31 Aralık 2012 Pazartesi

2013

Karanlık... Karanlık... Karanlık...
İçimdeki sonsuz karanlığa bir ampul yakmakla başladım işe.
Çok çok önceydi.
Çıt!
Yavaş yavaş keşfetmeye başladım bütün pislikleri, bütün tozları, bütün acıları, bütün eskileri, bütün çöpleri, saklanmış bütün yükleri...
Temizleyerek yürüdüm.
Kendime kızarak. Anlamaya çalışarak. Nefret ederek. Sevmeye çalışarak.
Yavaşça.
Sabırla.
Aynaya bakıp bir cadı gördüm. Bir cadı. Korkunç. Pis. Çirkin...
Yürüdüm yine de.
Sabırla.
İçimde çığlık çığlığa bağıran sesi duyarak. Ona saygı duyarak.
Bazen onu ikna etmeye çalıştım umutsuzca, susmayacağından korkarak bazen kavga ettim onunla. Cadısın dedim. Pis bir cadı. Kötüsün. İçimdeki güzelliği görene kadar ne kadar direndim, ne kadar, ne kadar.
Bazen bıraktım konuşsun, bir köşeye çekilip seyrettim ağzından köpükler saçarak konuşmasını.
Şaşırdım insanlara. Kızdım insanlara. Acıdım insanlara. Aşağıladım onları, kıskandım, kinlendim, sevdim, kucakladım, ağladım, yaltaklandım, bağırdım, güldüm, baktım, seyrettim, hayal kırıklığına uğradım, suçladım, affettim, affedemedim insanları.
Dolaştım, bazen kayboldum, bazen yolun başına geri dönmüş buldum kendimi, bazen bir baktım sonundayım. Sevindim kibirle herkesten önde olduğumu sandım...
Yavaş yavaş içimde ne varsa dışarıda da onun olduğunu görmeye başladım.
Bunun ne demek olduğunu anlamakla geçti yıllar.
İçeride ne varsa dışarıda o var. İçeride ne varsa dışarıda o var. İçeride ne varsa dışarıda o var.
Güzel. İyi.
... de... ne demek bu?
Birden yandı, birden. Yoğun bir karanlığın ardından ışıklar yandı.
Bir baktım. Onu gördüm.
Ben'i gördüm.
Şok.
Güzelliğine şaşırdım.
Cadı ne kadar güzeldi.
Hem cadıydı hem güzeldi.
Her şeydi. Her şey olabilirdi.
Her hali ile güzeldi.
Kendimi sonsuz aynalarla dolu bir salonda buldum.
Salon ne kadar dar ve ne kadar geniş.
Ve her şey ben.
Hiç bir şey olmadı, hayal kırıklığına uğradım vs. diyenlere sözüm bu.
Olanı dışarıda arama.
Olan ne varsa burada.
3 gün, 5 gün, 10 yıl karanlığın ardında.
Işık var. Mutlaka.

2013. İçinizdeki güzelliği dışa yansıtmakta cesur olduğunuz yıl olsun, tüm sevginiz dışa taşsın.

Sevgi ve ışıkla dostlar.

Ebru Altan.

18 Aralık 2012 Salı

Homonovuslar...

21 Aralık’ta dünyanın değişik köşelerinde kıyameti bekleyen bir insan nüfusu var bu gezegende. Aynı zamanda bu tarihi, ruhsal dönüşümün hızlanmaya başladığı tarih olarak algılayanlar da var.

Ben 1970’li yıllardan itibaren başlayan bu dönemi Bilgi Çağından Bilinç Çağına geçiş döneminin başlangıç evresi olarak algılıyorum. Şu anda yaşamın her alanında iki uç realite yaşanıyor: Eski dünya ile yeni dünya aynı anda mevcut. Aradaki uçurumun gölgesi, gecenin şafaktan önceki en karanlık hali kadar koyu.

İnsan denilen tür, başlangıçtan itibaren adım adım evrimleşerek bugünkü şeklini aldı. Fiziksel evrimin yanı sıra bilinç de her yeni türle birlikte biraz daha arttı. Her yeni tür, bir önceki türün daha üst bilinç versiyonu oldu. Bir zamanlar daha eski atalarımız olan Neandertal ve daha yeni atalarımız olan Kro Magnonlar 30 bin yıllık geçiş süresinde bu gezegende birlikte var oldular. Daha sonra Neandertaller yok oldu. Kro Magnon ve Homo Sapiensler de bir süre aynı anda var oldular. Sonra Kro Magnonlar yok oldu. Biz Homo Sapiensler de insan türünün son hali değiliz. Evrimleşme devam ediyor.

Şu anda da gezegenimizde şeklen birbirine benzeyen ama bilinç seviyeleri farklı iki tür insan yaşıyor: Homo Sapiens ve Homo Novuslar. Ama bu kez birlikte varoluş süreci, otuz bin yıl olmayacak; çok, çok daha kısa sürecek. Teknolojik gelişimin yarattığı yoğun radyasyon, ruhsal gelişimin teknolojik gelişim hızıyla paralellik arz etmemesi, insanlar ve ülkeler arasındaki derin sosyoekonomik uçurum, dünyanın dört bir yanında bitmek bilmeyen savaşlar, doğal kaynakların hızlı tüketimi, sistemin çöküşü, depresyonun alarm boyutunda artması, hastalıkların ve özellikle bağışıklık sistemini çökertici hastalıkların artması, iklim değişiklikleri, hava, su ve toprağın kimyasallarla kirlenmesi… Değişim çok hızlandı ve hızı her geçen gün katlanarak artıyor. İnsanlık dünya tarihinde daha önce yaşanmamış bir boyutta krizin içinde ve çoğu insan, krizin boyutlarının farkında bile değil. Bu kriz sanıldığı gibi sadece ekonomik bir kriz değil. Bu kriz bir BİLİNÇ krizi.

17 Aralık 2012 Pazartesi

Realite Kontrolü

21 Aralık yaklaştıkça, ya yaşam değişmezse diye korkularımız büyüyor çünkü 3.boyut zihnine göre bir gün bitiyor, bir gün başlıyor ve bu sıradanlık 21 Aralık'ın da öylece geçip gideceği düşüncelerini büyütüyor. Dahası birçok insan gayet haklı olarak, 21 Aralık'tan sonra da ödenecek faturalar olacak tarzında bir yaklaşımla hem kendilerini olası bir hayal kırıklığından koruyor hem de başka insanlar da hayal kırıklığına uğramasınlar şeklinde biraz dürüst biraz yalancı bir yaklaşımla kendi tutumlarını kendileri adına kuvvetlendirmek amacıyla kendilerine yandaş topluyor, böylece belli bir vicdani konfor alanında kalıyorlar. Diğer tarafta birçok insan da büyük bir hayal kırıklığını göze alarak vicdani sorumluluklarını koruyor. Tabii ki bir de sadece izleyenler var. Onlar da üçe ayrılıyor; ya konuya vakıf olmadıklarını düşünüyor ya geride bekliyor ya da Yükseliş'ten emin olunan farkındalığı 3. boyut zihinlerinde öyle bir demirleyebilmişler ki, bu demirleyişi yapamayan insanlara dışarıdan bir kanıt sunamayacaklarını gördüklerinden bilgiyi paylaşamıyorlar. Bu yaklaşımların hiçbirinin bir diğerinden daha değerli olmadığına dikkat çekme ihtiyacı duyuyorum. Birilerini yüceltiyor, birilerini yargılıyor ya da aşağılıyor değilim. Öyle olsa da bunu egom olarak kabul edebilirim. Bununla zaman kaybetmek istemiyorum. Her insan kendi deneyimleri ve hisleri doğrultusunda, kendi korkusuna ve hizmet bilincine kendi yoluyla tepki veriyor.

Her şeyden önce şunu söylemeliyim ki; Yükseliş olgusunu beklemek, sadece galaktiklerden, meleklerden ve üstatlardan alınan mesajlardan kaynaklanmıyor. Bu bekleyişin en önemli kısmı kişinin bireysel deneyimleri ve duru bilişi sayesinde vücut buluyor. Bizler deneyimleri illa ki 3. boyut zihni ile yaşamıyoruz, daha çok rüyalarımızda yaşıyoruz. Dolayısı ile bilinç altımız ve bilinç üstümüz (yüksek benliğimiz) yaşadığımız deneyimleri biliyor ve unutma sürecine girmiyor. Başka alemlerde yaşanılan bu deneyimler 3. boyut zihnimize tesir niteliğinde yansıyor. Bu durum tüm insanlar tarafından yaşanıyor.

Yükselişte ve sonrasında neler yaşanacağı/yaşanılabileceği birçok kanal vasıtası ile anlatıldı. Üzerinde düşünüldü, konuşuldu. Fakat kimse Yükseliş gerçekleşmezse neler olacağını ve bunun ne anlama geldiğini gerçek anlamda konuşmadı.

21 Aralık Hakkında...

Mehmet Ateş
Burada bir şeye açıklık getirmek istiyorum.

21 Aralık ta insanların bir şeyler beklediğini biliyoruz.

kimi bir kıyamet kimi de bir yükseliş bekliyor. ama her zaman ki gibi çoğunluk hiçbir şey beklemiyor ve çokğu ertesi günlerde kalkıp "bak bir şey olmadı." diyecek. bunu normal karşılamak gerek. içinde yükselme hissi olmayan ya da bu tür şeyleri absürd görüp kendi dar yolunda giden çok insan var. ne yapsanız da onlar bir şey görmez. onlar sadece BEN hissiyle bir illüzyonda silinip kendilerini kaybetmişler. burada onları yadırgamak gibi bir niyetim yok ve olmadı da. onlara bunu yaptıkları için aksine saygı duyuyorum. sonuçta bu dünyada herkes yükseliş için hazır olmayacak. nihayetince onlar genç ruhlardır ve daha alacakları yolları var. ama bu dünya onlara muazzam bir deneyim kazandıracak.

şimdi gelelim gerçekten değişecek olanlara ve değişmek isteyeceklere...
onlar kendisine hizmeti bırakıp başkasına hizmeti farkında olarak ya da olmayarak seçmişlerdir. kalplerinde bilgilerine bağlı olmayabilen bir iyilik hissi var. bunların çoğu bunu sezen tiptendir. bunlar elbette bu gezegenin yükselmesi için var.

gerçekten bir şeyler olmasını hele ki iyi yönde bir şeyler olmasını isteyenler denilenlere göre gerçekten de değişimi hissedecek. ben kendi şahsıma buna tamamıyla inanıyorum. "hani hiç birşey olmadı?" diyenler olacak. ama bunları bir kenara bırakırsak bence insanlık bundan gerçekten de etkilenecek. bir şeyler bekleyenler beklentilerinden fazlasını bulacak. herkes layık olduğu şey bulacaktır.

