Bundan yirmi yıl önce size evrenin aslında kocaman bir titreşim olduğu söylenseydi, küçük evren insanın da etrafındaki her şeyle birlikte her an titreşmekte olduğunu ve hayatın sırrının titreşimlerde saklı olduğu söylenseydi ne düşünürdünüz?
Nikola Tesla titreşimlerin sırrını kısmen de olsa çözmüştü
Muhtemelen bu söylenilenlere çok fazla anlam veremez ve üzerinde de fazla durmazdınız. Çünkü o zamanlar titreşimlerin bu derece önemli olduğu insanlık tarafından bilinmiyordu. Gerçi hala da tam olarak bilindiği söylenemez… Hâlbuki bundan 100 yıl önce Nikola Tesla kendi icadı olan deprem makinesini anlatırken şu sözleri söylemişti: “Birkaç saniyede binanın titremeye başladığını hissettim. On dakika daha devam etseydim binayı ve sokağı yıkabilirdi. Aynı cihazla Brooklyn Köprüsünü 1 saatten kısa bir süre içinde East River’a indirebilirdim.” Tesla frekansların yani titreşimlerin sırrını kısmen de olsa çözmüştü. Tesla’ya göre evren kocaman bir titreşimdi ve hepimiz bu titreşimin küçük birer yansımasıydık. Ya da başka bir deyişle evren bir gitar, bizler de onun telleriyiz ve diğer tüm tellerle birlikte her an titreşiyoruz. Bilim adamları yüzyıllardır bu şarkıyı anlamlandırmaya çalışıyorlar ve sonunda notaları keşfettiler. Şimdi de gitarın tellerini koparmadan melodiyi çözmeye çalışıyorlar… Bu yazıda melodiye ait birkaç sol anahtarı vermeye çalışacağız.
Saniyede 10 bin kez hızla titreşen canlıları göremiyoruz
Her şeyin özü enerjidir. Kütle, enerjinin yoğunlaşmış halidir. Düşünce enerjidir. Enerji sürekli titreşerek bir salınım oluşturur. Bizler de insanoğlu olarak sürekli titreşen enerjileriz. Titreşim seviyemiz düşük olduğu için yeryüzünde çökeltilmiş şekilde yani kütle-beden olarak hayatlarımızı devam ettiriyoruz. Bizim titreşimimize uygun şekilde titreşen enerjileri de kendi titreşim dünyamızda kütle olarak görebiliyoruz (diğer insanlar, hayvanlar, masa, sandalye vs.) İnsan bedeninin doğal titreşim düzeyi saniyede ortalama 300 titreşimdir. Dünya işleriyle fazlaca ilgili olan insanlar bu titreşimin altındadırlar. Frekans yani titreşim düzeyi arttıkça kişilerin doğaüstü güçleri de artmaktadır. Şifa verme gücüne sahip olan kişilerin titreşim düzeyleri saniyede ortalama 500 titreşimdir. 800 titreşim seviyesine gelindiğindeyse medyumik güçler ortaya çıkar. 1000 titreşimin üzerinde telepati kanalı gayet akıcı şekilde açıktır. Saniyede 10 bin titreşim seviyesindeki insan astral seyahat yapabilir konuma gelir. Bu tıpkı bir gitarın tellerinin titreşmesi gibidir. Gitarın telini oynattığınızda önce hızla titreşir, teli göremezsiniz. Sonra titreşim azalmaya başlar ve tel görünür hale gelir. Bizler de şu anda saniyede 300 titreşimle birbirimizi görebiliyoruz ama saniyede 10 bin kez hızla titreşen canlıları göremiyoruz. Onları boyut üstü varlıklar olarak adlandırıyoruz. İçimizden pek azımız yani medyum diye tabir ettiğimiz kişiler onlarla temasa geçebiliyor. Bazen kanal olarak da onlardan gelen bilgileri aldıklarını iddia edebiliyorlar. Bu kişilerin bir kısmı şizofren hastası, bir kısmı dolandırıcı olabilir ama titreşim seviyesini saniyede 10 binin çok üzerine çıkartıp zaman mekân mefhumunu aşan insanların da var olduğu biliniyor. Çok büyük kâhinler bu frekans seviyesinde oldukları için söyledikleri pek çok şey doğru çıkmaktadır. Duru görü yapan medyumlar kaybolan eşyaları bu şekilde bulabilmektedir. Şifacılar tek bir dokunuşla hastanın hasarlı olan organına en uygun frekansı vererek onu iyileştirebilmektedir. Şifacı ya da bioenerji uzmanı olarak tabir ettiğimiz kişilerin yaptıkları şey özünde kendileri vasıtalarıyla hastaya doğru frekansları vermektir.
Kendimle konuşuyorum. Kendimle mi konuşuyorum, onunla mı konuşuyorum? O Kim? Ben miyim? Ben olan beni gözlemleyen bu öteki ben kim? Gerçek ben kimim? Bu dünyada işim ne? Bütün bu yaşamın anlamı ne? Nereden geldim, nereye gidiyorum? Kendim olarak mı yaşıyorum yoksa bana ezberletilmiş, programlandığım bir hayatı mı yaşıyorum? Kendimi tanımak için uzun bir yoldayım.
22 Ocak 2013 Salı
19 Ocak 2013 Cumartesi
17 Ocak 2013 Perşembe
16 Ocak 2013 Çarşamba
Tevazunun nimeti
Tanrı dedi ki:
Canlarım, size olan saygımdan şüphe etmeyin ve kusura bakmayın ama "Kim oluyorsunuz da bir başkasını affetmeniz gerekiyor?" diye sormak zorundayım burada. Bir başkası sizin o affediciliğinize mazhar olmak, bunu hak etmek için ne yapmıştır acaba? Muhtemelen bazı standartlar dayatıyorsunuz siz?
Belki de biri ya da belirli bir grup insan, sizin olmaları gerektiğini düşündüğünüz gibi değil. Belki de sizin gibi giyinmeleri gerektiğini ya da sizin onlar nezdinde inandığınız biçimde konuşmaları gerektiğini düşünüyorsunuz. Bunu nereden çıkardığınızı sorabilir miyim acaba?
Başkalarının nasıl ya da ne gibi olmaları gerektiğine karar veren bir merci misiniz siz? Size soruyorum; biri size Dünyanın En Önde Gelen Otoritesi olduğunuzu falan mı beyan etti? Bunu Ben yapmadım! Öyleyse kendi kendine gelin güvey olan, görev biçen siz olmalısınız? Canım; neyin makbul, neyin trend olduğuna yönelik kanaatlerini sana kaç kişi sordu ve kaç kişi de sormadı acaba?
Canlarım, size olan saygımdan şüphe etmeyin ve kusura bakmayın ama "Kim oluyorsunuz da bir başkasını affetmeniz gerekiyor?" diye sormak zorundayım burada. Bir başkası sizin o affediciliğinize mazhar olmak, bunu hak etmek için ne yapmıştır acaba? Muhtemelen bazı standartlar dayatıyorsunuz siz?
