Sevgili üstatlar, Tanrı Bilincinin Işık Hücreleri fiziksel yapınıza çok daha derin nüfuz ederken, DNA’nızı çevreleyen Işık zarları çözünmeye başlıyor. Bu Alt – Evrenin parçası olarak, DNA ipliklerinin aktivasyonunun bir seferde ikişerli olarak gerçekleşmesi için bu, Adem/Havva Kadmon Işık Beden mavikopyasına programlandı. DNA iplikleri farklı boyut seviyelerine uyumludur. Şu anda fiziksel bedeninizde mevcut ve aktif olan iki iplik birinci, ikinci ve üçüncü boyut seviyelerine uyumludur. Daha önce söylediğimiz gibi, sizler düşük boyutların yoğunluğuna battıkça, DNA iplikleriniz ikişer ikişer Işık zarlarıyla örtüldü ve Sizler Işığın yüksek boyutlarına geri gidiş yolculuğunuza başlamaya hazır oluncaya kadar ihtiyaç olarak saklandı.
Birinci, ikinci ve üçüncü boyutlar: DNA’nın İki İpliği
Dördüncü ve beşinci boyutlar: DNA’nın Dört İpliği
Altıncı ve yedinci boyutlar: DNA’nın Altı İpliği
Sekizinci ve dokuzuncu boyutlar: DNA’nın Sekiz İpliği
Onuncu ve onbirinci boyutlar: DNA’nın On İpliği
Onikinci boyut: DNA’nın On İki İpliği
Kendimle konuşuyorum. Kendimle mi konuşuyorum, onunla mı konuşuyorum? O Kim? Ben miyim? Ben olan beni gözlemleyen bu öteki ben kim? Gerçek ben kimim? Bu dünyada işim ne? Bütün bu yaşamın anlamı ne? Nereden geldim, nereye gidiyorum? Kendim olarak mı yaşıyorum yoksa bana ezberletilmiş, programlandığım bir hayatı mı yaşıyorum? Kendimi tanımak için uzun bir yoldayım.
31 Ağustos 2011 Çarşamba
Kontrol / Control
Başkalarını kontrol etmeye çalışmak, onlara hükmetmeye, hizaya getirmeye çalışmak daha fazla kontrolü hayatınıza çekmekten öte bir işe yaramayacaktır. Başka insanların davranış biçimlerini etkileyerek, istediğiniz hale getirmeye çalışarak kendinizi iyi hissetme içgüdüsü aslında gayet anlaşılabilir bir şey. Ama şunu da anlamalısınız ki onları hizaya getiremeyeceğiniz gibi, onlar gibi bir çok insanı da hayatınıza çekeceksiniz. İstediğiniz noktaya asla kontrol ile ya da istemediğiniz şeyleri/insanları hayatınızdan çıkararak ulaşamazsınız.
Attempting to Control Others Attracts More to Be Controlled... It is easy to understand how you would come to the conclusion that your path to feeling good is through influencing or controlling the behavior of others. But as you attempt to control them (through influence or coercion), you discover that not only can you not contain them - but your attention to them brings more like them into your experience. You simply cannot get to where you want to be by controlling or eliminating the unwanted.
Attempting to Control Others Attracts More to Be Controlled... It is easy to understand how you would come to the conclusion that your path to feeling good is through influencing or controlling the behavior of others. But as you attempt to control them (through influence or coercion), you discover that not only can you not contain them - but your attention to them brings more like them into your experience. You simply cannot get to where you want to be by controlling or eliminating the unwanted.
24 Ağustos 2011 Çarşamba
Hiçbir şey beni durduramaz! Çok kararlıyım! Sorunları avantajlara çeviririm! Diğer insanların hiçbir şans görmediği durumlarda bile çözümler bulurum! İstediğim her şeyi başarabileceğimi biliyorum ve olumsuz herhangi bir şeyin beni engellemesine veya yolumda durmasına izin vermeyi reddediyorum ! Tüm olumsuz kişi olay ve durumları reddediyorum.