16 Aralık 2012 Pazar

Küresel Meditasyon

James Tyberonn



Dünya dualitede kalacak, ama Yükseliş ve 12 boyuta genişleme ile şimdi Yeni Dünyayı yaratmak için daha büyük yeteneğimiz ve sorumluluğumuz var.

Tüm ruhların bir araya gelmesinin ve Barış, Uyum ve Sevgi yaratmak için Yükselişin güçlü enerjisini kullanmasının zamanı.

Rolümüz!
Bundan sonra ne var? Barışın Spiritüel Savaşçıları olarak Birlikte - Yaratma... Yanıt Yeni Dünyayı yaratmaktır. Dikkatli bir yaratıcı olmak. Teta titreşimine yükselmek ve Sevgi, barış ve uyumda birliğe odaklanmak.

Kristalin teta titreşiminde birleşmiş düşünce dünyayı değiştirebilir ve bu, yoldaki herkesin rolüdür. Bu sonraki adımdır.

Meditasyon yapanları, meditasyonlar organize edenleri çağırıyoruz. Gidişatı değiştirmek, gezegenin enerjisini etkilemek için teta halindeki 7000 insanın yeterli olduğu söyleniyor... Barış, Sevgi & Uyumun Spiritüel Savaşçısı olmak. Enerjilenmiş işbirliği ile.

Solar rüzgarlar Yeni Dünyanın mekanizmasıdır. Milyarlarca ton yüklü plazma dünyayı 1987'deki Armonik Kavuşumdan bu yana yıkamakta. Ve bu 2013'teki Solar Maksimumda artacak.

Bu plazma epifiz bezini açmaya yardımcı olan iyonik oranda değişim yaratır. Epifiz bezi yaratımın kapısıdır. 12 boyuta kristalin genişleme epifiz bezi vasıtasıyla teta alanına erişime yardımcı olan daha büyük kristalin enerjiyi sağlar.

30 Kasım 2012 Cuma

12.12.12


Yoğun bir ay oldu ve bu ay hepimizin 12/12/12 enerjilerini almak için enerjisel olarak hazırlandığımızı hissediyorum.

Pleiadesliler bu zamanda gelen güçlü Aydınlanma Dalgalarını bilinçli olarak alabilmenize yardımcı olması için bana bazı çok spesifik bilgiler verdi.

Mesajım olağan olandan daha uzun ve her birinizle paylaşmak çok önemli hissettiriyor. İlgili olduğunu hissettiğim gelen bazı soruları da ekledim.

Pleiadesliler 12/12/12′de gezegene gelen Aydınlanma Dalgaları serisi olacağını söylüyor. Bu dünya planına gelmeden önce yaptığınız ön anlaşmalar ile yeni ittifaklara açık olmanızı istiyorlar. Gezegene 12/12/12′de gelecek olan Aydınlanma Dalgalarının enerjilerini tam olarak alabilmeniz için, açık olmanız ve kendiniz için yeni enerjisel ittifaklar yaratmanız gerekiyor.

12 Aralık’ta gece 00:01′den sabah saat 06:00 ya kadar dalgaların en kuvvetli olacağının farkında olun. Dalgalar öğlen 12:00 den 15:00′e kadar tekrar genişlemeye başlayacak.

12/12/12′den itibaren ve hayatınızda daha sonrasında, enerjisel destek için bir seri ön anlaşmalar yaptınız. Bunu hatırlayıp hatırlamamanız ilgisizdir. Şimdi bu ön anlaşmaları aktive etmek size bağlıdır. Aktivasyon sizden gelmelidir, diğer taraftan değil.

29 Kasım 2012 Perşembe

Neden onlar başarılı ve ben değilim?

(Bence, bu blogda da zaman zaman tartıştığımız konulara iyi bir cevap olmuş!)

Jennifer Hoffmann

 Sevgili Jennifer: İnternette gördüğüm insanlar hakkında yargılayıcıyım ve onları kıskanıyorum. Oprah onları destekliyor, kitapları yayınlanıyor, çok paraları var ve her şey onlar için güzel gidiyor. Spritüel olduklarını iddia eden bir çok fanları var ama ben onları hiç de spritüel bulmuyorum. Bu spritüel yolu ben seçtim (ya da o beni seçti), ben de çok çalışıyorum fakat hala mücadele halindeyim. Niçin benden daha iyi bir hayat deneyimliyorlar ve nasıl oluyor da spritüel olmayan insanlar bu zamanda bu kadar güzel bir hayat yaşıyorlar? Kendi şifa çalışmasını gerçekleştirememiş insanların geçişe doğru şimdi veya yakın gelecekte zor deneyimler geçireceğini düşünüyordum.

Jennifer’ın Cevabı: Sorunuz üç konuya hitap ediyor, spritüel davranış neye benzer, spritüaliteyi parayla ya da finansal kazançla nasıl birleştirebiliriz, neden bazıları mücadele ediyor ve diğerleri etmiyor. Farkında olmayabilirsin ama sınırlı kaynak olduğu ve bazılarında varsa sende yoktur inancından gelen yargıların sana olan bolluk akışını engelleyebilir. Ayrıca başkalarını spritüalitenin ne olup ne olmadığına dair düşüncelerinle yargılıyorsun ve bu senin vereceğin bir karar değil. Ve sen gerçekten paranın ve spritüalitenin birbirini dışlayan seçimler olduğunu düşünüyorsun, işte bu yüzden de paran yok. Fakat çözüm var, istediğin bolluğu, neşeyi ve başarıyı yaratmak için başkalarının neler yaptığını yargılamayı bırakmak zorundasın.

11 Kasım 2012 Pazar

Ne "olmadığını" bilme...

Soran: 'O'na nasıl ulaşırım?

Maharaj: 'O'na ulaşman gerekmez, çünkü sen zaten 'O'sun. Eğer bir şans tanırsan, buna şahit olacaksın. Gerçek olmayan şeylere olan bağımlılığından vazgeç, o zaman gerçek olan süratle ve pürüzsüzce kendi yerini alacaktır. Kendini şu ya da bu olarak, şunu ya da bunu yapan olarak düşünmekten vazgeç. O zaman senin her şeyin kaynağı ve kalbi (özü) olduğun idrakiyle aydınlanacaksın.

Benim gördüğümü şimdi ve burada sen de görebilirdin, eğer dikkatini yanlış odaklamamış olsaydın. Kendine dikkatle bakmıyorsun. Zihnin her zaman nesnelerle, insanlarla, fikirlerle meşgul ama asla kendi gerçek varlığınla meşgul değil. Dikkatini kendi üzerinde topla. Kendi varlığının, varoluşunun farkına var. Dikkatle gözlemle. Dikkatsizliğin yüzünden kendi çevrende inşa etmiş olduğun hapishaneyi incele. Ne olmadığını bilme yoluyla gerçek kimliğini tanırsın. Aslına geri dönüş yolu, ne olmadığını bilmekle başlar.

6 Kasım 2012 Salı

Kontratları Temizlemek


(Aşağıdaki çalışmayı yaptım ve inanılmaz etkilendim, bence mutlaka yapın! Sevgiyle...)

Tüm Hakları Saklıdır & Telif Hakkı Michelle Manders
Johannesburg, Güney Afrika, 13 Haziran 2006

Bu yazı, berraklık, şifa ve huzur arayan insanları desteklemek için sahibi Michelle Manders ve The Palace of Peace tarafından ücretsiz olarak yayınlanmaktadır. Bu nedenle, Bütünlük Yasasının onurlandırılmasını takdirle karşılıyoruz ve hiç bir insanın, grubun, organizasyonun veya herhangi türde oluşumun herhangi bir durumda bu dökümanın herhangi bir kısmını değiştirmemesini ve kişisel maddi kazanç için kısmen veya tamamıyla yayınlamamasını istiyoruz. Websitemizdeki indirilebilir tam yazının linkini alıntı yapabilirsiniz. www.palaceofpeace.net

Lütfen bu bilgiyi okumanın üzerinizde bir etkisi olacağını not edin, çünkü bilgi zamansızdır. Enerjisel olarak Mesajı Veren Varlığa bağlanırsınız ve benzer bir işlem sizde de gerçekleşir, bu güçlüdür. Canlı kanallığın verildiği zaman çizgileri ile ilgili çok fazla kaygılanmayın. İlahi Planınıza, Zamanlamanıza & Amacınıza uygun olarak benzer bir işlemden geçersiniz.

Ben Kuthumi’yim ve bu zamanda sizi selamlamak için ve size özgürlük, huzur, inayet ve kahkaha kutsamalarını getirmek için Sevgi ve Bilgelik Işınlarında geliyorum. Selamlar Sevgililer.

Ve kalplerimizde büyük sevinç ve keyifle bugün sizlerle buluşabiliyoruz, her birinizi Yaradan’nın ellerinde güvenle ve Mesih’in kalbinde sağlamca tutuyoruz. Anne/Baba Tanrı’nın Varlığına ve Kutsallığına hoşgeldiniz, ruhunuzun geleceğe yolculuğuna artık hizmet etmeyen kontratlar ile ilgili karma damgalarını salıvermek için biz enerjinizi açarken, sizleri Anne/Baba Tanrı’nın İlahi Özünün çekirdeğinde tutuyoruz. Bugünün işlemi eşsizdir, çünkü ben, Kuthumi bedeninizin hücresel yapısının eterik ağındaki, bugün temizlemeyi seçtiğiniz kontrat veya kontratlara dahil olan olaylar ve insanlar ile ilişkili olumsuz damgaları çözecek olan ileri ve hızlandırılmış bir kontrat temizleme işlemini gerçekleştirmekte sizlere yardımcı olacağım.

1994 yılında Anne/Baba Tanrı insanlığın tüm negatif karmasını bağışladı. Bu, tüm karmik kontratların sona erdiği, çözündüğü, sıfırlandığı anlamına geliyor. Tek problem, insanlığın çoğunluğunun henüz pozitif titreşimin kritik kitle bilincini elde etmemiş olmasıydı. Bu nedenle, bu ilahi ve kutsanmış armağanı almak için, insanlığın bilinç uyanışını sağlamak için yetersiz enerji vardı. Görüyorsunuz, insanlık hala negatif doğada var olan karmaya inanıyordu, bu Anne/Baba Tanrı tarafından sıfırlanan kontratların çoğunun yeniden aktive edilmesiyle sonuçlanıyor. Şimdi, bu zamanda, sizleri 1994′e geri götürüyoruz; sizi o zamanlar Anne/Baba Tanrı tarafından yayılan enerjinin huzurunda tutuyoruz. Bu güçlü titreşimi bir kez daha bedeninize soluyacaksınız, ama bu kez kontratlarınızın temizlendiği gerçeğinin bilinçli farkındalığı ile donanımlısınız. Bu işleme başlayalım, bunun geri kalanını size anlatacağım.

