.
Çimenlere çıplak ayakla çıkasım, yağmurda ıslanasım geldi ama taktığım maske buna izin vermedi. Bakalım ne zaman aşacağım bu kalıbı, göreceğiz.
Bugün güzelim yağmur, terasımda açan çiçekler, karşı sitedeki bahçe katının önündeki begonviller derken iyice doğa ile büyülenmiş bir anımdayım. O yüzden resmen ilan etmek istedim. Ben bitkilerle ve hayvanlarla konuşabiliyorum. Vallahi nasıl oldu ben de bilemiyorum. Bir şamanlık aktivasyonu almıştım zamanında, o zamanlar gidip herhangi bir bitkiye bakıp sohbete girişme denemeleri yapıyordum ama karşı tarafdan bir cevap alamadığımdan bırakmıştım ipin ucunu. Ama artık, kendiliğinden oldu işte. Geçen sabah terasımda katmer katmer açan sardunyaların içinde kuru yaprakları ile duran bir ceylan gözüne "hadi artık" dedim. "Hadi artık yani. Evet zor bir kış geçirdin, evet ben çok ilgilenemedim seninle. Ama bak artık buradayım, artık bahar geldi, hadi aç artık, gözlerini açtığını görmek istiyorum". Buna benzer bir şeylerdi.
Allah sizin inandırsın, akşam eve bir geldim, bitkinin üzerinde onlarca açmaya hazır tomurcuk var, ertesi akşam bir geldim, manzara şu şekilde:
Doğa canlı. Doğa bizden. Doğa bizimle iletişim kurmaya hazır. Tüm unsurları ile bizi sevmeye hazır. Yeter ki biz buna hazır olalım.
Dünyada olduğum için, su için, yağmur için, tüm bitkiler, hayvanlar, güneş, ağaçlar, dağlar, akarsular, yaylalar, durgun denizler, okyanuslar, bütün bütün varlıklar için sonsuz ve içten teşekkürlerimi sunuyorum.
Bugün çok özel, çok güzel bir gün. Büyük değişimlerin günü. Bunu hissediyorum.
Bütünün hayrına, herkesin hayrına, benim hayrıma... Sevgi ve ışıkla...
Bu sabah yağmur var İstanbul'da. Hani şarkıdaki gibi, gerçekten tam da öyle bir gün. İşyerime geldim, müşteriler yavaştan gelmeye başladı. Oyunu kullanan bir uğrayıp bakmak istiyor.
Çimenlere çıplak ayakla çıkasım, yağmurda ıslanasım geldi ama taktığım maske buna izin vermedi. Bakalım ne zaman aşacağım bu kalıbı, göreceğiz.
Bugün güzelim yağmur, terasımda açan çiçekler, karşı sitedeki bahçe katının önündeki begonviller derken iyice doğa ile büyülenmiş bir anımdayım. O yüzden resmen ilan etmek istedim. Ben bitkilerle ve hayvanlarla konuşabiliyorum. Vallahi nasıl oldu ben de bilemiyorum. Bir şamanlık aktivasyonu almıştım zamanında, o zamanlar gidip herhangi bir bitkiye bakıp sohbete girişme denemeleri yapıyordum ama karşı tarafdan bir cevap alamadığımdan bırakmıştım ipin ucunu. Ama artık, kendiliğinden oldu işte. Geçen sabah terasımda katmer katmer açan sardunyaların içinde kuru yaprakları ile duran bir ceylan gözüne "hadi artık" dedim. "Hadi artık yani. Evet zor bir kış geçirdin, evet ben çok ilgilenemedim seninle. Ama bak artık buradayım, artık bahar geldi, hadi aç artık, gözlerini açtığını görmek istiyorum". Buna benzer bir şeylerdi.
Allah sizin inandırsın, akşam eve bir geldim, bitkinin üzerinde onlarca açmaya hazır tomurcuk var, ertesi akşam bir geldim, manzara şu şekilde:
Doğa canlı. Doğa bizden. Doğa bizimle iletişim kurmaya hazır. Tüm unsurları ile bizi sevmeye hazır. Yeter ki biz buna hazır olalım.