Duanın Sırrı
Herhangi bir şey istemeyin. Asla. İsteğiniz önceden yanıtlandığı için teşekkür edin. Duanın tezahür edici gücü sadece Kutsal Anda, Şimdide gerçekleşir. Eğer gelecekteki bir şey için dua ederseniz, o gelecekte olacaktır. Ve şimdi bir şeyler istemek, hala çaresizlik yerinden, yoksunluğu kabul etme yerinden işlemektir. Bir şeyler istemek ona sahip olmadığınız anlamına gelir. Ve sizin de ...tanrı olduğunuzu size söylüyorum kardeşlerim. Yaşamınızda dualarınızı tezahür ettirmek için gereksinim duyduğunuz her şeye sahipsiniz. Ve duanın besleyicisi duanızın zaten önceden yanıtlandığı imanında, mutlak güvenindedir. Hatırlayın, geçmiş ve geleceğin eşzamanlı olarak var olduğu bir Evrende, kalbinizin tüm arzularını zaten tezahür ettirdiğiniz bir gelecek zaten önceden mevcuttur. Tüm yaptığınız zaten önceden var olanı şimdiki realitenize çağırmaktır. Zihinden değil, asla egodan değil, daima kalpten dua edin. Duanızı hissedin. Onu koklayın, tadına varın, dokunun, işitin – onu gerçek yapın. Ve son olarak, duanızın tezahürü için teşekkür ettiğinizde ve onu gerçek yaptığınızda, o zaman ona eklenti yapmadan/bağlanmadan salıverin, ayrıntıları ele alması için Evrene bırakın. Duanızı, sizin görebileceğinizden daha fazlasını gören ormanın yükseklerindeki kartala verin. Ve daima şükran ve alçakgönüllülük yerinden dua edin, çünkü güç sizin içinizde olsa bile, o ayrıca sizin dışınızdadır da, ve eylemleriniz ve dualarınız başkalarını etkiler. Duanız, sadece sizin için değil, herkesin en yüksek hayrına yanıtlandığı için teşekkür edin. Sonra gücün çok daha derin deposuna ulaşırsınız.
DUANIN SIRRI – 2
Tanrı’dan bir armağan olarak kabul ettiğiniz şey için sözel olarak teşekkür edin – iki insan arasındaki genel bir diyalog ve yüksek sesle yapılmalı.
Tüm durumlarda yüksek sesle dua etmek daha iyidir.
Dua özel olarak hitap edildiği sürece, bireysel dua zihinden yapılabilir. Eğer Tanrı’ya ise, onu Tanrı’ya hitap edin.
Aradığınız şey, önceden tezahür etmiştir, verilen şey için teşekkür edin.
DUANIN SIRRI – 2
Tanrı’dan bir armağan olarak kabul ettiğiniz şey için sözel olarak teşekkür edin – iki insan arasındaki genel bir diyalog ve yüksek sesle yapılmalı.
Tüm durumlarda yüksek sesle dua etmek daha iyidir.
Dua özel olarak hitap edildiği sürece, bireysel dua zihinden yapılabilir. Eğer Tanrı’ya ise, onu Tanrı’ya hitap edin.
Aradığınız şey, önceden tezahür etmiştir, verilen şey için teşekkür edin.
12 Ağustos 2011 Cuma
Acı sana mutluluğun veremeyeceği bir çok şey sunar...
Acı sana mutluluğun veremeyeceği birçok şey sunar. Aslında mutluluk birçok şeyi elinden alır. Mutluluk, şimdiye kadar her ne elde etmişsen, her kim olmuşsan hepsini elinden alır; mutluluk seni yok eder! Acı egonu besler, mutluluk ise kısaca egosuz olma halidir.
Sorun burada yatıyor, tam bu noktada düğümleniyor. Mutlu olmak insanlara bu yüzden bu kadar zor geliyor. Bu yüzden dünyada milyonlarca insa...n sefalet içinde yaşamayı seçiyor. Bu sana çok ama çok billurlaşmış bir ego kazandırır. Acı çekiyorsan varsın. Mutluysan, yoksun. Acı içindeyken billurlaşma, mutluluk içindeyken buharlaşma.