4 Kasım 2012 Pazar

Hathor Dünya Meditasyonu


Dünyada fiziksel olarak nerede bulunduğunuz önemli değil. Bundan başka, Seattle’daki resmi meditasyon 3:00 PM de başlayıp 4:00 PM de biterken, Aethos tarafından üretilen enerjiler yirmi dört saat devam edecek. Başka deyişle, Aethos 10 ncu boyuttan enerjilerini Dünya Meditasyonuna katılmayı seçmiş olan bireylere 4 Kasım 2012 saat 3:00 pm den 5 Kasım 2012 saat 4:00 pm’e kadar yaymaya devam edecek. [Türkiye saati ile, Başlangıç: 5 Kasım pazartesi saat 01:00 am Bitiş: 6 Kasım 01:00 am. Salı].

http://www.kosulsuz-sevgi.com/yeni-eklenen-mesajlar/hathorlar-aethos-ve-bilincin-ikili-olmayan-halleri/

3 Kasım 2012 Cumartesi

Değişim Dönüşüm Günlükleri 6

Mevlana'nın belgeselini izlerken, içimden yaşadığım bir olayı yazmak geldi. Neredeyse bu deneyimi unutmuştum. Teşekkürler Mevlana.

Acı içindeydim. Bildiğim bir sebebi yoktu. Üstüne üstlük bir de annemle tartışmıştım. Odama geçip kapıyı kapadım ve yüksek sesle ''Her şeyden nefret ediyorum. Herkesten nefret ediyorum. Sadece var olduğu için her şeyden ve herkesten nefret ediyorum'' dedim. Çaresiz bir acı ve yalnızlık hissediyordum. Sadece nefret...

Oturduğum yerde gözlerimi kapadım ve beyaz bir meleğin kanatlarını ağır ağır çırparak uzaktan geldiğini hayal ettim ve başka hiçbir şey düşünmeden yattım.

Sırt üstü yatarken, Güneşten çok ama çok daha parlak olmasına rağmen gözleri almayan bir ışık tam üstüme geldi. Gözlerimi açmamam gerektiğini biliyordum. Bu bana uyurken söylenmişti. Işık hızla titreşiyordu. Işığın bir sesi vardı. Sanki her yönden çok kuvvetli bir şekilde esen ve çarpışan büyük rüzgarların bileşik bir seremonisi gibiydi. Tamamen uyanmıştım ama söz verdiğim gibi, gözlerimi açmadım. Elini göğsüme koydu.(Üçüncü boyutsal bir algıyla bunu ancak -EL- olarak tanımlayabildim.) Acıyı göğsümden vakumlarken ( tek seferde değil defalarca vakumlarken), aynı anda kalp çakrama enerji de dolduruyordu. Kalp çakramın alabileceği kadar doldurmadı, alabileceğimin yarısı kadar hatta daha az doldurduğu fikrine kapılmıştım. Amacı tamamen doldurmak değildi. Nerede duracağını çok iyi biliyordu. Vakumlayışının her safhasında acıyı biraz daha söktü ve biraz daha mutluluk ve huzur hissettim. Tamamen doldurması yaşam planımla uyumlu değildi. Deneyimin mutluluğu belli bir zaman sonra geçeceğinden, eğer tamamen doldursaydı, o hali çok özler ve 3. boyutta yaşayamazdım. Vakumlamalar tekrarlanırken mutluluğun etkisiyle gülümsedim. Olan biten her şeyin farkındaydım. Üstelik 3. boyut zihninde uyanıktım. Enerji aktarımını bitirdikten sonra gitti. Mutluydum, huzurluydum, gülümseyerek, yüksek sesle teşekkür ettim.

1 Kasım 2012 Perşembe

Sıfırdan Başlamak, Bana Işığını Göster - Günlük Dua


Mary Magdalene
Michelle Manders kanalıyla; Ocak ve Şubat 2012
Tüm Hakları Saklıdır & Copyright Michelle Manders

Bu yazı, berraklık, şifa ve huzur arayan insanları desteklemek için sahibi Michelle Manders ve The Palace of Peace tarafından ücretsiz olarak yayınlanmaktadır. Bu nedenle, Bütünlük Yasasının onurlandırılmasını takdirle karşılıyoruz ve hiç bir insanın, grubun, organizasyonun veya herhangi türde oluşumun herhangi bir durumda bu dökümanın herhangi bir kısmını değiştirmemesini ve kişisel maddi kazanç için kısmen veya tamamıyla yayınlamamasını istiyoruz. Websitemizdeki indirilebilir tam yazının linkini alıntı yapabilirsiniz.
www.palaceofpeace.net

Lütfen bu bilgiyi okumanın üzerinizde bir etkisi olacağını not edin, çünkü bilgi zamansızdır. Enerjisel olarak Mesajı Veren Varlığa bağlanırsınız ve benzer bir işlem sizde de gerçekleşir, bu güçlüdür. Canlı kanallığın verildiği zaman çizgileri ile ilgili çok fazla kaygılanmayın. İlahi Planınıza, Zamanlamanıza & Amacınıza uygun olarak benzer bir işlemden geçersiniz.

Günaydın Anne/Baba Tanrı, Üstatlar ve Melekler. Ay Ana, Güneş Baba ve benimle ve benim vasıtamla çalışan gezegenler.

Bilincimi Anne/Baba Tanrı ile ve Yeni Dünyamınızın Yüksek Bilincinin Yeni Izgarası ile uyumluyorum.
Bilgeliğin, sevginin, gerçeğin, bilginin ve inayetin En Yüksek Düzenleri tarafından korunmak, rehberlik almak, ilham alman ve motive edilmek istiyorum.

Bilincimin yaratıcı gücün, koşulsuz sevginin ve bana ışığı gösteren, aynı zamanda hakikat ve sevgi olan genişlemiş farkındalığın Yüksek Kaynakları ile mükemmel şekilde uyumlanmış kalmasına niyet ediyorum. Ayrıca sevgi tanımımın farkında olmaya ve her seviyede ve her şekilde tüm ilişkilerde ışığı yansıtan ışığın güçlü yaşam kalitesini deneyimleyebilmeye ve ifade edebilmeye niyet ediyorum.

Kendinizi Yüksek Benliğiniz Vasıtasıyla İyileştirmek


YÜKSELMİŞ ÜSTAT KUTHUMI
Kendinizi Yüksek Benliğiniz Vasıtasıyla İyileştirmek
MICHELLE MANDERS© KANALIYLA
Tüm Hakları Saklıdır & Copyright Michelle Manders
Johannesburg, Güney Afrika, 04 Mart 2003
www.palaceofpeace.net

Lütfen bu bilgiyi okumanın üzerinizde bir etkisi olacağını not edin, çünkü bilgi zamansızdır. Enerjisel olarak Mesajı Veren Varlığa bağlanırsınız ve benzer bir işlem sizde de gerçekleşir, bu güçlüdür. Canlı kanallığın verildiği zaman çizgileri ile ilgili çok fazla kaygılanmayın. İlahi Planınıza, Zamanlamanıza & Amacınıza uygun olarak benzer bir işlemden geçersiniz.

Bu yazı, berraklık, şifa ve huzur arayan insanları desteklemek için sahibi Michelle Manders ve The Palace of Peace tarafından ücretsiz olarak yayınlanmaktadır. Bu nedenle, Bütünlük Yasasının onurlandırılmasını takdirle karşılıyoruz ve hiç bir insanın, grubun, organizasyonun veya herhangi türde oluşumun herhangi bir durumda bu dökümanın herhangi bir kısmını değiştirmemesini ve kişisel maddi kazanç için kısmen veya tamamıyla yayınlamamasını istiyoruz. Web sitemizdeki indirilebilir tam yazının linkini alıntı yapabilirsiniz.

Ben Kuthumi, bu zamanda sizi selamlamak için ve size sevginin sonsuz kutsamalarını getirmek için Sevgi ve Bilgelik Işınlarında geliyorum. Selamlar Sevgililer.

Enerjinizin etrafınızdaki varlıklara hassas olmasına izin verin ve kalbinizin sizlerle bugün paylaşılan şifaya ve mesajlara açık olmasına izin verin.

Bugün selamlar sizinle olsun. Bugün burada büyük sevinç ile toplanıyoruz. Bu zamanda sizlerde hareket eden enerjinin taç merkezine odaklanmasına izin verin, çünkü bu sizi Evrensel Beyaz Işığa bağlayan çakradır, enerjinin sizden akmasına izin verin, enerji aktive ediyor, temizliyor, sizi yeni vizyon ile yüklüyor, sizi bir kez daha kök çakranız vasıtasıyla Dünya Anaya bağlıyor ve topraklıyor. Evrensel Beyaz Işığın baş bölgenizdeki tüm belirsizlikleri ve gerilimi temizlemesine izin verin. Başınızda olabilecek ağrıların yok olduğunu hissedin. Çenenizin gevşemesine izin verin. Burun bölgenizdeki tıkanıklığın temizlenmesine izin verin ve içsel vizyonunuzun temizlenmesine izin verin.

Arkanızda Ruhsal Rehberiniz de denilen Üstadınız duruyor. Bazılarınız baş bölgenizde karıncalanma veya kulaklarınızda çınlama hissedebilirsiniz ya da  sadece huzurlu ve rahat hissedebilirsiniz. Sizinle birlikte olan bu varlığın farkında olun ve bu varlığı tanıma hislerinizin sizi yönlendirmesine izin verin. Siz eşsizsiniz ve bireyselsiniz, bu nedenle bu Varlığı duyumsama deneyiminiz eşsiz ve farklıdır.

30 Ekim 2012 Salı

Değişim Dönüşüm Günlükleri 5

Acıyı durdurmam gerek!
Acı çekmemek için sonu acı bitecek her şeyi de durdurmam gerek! Gerekirse yarısında çekip gitmeliyim.
Acı çekmemek için kendimi sevdiğime inandırmalı ama gerçekten sevmemeliyim, acı çekmemek için kolayca çözülebilecek düğümler atmalıyım, koşulsuzca bağlanmamalıyım.
Gidebilir... Her şey gidebilir...
Acı... Çok acı...

Fark ettim ki acı çekerken o kadar küçükmüşüm ki acıyı çok büyük sanmışım.
Evimizin tavanlarını altı metre yüksekliğinde sanmam gibi.
Ama acı ya da tavanlar değil, ben küçükmüşüm.

Ama artık büyüğüm. Acılar da küçük. Hatta gereksizmiş...

Boş yere mi taktım onca maskeyi, yürüttüm onca taktiği?
Boş yere mi senaryo yazmak için o kadar kafa patlattım?

Ama oyun buydu. Oyun zaten bu değil miydi?
Unutma oyunu.
Maskeyi gerçek sandım.
Rol yapan beni yöneten beni de gerçek sandım...
Küçükken öğrettiler...
Binlerce farklı rol öğrettiler, acıdan kaçmak için, hissetmemek için.
Hem yazdım hem oynadım.