Belki de biri ya da belirli bir grup insan, sizin olmaları gerektiğini düşündüğünüz gibi değil. Belki de sizin gibi giyinmeleri gerektiğini ya da sizin onlar nezdinde inandığınız biçimde konuşmaları gerektiğini düşünüyorsunuz. Bunu nereden çıkardığınızı sorabilir miyim acaba?
Başkalarının nasıl ya da ne gibi olmaları gerektiğine karar veren bir merci misiniz siz? Size soruyorum; biri size Dünyanın En Önde Gelen Otoritesi olduğunuzu falan mı beyan etti? Bunu Ben yapmadım! Öyleyse kendi kendine gelin güvey olan, görev biçen siz olmalısınız? Canım; neyin makbul, neyin trend olduğuna yönelik kanaatlerini sana kaç kişi sordu ve kaç kişi de sormadı acaba?
13 Ocak 2013 Pazar
31 Aralık 2012 Pazartesi
2013
Karanlık... Karanlık... Karanlık...
İçimdeki sonsuz karanlığa bir ampul yakmakla başladım işe.
Çok çok önceydi.
Çıt!
Yavaş yavaş keşfetmeye başladım bütün pislikleri, bütün tozları, bütün acıları, bütün eskileri, bütün çöpleri, saklanmış bütün yükleri...
Temizleyerek yürüdüm.
Kendime kızarak. Anlamaya çalışarak. Nefret ederek. Sevmeye çalışarak.
Yavaşça.
Sabırla.
Aynaya bakıp bir cadı gördüm. Bir cadı. Korkunç. Pis. Çirkin...
Yürüdüm yine de.
Sabırla.
İçimde çığlık çığlığa bağıran sesi duyarak. Ona saygı duyarak.
Bazen onu ikna etmeye çalıştım umutsuzca, susmayacağından korkarak bazen kavga ettim onunla. Cadısın dedim. Pis bir cadı. Kötüsün. İçimdeki güzelliği görene kadar ne kadar direndim, ne kadar, ne kadar.
Bazen bıraktım konuşsun, bir köşeye çekilip seyrettim ağzından köpükler saçarak konuşmasını.
Şaşırdım insanlara. Kızdım insanlara. Acıdım insanlara. Aşağıladım onları, kıskandım, kinlendim, sevdim, kucakladım, ağladım, yaltaklandım, bağırdım, güldüm, baktım, seyrettim, hayal kırıklığına uğradım, suçladım, affettim, affedemedim insanları.
Dolaştım, bazen kayboldum, bazen yolun başına geri dönmüş buldum kendimi, bazen bir baktım sonundayım. Sevindim kibirle herkesten önde olduğumu sandım...
Yavaş yavaş içimde ne varsa dışarıda da onun olduğunu görmeye başladım.
Bunun ne demek olduğunu anlamakla geçti yıllar.
İçeride ne varsa dışarıda o var. İçeride ne varsa dışarıda o var. İçeride ne varsa dışarıda o var.
Güzel. İyi.
... de... ne demek bu?
Birden yandı, birden. Yoğun bir karanlığın ardından ışıklar yandı.
Bir baktım. Onu gördüm.
Ben'i gördüm.
Şok.
Güzelliğine şaşırdım.
Cadı ne kadar güzeldi.
Hem cadıydı hem güzeldi.
Her şeydi. Her şey olabilirdi.
Her hali ile güzeldi.
Kendimi sonsuz aynalarla dolu bir salonda buldum.
Salon ne kadar dar ve ne kadar geniş.
Ve her şey ben.
Hiç bir şey olmadı, hayal kırıklığına uğradım vs. diyenlere sözüm bu.
Olanı dışarıda arama.
Olan ne varsa burada.
3 gün, 5 gün, 10 yıl karanlığın ardında.
Işık var. Mutlaka.
2013. İçinizdeki güzelliği dışa yansıtmakta cesur olduğunuz yıl olsun, tüm sevginiz dışa taşsın.
Sevgi ve ışıkla dostlar.
Ebru Altan.
İçimdeki sonsuz karanlığa bir ampul yakmakla başladım işe.
Çok çok önceydi.
Çıt!
Yavaş yavaş keşfetmeye başladım bütün pislikleri, bütün tozları, bütün acıları, bütün eskileri, bütün çöpleri, saklanmış bütün yükleri...
Temizleyerek yürüdüm.
Kendime kızarak. Anlamaya çalışarak. Nefret ederek. Sevmeye çalışarak.
Yavaşça.
Sabırla.
Aynaya bakıp bir cadı gördüm. Bir cadı. Korkunç. Pis. Çirkin...
Yürüdüm yine de.
Sabırla.
İçimde çığlık çığlığa bağıran sesi duyarak. Ona saygı duyarak.
Bazen onu ikna etmeye çalıştım umutsuzca, susmayacağından korkarak bazen kavga ettim onunla. Cadısın dedim. Pis bir cadı. Kötüsün. İçimdeki güzelliği görene kadar ne kadar direndim, ne kadar, ne kadar.
Bazen bıraktım konuşsun, bir köşeye çekilip seyrettim ağzından köpükler saçarak konuşmasını.
Şaşırdım insanlara. Kızdım insanlara. Acıdım insanlara. Aşağıladım onları, kıskandım, kinlendim, sevdim, kucakladım, ağladım, yaltaklandım, bağırdım, güldüm, baktım, seyrettim, hayal kırıklığına uğradım, suçladım, affettim, affedemedim insanları.
Dolaştım, bazen kayboldum, bazen yolun başına geri dönmüş buldum kendimi, bazen bir baktım sonundayım. Sevindim kibirle herkesten önde olduğumu sandım...
Yavaş yavaş içimde ne varsa dışarıda da onun olduğunu görmeye başladım.
Bunun ne demek olduğunu anlamakla geçti yıllar.
İçeride ne varsa dışarıda o var. İçeride ne varsa dışarıda o var. İçeride ne varsa dışarıda o var.
Güzel. İyi.
... de... ne demek bu?
Birden yandı, birden. Yoğun bir karanlığın ardından ışıklar yandı.
Bir baktım. Onu gördüm.
Ben'i gördüm.
Şok.
Güzelliğine şaşırdım.
Cadı ne kadar güzeldi.
Hem cadıydı hem güzeldi.
Her şeydi. Her şey olabilirdi.
Her hali ile güzeldi.
Kendimi sonsuz aynalarla dolu bir salonda buldum.
Salon ne kadar dar ve ne kadar geniş.
Ve her şey ben.
Hiç bir şey olmadı, hayal kırıklığına uğradım vs. diyenlere sözüm bu.
Olanı dışarıda arama.
Olan ne varsa burada.
3 gün, 5 gün, 10 yıl karanlığın ardında.
Işık var. Mutlaka.
