Patricia Cota-Robles
Ocak 2014
2014 Yaşam ekranına bir Işık patlamasında doğuruldu. Bu Işık, Baba – Anne Tanrımızın İlahi Matriksinden gelen İlahi Sevginin yüksek frekansları ile aşılandı, İnsanlık şimdiye kadar bu yüksek frekanslara dayanamazdı. İnsanlığın Dünyasal bedenlerinin şimdi bu çok yüksek, çok saflaşmış ve sonsuz şekilde daha güçlü Işığa dayanabilmesinin nedeni, 2013′te Cennetin ve Dünyanın birleşik çabalarıyla gerçekleştirilmiş olan sayısız Işık aktivitelerinin Tanrısal Zafer Kazanmış başarısıdır.
2013 Yeni Dünya’nın ilk yılıydı. Zamanın çoğunda İnsanlık her iki dünyada ayaklarımız ile yürüyordu. Yeni Dünya’da mükemmelliğin 5 nci Boyut kalıplarından inanılmaz kutsamalar almaktaydık, ama aynı zamanda eski Dünya’dan iyileştirilmek ve Işığa dönüştürülmek için yüzeye çıkmakta olan insan yanlış yaratımlarımızın tamamlanmamış kalıntılarını deneyimliyorduk.
Bu fenomenin sonucu olarak, 2013′te dikkatimizin odağını nerede tuttuğumuza bağlı olarak, sık sık her iki dünyanın tam spektrumunu deneyimledik. Düşüncelerimiz ve hislerimiz TÜM Yaşamın Birliğini gerçekten kavramanın coşkusu ve minnettarlığından, korku ve tam hüsran hislerini kışkırtan ayrılık ve dualitenin kalp kırıcı en uç noktalarına kadar her şeyi yansıttı. Duyguların bu kafa karıştırıcı iniş çıkışlarına rağmen, 2013′te İnsanlık büyük bir hızla Işıkta ilerledi.
Kendimle konuşuyorum. Kendimle mi konuşuyorum, onunla mı konuşuyorum? O Kim? Ben miyim? Ben olan beni gözlemleyen bu öteki ben kim? Gerçek ben kimim? Bu dünyada işim ne? Bütün bu yaşamın anlamı ne? Nereden geldim, nereye gidiyorum? Kendim olarak mı yaşıyorum yoksa bana ezberletilmiş, programlandığım bir hayatı mı yaşıyorum? Kendimi tanımak için uzun bir yoldayım.
24 Ocak 2014 Cuma
Ruhunuzun gerçek tatil ihtiyaçlarını gidermek...
Bir tatile hasret mi kaldınız? Birçok insan, uzaklara gitmeye özlem duyacakları bazı aşamalardan geçecek. Bazen ruhunuz enerjilerinizi dünyanın farklı bir yerine götürmek istediği zaman, seyahat etme isteği çok güçlü olur. Belli bir yerin enerjisini deneyimlemek için oraya çağırılabilirsiniz. Bu, taşınacağınız bir yer de olabilir. Bedeniniz o bölgenin enerjisinin bir kısmını almak isteyebilir. Ya da enerjik destek veya enerjik koordinat olarak o bölgeye hizmette bulunmak için çağrılmış olabilirsiniz.
Çoğunlukla, bir tatile hasret kaldıysanız, daha çok akış, daha çok neşe, daha çok rahatlık, daha çok "kendinize ait" zaman aramakta olduğunuz içindir. Tatiller bunların tümünü sunar ve inanılmaz derecede gençleştirici ve canlandırıcıdır, çünkü onlar neşenizi ön plana aldığınız ve an'ı yaşadığınız çok az zaman diliminden biridir. Ruhunuzun bir tatile hasret kaldığını düşünebilirsiniz, ancak gerçekte, çoğunlukla seyahatle gelen özgürlüğe, kendinizi sevmeye, akışa ve Şimdiki An'ın zevkine hasret kalırsınız.
Eğer bu öz niteliklerini yılda sadece bir kez deneyimliyorsanız yaşamınızın nasıl dengeden çıktığını görüyor musunuz? Günlük yaşamınıza da aynı beklentilerle başlamanızı şiddetle tavsiye ediyoruz. Tamamen hazır olarak kendinize bakmaktan, rahatlamaktan ve istediğiniz zaman eğlenceli aktiviteleri seçmekten zevk alabilirsiniz! Ruhunuzu yatıştıran bu mükemmel seçimleri günlük deneyiminizin bir parçası yapmanızı ve her bir güne, tatilde gösterdiğiniz aynı coşku, heyecan ve mucizelerle başlamanızı ısrarla tavsiye ediyoruz. ~
Başmelek Gabriel
http://trinityesoterics.com/2014/01/23/daily-message-thursday-january-23-2014/
Çeviri:A.Ertan Güney
Çoğunlukla, bir tatile hasret kaldıysanız, daha çok akış, daha çok neşe, daha çok rahatlık, daha çok "kendinize ait" zaman aramakta olduğunuz içindir. Tatiller bunların tümünü sunar ve inanılmaz derecede gençleştirici ve canlandırıcıdır, çünkü onlar neşenizi ön plana aldığınız ve an'ı yaşadığınız çok az zaman diliminden biridir. Ruhunuzun bir tatile hasret kaldığını düşünebilirsiniz, ancak gerçekte, çoğunlukla seyahatle gelen özgürlüğe, kendinizi sevmeye, akışa ve Şimdiki An'ın zevkine hasret kalırsınız.
Eğer bu öz niteliklerini yılda sadece bir kez deneyimliyorsanız yaşamınızın nasıl dengeden çıktığını görüyor musunuz? Günlük yaşamınıza da aynı beklentilerle başlamanızı şiddetle tavsiye ediyoruz. Tamamen hazır olarak kendinize bakmaktan, rahatlamaktan ve istediğiniz zaman eğlenceli aktiviteleri seçmekten zevk alabilirsiniz! Ruhunuzu yatıştıran bu mükemmel seçimleri günlük deneyiminizin bir parçası yapmanızı ve her bir güne, tatilde gösterdiğiniz aynı coşku, heyecan ve mucizelerle başlamanızı ısrarla tavsiye ediyoruz. ~
Başmelek Gabriel
http://trinityesoterics.com/2014/01/23/daily-message-thursday-january-23-2014/
Çeviri:A.Ertan Güney
23 Ocak 2014 Perşembe
Köprü... Yeni Realiteye Geçmek...
20 Ocak 2014 : Topraklanmanın Önemi
Celia Fenn
2014 yılına yoğun ve kaotik bir başlangıç oldu! Yengeç/Oğlak’taki son Dolunay ve güçlü Güneş Patlamaları herkesin enerjilerin gücünü hissetmekte olduğu anlamına geldi. Buna ilave olarak Başmelek Mikail’in sözünü ettiği Doğanın yeni enerjilerinin gelmekte olan “online”ı var, insanlık ve çevre arasında yeni bir ilişkiyi biçimlendiren güçlü elemental yerküre enerjileri. Bu aslında heyecan verici ve yoğun bir değişim zamanı.
İnsanlardan aldığın soruların çoğu bu güçlü enerjiler ile nasıl başa çıkılacağı ile ilgili. Yanıt her zaman çift yönlüdür… uyanık ve farkında olun ve neler olup bittiğini bilin ve tam olarak topraklanın, ki bunun gerçekte aynı şey olduğunu tahmin ediyorum!
Kısaca enerjilerin neden bu kadar yoğun hissettirdiğine bakalım. Öncelikle… Güneş. Güneşin sürekli olarak Dünya’ya doğru güçlü Solar Alevler salıverdiği “Solar Maksimum” adı verilen bir periyottayız. Metafizik terimlerinde bu, Dünya’ya ve tüm canlı varlıkların Bedenine ve Işık Bedenine emilen Solar Işık Kodlarının veya bilginin salınmasıdır. Eğer Işık Bedeniniz Solar Seviyeye tam olarak aktive olduysa, bu bilgi Işık Bedeninize emilir ve Hipofiz Bezi ve Meridyen sistemi vasıtasıyla Fiziksel bedene aktarılır. Bu Işık Kodu dalgaları özellikle kuvvetli olduğu zaman, kendi beden sisteminizde çalkantıya neden olabilir. Bunun nedeni Galaktik İnsan Sisteminin bu enerjileri TOPRAKLAMAK veya bunları Dünya Izgaralarında çalıştırmak üzere tasarlanmış olmasıdır. Galaktik İnsan veya Yeni İnsan farklı seviyeler ve boyutlar arasında bir Köprüdür.