Oysa özün senaryoya ihtiyacı yok ki!
Öz sadece var!
Sadece Ol!

Tamam! Hatırladım...

29 Ekim 2012 Pazartesi

Emsalsiz Bir Tekamül Süreci

BAŞMELEK MİKAİL - KASIM 2012
Ronna Herman tarafından aktarılmıştır.
EMSALSİZ BİR TEKÂMÜL SÜRECİ

Sevgili üstatlar, Balık Çağının yaratıcı Tanrı Işınları ki bu DÖNEMİN yaratıcı sürecine ait özel nitelikler, yönler, erdemler ve tasarımlar/formüller içermektedir, Dünya insanlık üzerine 2000 yılı aşkın bir süredir ışımaktadır. Bu Yaratıcı Işınlar, şimdi geri çekilme ve kapanma işleminden geçmektedir. Dengesizlik içindeki üçüncü boyutun ve dördüncü boyutun alt seviyelerinin yanılsaması ve titreşim frekanslarında sıkışıp kalmış olan kitlelerin, kendilerini yönlerini kaybetmiş hissetmelerinin nedeni budur; hiçbir şey eskisi gibi işlememektedir ve gelecek için hiç umut kalmamış görünmektedir. Eski düzenler, yöntemler, tıpkı birçok köklü kurum ve dini organizasyon gibi, güvenilirliğini kaybetmiştir ve havlu atmaktadır. Üçüncü boyuta ait hemen hemen tüm ırksal, kültürel, sosyal ve politik sınırlar arasındaki ayrılık, parçalanıyor ya da zor bir dönemden geçiyor. İnsanlığın bilinci yükseliyor ve bu yükselişi hiçbir şey engelleyemez. İNSANLIK RÜŞTÜNÜ İSPAT EDERKEN, her şey bu genişlemiş farkındalığı takip etmek zorundadır yoksa eylemsizlik ve kaos tuzağına düşecektir.

Neyse ki her geçen gün daha fazla insan Kendini-farkındalığını yükseltmek için içlerine yönelme sürecine uyanıyor ki nihayetinde bu süreç, İlahi Rahatsızlık enerjileri vasıtasıyla daha yüksek bir Ruhsal-bilinç arzusuna doğru yönelecektir. Dünya üzerindeki her kültürel grup, her ırk ve her ülke, takip edebilecekleri bir yön ya da daha yüksek bir felsefi yol arayışında. Bu fenomen, şu gerçeğe dayanmaktadır: Balık Çağının İlahi Kopyasını içeren Dünyanızın Yedi Tanrı Işını, neredeyse tamamen geri çekilmiş ve Kova Çağının galaktik bilincinin daha ince, daha yüksek frekanslı on iki Işını ile yer değiştirmiştir.

Uyanışın ilk aşamalarında, kişide Ruhsal Birleşme gerçekleşmeden önce, bir İlahi armağan olan ve nihayetinde büyük ve külfetli sonuçlara sahip bir armağan haline gelen, özgür irade sebebiyle, yüksek âlemler tarafından hiçbir müdahale söz konusu değildir. Ancak, kişi, dördüncü boyutun orta ve üstü seviyelerine ait Menekşe Alevi frekansları ile rezonans içinde olan enerji imzasını kazandığında, artık beyan edebilir: “Uygundur. Benim ve her şeyin en yüksek hayrı ve akıbetini talep ediyorum,” böylece kişisel irade ile Yüksek Benlik ve Dünyanın İlahi Planının İradesinin hizalanması gerçekleşir. Sonuç olarak, Işığın sihirli yolu, bireyin kişisel Sevgi/Işık/Yaşam kolonu vasıtasıyla Ruha kadar genişler. Bu Işık Yolu, genellikle Yaşam Nehri olarak adlandırılır ve sonu özgün Bilinç Özü’ne çıkar. Burada gerekli bilinç seviyesine ulaşmış olan her birey, yeni galaktik ya da Alt-Evren İlahi Planı / Görevi için şifreli kristal Tohum Atomlarından kendi payına düşeni almaya başlayacaktır. Bu yeni Tohum Atomları, ayrıca, geleceğin yeni Altın Galaksisinin yaratım sürecinin başlangıç aşamalarında bir katılımcı olmak için gerekli olan ileri düzey bilgi, yetenek, özellik ve nitelikleri de taşıyor olacaktır.

Tekâmül süreci değişiyor; tüm insanlığın bedensel yapısı yavaş yavaş incelecek ve geliştirilecektir. Kutsal Kalp / Kutsal Zihinlerini ayarlamış ve bireysel iradelerini İlahi İradenin yönetimine bırakmış olanlara rehberlik ve yönlendirme yapılacaktır.

Değişim Dönüşüm Günlükleri 4

Bilgisayarın başına geçmiş, spiritüel sitelerde geziniyordum. Şu an tam olarak adını hatırlayamadığım,''astral parazit şifalandırma''yla ilgili bir yazıyı okumaya başladım. Yazı bir dua niteliğindeydi ve içeriğinde; Yükselmiş Üstatlardan, Elohim'den, Meleklerden ve 5.Boyut Tıp ekibinden yardım isteniyordu. Yazıyı sesli bir şekilde okurken anlımın sol tarafına bir çizik atıldı. Bu sırada,bilinç altıma sorulan ve zihnimin duyamadığı bir soruya cevap verdim. Şu sözleri söyledim, ''Bana, Yükselişime ve Gezegensel Yükselişe negatif bir etki yapmayacak herhangi bir zarar vermeyecekse sadece biyolojik bir inceleme için beni alabilirsiniz.''

Aynı gece yatağıma yattıktan sonra bir ameliyat masasında uyandım (kesinlikle rüya değildi, uyandım). Yattığım ameliyat masası yerden 1 m ile 1,40 m yüksekteydi. Tavan beyaz ve yüksekti. İlk başta gözüme sarı bir ışık çarpmıştı, daha sonra bu ışığı gördüğümü hatırlamıyorum. Çiziği hissettiğim alnımın sol tarafını, kafatasımı, tırtıklı, keskin ve daire şeklinde bir metalle kesiyordu biri. Canım kesinlikle yanmıyordu ve çok güzel bir histi. Sağ bacağımın yanından bana doğru bakan bir yüz gördüm. Büyük siyah, sinek gözü gibi gözler. Beyninin işleyişi çok güçlüydü. Tüysüz, açık gri bir ten, kafası vücuduna göre büyük...


27 Ekim 2012 Cumartesi

Değişim Dönüşüm Günlükleri 3

İçimdeki mağarada; ben ve ganimetlerim, üzüntülerim, sıkıntılarım, acılarım, hayal kırıklıklarım, suçluluk duygularım, geçmiş, gelecek, taktığım yüzlerce maske, yadsıdığım onlarca durum, inanarak söylenmiş binlerce yalan, korkular, korkular, korkular, geçmişten bana devredilen tonlarca yük ve benim kendi hazırladığım paketlerim, ağırlıkla dolu küfelerim... hepimiz. mutluyduk. mutluyuz.
Farkı...
Artık bu mağaraya ışık geliyor.
Artık ben hepsini görüyorum.
Artık onları seviyorum.
Artık mağaradan çıkmaya hazırım.
Rol yapan Ebru'yu seyreden Ebru'yu gözlemleyen Ben!
Artık "start" almaya hazır(olmak üzereyim)ım...

23 Ekim 2012 Salı

Bilerek İnanın ve İnanarak Bilin


Gillian MacBeth-Louthan tarafından aktarılmıştır.

Sizler, bugüne kadar olduğunuz ve ileride olmayı seçeceğiniz her şeyin bir kesişimisiniz. Kalbinizdeki duvarların arasında – geçmiş, şimdi ve geleceği taşıy...orsunuz. Kalbinizdeki duvarların arasında, gelecek için taşıdığınız umut ve istekleriniz var. Kalbinizdeki duvarların arasında, içinde muhtemel yaratımların embriyosunu bulunduran tüm göksel seviyeleri taşıyorsunuz.

Her biriniz, kendi kapınızda durmuş nefesinizi tutmuşsunuz ve hayatın size hangi yöne gitmeniz gerektiğini, hangi yöne doğru sevmeniz gerektiğini ve hangi yöne bakmanız gerektiğini göstermesini bekliyorsunuz. Hepiniz o kapılarda dikilmiş, cennetten, dünyadan ve hayattan size bir sinyal gelmesini bekliyorsunuz. Kendinizi olduğunuz kişi sandığınız dağın zirvesinde duruyorsunuz ve sizden bir sonraki tepeye, doğanıza yabancı bir yere sıçramanız isteniyor. Kendinize dair her şeyi unutup yeteneklerinizin ötesine geçmeniz isteniyor ki nihayetinde sizi bekleyen bilgi küresine konabilesiniz.

Kucaklamak üzere olduğunuz ışığınıza ait birçok seviye var, tıpkı insanlığınıza dair kucaklamaktan korktuğunuz birçok seviye olduğu gibi. Sevginin tüm seviyelerini kabul edeceğinizi kendinize ilan edin – ister geçmişte size acı vermiş bir sevgi olsun, ister şu anda karşılık bulmamış bir sevgi olsun, ister yönünü değiştirmiş sizden uzaklaşıp giden bir sevgi olsun. Kendinize sevginizi ilan edin, çünkü bir sonraki yükseliş seviyesi ve uyanışa sadece insan kalbi vasıtasıyla ulaşılabilir, insan olarak bildiğiniz sevgi yoluyla. Hayatınıza bakın – geçmişinize, ebeveynlerinize, eşinize, çocuklarınıza – ve onları ne kadar çok sevdiğinizi ama yine de tam olarak onları kucaklamamış olduğunuzu görün.

Dolu Bir Kaynaktan Vermek


Gillian MacBeth-Louthan tarafından aktarılmıştır.

Her gün dünyayı dualarınızla, sözlerinizle, niyetlerinizle onurlandırıyorsunuz ama kendi hayatınızın dikişleri atıyor. Enerjiniz dağılmış. Fiziksel bedeniniz tükenmiş ve uyku düzenleriniz bozulmuş. Hayatınızın bu şekilde dağınık, toparlanamıyor olmasının sebebi ise ışığını cömertçe dağıtmakla meşgul uçarı bir deniz feneri bekçisi olmanız ve kendi ihtiyaçlarınızı ihmal etmenizdir. Kendinizi kurbanlık koyun gibi feda etmeniz, oyunda sizi öne geçirmeyecek. Çölde bebeğiyle mahsur kalmış bir anne gibi, doğal olarak son suyu bebeğine verecek kendini feda edecek. Peki sonra bebeği kim kurtaracak? Siz gittikten sonra vermekte bir gelecek yoktur.