2013. İçinizdeki güzelliği dışa yansıtmakta cesur olduğunuz yıl olsun, tüm sevginiz dışa taşsın.
Sevgi ve ışıkla dostlar.
Ebru Altan.
18 Aralık 2012 Salı
Homonovuslar...
21 Aralık’ta dünyanın değişik köşelerinde kıyameti bekleyen bir insan nüfusu var bu gezegende. Aynı zamanda bu tarihi, ruhsal dönüşümün hızlanmaya başladığı tarih olarak algılayanlar da var.
Ben 1970’li yıllardan itibaren başlayan bu dönemi Bilgi Çağından Bilinç Çağına geçiş döneminin başlangıç evresi olarak algılıyorum. Şu anda yaşamın her alanında iki uç realite yaşanıyor: Eski dünya ile yeni dünya aynı anda mevcut. Aradaki uçurumun gölgesi, gecenin şafaktan önceki en karanlık hali kadar koyu.
İnsan denilen tür, başlangıçtan itibaren adım adım evrimleşerek bugünkü şeklini aldı. Fiziksel evrimin yanı sıra bilinç de her yeni türle birlikte biraz daha arttı. Her yeni tür, bir önceki türün daha üst bilinç versiyonu oldu. Bir zamanlar daha eski atalarımız olan Neandertal ve daha yeni atalarımız olan Kro Magnonlar 30 bin yıllık geçiş süresinde bu gezegende birlikte var oldular. Daha sonra Neandertaller yok oldu. Kro Magnon ve Homo Sapiensler de bir süre aynı anda var oldular. Sonra Kro Magnonlar yok oldu. Biz Homo Sapiensler de insan türünün son hali değiliz. Evrimleşme devam ediyor.
Şu anda da gezegenimizde şeklen birbirine benzeyen ama bilinç seviyeleri farklı iki tür insan yaşıyor: Homo Sapiens ve Homo Novuslar. Ama bu kez birlikte varoluş süreci, otuz bin yıl olmayacak; çok, çok daha kısa sürecek. Teknolojik gelişimin yarattığı yoğun radyasyon, ruhsal gelişimin teknolojik gelişim hızıyla paralellik arz etmemesi, insanlar ve ülkeler arasındaki derin sosyoekonomik uçurum, dünyanın dört bir yanında bitmek bilmeyen savaşlar, doğal kaynakların hızlı tüketimi, sistemin çöküşü, depresyonun alarm boyutunda artması, hastalıkların ve özellikle bağışıklık sistemini çökertici hastalıkların artması, iklim değişiklikleri, hava, su ve toprağın kimyasallarla kirlenmesi… Değişim çok hızlandı ve hızı her geçen gün katlanarak artıyor. İnsanlık dünya tarihinde daha önce yaşanmamış bir boyutta krizin içinde ve çoğu insan, krizin boyutlarının farkında bile değil. Bu kriz sanıldığı gibi sadece ekonomik bir kriz değil. Bu kriz bir BİLİNÇ krizi.
Ben 1970’li yıllardan itibaren başlayan bu dönemi Bilgi Çağından Bilinç Çağına geçiş döneminin başlangıç evresi olarak algılıyorum. Şu anda yaşamın her alanında iki uç realite yaşanıyor: Eski dünya ile yeni dünya aynı anda mevcut. Aradaki uçurumun gölgesi, gecenin şafaktan önceki en karanlık hali kadar koyu.
İnsan denilen tür, başlangıçtan itibaren adım adım evrimleşerek bugünkü şeklini aldı. Fiziksel evrimin yanı sıra bilinç de her yeni türle birlikte biraz daha arttı. Her yeni tür, bir önceki türün daha üst bilinç versiyonu oldu. Bir zamanlar daha eski atalarımız olan Neandertal ve daha yeni atalarımız olan Kro Magnonlar 30 bin yıllık geçiş süresinde bu gezegende birlikte var oldular. Daha sonra Neandertaller yok oldu. Kro Magnon ve Homo Sapiensler de bir süre aynı anda var oldular. Sonra Kro Magnonlar yok oldu. Biz Homo Sapiensler de insan türünün son hali değiliz. Evrimleşme devam ediyor.
Şu anda da gezegenimizde şeklen birbirine benzeyen ama bilinç seviyeleri farklı iki tür insan yaşıyor: Homo Sapiens ve Homo Novuslar. Ama bu kez birlikte varoluş süreci, otuz bin yıl olmayacak; çok, çok daha kısa sürecek. Teknolojik gelişimin yarattığı yoğun radyasyon, ruhsal gelişimin teknolojik gelişim hızıyla paralellik arz etmemesi, insanlar ve ülkeler arasındaki derin sosyoekonomik uçurum, dünyanın dört bir yanında bitmek bilmeyen savaşlar, doğal kaynakların hızlı tüketimi, sistemin çöküşü, depresyonun alarm boyutunda artması, hastalıkların ve özellikle bağışıklık sistemini çökertici hastalıkların artması, iklim değişiklikleri, hava, su ve toprağın kimyasallarla kirlenmesi… Değişim çok hızlandı ve hızı her geçen gün katlanarak artıyor. İnsanlık dünya tarihinde daha önce yaşanmamış bir boyutta krizin içinde ve çoğu insan, krizin boyutlarının farkında bile değil. Bu kriz sanıldığı gibi sadece ekonomik bir kriz değil. Bu kriz bir BİLİNÇ krizi.
17 Aralık 2012 Pazartesi
Realite Kontrolü
21 Aralık yaklaştıkça, ya yaşam değişmezse diye korkularımız büyüyor çünkü 3.boyut zihnine göre bir gün bitiyor, bir gün başlıyor ve bu sıradanlık 21 Aralık'ın da öylece geçip gideceği düşüncelerini büyütüyor. Dahası birçok insan gayet haklı olarak, 21 Aralık'tan sonra da ödenecek faturalar olacak tarzında bir yaklaşımla hem kendilerini olası bir hayal kırıklığından koruyor hem de başka insanlar da hayal kırıklığına uğramasınlar şeklinde biraz dürüst biraz yalancı bir yaklaşımla kendi tutumlarını kendileri adına kuvvetlendirmek amacıyla kendilerine yandaş topluyor, böylece belli bir vicdani konfor alanında kalıyorlar. Diğer tarafta birçok insan da büyük bir hayal kırıklığını göze alarak vicdani sorumluluklarını koruyor. Tabii ki bir de sadece izleyenler var. Onlar da üçe ayrılıyor; ya konuya vakıf olmadıklarını düşünüyor ya geride bekliyor ya da Yükseliş'ten emin olunan farkındalığı 3. boyut zihinlerinde öyle bir demirleyebilmişler ki, bu demirleyişi yapamayan insanlara dışarıdan bir kanıt sunamayacaklarını gördüklerinden bilgiyi paylaşamıyorlar. Bu yaklaşımların hiçbirinin bir diğerinden daha değerli olmadığına dikkat çekme ihtiyacı duyuyorum. Birilerini yüceltiyor, birilerini yargılıyor ya da aşağılıyor değilim. Öyle olsa da bunu egom olarak kabul edebilirim. Bununla zaman kaybetmek istemiyorum. Her insan kendi deneyimleri ve hisleri doğrultusunda, kendi korkusuna ve hizmet bilincine kendi yoluyla tepki veriyor.