Celia Fenn
2014 yılına yoğun ve kaotik bir başlangıç oldu! Yengeç/Oğlak’taki son Dolunay ve güçlü Güneş Patlamaları herkesin enerjilerin gücünü hissetmekte olduğu anlamına geldi. Buna ilave olarak Başmelek Mikail’in sözünü ettiği Doğanın yeni enerjilerinin gelmekte olan “online”ı var, insanlık ve çevre arasında yeni bir ilişkiyi biçimlendiren güçlü elemental yerküre enerjileri. Bu aslında heyecan verici ve yoğun bir değişim zamanı.
İnsanlardan aldığın soruların çoğu bu güçlü enerjiler ile nasıl başa çıkılacağı ile ilgili. Yanıt her zaman çift yönlüdür… uyanık ve farkında olun ve neler olup bittiğini bilin ve tam olarak topraklanın, ki bunun gerçekte aynı şey olduğunu tahmin ediyorum!
Kısaca enerjilerin neden bu kadar yoğun hissettirdiğine bakalım. Öncelikle… Güneş. Güneşin sürekli olarak Dünya’ya doğru güçlü Solar Alevler salıverdiği “Solar Maksimum” adı verilen bir periyottayız. Metafizik terimlerinde bu, Dünya’ya ve tüm canlı varlıkların Bedenine ve Işık Bedenine emilen Solar Işık Kodlarının veya bilginin salınmasıdır. Eğer Işık Bedeniniz Solar Seviyeye tam olarak aktive olduysa, bu bilgi Işık Bedeninize emilir ve Hipofiz Bezi ve Meridyen sistemi vasıtasıyla Fiziksel bedene aktarılır. Bu Işık Kodu dalgaları özellikle kuvvetli olduğu zaman, kendi beden sisteminizde çalkantıya neden olabilir. Bunun nedeni Galaktik İnsan Sisteminin bu enerjileri TOPRAKLAMAK veya bunları Dünya Izgaralarında çalıştırmak üzere tasarlanmış olmasıdır. Galaktik İnsan veya Yeni İnsan farklı seviyeler ve boyutlar arasında bir Köprüdür.
31 Aralık 2013 Salı
23 Aralık 2013 Pazartesi
ALTIN FREKANS Yeni Dünya Enerjileri Aralık 2013/Ocak 2014 Başmelek Mikail ~ Celia Fenn kanalıyla
(Bu mesajı tüylerim baştan aşağı diken diken olarak okudum. Bu olağan üstü dönemin bütünün ve her birimizin hayrına olması bilinciyle...)
Sevgili Işık Ailesi, bu Aralık 2013 ayında ve Ocak 2014′e girerken, Dünyanız Altın Işın Frekansını demirlemeye başlarken, büyük Frekans geçişleri ve ayarlamaları yapıyor.
Güneş bu frekans değişimine yardımcı olmakta ve son altı ayın yoğun Güneş aktivitesi Dünya’nın frekansını yeniden ayarlamaya yardımcı olmakta ve bu yeni frekansın yerleşmesine ve demirlenmesine izin vermektedir.
Sevgili Aile, bunun sizler için ne kadar zor olduğunu biliyoruz. Işık Ailesi olarak, bir çok seviyelerde karşılaşmış olduğunuz zorluklara rağmen Işığınızı taşımak için çalışmak zorunda kaldınız. Şimdi, bu Aralık ayında 2013′ün çalışmasını tamamlıyorsunuz ve Tezahür ve Bolluğun yeni yoluna başlıyorsunuz. Bu mesajda, önce 2013′ten 2014′e geçişi ve 12/12′nin ve Gündönümünün güçlü enerjisini ve tartışacağız ve sonra 2014′ün gelen enerjilerine ve genç yetişkinler olan Kristal Çocukların rolüne bakacağız.
2013: Dualiteyi Aşma Yılı
Dünya Aralık 2011′de 5 nci Boyut zaman çizgisine geçiş yaptı. Aralık 2012′de, Dünya “Yeni Dünya” olarak Zamanın Yeni Döngüsüne başladı ve şimdi size Aralık 2013′te hayatınızda dualiteyi aşarak ve Kozmik Mesih Bilincinin Altın Işınını demirleyerek Işık Üstatlığınıza girme fırsatı verilecek.
Sevgili Işık Ailesi, bu Aralık 2013 ayında ve Ocak 2014′e girerken, Dünyanız Altın Işın Frekansını demirlemeye başlarken, büyük Frekans geçişleri ve ayarlamaları yapıyor.
Güneş bu frekans değişimine yardımcı olmakta ve son altı ayın yoğun Güneş aktivitesi Dünya’nın frekansını yeniden ayarlamaya yardımcı olmakta ve bu yeni frekansın yerleşmesine ve demirlenmesine izin vermektedir.
Sevgili Aile, bunun sizler için ne kadar zor olduğunu biliyoruz. Işık Ailesi olarak, bir çok seviyelerde karşılaşmış olduğunuz zorluklara rağmen Işığınızı taşımak için çalışmak zorunda kaldınız. Şimdi, bu Aralık ayında 2013′ün çalışmasını tamamlıyorsunuz ve Tezahür ve Bolluğun yeni yoluna başlıyorsunuz. Bu mesajda, önce 2013′ten 2014′e geçişi ve 12/12′nin ve Gündönümünün güçlü enerjisini ve tartışacağız ve sonra 2014′ün gelen enerjilerine ve genç yetişkinler olan Kristal Çocukların rolüne bakacağız.
2013: Dualiteyi Aşma Yılı
Dünya Aralık 2011′de 5 nci Boyut zaman çizgisine geçiş yaptı. Aralık 2012′de, Dünya “Yeni Dünya” olarak Zamanın Yeni Döngüsüne başladı ve şimdi size Aralık 2013′te hayatınızda dualiteyi aşarak ve Kozmik Mesih Bilincinin Altın Işınını demirleyerek Işık Üstatlığınıza girme fırsatı verilecek.
19 Aralık 2013 Perşembe
Konstelasyon Nedir?
Benim konstelasyon çalışmaları diye adlandırdığım, Bert Hellinger tarafından ortaya konulan sistem ile ilgili bilgi almak isteyenler olursa, aşağıdaki kaynaklardan faydalanabilirsiniz.
Çalışmak isteyenler bana ulaşabilirler.
Sevgiyle...
http://konstelasyon.com/aile-konstelasyonu
http://konstelasyon.com/organizasyon-konstelasyonu
http://www.tsde.org/index.php?id=310000&dil=TR
http://www.ailedizimi.net/sevginin-kokleri-svagito/
http://www.vivianbroughton.com/?page_id=50
Çalışmak isteyenler bana ulaşabilirler.
Sevgiyle...
http://konstelasyon.com/aile-konstelasyonu
http://konstelasyon.com/organizasyon-konstelasyonu
http://www.tsde.org/index.php?id=310000&dil=TR
http://www.ailedizimi.net/sevginin-kokleri-svagito/
http://www.vivianbroughton.com/?page_id=50
27 Ekim 2013 Pazar
Yaşam tam şu andadır! Daha sonra değildir. Emekli olunca
değil, sevgilin gelince değil, o yeni eve taşınınca, daha iyi bir iş bulunca da
değil. Yaşam tam şu andadır! Her zaman da şu anda olacaktır. Tam da şu anda
yaşamdan zevk almaya başlasanız iyi olur çünkü hiçbir zaman tam şu andan daha
iyi bir zaman olmayacak, tam şu anda daha iyi olana kadar...
15 Ekim 2013 Salı
12 Eylül 2013 Perşembe
Ekinoks Dönüşümleri
Yılda iki kez güneş ışınlarının ekvatora dik vurması sonucunda aydınlanma yaşanır.
Bunlardan birincisi 21 Mart 2013 ikincisi ise 23 Eylül 2013 lineer zaman dilimleridir.
Bu dönemler yaklaşırken hızlı bir değişim ve dönüşüm sürecine girilir.
Bu değişim ve dönüşüm süreçlerinizin farkındalığında olmak sizi yeniler ve tertemiz ışığa taşır.
Bu farkındalıkta olmayanlar ise yeni ışıktan geçemezler ve ışıkları zayıflar.
Şimdi dönem kendi kişisel farkındalıklarınızda olma dönemidir.
İçinizden dışarıya akmak için çırpınan her ne varsa bırakın aksın, ancak dikkat etmeniz gereken o akan enerjilerle akmamak.
İçinizden akana dahil olursanız ışığınız zayıflar ve aydınlık geçişine gücünüz yetmez.
21 Marttan çok güçlü geçtiniz, ışığınız büyüdü, kendiniz büyüdü ve çevreniz büyüdü.
Tüm kontrolünü ruhsal bedene kaptıran zihinsel bedene bu dönem yeniden iktidar olma fırsatı doğar.