Bu anlaşıldığında her şey son derece berraklaşacaktır. Acı seni özel yapar. Mutluluk ise evrensel bir olgudur ve özel hiçbir tarafı yoktur. Ağaçlar mutludur, hayvanlar, kuşlar mutludur. Varoluş, insan dışında tümüyle mutludur. Acı çekmek insanı özel, sıradışı kılar.
Acı, insanların dikkatini çekmeni sağlar. Acı içinde olduğunda insanlar seninle ilgilenir, şefkat ve sevgi gösterir. Herkes sana bakmaya başlar. Kim acı çeken birini incitmek ister? Acı içindeki birini kim kıskanır, kim ona düşmanlık besler? Bu fazla gaddarca olurdu.
Acı çeken biri sevgi ve şefkat görür, ona bakılır. Acıya yapılan yatırım büyüktür. Karısı acı içinde olmadığında kocası onu unutuverir. Ama acı çekiyorsa onu ihmal edemez. Eğer koca acı çekiyorsa, tüm ailenin, karısı ve çocuklarının etrafını sarıp, onun için endişelenmesi onu son derece rahatlatır. Kişi böyle durumlarda yalnız olmadığını, bir ailesi, dostları olduğunu hisseder.
Hasta veya bunalımda olduğunda, acı içinde olduğunda dostların seni ziyaret etmeye, teselli edip, rahatlatmaya gelir. Mutlu olduğunda ise aynı dostlar seni kıskanmaya başlar. Gerçekten mutlu olduğunda, tüm dünyanın sana karşı cephe aldığını göreceksin.
Sorun burada yatıyor, tam bu noktada düğümleniyor. Mutlu olmak insanlara bu yüzden bu kadar zor geliyor. Bu yüzden dünyada milyonlarca insa...n sefalet içinde yaşamayı seçiyor. Bu sana çok ama çok billurlaşmış bir ego kazandırır. Acı çekiyorsan varsın. Mutluysan, yoksun. Acı içindeyken billurlaşma, mutluluk içindeyken buharlaşma.
Bu anlaşıldığında her şey son derece berraklaşacaktır. Acı seni özel yapar. Mutluluk ise evrensel bir olgudur ve özel hiçbir tarafı yoktur. Ağaçlar mutludur, hayvanlar, kuşlar mutludur. Varoluş, insan dışında tümüyle mutludur. Acı çekmek insanı özel, sıradışı kılar.
Acı, insanların dikkatini çekmeni sağlar. Acı içinde olduğunda insanlar seninle ilgilenir, şefkat ve sevgi gösterir. Herkes sana bakmaya başlar. Kim acı çeken birini incitmek ister? Acı içindeki birini kim kıskanır, kim ona düşmanlık besler? Bu fazla gaddarca olurdu.
Acı çeken biri sevgi ve şefkat görür, ona bakılır. Acıya yapılan yatırım büyüktür. Karısı acı içinde olmadığında kocası onu unutuverir. Ama acı çekiyorsa onu ihmal edemez. Eğer koca acı çekiyorsa, tüm ailenin, karısı ve çocuklarının etrafını sarıp, onun için endişelenmesi onu son derece rahatlatır. Kişi böyle durumlarda yalnız olmadığını, bir ailesi, dostları olduğunu hisseder.
Hasta veya bunalımda olduğunda, acı içinde olduğunda dostların seni ziyaret etmeye, teselli edip, rahatlatmaya gelir. Mutlu olduğunda ise aynı dostlar seni kıskanmaya başlar. Gerçekten mutlu olduğunda, tüm dünyanın sana karşı cephe aldığını göreceksin.
23 Temmuz 2011 Cumartesi
Kendini KABUL ettiğin AN güzelleşirsin . Kendi bedeninden keyif aldığında başkalarına da keyif verirsin. Pek çok insan SANA aşık olacaktır. Çünkü SEN kendine AŞIKSIN…
17 Temmuz 2011 Pazar
Hatırlatma
Dünyanın tadını çıkarmanın zamanı. Büyük değişim zamanlarındayız. Dünya nimetlerinin tadını çıkarmak ama her an onları bırakıp gidecekmiş gibi bağımlı olmamak, en özgür yaşamak için iyi bir formül.