Her şeyden önce şunu söylemeliyim ki; Yükseliş olgusunu beklemek, sadece galaktiklerden, meleklerden ve üstatlardan alınan mesajlardan kaynaklanmıyor. Bu bekleyişin en önemli kısmı kişinin bireysel deneyimleri ve duru bilişi sayesinde vücut buluyor. Bizler deneyimleri illa ki 3. boyut zihni ile yaşamıyoruz, daha çok rüyalarımızda yaşıyoruz. Dolayısı ile bilinç altımız ve bilinç üstümüz (yüksek benliğimiz) yaşadığımız deneyimleri biliyor ve unutma sürecine girmiyor. Başka alemlerde yaşanılan bu deneyimler 3. boyut zihnimize tesir niteliğinde yansıyor. Bu durum tüm insanlar tarafından yaşanıyor.
Yükselişte ve sonrasında neler yaşanacağı/yaşanılabileceği birçok kanal vasıtası ile anlatıldı. Üzerinde düşünüldü, konuşuldu. Fakat kimse Yükseliş gerçekleşmezse neler olacağını ve bunun ne anlama geldiğini gerçek anlamda konuşmadı.
Her şeyden önce şunu söylemeliyim ki; Yükseliş olgusunu beklemek, sadece galaktiklerden, meleklerden ve üstatlardan alınan mesajlardan kaynaklanmıyor. Bu bekleyişin en önemli kısmı kişinin bireysel deneyimleri ve duru bilişi sayesinde vücut buluyor. Bizler deneyimleri illa ki 3. boyut zihni ile yaşamıyoruz, daha çok rüyalarımızda yaşıyoruz. Dolayısı ile bilinç altımız ve bilinç üstümüz (yüksek benliğimiz) yaşadığımız deneyimleri biliyor ve unutma sürecine girmiyor. Başka alemlerde yaşanılan bu deneyimler 3. boyut zihnimize tesir niteliğinde yansıyor. Bu durum tüm insanlar tarafından yaşanıyor.
Yükselişte ve sonrasında neler yaşanacağı/yaşanılabileceği birçok kanal vasıtası ile anlatıldı. Üzerinde düşünüldü, konuşuldu. Fakat kimse Yükseliş gerçekleşmezse neler olacağını ve bunun ne anlama geldiğini gerçek anlamda konuşmadı.
21 Aralık Hakkında...
Mehmet Ateş
Burada bir şeye açıklık getirmek istiyorum.
21 Aralık ta insanların bir şeyler beklediğini biliyoruz.
kimi bir kıyamet kimi de bir yükseliş bekliyor. ama her zaman ki gibi çoğunluk hiçbir şey beklemiyor ve çokğu ertesi günlerde kalkıp "bak bir şey olmadı." diyecek. bunu normal karşılamak gerek. içinde yükselme hissi olmayan ya da bu tür şeyleri absürd görüp kendi dar yolunda giden çok insan var. ne yapsanız da onlar bir şey görmez. onlar sadece BEN hissiyle bir illüzyonda silinip kendilerini kaybetmişler. burada onları yadırgamak gibi bir niyetim yok ve olmadı da. onlara bunu yaptıkları için aksine saygı duyuyorum. sonuçta bu dünyada herkes yükseliş için hazır olmayacak. nihayetince onlar genç ruhlardır ve daha alacakları yolları var. ama bu dünya onlara muazzam bir deneyim kazandıracak.
şimdi gelelim gerçekten değişecek olanlara ve değişmek isteyeceklere...
onlar kendisine hizmeti bırakıp başkasına hizmeti farkında olarak ya da olmayarak seçmişlerdir. kalplerinde bilgilerine bağlı olmayabilen bir iyilik hissi var. bunların çoğu bunu sezen tiptendir. bunlar elbette bu gezegenin yükselmesi için var.
gerçekten bir şeyler olmasını hele ki iyi yönde bir şeyler olmasını isteyenler denilenlere göre gerçekten de değişimi hissedecek. ben kendi şahsıma buna tamamıyla inanıyorum. "hani hiç birşey olmadı?" diyenler olacak. ama bunları bir kenara bırakırsak bence insanlık bundan gerçekten de etkilenecek. bir şeyler bekleyenler beklentilerinden fazlasını bulacak. herkes layık olduğu şey bulacaktır.
Burada bir şeye açıklık getirmek istiyorum.
21 Aralık ta insanların bir şeyler beklediğini biliyoruz.
kimi bir kıyamet kimi de bir yükseliş bekliyor. ama her zaman ki gibi çoğunluk hiçbir şey beklemiyor ve çokğu ertesi günlerde kalkıp "bak bir şey olmadı." diyecek. bunu normal karşılamak gerek. içinde yükselme hissi olmayan ya da bu tür şeyleri absürd görüp kendi dar yolunda giden çok insan var. ne yapsanız da onlar bir şey görmez. onlar sadece BEN hissiyle bir illüzyonda silinip kendilerini kaybetmişler. burada onları yadırgamak gibi bir niyetim yok ve olmadı da. onlara bunu yaptıkları için aksine saygı duyuyorum. sonuçta bu dünyada herkes yükseliş için hazır olmayacak. nihayetince onlar genç ruhlardır ve daha alacakları yolları var. ama bu dünya onlara muazzam bir deneyim kazandıracak.
şimdi gelelim gerçekten değişecek olanlara ve değişmek isteyeceklere...
onlar kendisine hizmeti bırakıp başkasına hizmeti farkında olarak ya da olmayarak seçmişlerdir. kalplerinde bilgilerine bağlı olmayabilen bir iyilik hissi var. bunların çoğu bunu sezen tiptendir. bunlar elbette bu gezegenin yükselmesi için var.
gerçekten bir şeyler olmasını hele ki iyi yönde bir şeyler olmasını isteyenler denilenlere göre gerçekten de değişimi hissedecek. ben kendi şahsıma buna tamamıyla inanıyorum. "hani hiç birşey olmadı?" diyenler olacak. ama bunları bir kenara bırakırsak bence insanlık bundan gerçekten de etkilenecek. bir şeyler bekleyenler beklentilerinden fazlasını bulacak. herkes layık olduğu şey bulacaktır.
16 Aralık 2012 Pazar
Küresel Meditasyon
James Tyberonn

Dünya dualitede kalacak, ama Yükseliş ve 12 boyuta genişleme ile şimdi Yeni Dünyayı yaratmak için daha büyük yeteneğimiz ve sorumluluğumuz var.