Kadim kitaplar ve gizem okulları, verme enerjisinden bahseder. Dolu bir kuyudan vermekten, temiz ve arınmış bir kuyudan vermekten bahsederler. Sevgi ve ışık dolu olduğunuzda – 360 derecede yoluna çıkan her şeye dokunacak şekilde yayılır. Bu yayılmada, dalga etkisi vardır, enerji çoğalır, otlardan bilinmeyen yıldızlara kadar her şeye dokunur.

Kişisel olarak boş olduğunuzda – ne kadar dua ederseniz edin, ne kadar ışık yayarsanız yayın, ne kadar olumlama ya da meditasyon yaparsanız yapın – istenilen odaklara ulaşmayacaktır. Ancak gerçekten dolu olduğunuzda verebilirsiniz.

Değişim Dönüşüm Günlükleri 2

Yükselişe kitlenmiş beklerken, biraz daha paylaşalım dedim ve içimden gelen bir ses hatırladığım ilk mistik deneyimi yazmamı istedi.

Yüzü koyun yatar haliyle uyanmıştı. Algısı anın sonsuzluğunda, dördüncü boyuttaydı. Yatar halde başını hafifçe kaldırırken, gözüne ilk çarpan şey mavi çarşaf olmuştu. Ne kadar güzel bir renk diye düşündü. Mavi çok canlıydı. Dünya zamanıyla belki iki, belki kırk saniye baktı maviye, ona göre sonsuzluğu dolduran bir andı. Yanı başında ki kitap rafının köşesine takıldı gözleri. Sivri bir köşeydi bu. ''Köşe'' ne kadar garip bir şeydi. Yan odadan kuşların sesi geliyordu. Aman Allah'ım! bu ne güzel bir sesti. Diğer odadan bilgisayar açılış sesi geldi. Sonra da klavyenin tuşlarına basılınca gelen tuş sesleri... Sesler çok gerçek, çok canlıydı. Çok, çok güzeldi. Belki bir dakika, belki kırk beş dakika sürmüştü her şey. Kim bilebilirdi?

Dördüncü boyut yavaş yavaş kaybolurken, ''HAYIIIIR YİNE Mİ'' diye haykırdım. Haykırışım astralde yankılandı. Yine üçüncü boyuta enkarne olmuştum. Doğduğum beden 18 yaşındaydı. Dünya anlatımıyla diyebilirim ki annemden doğmamış, ruh göçü yoluyla, bir walk-in olarak dünyaya gelmiştim. Belki de 18 yıl bu bedende konaklamış olan ruh-zihin bütünlüğünün (insanın), gelecekte ki daha gelişmiş bir haliydim. Bedeni O'ndan devraldığımda hafızasını da almıştım. Ailesini, okuduğu okulu, karmasını, korkularını, her şeyini...

14 Ekim 2012 Pazar

İçsel Gerçekliğinizi Geliştirmek


Natalie Glasson Kanallığı 29.09.2012
Maria Magdalena

Şimdi, sevgi ve gerçek ile sizlerin önüne çıkıyorum, Ben, Mary Magdalene’nin özü ve ışığıyım. Sizlerin yolunu ileriye doğru ışıklandırmak, duygularınız, zihniniz ve fiziksel bedeniniz ile ilgili uzmanlaşmanıza yardımcı olmak için buradayım. Duygularınız, zihniniz ve fiziksel bedeniniz, içinizdeki ilahiliği uyandıracak ilahi öğretmenlerdir.  Bazen duygu, zihin ve fiziksel bedeniniz, sizi içinizdeki gerçeklikten uzağa sürükleyebilir, ama tutunduğunuz illüzyonlar ile ilgili farkındalık kazanmanızı sağlayarak ve dikkatinizi çekmek için reaksiyonlar yaratarak, varlığınızın içerisindeki gerçeklik servetini açığa çıkarırlar ki berraklık içinde görünebilsinler. Ben kendimi berrak kristal bir ışık küre olarak görüyorum,  zorlukları, kusurları farkedebiliyorum, yükselmekte olan büyük uyanışı da; ama aynı zamanda kendimi herkese eksiksiz tam bir gerçek olarak sunuyorum, enerji ve niyetimin saflığı görülebilsin diye.

Benim inancım, kendinizi ışığın kristal küresi olarak görmeye başlamanızın sizin için kıymetli olacağıdır. Bu küre sizin için, zaten ilahi, saf olduğunuzu, ve niyetleriniz gibi, enerjinizin de kristal berraklığında olduğunu sembolize edecektir.  Ondan sonra eğer yolunuzda sendelediğinizi hissederseniz, varlığınızdaki üstün berraklık ve gerçeklik sayesinde; bunun sadece farkedilmesi ya da temizlenmesi gereken küçük bir leke olduğunu göreceksiniz.  Artık üstesinden gelmeniz gereken bir çok sorun ve içsel meseleniz olduğu bilgisi sizin için ne gereklidir ne de uygundur. Yükselişin bu safhasında varlığınızın gerçeğini  ayrımsamak, berraklığını kabul etmek, varlığınızın temelidir.

Kendinizi saf berrak kristal enerji olarak kabul ettiğinizde, egonuzu değil, varlığınızın özünde bulunan esas gerçekliği enerjilendirmiş olursunuz. Varlığınızın özünde, öyle saf, öyle ilahi ve kutsal bir gerçeklik var ki, bazen onu varlığınızın bir vechesi olarak tanımakta zorluk çekersiniz. Bu gerçeklik, kristal ışık küresi ile benzerlik gösterir, bu kristal küre içinde istediğiniz şeyi tezahür ettirebilir, Yaratıcı’nın tüm evrenini izleyebilirsiniz, çünkü Yaratıcı’nın tüm varoluşu bu kristal ışık küresindedir.

Sizden, bir dakika huzur içinde oturmanızı rica ediyorum, zihninizin çevrenizdeki yaratılmış gerçekliği gözlemlesini ve bu gerçekliğin size gerçek gibi görünüp görünmediğini farketmenizi istiyorum. Sonra kalp çakranızdaki enerjiyi gözlemlemenizi rica ediyorum, varlığınızın özünü ve her zaman orada olan Yaratıcıyı… Kendinize, kendi özünüz ve gerçeğinizin; sizin gerçek realiteniz olup olmadığını iyice düşünmeye izin verin.

11 Ekim 2012 Perşembe

Kuantum Şifa - 2

Bu celse, Vancouver, BC, Kanada'da gerçekleşmiş ve 26 Ocak 2008’de Lee Carroll kanalı ile alınmıştır.

Size gerçeğin ne olduğunu söylememe izin verin: Gerçek şu ki boyutlararası bir dünyada yaşıyorsunuz, ve bunu artık biliminiz bile kabul ediyor. Ancak, her şeyi, sizi yaşlandıran ve doğal olarak sürekli her şeyi yenilemeye iten düz bir zaman çizgisi üzerinde algılamaya devam ediyorsunuz. Ancak ruhsal olarak meydana gelen ve hücrelerinizde olan her ne ise ufacık bir çemberden bahsediyoruz. Bir kez yaptığınızda, tüm çember sonsuza kadar etkilenir. Gerçekleştirdiğiniz anda o şeyi tekrarlamanıza gerek yoktur, çünkü işlem tamamlanmıştır, sonsuza dek! İşte zor kısım. Beni takip edebildiyseniz, rayınız daire şeklindeyse, aynı anda tüm alanı kat etmiş olursunuz.

Bu demektir ki geriye baktığınızda gördüğünüz bir an önceki geleceğinizdir! Önünüze baktığınızda da geçmişinizi görmektesinizdir. Daire budur işte. Öyleyse bir sorum var: Şu anda altınızda olan rayı değiştirecek bir şey yaptığınızda geçmişinizi de değiştirir misiniz? Benimle kalın. Dinleyin. Bu imgelemi ve zaman paradoksunu kullanarak, şimdi size boyutlararası ile ilgili, kolaydan zora ve inanılmaza uzanan, üç özellik vereceğim.

Kolay

Yapabileceğiniz en kolay şey, tabi boyutlararası şemayı kullanarak, gençleşmektir. Gençleşmek bizim kelimemizdir (Ç.N. İngilizce youthing kelimesi), beden saatini yavaşlatmak anlamında partnerime verilmiştir. Bedeniniz 3B zaman çerçevesindedir. Böyle olmak için tasarlandı. Yeryüzünün, güneş sisteminin ve ayın döngüleri ile birlikte hareket eder, bunu biliyorsunuz. Yılları sayabilmektedir. Kendini yeniden üretir (hücre bölünmesi) ve bunu yaparken içinde bulunduğunuz çevreye kilitlenmiş bir beden saati kullanarak yapar ve bu siz saati değiştirene kadar da böyle devam edecektir. Saati değiştirmek sizin realitenizde imkânsızdır, çünkü daima aynı hızda hareket eder. Ancak, hücrelerinizin saate verdikleri tepkiyi değiştirebilseydiniz? Başka bir deyişle, ya "içinizdeki saati" değiştirebilseydiniz? Değiştirebilirsiniz. Hücrelere yaşlanmayı yavaşlatma talimatının verildiği bir durum yaratabilirsiniz. Ek olarak (hazır olun), genç olduğunuz zamana ait bir ray imgeleyebilir ve DNA'nıza bu imgelem vasıtasıyla bunu taklit etmesini söyleyebilirsiniz!

Değişim Sonrası: Geleceğe Bir Pencere

Kirael Değişim Raporu: Mayıs 2003

Bölüm Bir- Yedinci Boyuttan Kirael’in sevgi dolu rehberliği ile Reverend Fred Sterling tarafından aktarılmıştır.

AÇILIŞ SÖZÜ

İyi akşamlar. Dostlarım, şunu diyerek başlamak isterim ki ne zaman ortaya çıksam, eterik ışıktaki beni dinleyen kalabalık, insan ışığındakilerden daha fazla oluyor. Melek aleminde ve rehberler aleminde Dünya’ya söyleyeceklerimi gerçekten duymak isteyenler var; öğrenmek için değil, Dünya’da yer alan bu olayın içinde olmak için.

Bu gece, “Değişim sonrası”nı kuşatan olaylar ve durumlardan, Değişimden sonra nasıl görüneceğinizden, Dünya düzleminin nasıl görüneceğinden bahsedeceğiz. Burada, Büyük Değişim adını verdiğimiz bu olay konusunda hala emin olmayanlar olabilir. Anlayın dostlarım, bu, bu gezegende yaşanacak gelmiş geçmiş en büyük değişimdir.

Dünya ana, kendi evriminde yeni bir bilinç seviyesine geçme durumuna geldiği her seferinde, Yaratıcı, sonsuz sevgi ve bilgeliğiyle o zamanda bütün deneyimlere izin verir; insanın ışığa dönüşüyle beraber. Bunun için, Buzul Çağları ve kataklismik olaylar ortaya çıktığında, insan ışığı yuvaya dönmüştür.