Niceleri geldi, neler istediler,
Sonunda dünyayı bırakıp gittiler,
Sen hiç gitmeyecek gibisin, değil mi?
O gidenler de hep senin gibiydiler.
(Ömer Hayyam)
Sevgi ve Işıkla...
Niceleri geldi, neler istediler,
Sonunda dünyayı bırakıp gittiler,
Sen hiç gitmeyecek gibisin, değil mi?
O gidenler de hep senin gibiydiler.
(Ömer Hayyam)
Sevgi ve Işıkla...
9 Temmuz 2011 Cumartesi
2 Temmuz 2011 Cumartesi
Spiraller / Spirals
Bu videoyu görünce küçük çaplı bir şok yaşadım. Neden diyeceksiniz? Şöyle:
Biliyorsunuz geçen ay 3 tutulma üst üste gerçekleşti. Sandviç tutulmalar dedikleri 2 güneş tutulmasının arasında bir ay tutulması. Bu dönemleri gerçekten çok ama çok ağır geçirdim. Zorlayıcı bir dönemdi. Geçen hafta artık dayanacak gücüm kalmamış gibi hissettiğim bir anda, gece, meleklerimden rica ettim; "ne olur gelin, bu gece elimi tutun" dedim. Öylesine kayıp hissediyordum ki kendimi. Gerçek yuvama dönmek, artık bu rüyadan, bu hipnozdan uyanmak, gerçeği anlamak için büyük bir iştah içindeydim. "Ne olur" diye devam ettim, "gerçek yuvamdan bir parça gösterin bana, bir kısa an da olsa yeter, bir an oraya gideyim, çok zorlanıyorum, bu beni rahatlatacak sanki". O niyetle uyudum.
Rüyamda dev bir salyangoz kabuğunun içindeydim sanki. Spiral şeklinde basamakları olmayan bir merdivene benzer, üzeri kapalı bir yapıydı. Sanki inci rengi, kemik rengi. Yürümüyor, sanki uçuyordum. Uçmak da değil de, hafifçe havada ilerlemek, nasıl anlatsam, tüy olmak gibi.
Rüyayı tam olarak anlamlandıramadım. Ben bir salyangoz'dan gelmişim dedim uyanınca hatta. :)))
Kiesha Crowther'ın bu mesajını daha önce de seyretmiştim ama unutmuşum. Şimdi seyredince anlam kazandı. İşte buydu. Gördüğüm buydu. Tüm hayat, yaşamın başlangıcı ve tümü, tüm yaşayan varlıklar vs. onlarca farklı kültürde onlarca farklı şekilde yorumlanan spiral aslında bana şunun için gösterildi:
"Yuvayı başka yerde arama. Yuvan buradan başka yer değil".
30 Haziran 2011 Perşembe
29 Haziran 2011 Çarşamba
Derinden Seviliyorum...
Geçen hafta iş için Göcek'e gittim.
İş için bile olsa o güzelim denize yakın olmak, çevredeki farklı renklerdeki muhteşem begonvilleri seyretmek, kocaman ağaçlarla konuşmak çok güzeldi.
Hep söylüyorum ya ağaçlar, çiçekler, kuşlar, tüm varlıklar benimle konuşuyor diye. Bu kez, gerçekten, ciddi bir kanıt var elimde, o yüzden paylaşmak istedim.
Göcek'te bir cafe'de yemek yiyorduk. Çok yaşlı bir ağacın altında, sakin ve huzurlu bir öğlen yemeği. Ağacı hayran hayran seyrediyordum, yaşlı ve bilgeydi. Bana yaşamından kesitler sundu, sanki beynimin içinde bir ekran vardı ve ağacın gördüğü, yaşadığı şeyler geçiyordu ekrandan. Göcek koyuna sığınmış kadırgalar gördüm, korsanların birbiriyle kavgasını, sahilde sevişen bir çifti, onları gizlice seyredip gelip kızı öldüren birini, köle ticareti yapanların gemilerden indirdikleri zincirlenmiş güzel kadınlara, siyahi adamlara sopalarla vurarak yürütmesini, ciddi bir depremde ağacın köklerinin yarılmasını, fırtınaları gördüm. Ağacın niye böyle 4 parçaya ayrılmış gibi durduğunu anladım. Çok uzun yıllardır yaşadığını söyledi bana, 600 yıldan çok. Onun köklerinin başka ağaçlara yol verdiğini, en derin yer altı sularının enerjisini alabildiğini...