Bunu da içinizden akmakta olanlarla çok kolay başarabilir.
İçinizde, ülkenizde, gezegeniniz de oluşacak dalgaların sebebi budur. Dahil olduğunuz her dalga titreşiminizi alır ve büyür. Biteceğine inanarak titreşim katmadığınız dalgalar arınır ve yenilenmek zorunda kalır.
Gezegenin bir çok yerinde ışık çemberleri kurulmakta ve gezegenin beş boyutlu yaşam düzeni hazırlanmakta.
Bu çemberlerin oluşma sebebi ekinoks döngüsüdür.
İlk ekinokslarda çember kurulur hazırlanır, düzenlenerek geliştirilir.
İkinci ekinoks ise tamamlayarak aydınlığa taşır.
Çember tamamlanır.
Bu çember ekinokslarında yıldızlar ve gezegenlerde hizalanarak dengelenirler.
Güneş ışınlarının dik olarak aktığı gün ise tüm gezegende eşitlik sağlanır. Gece ve gündüz eşitlenir.
Her bir hücrede eşitlenir.
Bu eşitlik çizgisinden dengede ve hizada geçmek aydınlığı büyütür.
Vakit Kişisel farkındalık vaktidir.
Sadece kendi farkındalığınıza ve kendi kimliklerinize bakın.
Ülkeye, dünyaya, siyasete, kaoslara , kişilere değil kendinize koyun odağınızı.
Öğrenilmiş kimliklerden, etiketlerden sıyrılın.
Sizin ışığınız tüm kimlik ve etiketlerden daha üstündür.
Yükselttiğiniz ve geliştirdiğiniz ışığınıza sahip çıkın.
Birlikteliklerinize ve gücünüze sahip çıkın.
Akanı yazarak akıtın ve suya atarak dönüştürün.
Bu dönemde seçimlerinizi maddesel ve fiziksel ihtiyaçlarınız dışında çoğaltın.
Yargı – yorum – etiket – savunma – saldırı – ispatlama – kıskanma – enerjilerinizin farkında olun ve bırakın.
Ben – sen – o – şu – bu kelimelerini sözlüğünüzden çıkartın.
Kendinize güveniniz tam olduğunda bu enerjilerin dışında kendinizi var edebildiğinizde;
Yargılanmayan, etiketlenmeyen, saldırılmayan olduğunuzun farkına varın.
Bunlardan birincisi 21 Mart 2013 ikincisi ise 23 Eylül 2013 lineer zaman dilimleridir.
Bu dönemler yaklaşırken hızlı bir değişim ve dönüşüm sürecine girilir.
Bu değişim ve dönüşüm süreçlerinizin farkındalığında olmak sizi yeniler ve tertemiz ışığa taşır.
Bu farkındalıkta olmayanlar ise yeni ışıktan geçemezler ve ışıkları zayıflar.
Şimdi dönem kendi kişisel farkındalıklarınızda olma dönemidir.
İçinizden dışarıya akmak için çırpınan her ne varsa bırakın aksın, ancak dikkat etmeniz gereken o akan enerjilerle akmamak.
İçinizden akana dahil olursanız ışığınız zayıflar ve aydınlık geçişine gücünüz yetmez.
21 Marttan çok güçlü geçtiniz, ışığınız büyüdü, kendiniz büyüdü ve çevreniz büyüdü.
Tüm kontrolünü ruhsal bedene kaptıran zihinsel bedene bu dönem yeniden iktidar olma fırsatı doğar.
Bunu da içinizden akmakta olanlarla çok kolay başarabilir.
İçinizde, ülkenizde, gezegeniniz de oluşacak dalgaların sebebi budur. Dahil olduğunuz her dalga titreşiminizi alır ve büyür. Biteceğine inanarak titreşim katmadığınız dalgalar arınır ve yenilenmek zorunda kalır.
Gezegenin bir çok yerinde ışık çemberleri kurulmakta ve gezegenin beş boyutlu yaşam düzeni hazırlanmakta.
Bu çemberlerin oluşma sebebi ekinoks döngüsüdür.
İlk ekinokslarda çember kurulur hazırlanır, düzenlenerek geliştirilir.
İkinci ekinoks ise tamamlayarak aydınlığa taşır.
Çember tamamlanır.
Bu çember ekinokslarında yıldızlar ve gezegenlerde hizalanarak dengelenirler.
Güneş ışınlarının dik olarak aktığı gün ise tüm gezegende eşitlik sağlanır. Gece ve gündüz eşitlenir.
Her bir hücrede eşitlenir.
Bu eşitlik çizgisinden dengede ve hizada geçmek aydınlığı büyütür.
Vakit Kişisel farkındalık vaktidir.
Sadece kendi farkındalığınıza ve kendi kimliklerinize bakın.
Ülkeye, dünyaya, siyasete, kaoslara , kişilere değil kendinize koyun odağınızı.
Öğrenilmiş kimliklerden, etiketlerden sıyrılın.
Sizin ışığınız tüm kimlik ve etiketlerden daha üstündür.
Yükselttiğiniz ve geliştirdiğiniz ışığınıza sahip çıkın.
Birlikteliklerinize ve gücünüze sahip çıkın.
Akanı yazarak akıtın ve suya atarak dönüştürün.
Bu dönemde seçimlerinizi maddesel ve fiziksel ihtiyaçlarınız dışında çoğaltın.
Yargı – yorum – etiket – savunma – saldırı – ispatlama – kıskanma – enerjilerinizin farkında olun ve bırakın.
Ben – sen – o – şu – bu kelimelerini sözlüğünüzden çıkartın.
Kendinize güveniniz tam olduğunda bu enerjilerin dışında kendinizi var edebildiğinizde;
Yargılanmayan, etiketlenmeyen, saldırılmayan olduğunuzun farkına varın.
26 Temmuz 2013 Cuma
Yeni Enerjiye Açılmak
Arkadaşlar, yeni enerjiye açmak demek, evinizi yeniden dizayn etmek için bir iç mimara teslim etmek gibidir. Mimar sizden gelecek talimatı bekler. Siz de hadi dediğiniz anda başlar ekibiyle çalışmaya. Önce evinizdeki tüm eşyaları çıkarttırır. Her ne varsa. Bu arada o eşyaların altından unutulmuş neler neler çıkar. Nasıl toz toplamıştır altı yumak yumak böyle. Hani normalde kendi evimizi cillop gibi yaparız da ruhumuzun evlerini temizlemeyiz pek. Hatta alışkanlıklarımız nedeniyle babaanne evlerine benzer ruh evlerimiz. Girip gezebilsek normal evlerimiz gibi neredeyse çıldırtıcı şekilde kendimize ait eşyalar sandığımız şeylerin aslında hep atalarımızdan kalanlar olduğunu, onlardan miras aldıklarımızı doldurduklarımızla yaşadığımızı görürdük ruhumuzun evlerinde. Mobilyalar dededen gelir, yatak odası takımı anneden, örtüler perdeler anneanneden, yemek takımları babaanneden, iş eşyaları babadan... Sizin kendinizin beğenip aldığı anca birkaç oyuncak vardır belki de... İşte bizlerin ruhsal evleri aynen böyledir ve buraya o kadar alışmışızdır ki elbette ki iç mimar girip ne var ne yok attırırken içimizden parçalar sökülür resmen...
"Ama ama ama o benim anneannemin perdesi... Bana 'Kızım böyle gezilir mi sere serpe, ne der elalem' dediği gün takmıştım evime" diye itiraz edersin; ama iç mimarla kontratında der ki "Bir kere mimar girdiğinde eve işini bitirmeden çıkışı olmaz ve mimar tüm evi baştan aşağı değiştirme hakkına sahiptir" Bunu yapmalıdır çünkü yeni yapacağı tasarıma o perdeler gitmez. Dedenin "Ağır oturaklı olacak erkek dediğin, ne öyle zıp zıp zıplıyorsun" koltukları da gitmez yeni tasarıma... Babanın "Öyle oyunla falan geçirecek zamanın yok, ekmek aslanın ağzında, sürünürsün" diyerek aldığı çalışma masası da...