Ama bu sefer, birçoğunuz kendi yolunuzu Büyük Değişimin güzelliği ile deneyimleyeceksiniz. Sürpriz. Diyorsunuz ki “Yaratıcı bizim değişimden geçmemize nasıl izin verdi?” Bu Yaratıcının seçimi değildir, dostlarım. Bu, her bir ışığın kendi seçimidir.

Fakat tamamen açık olmasını istediğim bir şey var: bu gece sizinle paylaşacaklarımın bazıları bilinç altlarınızda korku etkisi yaratabilir. Korkularınızın gitmesine izin vermeniz ve aydınlanmayı görmeyi seçmeniz için dua ediyorum çünkü her şey söylendiğinde ve yapıldığında, dostlarım, korku var olmaz. Korku akıllarınızın hayal ürünüdür. Beyninizin sağ tarafı korkuyu bilmediğinden, korku sol tarafta nöbet tutar.

10 Ekim 2012 Çarşamba

10-10-2012 Işığın Onuncu İnisiyasyon Kapısı

Anrita Melchizedek

10 Ekim 2012′de, Kutsallığın onuncu ışını ve Andromedalı Galaksilerarası Işık Varlıklarının Işıklandırmasıyla Işığın onuncu inisiyasyon kapısına giriyoruz.

Kutsallığın onuncu ışını Güç, Sevgi ve Bilgeliğin üç katlı Alevinin mükemmel dengesini taşır, Tanrının İradesi, Yüksek Zihnin Bilgeliği ve tüm Yaradılışın Kozmik Kalbi vasıtasıyla bizler yeni dengeyi deneyimlerken, gerçekte olduğumuz Tanrının İlahi, Kutsal Işığı olmamıza izin veriyor. Bu ışının etkisi altında, yanılsamanın tüm kalan perdelerini yükseltebiliriz ve birleşen Meshedilmiş zaman çizgilerinde tüm geçmiş, şimdi ve gelecek olası realitelerin sentezini deneyimleyebiliriz. Zamanın uzun periyotlarında sonsuz ve ebedi Şimdiyi deneyimlerken, bu güzel inci parlaklığındaki Kutsallık Ateşi vasıtasıyla kendimizin tüm veçhelerimizi Varlığımıza bütünleştirerek ve içimizdeki Kutsal Benliğin tüm etrafımızda olanlardaki Kutsal Benliği tanıdığını bilerek, Yaşam derslerimizi daha çok görebiliriz.

Bu Şimdi anında, Kozmik Mercek vasıtasıyla görülen Benliğimizin saklı bilgilerine erişmeye başlıyoruz. ÇünküKutsallığın onuncu ışını Akaşik Kayıtların kilidini açar ve Kayıtlar Salonundaki En Yüksek Potansiyelimizin bilgisinin ortaya çıkmasını sağlar. “Derinlikteki vizyon” olarak tanımlanabilen bu kutsal bilgiler yalnızca gerçek bir Üstada verilir; bu dünya planının sınırlamalarını aşmış olan, unutkanlığın bantlarını çıkarmış olan ve her zaman duygusal bağlantısızlıkta kalan Üstat. Çünkü Üstat Tek Birlik Bilincine götüren tüm yolları ve tüm realiteleri bilir ve bu bilgelik, Sevgi ve tüm Yaşama hürmet kendisiyle birlikte denge, adalet, alçakgönüllülük ve hakikat niteliklerini getirir.

Bu inisiyasyon kapısında, kendimizi İkinci Derece Rahip olarak deneyimliyoruz ve İlahi Sevginin bu kutsal dönüştürücü Alevleri olarak daha büyük Elçi rollerini üstleniyoruz. Kutsal Olana güvenerek ve teslim olarak yüksek boyutlara Işık köprümüzü inşa ederken, bizlere Kalbimizin Tapınağına giderek ve kalplerimizdeki üç katlı alevde sevilmeye ve desteklenmeye gereksinim duyan şeyleri görerek, Sevgili Ben’im Varlığımıza ve Anne/Baba Tanrıya bağlantımızı derinleştirme fırsatı veriliyor. Kutsal Sevginin bu kapısında, tüm ilişkilerimizi iyileştirirken, bağışlama ve anlayışla, kendimizi berrak ve sevgi dolu bir şekilde ifade etmek için boğaz çakrasını aktive ediyoruz. Bundan başka, bedenlerimizin ve Galaksilerarası Işık Bedenlerimizin kristalin matriksinde organik kristallerin hücresel genişlemesini deneyimliyoruz.

Şimdi, Işığın Foton Işınları vasıtasıyla canlandırılan süper – elektron ve Metatronik Bilincin tam Kozmik kucaklayışına giriyoruz. Fotonlar elektron ve onun anti – parçacık karşıtı olan pozitronun çarpışmasıyla oluşur, bu Işığın iki quanta’sını üretir. Ve süper – elektron alt boyutlarda pozitronun dönüşümünü uyaran Yaşam aktive edici kuvvettir. Bu Dünya planının içine girip çıkmakta olan ve 12-12-12 ve 21-12-12 Kapılarında daha daimi olarak deneyimlenecek olan Işığın Foton Işınları süper elektron vasıtasıyla teşvik edilmektedir ve dünya planımızda alt- elektron kullanan Işığın Foton Işınları olarak tezahür etmektedir. Çünkü dünyasal elektron, Çoklu Evrenimizin tek elektronu olan süper – elektronun içindeki alt – elektrondur. Foton Işınları karma temizliğini daha fazla kolaylaştırır, bu bireysel ve kollektif olarak hepimiz için çok fazla arınma gerçekleşmesinin nedenlerinden biridir. Ve Yükselişimizde, Solar Mesih Bilincini ve şu anda bu dünya planında deneyimlediğimizden çok daha yüksek titreşimli Işık olan elektron vasıtasıyla Foton Işınlarının enerji titreşimini deneyimleyeceğiz.

Bu onuncu inisiyasyon kapısında, İlahi Eril Ruhlarımızın iyileşmesini deneyimlemek ve Akaşik Kayıtları incelerken bu inci parlaklığındaki üç katlı Kutsallık Alevi vasıtasıyla Kutsal Sevgide tüm ilişkilerimizi yeniden yaratmak için Japonya’daki Fuji Dağının üzerindeki Kristal Işık Şehrine davet ediliyoruz. İlave olarak, omurga sütununda onuncu Gümüş Kozmik Mesih Holografik Diski ve iki küçük diski demirliyoruz.

7 Ekim 2012 Pazar

Ekim 2012 Enerjileri

Jennifer Hoffmann

Öngörülen tarih 21 Aralık 2012 ye yaklaşıyoruz. Fakat üzerinde düşünmemiz gereken tarih 22 Aralık çünkü hayat, dünya, evren hepsi devam edecek. Sorulması gereken şudur :'' Nereye gitmesini istiyoruz?'', '' Ne yapıyor olmayı istiyoruz ? '' Günlük yolculuğumuza odaklanmak artık her zamankinden daha önemli; her bir adım, seçim, ders ve deneyimle birlikte tüm yükseliş yolunun dinamiklerini değiştirmekteyiz. Ekim ayı bize öğrendiklerimizi eyleme geçirmeye başlamak için teşvik edici önemli enerjiler getiriyor. Aslında bu ayın anahtar kelimeleri ''düzeltme ve yeniden amaçlandırma''.

Ekim ayında enerjimizi düzenleme ve yeniden amaçlandırma fırsatı sunan birçok büyük olay var. İlki Satürn'ün 2009 Ekim ayından beri bulunduğu terazi burcundan akrep burcuna hareketi. Bu ayrıca bizi Aralık 1982 deki Satürn'ün teraziden akrep burcuna tam devinimine götürüyor. O zaman verilen hangi kararlar, seçimler, fırsatlar ve olaylar yine tekrar ediyor? Terazideki Saturn bize dengeden çıkmak için ne kadar bireysel ve kollektif realitenin izin verildiğini gösterdi. Önümüzdeki 3 yılda kendinizi içerde nereden iyileştireceğimizi keşfetmek için içeriye yönelebilirsiniz, böylece dünyayla daha dengeli ve daha kuvvetli bir şekilde yüzleşirsiniz. Dış kuvvetin herhangi bir iç kaynak olmadan sadece bir illüzyon olduğunu dünyada gerçekleşenlerden öğreniyoruz. Ayrıca Merkür Kasım ayındaki gerilemesine hazırlanırken 18 Ekimde kendi gölgesine giriyor. En büyük hayrımızla uyumlu ve bütünlük içinde olmayan her şeyi silkeleyip atan Uranüs/Pluto alanının süregelen etkileri de her ne kadar görmek istemesek bile hala mevcut. Sahip olduğumuz tüm yaralar, güvensizlikler, uyumsuzluklar, bağlantısızlıklar ve korkular salıverilmek üzere kendilerini sunuyorlar. Gitmelerine izin verme kararını verin çünkü bunlar enerji alanlarınıza darbe vuran büyük enerji kurutucular.

İnsanlık Uzak Geçmişini Hatırlıyor...

Fiziksel ve Gezegensel Yükseliş Sürecindeki Kanıtlar

Metafizikle ister uzun zamandır ilgilenin, ister yeni ilgilenmeye başlamış olun bu blogda bu yazıyı okuyorsanız, son yıllarda ve son aylarda biyolojik bedeninizde, kişisel değer yargılarınızda, doğru ve yanlış dediklerinizde, duygularınızda ve zihinsel mantık sürecinizde değişimler yaşıyor olmalısınız.Yükselişe yaklaşırken yaşadığımız değişimleri birbirimizle paylaşmalıyız çünkü her ne kadar emin olsak ya da olmasak da üçüncü boyutta ki zihnimiz yükseliş gibi bir kuantum sıçrama olgusunu bize yalanlar ve materyal kanıtlar isteriz.

Öncelikle yükselişin ne olduğunu yazmak istiyorum. Sonra size bunu matematiksel formüllerle ve tarihle kanıtlamak istiyorum. Yazacaklarımı ve fazlasını biliyor olabilirsiniz ve buna rağmen yeterli bir kanıt görmeyebilirsiniz. Bu çok normal çünkü bu işin doğası bu. Sürekli üçüncü boyutun üzerinde mistik deneyimler yaşasanız bile yaşanılan deneyimler üçüncü boyuta demirlenemediğinden bu yüzden de kesintisiz yaşanılamadığından üçüncü boyutta zihin aradığı kanıtları bulamıyor çünkü zihin bu boyutta geçmiş, gelecek ve şimdi algısı denen bir zaman farkındalığı yaşıyor. Yaşanılan deneyim zamansız bir kanıt olsa da, deneyim bitince lineer zaman algısı onu hayal gibi algılıyor ve sanki elinde hiç bir şey yokmuşçasına deneyimi kanıt olarak görmüyor. Biz üçüncü boyutun doğası gereği geçmişte ki bir deneyimimiz kanıt niteliği taşıyorsa bile onu şimdide de göremiyorsak şüpheye düşüyoruz.