Dünyada olduğum için, su için, yağmur için, tüm bitkiler, hayvanlar, güneş, ağaçlar, dağlar, akarsular, yaylalar, durgun denizler, okyanuslar, bütün bütün varlıklar için sonsuz ve içten teşekkürlerimi sunuyorum.
Bugün çok özel, çok güzel bir gün. Büyük değişimlerin günü. Bunu hissediyorum.
Bütünün hayrına, herkesin hayrına, benim hayrıma... Sevgi ve ışıkla...
10 Haziran 2011 Cuma
Başmelek Mikail’den Mesaj - Bir Işık Salgını Dünyayı Süpürüyor
Ronna Herman kanalıyla aktarılmıştır
Sevgili üstatlar, Dünya’daki her insanın Tanrı Işığının ince frekanslarıyla bombalandığı bir Işık salgını var; ancak, her insan sadece fiziksel bedeninin barındırabileceği ışık frekanslarını emebilir ve bütünleştirebilir. Tanrı ışığından faydalanmak ve onu kullanmak için Tanrı Işığını metabolize etmelisiniz.
Şu terimi hatırlayın: IŞIK PERDELERİ, çünkü bu kavramın zihninizde berrak şekilde tanımlanması önemlidir. Üçüncü/dördüncü boyutların yanıltıcı realitelerine yolculuğunuza başladığınız zaman, hafızanıza yerleştirilen Işık perdeleri vardı. Kutsal Zihninize ve Kutsal Kalbinize giriş yerine yerleştirilen Işık perdeleri vardı. Üçüncü Gözünüzü/içsel görüşünüzü çevreleyen bir Işık perdesi vardı/vardır. Yüksek Benliğiniz Üçüncü Gözünüzün açılmasının zamanı geldiğini kararlaştırdığı zaman, bu sanki alnınıza Kutsal bir enerji akını almışsınız gibi olur. Bu belirli amacı olan frekanslar Epifiz bezindeki Işığın Tohum Kristallerini açar, bu da telepatik iletişim yeteneğini başlatır.
Çoğunuz gezegeni çevreleyen ince bir Işık Radyasyonu Perdesi olan Ring-Pass-Not’u işitmişsinizdir. Bu kademeli olarak Dünyanın atmosferinden çözülen bir tür kısıtlayıcı karantina idi ve Kozmik Bilgeliğin sonraki seviyesinin Dünya Hizmetkarları/Kozmik Habercilerin seçkin bir grubuna yağabilmesi için, Kozmik bilgi taşkın kapakları (boşaltma vanaları) sonuna kadar açıldı. Yaşamlar boyu herkes yüksek alemlerde bu yoğun hazırlık aşamasında idi. Bu ileri öğretileri doğru, düzenli ve zamanına uygun şekilde getirmek için bu yoğun eğitim periyodu gerekliydi. Bu, sonraki, daha ileri seviyeye ilerlemek için yeni gerçeğin her bir seviyesini bütünleştirmeniz ve deneyimlemeniz gereken Kozmik Yasadır. Bu eşsiz ve özel bir inisiyasyon yoludur. Kozmik Işık Konseyinin Yükselmiş Üstatları herkese açık olarak öğretmezler. Çoğunlukla ilham vererek kendi öğrencileri ve inisiyeleri vasıtasıyla çalışırlar. İnisiyeler zihinsel seviyelerde çalışırlar, ayrıca çoğunlukla sahne arkasında çalışırlar. Ancak, seçkin bir grup dünyada açıkça öğretiyor, çünkü Dünya Hizmetkarları olmaları için başkalarına ilham vermek onların en önemli görevidir.