Mimar büyük eşyaları çıkarttırır ve ardından bir bakarsın evin içini olduğu gibi tahtakuruları sarmış. Kemirilmiş ruhunun evi. Önce tüm ahşaplar sökülür. Hayatını dayandırdığını sandığın her ne varsa. Sonra da ilaçlama ekibi girer devreye, iyice dezenfekte eder ruhunuzun evini... Bu arada bir sürü gizli bölme bulur ekip, oralara neler tıkılmıştır ailenizden saklamaya çalıştığınız neler. Ne oyuncaklar, ne resimler, ne anılar. Çok sevmişsinizdir ama korkmuşsunuzdur paylaşmaya... Mimar onları gülümseyerek, restore ettirmeye yollar bir arkadaşına. Elden geçirtecektir onları, parlattıracaktır ve yeni tasarımda camdan bir pano içinde sergileyeceksinizdir evinizin içinde onu...
"Ama ama ama o benim anneannemin perdesi... Bana 'Kızım böyle gezilir mi sere serpe, ne der elalem' dediği gün takmıştım evime" diye itiraz edersin; ama iç mimarla kontratında der ki "Bir kere mimar girdiğinde eve işini bitirmeden çıkışı olmaz ve mimar tüm evi baştan aşağı değiştirme hakkına sahiptir" Bunu yapmalıdır çünkü yeni yapacağı tasarıma o perdeler gitmez. Dedenin "Ağır oturaklı olacak erkek dediğin, ne öyle zıp zıp zıplıyorsun" koltukları da gitmez yeni tasarıma... Babanın "Öyle oyunla falan geçirecek zamanın yok, ekmek aslanın ağzında, sürünürsün" diyerek aldığı çalışma masası da...
Mimar büyük eşyaları çıkarttırır ve ardından bir bakarsın evin içini olduğu gibi tahtakuruları sarmış. Kemirilmiş ruhunun evi. Önce tüm ahşaplar sökülür. Hayatını dayandırdığını sandığın her ne varsa. Sonra da ilaçlama ekibi girer devreye, iyice dezenfekte eder ruhunuzun evini... Bu arada bir sürü gizli bölme bulur ekip, oralara neler tıkılmıştır ailenizden saklamaya çalıştığınız neler. Ne oyuncaklar, ne resimler, ne anılar. Çok sevmişsinizdir ama korkmuşsunuzdur paylaşmaya... Mimar onları gülümseyerek, restore ettirmeye yollar bir arkadaşına. Elden geçirtecektir onları, parlattıracaktır ve yeni tasarımda camdan bir pano içinde sergileyeceksinizdir evinizin içinde onu...
29 Haziran 2013 Cumartesi
Ebeveylerin Tüm Bilinç ve Bilinçaltı İnançları Enkarnasyonla Birlikte Çocuklarına Aktarılır
Bugün dikkatinizi inanç sistemlerine odaklamak istiyoruz,daha spesifik olarak ebeveynlerin inanç sistemlerinin çocukları üzerindeki etkisini paylaşmak istiyoruz.
Çoğu insan inançlarını çocukları üzerindeki inanılmaz etkisinden haberdar değil.Tüm çocuklar ebeveynlerinin inanç sistemlerinden direkt olarak etkilenir.Sadece çocuklarınıza öğrettiğiniz inanç sistemlerinden bahsetmiyoruz,varlığınıza kodlanmış her inanç sisteminden bahsediyoruz;bilinçli ya da bilinç altı inancı olsun olmasın ebeveynin sahip olduğu her inanç enkarnasyonla birlikte çocuklarına yüklenir.Tabi ki bunun çocuğun erken yaşlarında ve çoğu zamanda yetişkinlik dönemi başlangıcında dünyayı nasıl görüp deneyimlediği üzerinde derin bir etkisi vardır.
Tüm ruhlar bu realitede enkarne olmayı seçmeden önce bunun farkındadır. Aslında, ailelerinden onlara "miras" kalacak inanç sistemleri ve şekillerine göre ebeveynleri seçmek ruhlar için oldukça yaygındır.Bu,ruhlara hayatlarının erken dönemlerinde kendilerine aşılanmış inançlardan kaynaklanan belirli hayat derslerine daha dikkatli olarak odaklanmalarına yardımcı olan belirli bir dizi inanç sunmaktadır.
Ebeveynlerin inançları çocuklarına aktarılıp çocuğun bilinçaltında keşfedilmeyi ve eğer istenilirse bir dizi yeni inançla değiştirilmeyi bekler.Tabi ki çocuğun realitesinde gerçekleşen sayısız deneyimin tek nedeni ebeveynlerin inançları değildir,bazı rahatsızlıklar ve deneyimler ruhun bu deneyiminde yer alan herkesin büyüme deneyimlemesi için yaptığı tercihlerin direkt sonucudur.Belirli bir deneyim ruhun enkarnasyondan önce yaptığı bir seçimin sonucu olsa bile onun tezahürü hala deneyim içinde yer alanların inançlarına bağlı olacaktır.Unutmayın ki enkarnasyonla birlikte belirleyici faktor özgür irade olmaktadır.
Çoğu insan inançlarını çocukları üzerindeki inanılmaz etkisinden haberdar değil.Tüm çocuklar ebeveynlerinin inanç sistemlerinden direkt olarak etkilenir.Sadece çocuklarınıza öğrettiğiniz inanç sistemlerinden bahsetmiyoruz,varlığınıza kodlanmış her inanç sisteminden bahsediyoruz;bilinçli ya da bilinç altı inancı olsun olmasın ebeveynin sahip olduğu her inanç enkarnasyonla birlikte çocuklarına yüklenir.Tabi ki bunun çocuğun erken yaşlarında ve çoğu zamanda yetişkinlik dönemi başlangıcında dünyayı nasıl görüp deneyimlediği üzerinde derin bir etkisi vardır.
Tüm ruhlar bu realitede enkarne olmayı seçmeden önce bunun farkındadır. Aslında, ailelerinden onlara "miras" kalacak inanç sistemleri ve şekillerine göre ebeveynleri seçmek ruhlar için oldukça yaygındır.Bu,ruhlara hayatlarının erken dönemlerinde kendilerine aşılanmış inançlardan kaynaklanan belirli hayat derslerine daha dikkatli olarak odaklanmalarına yardımcı olan belirli bir dizi inanç sunmaktadır.
Ebeveynlerin inançları çocuklarına aktarılıp çocuğun bilinçaltında keşfedilmeyi ve eğer istenilirse bir dizi yeni inançla değiştirilmeyi bekler.Tabi ki çocuğun realitesinde gerçekleşen sayısız deneyimin tek nedeni ebeveynlerin inançları değildir,bazı rahatsızlıklar ve deneyimler ruhun bu deneyiminde yer alan herkesin büyüme deneyimlemesi için yaptığı tercihlerin direkt sonucudur.Belirli bir deneyim ruhun enkarnasyondan önce yaptığı bir seçimin sonucu olsa bile onun tezahürü hala deneyim içinde yer alanların inançlarına bağlı olacaktır.Unutmayın ki enkarnasyonla birlikte belirleyici faktor özgür irade olmaktadır.
14 Haziran 2013 Cuma
11 Haziran 2013 Salı
Onu görür görmez vuruldunuz ve ne güzel ki o da size... Kader ağlarını ördü ve bu vurulma sizi evliliğe kadar götürdü; çok mutlusunuz. Amanın o da ne o artık hamile ve 9 ay sonra artık dokunmaya bile kıyamadığınız bir bebeğiniz var kucağınızda. Misler gibi kokuyor. Ona doyamıyorsunuz. Dünyada başka bir şey yok ondan başka gözünüzde... Sonra yıllar geçiyor. O bebek büyüyor, okula gidiyor, sonra ilkokul bitiyor, sonra lise, sonra üniversite. Artık iş bulması lazım onun. Hayatını kurması lazım. Çünkü siz hep başında olamayacaksınız. Mümkünse devlete girsin de garantili bir işi olsun ya da sabit maaş alabileceği bir kurum olursa süper olur. Yeter ki hayatını kurtarsın. (!) Sonra mı? Bir işe girdi hayırlısıyla ve o da evlendi ve şimdi torununuz var kucağınızda. Allaaaah! Mis gibi kokuyor, tıpkı çocuğunuz gibi. Özlemişsiniz bu kokuyu. Ohhh! Derken aradan yıllar geçti, torununuz büyüdü, ilkokul, lise, üniversite. Artık iş bulması lazım onun. Hayatını kurması lazım. Ölmeden mürvetini görmeniz lazım. Şanslıysanız, torununuzun çocuğunu sevebilirsiniz...