Tüm ruhların bir araya gelmesinin ve Barış, Uyum ve Sevgi yaratmak için Yükselişin güçlü enerjisini kullanmasının zamanı.
Rolümüz!
Bundan sonra ne var? Barışın Spiritüel Savaşçıları olarak Birlikte - Yaratma... Yanıt Yeni Dünyayı yaratmaktır. Dikkatli bir yaratıcı olmak. Teta titreşimine yükselmek ve Sevgi, barış ve uyumda birliğe odaklanmak.
Kristalin teta titreşiminde birleşmiş düşünce dünyayı değiştirebilir ve bu, yoldaki herkesin rolüdür. Bu sonraki adımdır.
Meditasyon yapanları, meditasyonlar organize edenleri çağırıyoruz. Gidişatı değiştirmek, gezegenin enerjisini etkilemek için teta halindeki 7000 insanın yeterli olduğu söyleniyor... Barış, Sevgi & Uyumun Spiritüel Savaşçısı olmak. Enerjilenmiş işbirliği ile.
Solar rüzgarlar Yeni Dünyanın mekanizmasıdır. Milyarlarca ton yüklü plazma dünyayı 1987'deki Armonik Kavuşumdan bu yana yıkamakta. Ve bu 2013'teki Solar Maksimumda artacak.
Bu plazma epifiz bezini açmaya yardımcı olan iyonik oranda değişim yaratır. Epifiz bezi yaratımın kapısıdır. 12 boyuta kristalin genişleme epifiz bezi vasıtasıyla teta alanına erişime yardımcı olan daha büyük kristalin enerjiyi sağlar.
Dünya dualitede kalacak, ama Yükseliş ve 12 boyuta genişleme ile şimdi Yeni Dünyayı yaratmak için daha büyük yeteneğimiz ve sorumluluğumuz var.
Tüm ruhların bir araya gelmesinin ve Barış, Uyum ve Sevgi yaratmak için Yükselişin güçlü enerjisini kullanmasının zamanı.
Rolümüz!
Bundan sonra ne var? Barışın Spiritüel Savaşçıları olarak Birlikte - Yaratma... Yanıt Yeni Dünyayı yaratmaktır. Dikkatli bir yaratıcı olmak. Teta titreşimine yükselmek ve Sevgi, barış ve uyumda birliğe odaklanmak.
Kristalin teta titreşiminde birleşmiş düşünce dünyayı değiştirebilir ve bu, yoldaki herkesin rolüdür. Bu sonraki adımdır.
Meditasyon yapanları, meditasyonlar organize edenleri çağırıyoruz. Gidişatı değiştirmek, gezegenin enerjisini etkilemek için teta halindeki 7000 insanın yeterli olduğu söyleniyor... Barış, Sevgi & Uyumun Spiritüel Savaşçısı olmak. Enerjilenmiş işbirliği ile.
Solar rüzgarlar Yeni Dünyanın mekanizmasıdır. Milyarlarca ton yüklü plazma dünyayı 1987'deki Armonik Kavuşumdan bu yana yıkamakta. Ve bu 2013'teki Solar Maksimumda artacak.
Bu plazma epifiz bezini açmaya yardımcı olan iyonik oranda değişim yaratır. Epifiz bezi yaratımın kapısıdır. 12 boyuta kristalin genişleme epifiz bezi vasıtasıyla teta alanına erişime yardımcı olan daha büyük kristalin enerjiyi sağlar.
8 Aralık 2012 Cumartesi
30 Kasım 2012 Cuma
12.12.12
Yoğun bir ay oldu ve bu ay hepimizin 12/12/12 enerjilerini almak için enerjisel olarak hazırlandığımızı hissediyorum.
Pleiadesliler bu zamanda gelen güçlü Aydınlanma Dalgalarını bilinçli olarak alabilmenize yardımcı olması için bana bazı çok spesifik bilgiler verdi.
Mesajım olağan olandan daha uzun ve her birinizle paylaşmak çok önemli hissettiriyor. İlgili olduğunu hissettiğim gelen bazı soruları da ekledim.
Pleiadesliler 12/12/12′de gezegene gelen Aydınlanma Dalgaları serisi olacağını söylüyor. Bu dünya planına gelmeden önce yaptığınız ön anlaşmalar ile yeni ittifaklara açık olmanızı istiyorlar. Gezegene 12/12/12′de gelecek olan Aydınlanma Dalgalarının enerjilerini tam olarak alabilmeniz için, açık olmanız ve kendiniz için yeni enerjisel ittifaklar yaratmanız gerekiyor.
12 Aralık’ta gece 00:01′den sabah saat 06:00 ya kadar dalgaların en kuvvetli olacağının farkında olun. Dalgalar öğlen 12:00 den 15:00′e kadar tekrar genişlemeye başlayacak.
12/12/12′den itibaren ve hayatınızda daha sonrasında, enerjisel destek için bir seri ön anlaşmalar yaptınız. Bunu hatırlayıp hatırlamamanız ilgisizdir. Şimdi bu ön anlaşmaları aktive etmek size bağlıdır. Aktivasyon sizden gelmelidir, diğer taraftan değil.
29 Kasım 2012 Perşembe
Neden onlar başarılı ve ben değilim?
(Bence, bu blogda da zaman zaman tartıştığımız konulara iyi bir cevap olmuş!)
Jennifer Hoffmann
Sevgili Jennifer: İnternette gördüğüm insanlar hakkında yargılayıcıyım ve onları kıskanıyorum. Oprah onları destekliyor, kitapları yayınlanıyor, çok paraları var ve her şey onlar için güzel gidiyor. Spritüel olduklarını iddia eden bir çok fanları var ama ben onları hiç de spritüel bulmuyorum. Bu spritüel yolu ben seçtim (ya da o beni seçti), ben de çok çalışıyorum fakat hala mücadele halindeyim. Niçin benden daha iyi bir hayat deneyimliyorlar ve nasıl oluyor da spritüel olmayan insanlar bu zamanda bu kadar güzel bir hayat yaşıyorlar? Kendi şifa çalışmasını gerçekleştirememiş insanların geçişe doğru şimdi veya yakın gelecekte zor deneyimler geçireceğini düşünüyordum.
Jennifer’ın Cevabı: Sorunuz üç konuya hitap ediyor, spritüel davranış neye benzer, spritüaliteyi parayla ya da finansal kazançla nasıl birleştirebiliriz, neden bazıları mücadele ediyor ve diğerleri etmiyor. Farkında olmayabilirsin ama sınırlı kaynak olduğu ve bazılarında varsa sende yoktur inancından gelen yargıların sana olan bolluk akışını engelleyebilir. Ayrıca başkalarını spritüalitenin ne olup ne olmadığına dair düşüncelerinle yargılıyorsun ve bu senin vereceğin bir karar değil. Ve sen gerçekten paranın ve spritüalitenin birbirini dışlayan seçimler olduğunu düşünüyorsun, işte bu yüzden de paran yok. Fakat çözüm var, istediğin bolluğu, neşeyi ve başarıyı yaratmak için başkalarının neler yaptığını yargılamayı bırakmak zorundasın.