Yükseliş boyut atlamak demektir. Üçüncü boyutun sevgi derslerine devam etmek isteyenler ya da hazır olmayanlar (hazır olmamak hazır olmaktan daha düşük ya da daha değersiz bir seviye değildir) aradıkları yaşama başka bir üçüncü boyut gezegeninde devam edecekler. Zaten eğer bu yazıyı buraya kadar okuduysanız hazır olmamanız söz konusu değildir. Geçişi yaşayacak olanlar arasında, tekamül sürecinde 3. boyutta olanlar dördüncü boyuta geçecekler ve iki yoldan birine hasat olacaklar. Işık ve karanlık diye bilinen kendine hizmet-başkalarına hizmet kutbu ya da başkalarına hizmet-kendine hizmet kutbu... Her ikisi de eşit değerde kutsallıktadır ve biri yanlış diğeri doğru değildir. Eğer bu geçişi yaşayacaklara yardımcı olmak ve tabii ki kendi tekamülünüze de ivme katmak için bu gezegene gelenlerdenseniz ki öylesiniz sıçrama anında dördüncü boyuta geçer, dördüncü boyutun ötesinden gelmişseniz onu bir tramplen gibi kullanıp kendi boyutunuzun farkındalığına uyanırsınız. Bu farkındalığı dördüncü boyutsal olan kristal bazlı bedende deneyimlersiniz (şu an karbon bazlı bedendeyiz). Daha sonra kristal bazlı bedende kalma, ışık bedene geçme ya da boyutuna geri dönme gibi seçeneklere sahip olursunuz. Metafizikle yeni ilgilenmeye başlayanlara şunu söyleyebilirim 4. boyut hayal edebileceğiniz cennettir ve ötesi onun da ötesidir.

6 Ekim 2012 Cumartesi

Değişim Dönüşüm Günlükleri 1

Yazsana yazsana Ebru yazsana...
Yazsana yazsana Ebru yaz artık...
Haydi Ebru...
Haydi Ebru...

İçimdeki ses ben bildim bileli bunu söylüyor.
Yazmayı öğrendiğimden beri de yazıyorum.
Ama hiç yeterli olmuyor.
Sanki ne kadar yazsam, tam olarak ne demek istiyorsam onu ifade edemiyorum gibi.

Neyse bu ayrı bir konu. Onu ayrıca yazarım. :))

[not: bu arada "kendi yazılarım" etiketli yazılar bana ait]

Blogda günlük olarak kendi değişim dönüşümümü yazmaya hep yelteniyorum. Ama yazdıklarımı yine, her zamanki gibi beğenmediğimden kayıtlar sayfasını çeşitli taslaklarla doldurmaktan ileri gidemiyordum... ki... Adsız bir okuyucunun "hadi"leyen yorumu ile bari ben bir şeyler yazayım, böylece belki okuyucular da kendi değişim/dönüşümleri ile ilgili bir şeyler yazar, böylece blog da herkesin birbirinin deneyimini okuyabildiği eğlenceli bir tat kazanır diye düşündüm. O zaman teşekkürler Adsız okuyucum...

Azıcık süreçten bahsedeyim önce diyorum:

1- Farkındalık neymiş anlamaya başladım. Basbayağı attığın her adımın, söylediğin her sözcüğün, düşündüğün her bir şeyin farkında olup derinde yatanı o anda keşfetmekmiş. Şöyle yaşamaya başladım son zamanlarda; "hah attın kıtırı Ebru", "hah, yine alındın", "bak yine karşındakinin enerjisini aldın, olay seninle ilgili değildi, niye kişiselleştirdin şimdi?", "hah, gördün mü, duygu sömürüsü yaptın", "ne oldu, niye kızdın şimdi, ne kazandırdı sana bu yani", "bak egon konuşuyor, yeme bunu, bırak konuşsun, sen bir adım kenara çekil, seyret, bırak içini döksün", "yalan söyleme, yalan söylemeeee!", "adam önünü kesti diye kızıyorsun, sen herkesin önünü kesiyorsun, nasıl olacak bu iş?", "basbayağı üstünlük tasladın, hani herkes birdi?" vs. vs. Bunun gibi binlerce örnek sayabilirim. Sanki içimde bir Yaşam Koçum var. Beni yönlendiriyor, çalıştırıyor.

2- Korkunç kontrol manyağı, güvensiz, bilgi açı, aşırı entellektüel olma havalarında, yalandan komünist, sevgi açı, korkak mürebbiyeden Pollyanna'ya, oradan kendini olduğu haliyle kabul ettiğini zannedip tüm duygularını salan, sürekli ağlayıp gülüp manyak manyak hareketler yapan ne idüğü belirsiz insandan, zoraki Pollyanna'ya, oradan da şu an içinde bulunduğum; çoğunlukla (her an diyemem) anda, akışta, geleceğe güvenen, geçmişe olan takıntısını bayağı bir temizlemiş (tamamen değil, bayağı), duygusal bağlardan, bağımlılıklardan bayağı bir uzaklaşmış, iyiyse iyi olmakla barışık, kötüyse kötü olmakla barışık, kendini ifade etmekten korkmayan, yalansız yaşamak için bilinçle uğraşan ruh haline geçiş yaptım. Bu aşağı yukarı 10 yıllık bir süreç diyebilirim. Oldum demiyorum, haddime mi düşmüş ama ciddi yol kat ettim diyebilirim.

5 Ekim 2012 Cuma

Kalbinizde Merkezlenmiş Kalın

Başmelek Indriel’den Mesaj: Kalbinizde Merkezlenmiş kalın. Bella Capozzi kanallığı ile, 3 Ekim 2012

Işığın Sevgili Çocukları, ben Indriel, aziz bir yurttaş ve rehber bir varlığım.

Ne kadar çok sevildiğinizi size hatırlatmayı seçiyorum. Bu güzel günde, şimdiye dek yaptığınız çalışmalar için sizi ne kadar övsem azdır. Hiç kolay olmadığını biliyorum, tam olarak neler yaşadığınızı kimse hayal edemez. Ama yine de buradasınız işte. Hala ileriye ve yukarıya doğru devam ediyorsunuz. Yolunuz üzerinde sayısız engel vardı ama hiçbir şeyin sizi yolunuzdan döndürmesine izin vermediniz. Bazen sendeliyorsunuz, hem kendinizi hem amacınızı sorguluyorsunuz. Elbette yapacaksınız! Bu çok doğal ve hemen ayağa kalkıp, düzelip işinize bakmanız da bir o kadar doğal. Yol ne kadar çetrefilli olursa olsun, sizi bekleyen daha da büyük zorluklar olduğunu bilseniz bile, bilin ki vazgeçmek sizin doğanızda yok. Sizler yepyeni bir toplumun öncülerisiniz, pırıl pırıl yeni bir ülkenin yepyeni bir ırkısınız. Bu yeni toplumun sakinlerine eve dönüş yolunda liderlik edip yol gösteriyorsunuz. Daha da inanılmaz olan, bunları gerçek yeteneklerinize ve araçlarınıza erişiminiz olmadan yapıyor olmanız, elinizde yol gösteren bir harita, net bir tarif olmadan arkanızda iz bırakarak ilerliyorsunuz. Ne kadar mükemmel derecede muhteşem olduğunuzu anlıyor musunuz şimdi?

Şimdiye kadar kat ettiğiniz yol tüm umutlarımızın ve beklentilerimizin üzerinde oldu. Bizler, sizin Melek Takımlarınız olarak, ne kadar onur duyduğumuzu ve sabrınızı ve bizim sevgi dolu rehberliğimizi arayıp bulup kabul etmek anlamında ne kadar istekli olduğunuzu görmenin bizi nasıl derinden etkilediğini bilmenizi istiyoruz. Bizleri yaşamınıza kabul etmeye bu kadar hazır olmanız kalplerimizi sıcacık yapıyor. İleride, yakın bir zamanda birbirimize yakın olduğumuz bu günleri anacaksınız. Şu an, her zamankinden daha da fazla sevgi, güven dolu, açık bir kalp ile yaşamaya gayret etmeniz çok önemli. Kalp, üst alemlerdeki her şeyi işleten işletim sistemidir. 3. boyut yoğunluğunda fazla zamanınız kalmadı ve içinde yaşayanların lineer, ego bazlı bir düşünüş yapısının güdümünde olduğu tek örnek budur. Kalp, gerçekte sadece bir duygu depolama yeri değildir. Sevgi hissetme becerisinin yanı sıra; idrak, yüksek bilgelikle gelen seçim, bilginin içselleştirilmesi ve engelsiz bir iletişim ve düşünme becerilerine sahiptir. Sanki içsel bir yönetim merkeziniz varmışçasına kalbinizde merkezlenmiş olduğunuzda ve kendinizi buradan idare ettiğinizde içiniz rahatlar ve yaptığınız her şeyin tam olarak doğru olduğuna güvenebilirsiniz. Kalbinizdeki alanda yaşayıp sisteminizi oradan işlettiğinizde telaş, yargılama, acı, drama ve tutarsız negatif duygulardan arındığınızı göreceksiniz.

Ölmeden Önce Ölmek...

Benliğinizin Hakikati

Tanrı dedi ki:

Kendi döngüleriniz halinde ortaya çıkıyorsunuz. Kendinizi tekrar tekrar dönüşüme sokuyorsunuz. Katlayarak şekil verdiğiniz bir kağıt gibisiniz.

Nefes almanın nasıl bir şey olduğunu henüz tam olarak bilmiyorsunuz. Nefesinizi tutuyorsunuz. Olduğunuz şeyden ziyade olmadığınız şeyin fazlası, dahası olmaya çalışıyorsunuz. Gerçekte ise çok güzelsiniz. Başka türlü de olamazsınız zaten, ama siz kendinizden başka bir şey olmaya çabalıyorsunuz. Burada pek çok seviye hakkında konuşuyorum Ben. Kendinizi kandırmaya devam ediyorsunuz. Sırf saçınızı boyadığınız için daha genç olmuyorsunuz, daha fazlası olmuyorsunuz. Saç renginizi değiştirmeniz hoş bir şeydir tabii. Ama saç boyasına da aslında sahip olmadığı vasıfları, nitelikleri yüklemek iyi değildir. Tıpkı sizin gibi saç boyası da bir başka şey olmaya yönelik bir illüzyon, bir yanılsama içinde olabilir sadece. Bu yanılsama için orada nasıl da büyük bir pazar vardır ama.

Diploma sizi daha zeki, daha akıllı yapar mı? Öğrenmek iyi bir şeydir. Diplomalar, sertifikalar bir şeyler söyler tabii ama bu belge olsun veya olmasın aslınıza, özünüze dair bir kelime bile etmez aslında.