"Damdan düştü bir kurbağa, titretti kuyruğunu, bunu gören jandarma şöyle yazdı mezar taşına: Damdan düştü bir kurbağa, titretti kuyruğunu, bunu gören jandarma şöyle yazdı mezar taşına: Damdan düştü bir kurbağa, titretti kuyruğunu, bunu gören jandarma şöyle yazdı mezar taşına..." diye sonsuza kadar uzanan bir tekerleme vardır. Aha da bizlerin hayat adına bildiğimiz, aslında "üretim bandı"na sokulmuş ve benzer biçimde şekillenen kölelikten ibaret. Başta çok az bir azınlık var. Her şey ama her şey ellerinde ve bunu devam ettirmek adına Dünya'da yapmadıkları oyun, çektirmedikleri acı yok. Diğer tarafta kendini özgür zanneden ama aslında ruhlarından beslenilen milyarlar var. Tıpkı Matrix'teki gibi, orada elektrik üretiliyordu insanlardan; burada ruhları sömürülüyor üretim bantlarında...
İşte artık bu senaryonun değişme zamanı geldi insanlık tarihinde... Binlerce yılın senaryosu değişiyor ve insanlık tarihinin en önemli ruhsal devrimini yaşadığımız dönemlere adımları -daha yeni- attık. Şu anda yaşadıklarımız sadece bir başlangıç, tüm dünyada niceleri zıplayacaklar görün bakın. Mevcut kurulu düzenler değişecek ve insanlık bambaşka bir boyuta geçecek... Bizler de bu değişimde canlı kanlı rol alanlarız. Bu dünyaya niye geldik diye mi soruyordunuz? Bundan daha eğlenceli bir sebep olabilir mi?
Hiç kimseye, partiye vs. karşı zıplamıyoruz biz orada. Biz insanlığın uyanışını kutlamak, kutsamak ve bu aydınlık enerjiyi dünyaya yaymak için zıplıyoruz. Üretilen bu enerjinin karşısında hiç bir şey duramaz ve bilakis zaten onlar da tadını alınca katılırlar bu okyanusa... İşte bu yüzden zıplayın... Ruhlarımızın uyanışı için... İnsanlık için... Gelecek nesiller için...
Hasan “Sonsuz” Çeliktaş
www.derki.com
www.thewisemag.com
Genel Yayın Yönetmeni
Facebook: www.facebook.com/hceliktas
Twitter: www.twitter.com/hasansonsuz
"Damdan düştü bir kurbağa, titretti kuyruğunu, bunu gören jandarma şöyle yazdı mezar taşına: Damdan düştü bir kurbağa, titretti kuyruğunu, bunu gören jandarma şöyle yazdı mezar taşına: Damdan düştü bir kurbağa, titretti kuyruğunu, bunu gören jandarma şöyle yazdı mezar taşına..." diye sonsuza kadar uzanan bir tekerleme vardır. Aha da bizlerin hayat adına bildiğimiz, aslında "üretim bandı"na sokulmuş ve benzer biçimde şekillenen kölelikten ibaret. Başta çok az bir azınlık var. Her şey ama her şey ellerinde ve bunu devam ettirmek adına Dünya'da yapmadıkları oyun, çektirmedikleri acı yok. Diğer tarafta kendini özgür zanneden ama aslında ruhlarından beslenilen milyarlar var. Tıpkı Matrix'teki gibi, orada elektrik üretiliyordu insanlardan; burada ruhları sömürülüyor üretim bantlarında...
İşte artık bu senaryonun değişme zamanı geldi insanlık tarihinde... Binlerce yılın senaryosu değişiyor ve insanlık tarihinin en önemli ruhsal devrimini yaşadığımız dönemlere adımları -daha yeni- attık. Şu anda yaşadıklarımız sadece bir başlangıç, tüm dünyada niceleri zıplayacaklar görün bakın. Mevcut kurulu düzenler değişecek ve insanlık bambaşka bir boyuta geçecek... Bizler de bu değişimde canlı kanlı rol alanlarız. Bu dünyaya niye geldik diye mi soruyordunuz? Bundan daha eğlenceli bir sebep olabilir mi?
Hiç kimseye, partiye vs. karşı zıplamıyoruz biz orada. Biz insanlığın uyanışını kutlamak, kutsamak ve bu aydınlık enerjiyi dünyaya yaymak için zıplıyoruz. Üretilen bu enerjinin karşısında hiç bir şey duramaz ve bilakis zaten onlar da tadını alınca katılırlar bu okyanusa... İşte bu yüzden zıplayın... Ruhlarımızın uyanışı için... İnsanlık için... Gelecek nesiller için...
Hasan “Sonsuz” Çeliktaş
www.derki.com
www.thewisemag.com
Genel Yayın Yönetmeni
Facebook: www.facebook.com/hceliktas
Twitter: www.twitter.com/hasansonsuz
10 Haziran 2013 Pazartesi
Çarpıcı Açıklamalar...
Vallahi yıllardır Benjamin Fulford'u takip ediyorum. Üzerimizde oynanan "büyük oyunlar"ı anlamaya çalışıyorum. Özüm bunları doğruluyor diye bu yazıyı paylaşmak istedim. Çocukluğumdan beri dilbilim'e, tarihe, etimolojiye meraklı olduğumdan yıllar içinde biriktirdiğim, (özellikle uzak tarihle ilgili olarak) böyle olmuş olmalı dediğim bilgilerin büyük bir bölümü bu yazıda var. Karşıma çıkmasında bir hayır vardır diyorum ve takdiri size bırakıyorum. Ve tekrar söylüyorum, artık tiranların sonu geldi. Bize, kendimize ulaşma yolundaki hizmetleri için teşekkür ederiz...
DÜNYA TARİHİNDEKİ, ÜLKEMİN TARİHİNDEKİ TÜM KATİLLERE, TÜM KURBANLARA, TÜM FAİLLERE VE MAĞDURLARA KALBİMDE BİR YER AÇIYORUM. TAM ŞU ANDA KENDİ ADIMA OLAN HER ŞEYE OLDUĞU HALİ İLE EVET! DİYOR VE YEPYENİ BİR SAYFA AÇIYORUM...
-----------------------------------------------------
ŞEYTANDAN ÇARPICI AÇIKLAMALAR
“Atatürk yüzünden, planlarımızı yarım yüzyıl ertelemek zorunda kaldık.” diyen ABD’li bankacı iş adamı David Rockefeller, başka neler demiş? Biraz uzun… Daha uzundu ama ben sadece bizim için önemli olan bölümlerini aldım. Oldukça düşündürücü…
İşte David Rockefeller’in söyledikleri:
TÜRKİYE'YE ADNAN MENDERES ZAMANINDA "MARSHALL YARDIMI" İLE EL ATTIK
Mesela Türkiye’yi ele alalım. Türkler de yıllar boyu komünizme karşı savaşmıştır. 1950’lerde ülke yönetimine bize desteğimizle Adnan Menderes gelmişti. Aslında Menderes bizimle başta gayet güzel bir diyalog kurmuştu. Bizden seçimde aldığı destek karşılığında, Marshall yardımı adı altında devamlı borç alıyor ve ülkesinde yatırımlar yaparak sanayi yapısını geliştiriyordu. Fakat o kadar plansız ve programsız harcama yapıyordu ki ödeme günleri geldiğinde, bizden, borç ödemek için tekrar tekrar borç istemeye başladı. Biz de kendisinden ülkesini yabancı sermayeye açmasını ve bizim şirketlerimize özel imtiyazlar tanımasını, diğer bir deyişle Osmanlı İmparatorluğu’na dayatılan kapitülasyonlar benzeri şeyler talep ettik Menderes bize bunu hiçbir zaman kabul etmeyeceğini söyledi ve bizden uzaklaşamaya başladı. Ülke insanı ilk defa asfalt yollarla tanışıyor, fabrikalar arka arkaya dikiliyordu. Ülkenin çoğunluğu Müslüman olduğu için ülkenin her yerine camiler yaptırıyordu. Menderes bu şartlarda iktidarda ki yerini uzunca bir süre için, sağlamlaştırdığını sanıyordu. Bir darbe ile bu işe bir son verildi ve sonunun öyle bitmesini istemediğimiz halde, çalışma arkadaşlarıyla beraber idam edildi. Sadece CELAL BAYAR kurtuldu, çünkü bir MASONDU ve yakın arkadaşı Papa Roncalli ya da diğer adıyla 23. John, Vatikan’ın baskısıyla onu idamdan kurtardı.
1980 DARBESİ BİZİM İSTEKLERİMİZ DOĞRULTUSUNDA YAPILDI
DÜNYA TARİHİNDEKİ, ÜLKEMİN TARİHİNDEKİ TÜM KATİLLERE, TÜM KURBANLARA, TÜM FAİLLERE VE MAĞDURLARA KALBİMDE BİR YER AÇIYORUM. TAM ŞU ANDA KENDİ ADIMA OLAN HER ŞEYE OLDUĞU HALİ İLE EVET! DİYOR VE YEPYENİ BİR SAYFA AÇIYORUM...