Hayran hayran ona bakıyordum, ona onu ne kadar çok sevdiğimi, takdir ettiğimi söyledim. Varlığı için teşekkür ettim. O da bana teşekkür etti. Gölgesi altında olmamızdan ne denli mutlu olduğunu, zaten onun var olma amacının bu olduğunu, bizim soluduğumuz havayı oluşturmak, bize faydalı olmak için var olduğunu ve bunun takdir edilmesinin çok güzel olduğunu söyledi.
Tam bu sırada, tam kafamı kaldırmış onun devasa dallarına bakarken, gözlerimin önünde bir yaprak koptu ve yavaşça, sanki ağır çekimle kucağıma düştü. Ve yaprak... Aşağıdaki fotoğrafta...
Umarım yaprağın üzerindeki E harfini görebiliyorsunuzdur. Bu ağacın bana bir hediyesi değil de nedir? Sanki elle oyulmuş gibi bir E harfi.
Hepimiz gerçekten, derinden seviliyoruz. Bundan bir an bile şüphe etmememiz gerek. Doğa her parçası ile bize bağlı ve bizi sevmeye, kucaklamaya hazır...
İşte böyle...
Sevgi ve ışıkla...
İş için bile olsa o güzelim denize yakın olmak, çevredeki farklı renklerdeki muhteşem begonvilleri seyretmek, kocaman ağaçlarla konuşmak çok güzeldi.
Hep söylüyorum ya ağaçlar, çiçekler, kuşlar, tüm varlıklar benimle konuşuyor diye. Bu kez, gerçekten, ciddi bir kanıt var elimde, o yüzden paylaşmak istedim.
Göcek'te bir cafe'de yemek yiyorduk. Çok yaşlı bir ağacın altında, sakin ve huzurlu bir öğlen yemeği. Ağacı hayran hayran seyrediyordum, yaşlı ve bilgeydi. Bana yaşamından kesitler sundu, sanki beynimin içinde bir ekran vardı ve ağacın gördüğü, yaşadığı şeyler geçiyordu ekrandan. Göcek koyuna sığınmış kadırgalar gördüm, korsanların birbiriyle kavgasını, sahilde sevişen bir çifti, onları gizlice seyredip gelip kızı öldüren birini, köle ticareti yapanların gemilerden indirdikleri zincirlenmiş güzel kadınlara, siyahi adamlara sopalarla vurarak yürütmesini, ciddi bir depremde ağacın köklerinin yarılmasını, fırtınaları gördüm. Ağacın niye böyle 4 parçaya ayrılmış gibi durduğunu anladım. Çok uzun yıllardır yaşadığını söyledi bana, 600 yıldan çok. Onun köklerinin başka ağaçlara yol verdiğini, en derin yer altı sularının enerjisini alabildiğini...
Hayran hayran ona bakıyordum, ona onu ne kadar çok sevdiğimi, takdir ettiğimi söyledim. Varlığı için teşekkür ettim. O da bana teşekkür etti. Gölgesi altında olmamızdan ne denli mutlu olduğunu, zaten onun var olma amacının bu olduğunu, bizim soluduğumuz havayı oluşturmak, bize faydalı olmak için var olduğunu ve bunun takdir edilmesinin çok güzel olduğunu söyledi.
Tam bu sırada, tam kafamı kaldırmış onun devasa dallarına bakarken, gözlerimin önünde bir yaprak koptu ve yavaşça, sanki ağır çekimle kucağıma düştü. Ve yaprak... Aşağıdaki fotoğrafta...
Umarım yaprağın üzerindeki E harfini görebiliyorsunuzdur. Bu ağacın bana bir hediyesi değil de nedir? Sanki elle oyulmuş gibi bir E harfi.
Hepimiz gerçekten, derinden seviliyoruz. Bundan bir an bile şüphe etmememiz gerek. Doğa her parçası ile bize bağlı ve bizi sevmeye, kucaklamaya hazır...