Jennifer Hoffmann
Sevgili Jennifer: İnternette gördüğüm insanlar hakkında yargılayıcıyım ve onları kıskanıyorum. Oprah onları destekliyor, kitapları yayınlanıyor, çok paraları var ve her şey onlar için güzel gidiyor. Spritüel olduklarını iddia eden bir çok fanları var ama ben onları hiç de spritüel bulmuyorum. Bu spritüel yolu ben seçtim (ya da o beni seçti), ben de çok çalışıyorum fakat hala mücadele halindeyim. Niçin benden daha iyi bir hayat deneyimliyorlar ve nasıl oluyor da spritüel olmayan insanlar bu zamanda bu kadar güzel bir hayat yaşıyorlar? Kendi şifa çalışmasını gerçekleştirememiş insanların geçişe doğru şimdi veya yakın gelecekte zor deneyimler geçireceğini düşünüyordum.
Jennifer’ın Cevabı: Sorunuz üç konuya hitap ediyor, spritüel davranış neye benzer, spritüaliteyi parayla ya da finansal kazançla nasıl birleştirebiliriz, neden bazıları mücadele ediyor ve diğerleri etmiyor. Farkında olmayabilirsin ama sınırlı kaynak olduğu ve bazılarında varsa sende yoktur inancından gelen yargıların sana olan bolluk akışını engelleyebilir. Ayrıca başkalarını spritüalitenin ne olup ne olmadığına dair düşüncelerinle yargılıyorsun ve bu senin vereceğin bir karar değil. Ve sen gerçekten paranın ve spritüalitenin birbirini dışlayan seçimler olduğunu düşünüyorsun, işte bu yüzden de paran yok. Fakat çözüm var, istediğin bolluğu, neşeyi ve başarıyı yaratmak için başkalarının neler yaptığını yargılamayı bırakmak zorundasın.
11 Kasım 2012 Pazar
Ne "olmadığını" bilme...
Soran: 'O'na nasıl ulaşırım?
Maharaj: 'O'na ulaşman gerekmez, çünkü sen zaten 'O'sun. Eğer bir şans tanırsan, buna şahit olacaksın. Gerçek olmayan şeylere olan bağımlılığından vazgeç, o zaman gerçek olan süratle ve pürüzsüzce kendi yerini alacaktır. Kendini şu ya da bu olarak, şunu ya da bunu yapan olarak düşünmekten vazgeç. O zaman senin her şeyin kaynağı ve kalbi (özü) olduğun idrakiyle aydınlanacaksın.
Benim gördüğümü şimdi ve burada sen de görebilirdin, eğer dikkatini yanlış odaklamamış olsaydın. Kendine dikkatle bakmıyorsun. Zihnin her zaman nesnelerle, insanlarla, fikirlerle meşgul ama asla kendi gerçek varlığınla meşgul değil. Dikkatini kendi üzerinde topla. Kendi varlığının, varoluşunun farkına var. Dikkatle gözlemle. Dikkatsizliğin yüzünden kendi çevrende inşa etmiş olduğun hapishaneyi incele. Ne olmadığını bilme yoluyla gerçek kimliğini tanırsın. Aslına geri dönüş yolu, ne olmadığını bilmekle başlar.
Maharaj: 'O'na ulaşman gerekmez, çünkü sen zaten 'O'sun. Eğer bir şans tanırsan, buna şahit olacaksın. Gerçek olmayan şeylere olan bağımlılığından vazgeç, o zaman gerçek olan süratle ve pürüzsüzce kendi yerini alacaktır. Kendini şu ya da bu olarak, şunu ya da bunu yapan olarak düşünmekten vazgeç. O zaman senin her şeyin kaynağı ve kalbi (özü) olduğun idrakiyle aydınlanacaksın.
Benim gördüğümü şimdi ve burada sen de görebilirdin, eğer dikkatini yanlış odaklamamış olsaydın. Kendine dikkatle bakmıyorsun. Zihnin her zaman nesnelerle, insanlarla, fikirlerle meşgul ama asla kendi gerçek varlığınla meşgul değil. Dikkatini kendi üzerinde topla. Kendi varlığının, varoluşunun farkına var. Dikkatle gözlemle. Dikkatsizliğin yüzünden kendi çevrende inşa etmiş olduğun hapishaneyi incele. Ne olmadığını bilme yoluyla gerçek kimliğini tanırsın. Aslına geri dönüş yolu, ne olmadığını bilmekle başlar.
8 Kasım 2012 Perşembe
6 Kasım 2012 Salı
Kontratları Temizlemek
(Aşağıdaki çalışmayı yaptım ve inanılmaz etkilendim, bence mutlaka yapın! Sevgiyle...)
Tüm Hakları Saklıdır & Telif Hakkı Michelle Manders
Johannesburg, Güney Afrika, 13 Haziran 2006
Bu yazı, berraklık, şifa ve huzur arayan insanları desteklemek için sahibi Michelle Manders ve The Palace of Peace tarafından ücretsiz olarak yayınlanmaktadır. Bu nedenle, Bütünlük Yasasının onurlandırılmasını takdirle karşılıyoruz ve hiç bir insanın, grubun, organizasyonun veya herhangi türde oluşumun herhangi bir durumda bu dökümanın herhangi bir kısmını değiştirmemesini ve kişisel maddi kazanç için kısmen veya tamamıyla yayınlamamasını istiyoruz. Websitemizdeki indirilebilir tam yazının linkini alıntı yapabilirsiniz. www.palaceofpeace.net
Lütfen bu bilgiyi okumanın üzerinizde bir etkisi olacağını not edin, çünkü bilgi zamansızdır. Enerjisel olarak Mesajı Veren Varlığa bağlanırsınız ve benzer bir işlem sizde de gerçekleşir, bu güçlüdür. Canlı kanallığın verildiği zaman çizgileri ile ilgili çok fazla kaygılanmayın. İlahi Planınıza, Zamanlamanıza & Amacınıza uygun olarak benzer bir işlemden geçersiniz.
Ben Kuthumi’yim ve bu zamanda sizi selamlamak için ve size özgürlük, huzur, inayet ve kahkaha kutsamalarını getirmek için Sevgi ve Bilgelik Işınlarında geliyorum. Selamlar Sevgililer.