Sizin için tasarlanmış olan Yolu azimle izlemiş olanlarınız, son on yılda içinde bulunduğunuz özel Aydınlanma aşaması için hızla tamamlanma haline ilerliyorsunuz. Gerçek Kendinin – üstatlığını elde ettiğiniz zaman, düşünceleriniz ve sözleriniz zararsız olacak, çünkü eleştiri ve negatiflik sevgi ve gerçeğin Işığında barınamaz. Arzunun egonun en büyük itkisi olması gibi, Hizmet Ruhsal benliğin özgün itkisidir, dürtmesidir.
Sevgili üstatlar, Dünya’daki her insanın Tanrı Işığının ince frekanslarıyla bombalandığı bir Işık salgını var; ancak, her insan sadece fiziksel bedeninin barındırabileceği ışık frekanslarını emebilir ve bütünleştirebilir. Tanrı ışığından faydalanmak ve onu kullanmak için Tanrı Işığını metabolize etmelisiniz.
Şu terimi hatırlayın: IŞIK PERDELERİ, çünkü bu kavramın zihninizde berrak şekilde tanımlanması önemlidir. Üçüncü/dördüncü boyutların yanıltıcı realitelerine yolculuğunuza başladığınız zaman, hafızanıza yerleştirilen Işık perdeleri vardı. Kutsal Zihninize ve Kutsal Kalbinize giriş yerine yerleştirilen Işık perdeleri vardı. Üçüncü Gözünüzü/içsel görüşünüzü çevreleyen bir Işık perdesi vardı/vardır. Yüksek Benliğiniz Üçüncü Gözünüzün açılmasının zamanı geldiğini kararlaştırdığı zaman, bu sanki alnınıza Kutsal bir enerji akını almışsınız gibi olur. Bu belirli amacı olan frekanslar Epifiz bezindeki Işığın Tohum Kristallerini açar, bu da telepatik iletişim yeteneğini başlatır.
Çoğunuz gezegeni çevreleyen ince bir Işık Radyasyonu Perdesi olan Ring-Pass-Not’u işitmişsinizdir. Bu kademeli olarak Dünyanın atmosferinden çözülen bir tür kısıtlayıcı karantina idi ve Kozmik Bilgeliğin sonraki seviyesinin Dünya Hizmetkarları/Kozmik Habercilerin seçkin bir grubuna yağabilmesi için, Kozmik bilgi taşkın kapakları (boşaltma vanaları) sonuna kadar açıldı. Yaşamlar boyu herkes yüksek alemlerde bu yoğun hazırlık aşamasında idi. Bu ileri öğretileri doğru, düzenli ve zamanına uygun şekilde getirmek için bu yoğun eğitim periyodu gerekliydi. Bu, sonraki, daha ileri seviyeye ilerlemek için yeni gerçeğin her bir seviyesini bütünleştirmeniz ve deneyimlemeniz gereken Kozmik Yasadır. Bu eşsiz ve özel bir inisiyasyon yoludur. Kozmik Işık Konseyinin Yükselmiş Üstatları herkese açık olarak öğretmezler. Çoğunlukla ilham vererek kendi öğrencileri ve inisiyeleri vasıtasıyla çalışırlar. İnisiyeler zihinsel seviyelerde çalışırlar, ayrıca çoğunlukla sahne arkasında çalışırlar. Ancak, seçkin bir grup dünyada açıkça öğretiyor, çünkü Dünya Hizmetkarları olmaları için başkalarına ilham vermek onların en önemli görevidir.
Sizin için tasarlanmış olan Yolu azimle izlemiş olanlarınız, son on yılda içinde bulunduğunuz özel Aydınlanma aşaması için hızla tamamlanma haline ilerliyorsunuz. Gerçek Kendinin – üstatlığını elde ettiğiniz zaman, düşünceleriniz ve sözleriniz zararsız olacak, çünkü eleştiri ve negatiflik sevgi ve gerçeğin Işığında barınamaz. Arzunun egonun en büyük itkisi olması gibi, Hizmet Ruhsal benliğin özgün itkisidir, dürtmesidir.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)