-----------------------------------------------------
ŞEYTANDAN ÇARPICI AÇIKLAMALAR
“Atatürk yüzünden, planlarımızı yarım yüzyıl ertelemek zorunda kaldık.” diyen ABD’li bankacı iş adamı David Rockefeller, başka neler demiş? Biraz uzun… Daha uzundu ama ben sadece bizim için önemli olan bölümlerini aldım. Oldukça düşündürücü…
İşte David Rockefeller’in söyledikleri:
TÜRKİYE'YE ADNAN MENDERES ZAMANINDA "MARSHALL YARDIMI" İLE EL ATTIK
Mesela Türkiye’yi ele alalım. Türkler de yıllar boyu komünizme karşı savaşmıştır. 1950’lerde ülke yönetimine bize desteğimizle Adnan Menderes gelmişti. Aslında Menderes bizimle başta gayet güzel bir diyalog kurmuştu. Bizden seçimde aldığı destek karşılığında, Marshall yardımı adı altında devamlı borç alıyor ve ülkesinde yatırımlar yaparak sanayi yapısını geliştiriyordu. Fakat o kadar plansız ve programsız harcama yapıyordu ki ödeme günleri geldiğinde, bizden, borç ödemek için tekrar tekrar borç istemeye başladı. Biz de kendisinden ülkesini yabancı sermayeye açmasını ve bizim şirketlerimize özel imtiyazlar tanımasını, diğer bir deyişle Osmanlı İmparatorluğu’na dayatılan kapitülasyonlar benzeri şeyler talep ettik Menderes bize bunu hiçbir zaman kabul etmeyeceğini söyledi ve bizden uzaklaşamaya başladı. Ülke insanı ilk defa asfalt yollarla tanışıyor, fabrikalar arka arkaya dikiliyordu. Ülkenin çoğunluğu Müslüman olduğu için ülkenin her yerine camiler yaptırıyordu. Menderes bu şartlarda iktidarda ki yerini uzunca bir süre için, sağlamlaştırdığını sanıyordu. Bir darbe ile bu işe bir son verildi ve sonunun öyle bitmesini istemediğimiz halde, çalışma arkadaşlarıyla beraber idam edildi. Sadece CELAL BAYAR kurtuldu, çünkü bir MASONDU ve yakın arkadaşı Papa Roncalli ya da diğer adıyla 23. John, Vatikan’ın baskısıyla onu idamdan kurtardı.
1980 DARBESİ BİZİM İSTEKLERİMİZ DOĞRULTUSUNDA YAPILDI
9 Haziran 2013 Pazar
İndigo Devrimi
5 Haziran : Değişim… Değişim… İndigo Devrimi ve Türkiye …
Son iki yılda, Türkiye’de yoğun bir şekilde çalışmaktayım. Aslında, Türkiye’de diğer ülkelerde olduğundan daha fazla zaman geçirdim, buna “Orta Doğu Misyonum” adını veriyorum, bu değişken ve çok önemli bölgede Başmelek Mikail ve Işık Üstatları ile çalışıyorum. Anadolu’ya seyahat ettim ve İstanbul ve İzmir’de zaman geçirdim. Türkiye’yi seviyorum ve son iki yılda oldukça iyi tanıdığımı düşünüyorum. Şimdi orada değilim, ama iki hafta önce oradaydım! Ve Mart ayında oradayken, İstanbul’da şehri keşfederek ve Türk tarihini okuyarak bir hafta geçirdim. Bir uzman olduğumu iddia etmiyorum, ama temelleri ve ayrıca son zamanlardaki huzursuzluğun ve şiddetin Spiritüel yönlerini anlıyorum. Ve Mart ayında İzmir’de seminer yaparken, Başmelek Mikail Türkiye’de “Eski ve Yeni” arasında bir çarpışma olacağını, bunun yazın gerçekleşeceğini ve tüm bölgeye temel bir değişim getireceğini, en sonunda Küresel denge getireceğini söylemişti.
Evet, Başmelek Mikail Türkiye’ye “Alfa Yaratım Noktası” adını veriyor. Bu, Türkiye’de tohumların atıldığı ve bunların Küresel Uygarlığı etkilediği anlamına geliyor. Atlantis olaylarından sonra, Türkiye Yıldız Kapıları vasıtasıyla dünya dışı yaşam formlarının herhangi bir müdahalesi olmadan ortaya çıkacak olan yeni İnsan uygarlığını besleyecek, destekleyecek ilk yerlerden biriydi. Türkiye’de M.Ö. 15,000 yılına dek uzandığı tahmin edilen yerleşimlerin kalıntıları var. Ayrıca Avrupa ve Asya arasındaki pozisyonu nedeniyle, Bizans ve Osmanlı imparatorlukları dahil bir çok imparatorluğun odak noktası oldu. Bugün, Gezegendeki en başarılı ekonomilerden biridir ve İstanbul Avrupa ve Asya arasında uzanan Boğazı ile canlı ve hareketli bir şehirdir.
Birçok insan Türkiye’deki olaylardan şaşkına döndü. Bu durumda, ayaklanma veya “devrim” ekonomi ile ilgili değil, zengine karşı yoksul ile ilgili değil. Siyaset veya din ile ilgili değil, bunlar sorun olabilse de. Bu, ayağa kalkıp “Bu bizim için işlemez” diyen İndigo nesli ile ilgilidir. Tayyip Erdoğan ve Güvenlik Kuvvetlerinin hazırlıksız yakalanıp olan bitenler ile başa çıkamaması şaşırtıcı değil. Erdoğan ayaklanmayı “aşırı uçların ve radikallerin” işi olarak karakterize etti, onların “marjinal gruplar” olduklarını ve bunun yakında sona ereceğini söyledi. Radikallerdeki bu aynı inanç ve “radikaller” ile nasıl başa çıkacağınız inancı polis kuvvetlerinden gelen şiddetin arkasındaki motive edici güç idi. En sonunda, direniş büyüdükçe ve her yaştan ve her siyasi görüşten çok daha fazla sayıda insan sokaklara döküldükçe, burada gerçekleşen başka bir şeyler olduğu görünür hale geldi. Aşağıdaki resmin olan biten ve olmakta olan şeyin doğasını özetlediğini düşünüyorum… sadece yazlık elbise giyen ve ince bir omuz çantası taşıyan, saldırgan bir polisin gaz sıktığı genç bir kadın.
Onların, bunun İndigo Devrimi olduğunu tam olarak anlamadıklarını tahmin ediyorum. “Hayır… yeter” diyen ve saldırının karşısında sakince duranlar genç insanlar, çünkü onlar ışık savaşçıları ve sistem yıkıcılar. Onlar bu nedenle buradalar. Türkiye’nin ve çoğu Orta Doğu ülkelerinin çok büyük miktarda genç yetişkinleri var, değişimler yapmak için burada olduklarını bilen milyonlarca İndigoları var. Başmelek Mikail ile birlikte “İndigo Kristal Macerası” kitabımı yazarken, Mikail Dünyada değişimin “motorunun” İndigolar olacağını ve onların misyonlarında korkusuz olacaklarını vurgulamıştı. Bu, onların şiddeti savundukları anlamına gelmiyor. Türk hükümetinin bile arkalarından çöpleri temizleyen ve Çöp Kamyonları tarafından toplanan mavi plastik torbaları düzgünce bağlayan “göstericileri” hatırladığını düşünüyorum. Aşağıdaki Taksim Gezi Parkı civarında yaşayan bir dostun ilk “isyandan” sonra çektiği resimdir. Çevreyi gözetmek buradaki sorunun merkezi kısmıdır:
Son iki yılda, Türkiye’de yoğun bir şekilde çalışmaktayım. Aslında, Türkiye’de diğer ülkelerde olduğundan daha fazla zaman geçirdim, buna “Orta Doğu Misyonum” adını veriyorum, bu değişken ve çok önemli bölgede Başmelek Mikail ve Işık Üstatları ile çalışıyorum. Anadolu’ya seyahat ettim ve İstanbul ve İzmir’de zaman geçirdim. Türkiye’yi seviyorum ve son iki yılda oldukça iyi tanıdığımı düşünüyorum. Şimdi orada değilim, ama iki hafta önce oradaydım! Ve Mart ayında oradayken, İstanbul’da şehri keşfederek ve Türk tarihini okuyarak bir hafta geçirdim. Bir uzman olduğumu iddia etmiyorum, ama temelleri ve ayrıca son zamanlardaki huzursuzluğun ve şiddetin Spiritüel yönlerini anlıyorum. Ve Mart ayında İzmir’de seminer yaparken, Başmelek Mikail Türkiye’de “Eski ve Yeni” arasında bir çarpışma olacağını, bunun yazın gerçekleşeceğini ve tüm bölgeye temel bir değişim getireceğini, en sonunda Küresel denge getireceğini söylemişti.