Ve kalplerimizde büyük sevinç ve keyifle bugün sizlerle buluşabiliyoruz, her birinizi Yaradan’nın ellerinde güvenle ve Mesih’in kalbinde sağlamca tutuyoruz. Anne/Baba Tanrı’nın Varlığına ve Kutsallığına hoşgeldiniz, ruhunuzun geleceğe yolculuğuna artık hizmet etmeyen kontratlar ile ilgili karma damgalarını salıvermek için biz enerjinizi açarken, sizleri Anne/Baba Tanrı’nın İlahi Özünün çekirdeğinde tutuyoruz. Bugünün işlemi eşsizdir, çünkü ben, Kuthumi bedeninizin hücresel yapısının eterik ağındaki, bugün temizlemeyi seçtiğiniz kontrat veya kontratlara dahil olan olaylar ve insanlar ile ilişkili olumsuz damgaları çözecek olan ileri ve hızlandırılmış bir kontrat temizleme işlemini gerçekleştirmekte sizlere yardımcı olacağım.
1994 yılında Anne/Baba Tanrı insanlığın tüm negatif karmasını bağışladı. Bu, tüm karmik kontratların sona erdiği, çözündüğü, sıfırlandığı anlamına geliyor. Tek problem, insanlığın çoğunluğunun henüz pozitif titreşimin kritik kitle bilincini elde etmemiş olmasıydı. Bu nedenle, bu ilahi ve kutsanmış armağanı almak için, insanlığın bilinç uyanışını sağlamak için yetersiz enerji vardı. Görüyorsunuz, insanlık hala negatif doğada var olan karmaya inanıyordu, bu Anne/Baba Tanrı tarafından sıfırlanan kontratların çoğunun yeniden aktive edilmesiyle sonuçlanıyor. Şimdi, bu zamanda, sizleri 1994′e geri götürüyoruz; sizi o zamanlar Anne/Baba Tanrı tarafından yayılan enerjinin huzurunda tutuyoruz. Bu güçlü titreşimi bir kez daha bedeninize soluyacaksınız, ama bu kez kontratlarınızın temizlendiği gerçeğinin bilinçli farkındalığı ile donanımlısınız. Bu işleme başlayalım, bunun geri kalanını size anlatacağım.
4 Kasım 2012 Pazar
Hathor Dünya Meditasyonu
Dünyada fiziksel olarak nerede bulunduğunuz önemli değil. Bundan başka, Seattle’daki resmi meditasyon 3:00 PM de başlayıp 4:00 PM de biterken, Aethos tarafından üretilen enerjiler yirmi dört saat devam edecek. Başka deyişle, Aethos 10 ncu boyuttan enerjilerini Dünya Meditasyonuna katılmayı seçmiş olan bireylere 4 Kasım 2012 saat 3:00 pm den 5 Kasım 2012 saat 4:00 pm’e kadar yaymaya devam edecek. [Türkiye saati ile, Başlangıç: 5 Kasım pazartesi saat 01:00 am Bitiş: 6 Kasım 01:00 am. Salı].
http://www.kosulsuz-sevgi.com/yeni-eklenen-mesajlar/hathorlar-aethos-ve-bilincin-ikili-olmayan-halleri/
3 Kasım 2012 Cumartesi
Değişim Dönüşüm Günlükleri 6
Mevlana'nın belgeselini izlerken, içimden yaşadığım bir olayı yazmak geldi. Neredeyse bu deneyimi unutmuştum. Teşekkürler Mevlana.
Acı içindeydim. Bildiğim bir sebebi yoktu. Üstüne üstlük bir de annemle tartışmıştım. Odama geçip kapıyı kapadım ve yüksek sesle ''Her şeyden nefret ediyorum. Herkesten nefret ediyorum. Sadece var olduğu için her şeyden ve herkesten nefret ediyorum'' dedim. Çaresiz bir acı ve yalnızlık hissediyordum. Sadece nefret...
Oturduğum yerde gözlerimi kapadım ve beyaz bir meleğin kanatlarını ağır ağır çırparak uzaktan geldiğini hayal ettim ve başka hiçbir şey düşünmeden yattım.
Sırt üstü yatarken, Güneşten çok ama çok daha parlak olmasına rağmen gözleri almayan bir ışık tam üstüme geldi. Gözlerimi açmamam gerektiğini biliyordum. Bu bana uyurken söylenmişti. Işık hızla titreşiyordu. Işığın bir sesi vardı. Sanki her yönden çok kuvvetli bir şekilde esen ve çarpışan büyük rüzgarların bileşik bir seremonisi gibiydi. Tamamen uyanmıştım ama söz verdiğim gibi, gözlerimi açmadım. Elini göğsüme koydu.(Üçüncü boyutsal bir algıyla bunu ancak -EL- olarak tanımlayabildim.) Acıyı göğsümden vakumlarken ( tek seferde değil defalarca vakumlarken), aynı anda kalp çakrama enerji de dolduruyordu. Kalp çakramın alabileceği kadar doldurmadı, alabileceğimin yarısı kadar hatta daha az doldurduğu fikrine kapılmıştım. Amacı tamamen doldurmak değildi. Nerede duracağını çok iyi biliyordu. Vakumlayışının her safhasında acıyı biraz daha söktü ve biraz daha mutluluk ve huzur hissettim. Tamamen doldurması yaşam planımla uyumlu değildi. Deneyimin mutluluğu belli bir zaman sonra geçeceğinden, eğer tamamen doldursaydı, o hali çok özler ve 3. boyutta yaşayamazdım. Vakumlamalar tekrarlanırken mutluluğun etkisiyle gülümsedim. Olan biten her şeyin farkındaydım. Üstelik 3. boyut zihninde uyanıktım. Enerji aktarımını bitirdikten sonra gitti. Mutluydum, huzurluydum, gülümseyerek, yüksek sesle teşekkür ettim.
Acı içindeydim. Bildiğim bir sebebi yoktu. Üstüne üstlük bir de annemle tartışmıştım. Odama geçip kapıyı kapadım ve yüksek sesle ''Her şeyden nefret ediyorum. Herkesten nefret ediyorum. Sadece var olduğu için her şeyden ve herkesten nefret ediyorum'' dedim. Çaresiz bir acı ve yalnızlık hissediyordum. Sadece nefret...
Oturduğum yerde gözlerimi kapadım ve beyaz bir meleğin kanatlarını ağır ağır çırparak uzaktan geldiğini hayal ettim ve başka hiçbir şey düşünmeden yattım.
Sırt üstü yatarken, Güneşten çok ama çok daha parlak olmasına rağmen gözleri almayan bir ışık tam üstüme geldi. Gözlerimi açmamam gerektiğini biliyordum. Bu bana uyurken söylenmişti. Işık hızla titreşiyordu. Işığın bir sesi vardı. Sanki her yönden çok kuvvetli bir şekilde esen ve çarpışan büyük rüzgarların bileşik bir seremonisi gibiydi. Tamamen uyanmıştım ama söz verdiğim gibi, gözlerimi açmadım. Elini göğsüme koydu.(Üçüncü boyutsal bir algıyla bunu ancak -EL- olarak tanımlayabildim.) Acıyı göğsümden vakumlarken ( tek seferde değil defalarca vakumlarken), aynı anda kalp çakrama enerji de dolduruyordu. Kalp çakramın alabileceği kadar doldurmadı, alabileceğimin yarısı kadar hatta daha az doldurduğu fikrine kapılmıştım. Amacı tamamen doldurmak değildi. Nerede duracağını çok iyi biliyordu. Vakumlayışının her safhasında acıyı biraz daha söktü ve biraz daha mutluluk ve huzur hissettim. Tamamen doldurması yaşam planımla uyumlu değildi. Deneyimin mutluluğu belli bir zaman sonra geçeceğinden, eğer tamamen doldursaydı, o hali çok özler ve 3. boyutta yaşayamazdım. Vakumlamalar tekrarlanırken mutluluğun etkisiyle gülümsedim. Olan biten her şeyin farkındaydım. Üstelik 3. boyut zihninde uyanıktım. Enerji aktarımını bitirdikten sonra gitti. Mutluydum, huzurluydum, gülümseyerek, yüksek sesle teşekkür ettim.