İşte böyle...
Sevgi ve ışıkla...
Bizim ortaya çıkmamızı ister misiniz?
Alttaki mesaj internet aracılığıyla tüm dünyada bir çok kaynağa ulaştı ve hiç birinde yazarına ilişkin bir tanımlama yok. Dünya dışından olduğu söyleniyor ama kim ve nasıl aldı bilinmemekte. İster dikte edilmiş, ister kanal olarak alınmış veya dünya insanı tarafından yaratılmış olsun, özünde bu mesaj bize “doğru” geliyor. Aslında tamamı ortak seçimle ilgili. Biz galaktik vatandaşlığı mı seçeceğiz; yoksa korku, yadsıma ve güvensizlik ile giderek tükenen bir nesil olmayı mı? Seçimse tamamen bize ait.
“DÜNYAYI SADECE SEVGİNİN ÜSTÜNLÜĞÜ DEĞİŞTİRİR!”
“GÖRÜNMEMİZİN GEREKİP GEREKMEDİĞİNE KARAR VERİN!”
Bu mesajı size kimin yazdığının önemi yoktur ve zihninizde anonim olarak kalmalıdır. Önemli olan bu mesaja ilişkin ne yapacağınızdır! Her biriniz kendi özgür iradenizi kullanarak mutlu olmayı istersiniz. Özgür iradeniz sizin kendi gücünüz çerçevesindeki bilginize, mutluluğunuzda alıp verdiğiniz sevgiye bağlıdır. Gelişimin bu evresinde tüm bilinçli ırklar gibi sizler de kendi gezegeninizde kendinizi izole olmuş hissediyor ve bu durumun etkisiyle kendi kaderinize mutlak gözüyle bakıyorsunuz. Ama yine de küçük bir azınlığın farkında olduğu büyük bir değişimin eşiğindesiniz. Kendi seçiminizin dışında sizin geleceğinizi değiştirmek bizim sorumluluğumuzda değildir.
Bu mesajı dünya çapında bir referandum olarak alın. Ve yanıtınızı da bir oylama olarak düşünün. Biz kimiz? İnsanlığın binlerce yıldır tanık olduğu açıklanamayan göksel olaylarla ilgili ne bilim adamlarınız ne de dini liderleriniz ortak bir fikir oluşturabilmiş değiller. İnançlar ne denli saygı duyulur olsa da, doğruyu ve gerçeği bilmek için bu inanç filtrelerinin dışına çıkılması gerekir. Artan sayıdaki bilinmeyen araştırmacılarınız yeni bilginin yollarını keşfediyor ve realiteye çok yaklaşıyorlar. Bugün uygarlığınız içinde bir okyanus kadar büyük bilginin içinden özellikle sizi daha az üzecek kısmının çok küçük bir parçası ortaya dökülmüştür. Özellikle son elli yılda tarihinizde saçma veya inanılmaz görünen olaylar daha sıklıkla olasılık ve farkındalık alanınlarına girmiştir. Geleceğin daha da sürprizlerle dolu olduğunu bilin.
“DÜNYAYI SADECE SEVGİNİN ÜSTÜNLÜĞÜ DEĞİŞTİRİR!”
“GÖRÜNMEMİZİN GEREKİP GEREKMEDİĞİNE KARAR VERİN!”
Bu mesajı size kimin yazdığının önemi yoktur ve zihninizde anonim olarak kalmalıdır. Önemli olan bu mesaja ilişkin ne yapacağınızdır! Her biriniz kendi özgür iradenizi kullanarak mutlu olmayı istersiniz. Özgür iradeniz sizin kendi gücünüz çerçevesindeki bilginize, mutluluğunuzda alıp verdiğiniz sevgiye bağlıdır. Gelişimin bu evresinde tüm bilinçli ırklar gibi sizler de kendi gezegeninizde kendinizi izole olmuş hissediyor ve bu durumun etkisiyle kendi kaderinize mutlak gözüyle bakıyorsunuz. Ama yine de küçük bir azınlığın farkında olduğu büyük bir değişimin eşiğindesiniz. Kendi seçiminizin dışında sizin geleceğinizi değiştirmek bizim sorumluluğumuzda değildir.