Evet, Başmelek Mikail Türkiye’ye “Alfa Yaratım Noktası” adını veriyor. Bu, Türkiye’de tohumların atıldığı ve bunların Küresel Uygarlığı etkilediği anlamına geliyor. Atlantis olaylarından sonra, Türkiye Yıldız Kapıları vasıtasıyla dünya dışı yaşam formlarının herhangi bir müdahalesi olmadan ortaya çıkacak olan yeni İnsan uygarlığını besleyecek, destekleyecek ilk yerlerden biriydi. Türkiye’de M.Ö. 15,000 yılına dek uzandığı tahmin edilen yerleşimlerin kalıntıları var. Ayrıca Avrupa ve Asya arasındaki pozisyonu nedeniyle, Bizans ve Osmanlı imparatorlukları dahil bir çok imparatorluğun odak noktası oldu. Bugün, Gezegendeki en başarılı ekonomilerden biridir ve İstanbul Avrupa ve Asya arasında uzanan Boğazı ile canlı ve hareketli bir şehirdir.
Birçok insan Türkiye’deki olaylardan şaşkına döndü. Bu durumda, ayaklanma veya “devrim” ekonomi ile ilgili değil, zengine karşı yoksul ile ilgili değil. Siyaset veya din ile ilgili değil, bunlar sorun olabilse de. Bu, ayağa kalkıp “Bu bizim için işlemez” diyen İndigo nesli ile ilgilidir. Tayyip Erdoğan ve Güvenlik Kuvvetlerinin hazırlıksız yakalanıp olan bitenler ile başa çıkamaması şaşırtıcı değil. Erdoğan ayaklanmayı “aşırı uçların ve radikallerin” işi olarak karakterize etti, onların “marjinal gruplar” olduklarını ve bunun yakında sona ereceğini söyledi. Radikallerdeki bu aynı inanç ve “radikaller” ile nasıl başa çıkacağınız inancı polis kuvvetlerinden gelen şiddetin arkasındaki motive edici güç idi. En sonunda, direniş büyüdükçe ve her yaştan ve her siyasi görüşten çok daha fazla sayıda insan sokaklara döküldükçe, burada gerçekleşen başka bir şeyler olduğu görünür hale geldi. Aşağıdaki resmin olan biten ve olmakta olan şeyin doğasını özetlediğini düşünüyorum… sadece yazlık elbise giyen ve ince bir omuz çantası taşıyan, saldırgan bir polisin gaz sıktığı genç bir kadın.
Onların, bunun İndigo Devrimi olduğunu tam olarak anlamadıklarını tahmin ediyorum. “Hayır… yeter” diyen ve saldırının karşısında sakince duranlar genç insanlar, çünkü onlar ışık savaşçıları ve sistem yıkıcılar. Onlar bu nedenle buradalar. Türkiye’nin ve çoğu Orta Doğu ülkelerinin çok büyük miktarda genç yetişkinleri var, değişimler yapmak için burada olduklarını bilen milyonlarca İndigoları var. Başmelek Mikail ile birlikte “İndigo Kristal Macerası” kitabımı yazarken, Mikail Dünyada değişimin “motorunun” İndigolar olacağını ve onların misyonlarında korkusuz olacaklarını vurgulamıştı. Bu, onların şiddeti savundukları anlamına gelmiyor. Türk hükümetinin bile arkalarından çöpleri temizleyen ve Çöp Kamyonları tarafından toplanan mavi plastik torbaları düzgünce bağlayan “göstericileri” hatırladığını düşünüyorum. Aşağıdaki Taksim Gezi Parkı civarında yaşayan bir dostun ilk “isyandan” sonra çektiği resimdir. Çevreyi gözetmek buradaki sorunun merkezi kısmıdır:
12 Mayıs 2013 Pazar
Başmelek Metatron: Beyaz Kartalın Geri Dönüşü
James Tyberonn kanalıyla
Selamlar Üstatlar! Ben Işığın Lordu Metatron’um ve sizi sevgiyle kucaklıyorum! Bu toplantıya Ruhun bir ekibiyle, Beyaz Kartal adı verilen gruptan Yükselmiş Üstatlar ile katılıyoruz, bu birçoğunuzun yüksek veçhede bir parçası olduğunuz en yüksek erdemin kollektif enerjisidir.
Sevgililer, 2013 Yeni Dünyanın Birinci Yılıdır ve çok özel, çok güçlü bir zamandır. İnsanlık ve Yeni Dünyanın En Yüksek Hayrının Birlikte – Yaratımı için özellikle uygundur. Dharma’nın geri döndüğü ve Sedona Vorteks açıklığına gittiği yıldır. Dolunay Tutulmasındaki Wesak bu birlikte – yaratıcı demirlemenin bir parçası olmak için ruhsal kontrat yapmış olan herkese açık bir çağrıdır. Birçokları çağırılıyor ve birçokları yanıt verecek. Bu kutsal bir yemin ve yerine getirmedir. Bu, Beyaz Kartalın Geri Dönüşüdür.
LeMurya Alemlerinden olanların, Atlantis Altın Çağının Poseida’sının Bir’in Yasasından olanların bir çok alemlerde, bir çok çağlarda grup enkarnasyonlarını paylaşmış olan bir ruh grubu olduğunu söylüyoruz. Bunlar Dualite Dünyasından önce Mu’da başladı ve Atlantis, Og, Rama, Mısır, Yunanistan, Eski Filistin, Camelot, Tibet ve Batı Amerika’ya devam etti.
Selamlar Üstatlar! Ben Işığın Lordu Metatron’um ve sizi sevgiyle kucaklıyorum! Bu toplantıya Ruhun bir ekibiyle, Beyaz Kartal adı verilen gruptan Yükselmiş Üstatlar ile katılıyoruz, bu birçoğunuzun yüksek veçhede bir parçası olduğunuz en yüksek erdemin kollektif enerjisidir.
Sevgililer, 2013 Yeni Dünyanın Birinci Yılıdır ve çok özel, çok güçlü bir zamandır. İnsanlık ve Yeni Dünyanın En Yüksek Hayrının Birlikte – Yaratımı için özellikle uygundur. Dharma’nın geri döndüğü ve Sedona Vorteks açıklığına gittiği yıldır. Dolunay Tutulmasındaki Wesak bu birlikte – yaratıcı demirlemenin bir parçası olmak için ruhsal kontrat yapmış olan herkese açık bir çağrıdır. Birçokları çağırılıyor ve birçokları yanıt verecek. Bu kutsal bir yemin ve yerine getirmedir. Bu, Beyaz Kartalın Geri Dönüşüdür.
LeMurya Alemlerinden olanların, Atlantis Altın Çağının Poseida’sının Bir’in Yasasından olanların bir çok alemlerde, bir çok çağlarda grup enkarnasyonlarını paylaşmış olan bir ruh grubu olduğunu söylüyoruz. Bunlar Dualite Dünyasından önce Mu’da başladı ve Atlantis, Og, Rama, Mısır, Yunanistan, Eski Filistin, Camelot, Tibet ve Batı Amerika’ya devam etti.
Başmelek Mikail'den Mesaj - Mayıs 2013 "Kim Olduğunuzun Özü"
BAŞMELEK MİKAİL’den MESAJ* LM-5-2013
RONNA HERMAN KANALIYLA
KİM OLDUĞUNUZUN ÖZÜ
Sevgili üstatlar, sizlere “Yaratıcının Nefes Alışı olduğunuzu” söylemiştik. Bunlar, daha engin Varlığınız ile uyuma girmek ve Baba/Anne Tanrımızın bu Alt – evrenin genişlemesi planının tamamlayıcı parçası olmak için tüm geçmiş karmik sorunlarınızı çözme potansiyeline sahip olduğunuz benzeri görülmemiş zamanlardır. Acı, yoksunluk ve ıstırabın kördüğümünden çıkmanızı engelleyen eski kısıtlamaların, inançların ve sınırlamaların hepsini kesin olarak salıvermeye hazır mısınız? Zihninizin ve kalbinizin Ruhunuzun ve Canınızın yüksek bilgeliğine açılmasına izin verecek misiniz? Bilincin eterleri veya yüksek titreşim alanları en büyük hayallerinize ve arzularınıza kalıplanmayı bekleyen engin potansiyel ile doludur.