1 Kasım 2012 Perşembe
Sıfırdan Başlamak, Bana Işığını Göster - Günlük Dua
Mary Magdalene
Michelle Manders kanalıyla; Ocak ve Şubat 2012
Tüm Hakları Saklıdır & Copyright Michelle Manders
Bu yazı, berraklık, şifa ve huzur arayan insanları desteklemek için sahibi Michelle Manders ve The Palace of Peace tarafından ücretsiz olarak yayınlanmaktadır. Bu nedenle, Bütünlük Yasasının onurlandırılmasını takdirle karşılıyoruz ve hiç bir insanın, grubun, organizasyonun veya herhangi türde oluşumun herhangi bir durumda bu dökümanın herhangi bir kısmını değiştirmemesini ve kişisel maddi kazanç için kısmen veya tamamıyla yayınlamamasını istiyoruz. Websitemizdeki indirilebilir tam yazının linkini alıntı yapabilirsiniz.
www.palaceofpeace.net
Lütfen bu bilgiyi okumanın üzerinizde bir etkisi olacağını not edin, çünkü bilgi zamansızdır. Enerjisel olarak Mesajı Veren Varlığa bağlanırsınız ve benzer bir işlem sizde de gerçekleşir, bu güçlüdür. Canlı kanallığın verildiği zaman çizgileri ile ilgili çok fazla kaygılanmayın. İlahi Planınıza, Zamanlamanıza & Amacınıza uygun olarak benzer bir işlemden geçersiniz.
Günaydın Anne/Baba Tanrı, Üstatlar ve Melekler. Ay Ana, Güneş Baba ve benimle ve benim vasıtamla çalışan gezegenler.
Bilincimi Anne/Baba Tanrı ile ve Yeni Dünyamınızın Yüksek Bilincinin Yeni Izgarası ile uyumluyorum.
Bilgeliğin, sevginin, gerçeğin, bilginin ve inayetin En Yüksek Düzenleri tarafından korunmak, rehberlik almak, ilham alman ve motive edilmek istiyorum.
Bilincimin yaratıcı gücün, koşulsuz sevginin ve bana ışığı gösteren, aynı zamanda hakikat ve sevgi olan genişlemiş farkındalığın Yüksek Kaynakları ile mükemmel şekilde uyumlanmış kalmasına niyet ediyorum. Ayrıca sevgi tanımımın farkında olmaya ve her seviyede ve her şekilde tüm ilişkilerde ışığı yansıtan ışığın güçlü yaşam kalitesini deneyimleyebilmeye ve ifade edebilmeye niyet ediyorum.
Kendinizi Yüksek Benliğiniz Vasıtasıyla İyileştirmek
YÜKSELMİŞ ÜSTAT KUTHUMI
Kendinizi Yüksek Benliğiniz Vasıtasıyla İyileştirmek
MICHELLE MANDERS© KANALIYLA
Tüm Hakları Saklıdır & Copyright Michelle Manders
Johannesburg, Güney Afrika, 04 Mart 2003
www.palaceofpeace.net
Lütfen bu bilgiyi okumanın üzerinizde bir etkisi olacağını not edin, çünkü bilgi zamansızdır. Enerjisel olarak Mesajı Veren Varlığa bağlanırsınız ve benzer bir işlem sizde de gerçekleşir, bu güçlüdür. Canlı kanallığın verildiği zaman çizgileri ile ilgili çok fazla kaygılanmayın. İlahi Planınıza, Zamanlamanıza & Amacınıza uygun olarak benzer bir işlemden geçersiniz.
Bu yazı, berraklık, şifa ve huzur arayan insanları desteklemek için sahibi Michelle Manders ve The Palace of Peace tarafından ücretsiz olarak yayınlanmaktadır. Bu nedenle, Bütünlük Yasasının onurlandırılmasını takdirle karşılıyoruz ve hiç bir insanın, grubun, organizasyonun veya herhangi türde oluşumun herhangi bir durumda bu dökümanın herhangi bir kısmını değiştirmemesini ve kişisel maddi kazanç için kısmen veya tamamıyla yayınlamamasını istiyoruz. Web sitemizdeki indirilebilir tam yazının linkini alıntı yapabilirsiniz.
Ben Kuthumi, bu zamanda sizi selamlamak için ve size sevginin sonsuz kutsamalarını getirmek için Sevgi ve Bilgelik Işınlarında geliyorum. Selamlar Sevgililer.
Enerjinizin etrafınızdaki varlıklara hassas olmasına izin verin ve kalbinizin sizlerle bugün paylaşılan şifaya ve mesajlara açık olmasına izin verin.
Bugün selamlar sizinle olsun. Bugün burada büyük sevinç ile toplanıyoruz. Bu zamanda sizlerde hareket eden enerjinin taç merkezine odaklanmasına izin verin, çünkü bu sizi Evrensel Beyaz Işığa bağlayan çakradır, enerjinin sizden akmasına izin verin, enerji aktive ediyor, temizliyor, sizi yeni vizyon ile yüklüyor, sizi bir kez daha kök çakranız vasıtasıyla Dünya Anaya bağlıyor ve topraklıyor. Evrensel Beyaz Işığın baş bölgenizdeki tüm belirsizlikleri ve gerilimi temizlemesine izin verin. Başınızda olabilecek ağrıların yok olduğunu hissedin. Çenenizin gevşemesine izin verin. Burun bölgenizdeki tıkanıklığın temizlenmesine izin verin ve içsel vizyonunuzun temizlenmesine izin verin.
Arkanızda Ruhsal Rehberiniz de denilen Üstadınız duruyor. Bazılarınız baş bölgenizde karıncalanma veya kulaklarınızda çınlama hissedebilirsiniz ya da sadece huzurlu ve rahat hissedebilirsiniz. Sizinle birlikte olan bu varlığın farkında olun ve bu varlığı tanıma hislerinizin sizi yönlendirmesine izin verin. Siz eşsizsiniz ve bireyselsiniz, bu nedenle bu Varlığı duyumsama deneyiminiz eşsiz ve farklıdır.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)