Bu mesajı dünya çapında bir referandum olarak alın. Ve yanıtınızı da bir oylama olarak düşünün. Biz kimiz? İnsanlığın binlerce yıldır tanık olduğu açıklanamayan göksel olaylarla ilgili ne bilim adamlarınız ne de dini liderleriniz ortak bir fikir oluşturabilmiş değiller. İnançlar ne denli saygı duyulur olsa da, doğruyu ve gerçeği bilmek için bu inanç filtrelerinin dışına çıkılması gerekir. Artan sayıdaki bilinmeyen araştırmacılarınız yeni bilginin yollarını keşfediyor ve realiteye çok yaklaşıyorlar. Bugün uygarlığınız içinde bir okyanus kadar büyük bilginin içinden özellikle sizi daha az üzecek kısmının çok küçük bir parçası ortaya dökülmüştür. Özellikle son elli yılda tarihinizde saçma veya inanılmaz görünen olaylar daha sıklıkla olasılık ve farkındalık alanınlarına girmiştir. Geleceğin daha da sürprizlerle dolu olduğunu bilin.
28 Haziran 2011 Salı
Ders Yerine Mutluluk Verin Siz!
Tanrı dedi ki:
Herkesin öğretmeni olduğunuz doğrudur. Herkes sizin söylediklerinizden bir şeyler öğrenme fırsatına sahiptir. Ama siz de başkalarından öğrenirsiniz. Herkes diğer herkesin öğretmenidir ve herkesin de başkalarından öğreneceği şeyler vardır... Şüphesiz böylesi çok şey vardır.
Herkes sizin uygunsuz davranışlarınız denli cömertliğinizden de bir şeyler öğrenebilir örneğin. Eylemleriniz her ne olursa olsun insanların sizden bir şeyler öğreneceği gerçeği ise uygunsuz davranışlara bir mazeret teşkil etmez. Dünyada sınırlamalar vardır ve bunların çoğu da sizin azami yararınızadır. Olumlu davranışlar vardır ve olumsuzlar vardır. Kabalığın iyi bir davranış olmadığını söylemek son derece yerindedir. Ancak burada davranış yerine fikir veya düşünce demek Benim açımdan daha faydalı olacaktır. Bazı şeylerin iyi birer fikir olmadığı son derece açıktır. Örneğin On Emre riayet etmenin iyi bir fikir olduğunu söylerdim Ben. Bunları ihlal etmenin iyi bir fikir olacağına kendinizi ikna etmeniz de iyi bir fikir olmayacaktır bu durumda.
Masaların, sehpaların üzerinden atlamak genellikle uygun görülmeyen bir harekettir. Kalabalık bir odanın öbür tarafına gitmek istediğinizde bir masanın üzerinden atlarsanız buradaki hayır nerededir ki? Belki de bir nevi saygısızlık sergiliyorsunuzdur. İnsanlara ders vermek size düşmez. Ben size müsaade ettim mi? Bir şeyi yapmayı seçmeniz, o eylemi erdemli mi kılar?
Herkesin öğretmeni olduğunuz doğrudur. Herkes sizin söylediklerinizden bir şeyler öğrenme fırsatına sahiptir. Ama siz de başkalarından öğrenirsiniz. Herkes diğer herkesin öğretmenidir ve herkesin de başkalarından öğreneceği şeyler vardır... Şüphesiz böylesi çok şey vardır.
Herkes sizin uygunsuz davranışlarınız denli cömertliğinizden de bir şeyler öğrenebilir örneğin. Eylemleriniz her ne olursa olsun insanların sizden bir şeyler öğreneceği gerçeği ise uygunsuz davranışlara bir mazeret teşkil etmez. Dünyada sınırlamalar vardır ve bunların çoğu da sizin azami yararınızadır. Olumlu davranışlar vardır ve olumsuzlar vardır. Kabalığın iyi bir davranış olmadığını söylemek son derece yerindedir. Ancak burada davranış yerine fikir veya düşünce demek Benim açımdan daha faydalı olacaktır. Bazı şeylerin iyi birer fikir olmadığı son derece açıktır. Örneğin On Emre riayet etmenin iyi bir fikir olduğunu söylerdim Ben. Bunları ihlal etmenin iyi bir fikir olacağına kendinizi ikna etmeniz de iyi bir fikir olmayacaktır bu durumda.