Bir kez daha, ister farkındalığın giriş seviyesinde olun, ister Yoldaki ileri bir öğrenci olun, ortasında bulunduğunuz, her insan Varlığının karmaşık Ruh Yolculuğunu anlamanıza yardımcı olmak için geçmişten öğretilerimizin bazılarını gözden geçireceğiz. Ruhun, Benliğin ve birlikte yaratımın ayrılığında, bölünmesinde Kendi deneyiminin en uzak noktasına eriştiği bir zaman gelir.
O zaman, Ruh varlığı Yaradılışın şu andaki kozmik devri için “yeniden birleşme ve bütünleşme” sürecine başlamaya hazırdır. Ruhsal Benlik giderek, insan zihninin bilincine yavaşça süzülen İlahi Hoşnutsuzluk ile aşılanır. Bu, insan varlığı içine dönmeye, ego kişiliğini yumuşatmaya ve Ruh ile, ÜstRuh/Yüksek Benlik ile ve ayrıca Kendisinin daha büyük Benliğinin çoklu fasetleri ile yeniden bağlantı kurmaya başladığı zamandır.
İnsanlık kitlesel bir uyanışın ortasındadır. Kitlesel oranlarda bir dönüşüm başladı, bu küresel, galaktik ve Alt – evrensel yeniden birleşmeyi kapsıyor: Yaratıcının/Ruhun aşıladığı bilincin yüksek haline yükselişin başlangıcı. Kozmik seviyede, Mutlak Yaratıcı şimdi Büyük Merkezi Güneşler vasıtasıyla aşağılara Kendisinin ışıltısını gönderiyor, bu ışıldama bu güneş sisteminin Güneşi aracılığıyla Baba/Anne Tanrımızın Kutsal Kalp Özündeki Yaşamın Canlı Beyaz Ateş Özünün büyük patlamalarıyla Dünyaya süzülmekte.
RONNA HERMAN KANALIYLA
KİM OLDUĞUNUZUN ÖZÜ
Sevgili üstatlar, sizlere “Yaratıcının Nefes Alışı olduğunuzu” söylemiştik. Bunlar, daha engin Varlığınız ile uyuma girmek ve Baba/Anne Tanrımızın bu Alt – evrenin genişlemesi planının tamamlayıcı parçası olmak için tüm geçmiş karmik sorunlarınızı çözme potansiyeline sahip olduğunuz benzeri görülmemiş zamanlardır. Acı, yoksunluk ve ıstırabın kördüğümünden çıkmanızı engelleyen eski kısıtlamaların, inançların ve sınırlamaların hepsini kesin olarak salıvermeye hazır mısınız? Zihninizin ve kalbinizin Ruhunuzun ve Canınızın yüksek bilgeliğine açılmasına izin verecek misiniz? Bilincin eterleri veya yüksek titreşim alanları en büyük hayallerinize ve arzularınıza kalıplanmayı bekleyen engin potansiyel ile doludur.
Bir kez daha, ister farkındalığın giriş seviyesinde olun, ister Yoldaki ileri bir öğrenci olun, ortasında bulunduğunuz, her insan Varlığının karmaşık Ruh Yolculuğunu anlamanıza yardımcı olmak için geçmişten öğretilerimizin bazılarını gözden geçireceğiz. Ruhun, Benliğin ve birlikte yaratımın ayrılığında, bölünmesinde Kendi deneyiminin en uzak noktasına eriştiği bir zaman gelir.
O zaman, Ruh varlığı Yaradılışın şu andaki kozmik devri için “yeniden birleşme ve bütünleşme” sürecine başlamaya hazırdır. Ruhsal Benlik giderek, insan zihninin bilincine yavaşça süzülen İlahi Hoşnutsuzluk ile aşılanır. Bu, insan varlığı içine dönmeye, ego kişiliğini yumuşatmaya ve Ruh ile, ÜstRuh/Yüksek Benlik ile ve ayrıca Kendisinin daha büyük Benliğinin çoklu fasetleri ile yeniden bağlantı kurmaya başladığı zamandır.
İnsanlık kitlesel bir uyanışın ortasındadır. Kitlesel oranlarda bir dönüşüm başladı, bu küresel, galaktik ve Alt – evrensel yeniden birleşmeyi kapsıyor: Yaratıcının/Ruhun aşıladığı bilincin yüksek haline yükselişin başlangıcı. Kozmik seviyede, Mutlak Yaratıcı şimdi Büyük Merkezi Güneşler vasıtasıyla aşağılara Kendisinin ışıltısını gönderiyor, bu ışıldama bu güneş sisteminin Güneşi aracılığıyla Baba/Anne Tanrımızın Kutsal Kalp Özündeki Yaşamın Canlı Beyaz Ateş Özünün büyük patlamalarıyla Dünyaya süzülmekte.
İlahi Kalbinizin Şefkati ve Onuruna Dünyada Barış İçin
Kutsamalar sevgili kalpler,
Aşağıdaki yazı insanlığa huzur, sevgi ve bilgelik yollarıyla sevgiyle yardımcı olan ve destekleyen Aydınlanmış Varlıklardan güzel bir mesajdır. Kalbinizin gerçeğini bilmenize ve bu sonraki yıl bu gerçekle yaşamanıza yardımcı olmasını dilerim.
Tüm Sevgimle,
Qala Sri’ama Phoenix
Founder of the Divine University
KİŞİSEL HUZUR VE DÜNYA BARIŞININ YARATILMASINDA SİZİ DESTEKLEYEN, KALBİNİZ İÇİN BİR MESAJ
Dünya’nın kadim zamanlarında, her birimiz basit hayatlar yaşardık ve yerküreye daha yakın bağlantı içinde yaşardık. Işığımızı oluşturmak ve bedenlerimizi Dünya’nın ve Evren’in ışığıyla beslemek bu basit hayatla kolaydı.
Şimdi bu zamanlarda, enerji sistemlerimiz dünyamızın teknolojisiyle aynı potansiyelde gelişiyor. Yüksek yetenekleri aktive olmuş ve yüksek bilincimize erişime sahip kristal ışık varlıklar olmak için dualite ve korku alemlerini aşıyoruz, özgür irademiz ile enerjimizi kullanarak gerçekten bir fark yaratıyoruz.
Yarattığımız bu fark başkalarının gözünde küçük veya büyük görülebilir, ama dünya ana ve Tanrı’nın kalbine ve kutsal ruha göre yarattığınız bu fark ilahi bir kutsamadır ve ölçülemez.
Kalbinizin enerjisinden kaynaklanan eylemlerinizin, tohumlarınızın ve sözlerinizin sonuçları birçok görünmeyen boyutları ve gerçekliğinizin ve insanlık toplumunun birçok görünen boyutlarını etkiliyor. Ve sizler DÜNYAYI DEĞİŞTİRİYORSUNUZ, sevgililer.
Aşağıdaki yazı insanlığa huzur, sevgi ve bilgelik yollarıyla sevgiyle yardımcı olan ve destekleyen Aydınlanmış Varlıklardan güzel bir mesajdır. Kalbinizin gerçeğini bilmenize ve bu sonraki yıl bu gerçekle yaşamanıza yardımcı olmasını dilerim.
Tüm Sevgimle,
Qala Sri’ama Phoenix
Founder of the Divine University
KİŞİSEL HUZUR VE DÜNYA BARIŞININ YARATILMASINDA SİZİ DESTEKLEYEN, KALBİNİZ İÇİN BİR MESAJ
Dünya’nın kadim zamanlarında, her birimiz basit hayatlar yaşardık ve yerküreye daha yakın bağlantı içinde yaşardık. Işığımızı oluşturmak ve bedenlerimizi Dünya’nın ve Evren’in ışığıyla beslemek bu basit hayatla kolaydı.
Şimdi bu zamanlarda, enerji sistemlerimiz dünyamızın teknolojisiyle aynı potansiyelde gelişiyor. Yüksek yetenekleri aktive olmuş ve yüksek bilincimize erişime sahip kristal ışık varlıklar olmak için dualite ve korku alemlerini aşıyoruz, özgür irademiz ile enerjimizi kullanarak gerçekten bir fark yaratıyoruz.
Yarattığımız bu fark başkalarının gözünde küçük veya büyük görülebilir, ama dünya ana ve Tanrı’nın kalbine ve kutsal ruha göre yarattığınız bu fark ilahi bir kutsamadır ve ölçülemez.
Kalbinizin enerjisinden kaynaklanan eylemlerinizin, tohumlarınızın ve sözlerinizin sonuçları birçok görünmeyen boyutları ve gerçekliğinizin ve insanlık toplumunun birçok görünen boyutlarını etkiliyor. Ve sizler DÜNYAYI DEĞİŞTİRİYORSUNUZ, sevgililer.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