Masaların, sehpaların üzerinden atlamak genellikle uygun görülmeyen bir harekettir. Kalabalık bir odanın öbür tarafına gitmek istediğinizde bir masanın üzerinden atlarsanız buradaki hayır nerededir ki? Belki de bir nevi saygısızlık sergiliyorsunuzdur. İnsanlara ders vermek size düşmez. Ben size müsaade ettim mi? Bir şeyi yapmayı seçmeniz, o eylemi erdemli mi kılar?
22 Haziran 2011 Çarşamba
Holografik Dünyamız / Holographic World
Holografik bir dünyamız var. Yani bütündeki tüm bilgi en küçük parçada aynen kayıtlı. Bu yüzden en küçük parçanın bütünü değiştirme gücü de bulunuyor. Sonuç olarak bizim bireysel titreşimimiz tüm dünyayı etkiliyor. Bu yüzden her olaya, insana, duruma sakin, barışcıl, dürüst, açık fikirli, kendinden emin ve sevgi dolu yaklaşmak için elimizden gelenin fazlasını yapmalıyız. Gerçekten dünyamızın kaderi bizim ellerimizde.
(Reiki Master'ım Don Beckett'in son yazısından: http://johreiki.net/)
We live in a holographic world. That means, the whole picture is replicated in every particle. Therefore, every particle has the ability to change the whole picture. Your energetic vibration at every moment affects the whole world. Please do your best to affect everything in a peaceful, honest, open, loving, confident way! The fate of the whole world truly depends on it.
(From his last article, my Reiki Master Don Beckett. http://johreiki.net/)
(Reiki Master'ım Don Beckett'in son yazısından: http://johreiki.net/)
We live in a holographic world. That means, the whole picture is replicated in every particle. Therefore, every particle has the ability to change the whole picture. Your energetic vibration at every moment affects the whole world. Please do your best to affect everything in a peaceful, honest, open, loving, confident way! The fate of the whole world truly depends on it.
(From his last article, my Reiki Master Don Beckett. http://johreiki.net/)
20 Haziran 2011 Pazartesi
Rezonans Kanunu
Mükemmel bir yazı. Mutlaka okumalısınız. Love Peace and Harmony adlı siteden...
http://lovepeaceandharmony.ning.com/profiles/blog/show?id=2209390%3ABlogPost%3A225613
http://lovepeaceandharmony.ning.com/profiles/blog/show?id=2209390%3ABlogPost%3A225613
16 Haziran 2011 Perşembe
Büyük Sıçrama / The Great Leap
Harika Kozmik bir olay gerçekleşiyor.
Evren’de Galaktik Solar merkezden Kozmik Işık dalgaları geliyor,
İnsanlığın bilincini yaşamı algılamanın yeni şekline senkronize etmek için…
Yeni bir Dünya doğuyor
Bu kozmik dalgalar bizi dürtüyor, bizi genişletiyor,
Realiteyi yaratmanın yeni yollarını ilham ediyor
Hepimiz davetliyiz,
Gezegendeki her varlık bu Büyük Sıçramaya çağırılıyor.
Doğa, Dünyanın ve Suların kristalleri,
Elementler ve Elementaller,
Ve her bir Canlı Varlık bu Büyük Uyanışa davet ediliyor!
Bu gerçekleşiyor… tam burada, tam Şimdi!
Dünya Ana seyreyliyor…
Kozmik okyanus
Dev bir Uzay Gemisi gibi kozmik dalgalarda sörf yapıyor
Bu bizi büyük Uyanışa hizalıyor!
Kalbinizi açın, DNA’nızı uyandıracak olan bu kozmik dalgaları alın.
Ve büyük kutlamaya katılın!
Tüm Gezegen kalpten şarkı söylüyor…
Birliğin melodisini…
Birlikte Yeni Dünya’ya yürüyelim…
Sevgi ve İşbirliğinde.
http://www.kosulsuz-sevgi.com/
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)