Kendiniz olarak bazı eklentilere, bazı ek unsurlara, vasıflara bel bağlamanız temel bir yanılsama halidir. Yanılsama yakalamak için koştuğunuz bir otobüs gibidir. Otobüs sahtedir. Otobüsün illüzyonuna yetişip yetişmemeniz gerçekte önemli değildir.

Gerçekten önemli olan unsurlar sevgidir, hayırseverliktir, iyiliktir, merhamet ve nezakettir. Bunlar ek meziyet veya unsur da değildir, bunlar sizin asıl, özgün benliğinizdir. Şimdi bunların olduğu cebe uzanmalı ve hepsini dışarı çıkarmalısınız. Onları çok uzun zamandan beri orada bırakmış olabilirsiniz. Bu gibi durumlar dahilinde de kendinizi gerçekte Kim olduğunuza yönelik yeniden yapılandırır, adeta restore edersiniz. Dünyadaki insan halinizin özünü, esasını ortaya çıkarırsınız. Mış gibi yaptığınızdan, öykündüğünüzden çok daha fazla, çok daha ötesiniz.

Ulu İlahi Yönetici’den Mesaj

1 Kasım 2012’de alınmıştır. Tazjima tarafından.

Günaydın, Ben Ulu İlahi Yöneticiyim. Kanalım (habercim) olarak kullandığım bu hanım aracılığı ile, elbette onun rızası ile size mesajımı ileteceğim.

Olaylar hızla ilerliyor. İnsanlığın ani uyanışı ile baraj kapakları açılmak üzere. Bu; dünya tarihinde hatta evrenin tarihinde eşi benzeri görülmemiş bir olaydır. Daha küçük toplumların topluca yükselişi gerçekleşmiştir ama hiçbir zaman gezegensel düzeyde bir yükseliş olmamıştır. Başka kanalların da bildirdiği üzere; bu gezegeni bir kez daha ışığa kavuşturma olayı; planlaması çok önceden yapılmış, titizlikle tasarlanmış bir olay. Yanlış anlamadınız, büyük insan sürüsü hiç bitmeyecekmiş gibi görünen uykularından uyanmak üzere ve sizler; önümüzdeki günlerde ve aylarda büyük mucizelere tanık olmak üzeresiniz. Yakında olacak büyük gelişmelerin sonucunda sizler, yol göstericiler olarak, farklı görevleri aktif olarak üstlenecek şekilde bir adım öne çıkıyor olacaksınız.

Evet yol göstericiler; buraya en başta gelmenizin nedeni olan görevleriniz artık sizlere bildirilmek üzeredir. Kanalımızın da öğreniyor olduğu üzere, kimse senin kim olduğunun farkında olmadan yaşamını sürdürmek ile aniden tüm dünyanın gözleri üzerine dönecek şekilde sahaya itilivermek arasında ciddi fark var. Yine de, dünyanın tüm nüfusunu göz önüne alırsak mesajları bayağı az insana ulaştı sayılır. Çok yakında milyonlarca insanın soruları olacak ve bu sorulara cevap isteyecekler. Yol göstericilerimizin hepsi, ışık taşıyıcıları, kanallar, öğretmenler ve ışık savaşçıları olarak, yaşayan rehberler ve örnekler olarak kendilerini dünyanın gözleri önünde bulacaklar. Bunun sonucunda, sevgili yol göstericiler, ayağa kalkma zamanıdır, öne çıkma ve kendini gösterme. Kostümlü prova başlıyor ve açılış gecesi ufukta göründü.

Geçenlerde, başka bir blogda, sabırsız ya da belki biraz sinirli ışık işçileri ortaya bir soru attılar: “Yükseliş aniden mi olacak, bir süreç mi olacak?”. Denise Le Fey bu soruya, her zamanki soğukkanlı tavrı ile cevap verdi. Yükseliş devam eden bir süreç, her seviyede yol göstericiler için son 25 yıldır fiziksel rahatsızlıklar, yaşamlarında büyük değişimler ve zorluklar şeklinde ortaya çıkan yavaş yavaş devam eden bir süreç. Kanalımızın tuttuğu kayıtlarda (Blue Dragon Journal arşivlerine göz atılabilir) da görüleceği gibi o ve diğer birçok yol gösterici, arkadan gelenler için enerjiden oluşan bir iz bırakarak yol döşüyorlar. Genelde bu öncüler çok sınırlı kaynaklarla ve dış dünyada doğru dürüst bir ipuçları olmadan, tek başlarına çalıştılar. Yaptıkları sadece kalp çakraları ve kristal epifiz bezleri yoluyla kendi yüksek benliklerinden gelen mesajlara tepki vermek oldu. Bu zorlu öncüler cesurların en cesurudurlar; kendilerini, sessiz ve derinden, her tür sosyal kurala karşı durmak pahasına, gezegenin her yerine ışığı demir atan çapalar olarak konumlamışlardır. Kimsenin haberi bile olmadan, bu çalışmaları ile, yüzyılların yanlış hizalanmış enerjisini, acı çeke çeke kendi bedenlerinde dönüştürdüler. Ve, şimdi, karanlık vadinin bitiminde, insanlık için gün doğumunun ilk ışıklarının yükselişi zaferini kazanmış haldedirler.

28 Eylül 2012 Cuma

Kahraman Olmanın Yolu

Tanrı dedi ki:

Korku bir tavırdır, bir ruh hali, bir idrak ve düşünce şeklidir. Ruh halleri değişir. Bunları zihniniz değiştirir. Siz de zihninizi, düşüncelerinizi değiştirin. Hayat dahilinde ızdırap çekiyorsanız şayet, olayları ortadan kaldıramazsınız, başka yerlere çekemezsiniz. Izdırap çekme halini ortadan kaldırabilirsiniz.

Izdırap çektiğinizde bir şeyleri daha çok istiyor, ısrar ediyorsunuzdur. Kendinizi fidye için rehin tutuyorsunuzdur. Bu durumda ayak direr, inat edersiniz. Tavır alırsınız. Protesto edersiniz. Hali hazırda size verilmiş olanı kabul etmezsiniz. Izdırap çekmek sizin yaptığınız bir tercihtir. Seçeneksiz değilsiniz ki.

Gökyüzü gri ve bulutlu olabilir ama siz yine de mutlusunuzdur. Gökyüzü masmavi de olabilir. Güneş parlıyordur ama siz yine de somurtur, kendinizi huzursuz, mutsuz hissedersiniz. Kendinizi sınava tabi tutmanızın gereği yoktur. Ne olmuşsa olmuştur. Yola devam edin.

Belki de hayatı kısıyorsunuz siz. Yeni kurallar koymak istiyorsunuz. Tam şimdi kendinizi kutsayabilecekken "ya hep ya hiç" oynamak istiyorsunuz. Izdırap çektiğiniz zaman kendinize değneğin pis tarafını uzatmış oluyorsunuz. Izdırap çekmeyi seçiyorsunuz çünkü istediğiniz şey konusunda diretmeye karar veriyorsunuz. "Daha azına kanaat getirmeyeceğim," diyorsunuz, dolayısıyla da kendinize ızdırap çektiriyorsunuz.

Siz bir TL. istemiş ama yerine bir kuruş almışsınızdır. Bunun bir ızdırap nedeni olduğunu söylersiniz kendinize. Hayatla uzlaşmayı, orta yolda buluşmayı reddedersiniz. Ya hep ya hiçtir sizin için, istediğiniz böyledir. Enayilik edecek haliniz yoktur ya, siz de ağıt yakar feryat edersiniz. Böylelikle mutlu olmayı da reddedersiniz. Ancak hayat size bir kraliyet mensubu gibi muamele ederse mutlu olma kararındasınızdır. Kendiniz için sınırlar koyar bunları bir milim oynatmazsınız. İnatçılığı ve ahmaklığı seçersiniz. Bunun yerine sportmenliğe yakışır şekilde davranın, bardağın dolu tarafına bakın.

Arınma Devam Ediyor

23 Eylül 2012
Hilarion Haftalik Mesajı - Marlene Swetlishoff Aracılığiyla

Sevgili Dostlar,
Yüksek benliğinizle daha büyük bir bağlantı sağlamak için gerekli olan arınma şimdi gerçekleşiyor. Bu önümüzdeki aylarda da devam edecek ve kendinizi daha önce hiç olmadığı şekillerle ifade ediyor bulacaksınız. İçeride daha sakin ve huzurlu hissedeceksiniz. Enerjilerin yoğunluğu, sizin kendinizden emin bir şekilde ilerlemenizi alıkoyan her şeyi alıp götürdü ve yakında sizler daha yüksek bir ifade ediş şeklinin öncüleri olacaksınız.

Çevrenizdeki insanlar arasındaki çözülmemiş problem ve durumlar daha detaylı bir bakış için su yüzüne çıkıyor ve bu problemler barışçıl ve sevgi dolu şekillerde çözülüyor. Tüm canlılar sevgi ve birlik içinde bir araya gelmeyi arzu ederler, daha pozitif ve eğitici şekilde bir araya gelmek ve bu durumun insan ilişkilerinde kendi etkisini yarattığı görülecektir. Kitlesel bilinç alanı toplu olarak bir arınma sürecinden geçiyor ve bu devam ettikçe insanlar arası ilişkiler daha barışçıl şekillerde gerçekleşecek.

Siz, ışık taşıyıcıları, günlük yaşamınızda hayati bir rol oynuyorsunuz. Çevrenizdeki ışığın varlığı otomatik olarak herkesin enerji alanını etkiler ve bu sizin değişimdeki katalizörlük görevinizdir. Ayrıca, yeni gruplara girip etkileşime geçtiğinizde diğerlerinin enerjilerini benimseyip, dönüştürdüğünüzü görüyoruz. Bu; arınma süreci hiç bitmeyecek mi diye merak etmenizin bir nedeni olarak görülebilir. Kişisel arınma gerçekleşti ve şimdi sizler ışık taşıyıcılar olarak önünüzdeki her şeyi arıtıyorsunuz, bu doğal olarak oluşan bir süreçtir.

Para ve Ruhsallık

Hiçbir iyilik cezasız kalmaz!

“Hiçbir iyilik cezasız kalmaz” diye bir söz var. Bu söz, her toplumda ve kültürde var mı bilmiyorum ama insanı iyilikten de, güzellikten de soğutan bir sözdür.

Sık sık bize “Yani siz bu işi para için mi yapıyorsunuz?” gibi suçlamalarla karşılaşmaya alıştık artık. Yani şunu demek istiyorum, “Bu iş para için yapılmaz!”

Biz ermişleri ellerinde bastonla, bozkırda öyle aç bi ilaç dolanırken, dolaşırken hafızamıza kazımış bir nesiliz…

Şimdi değil ama bir zamanlar (benim gençliğimde!) aç ve sefil bir biçimde, bir köşede ölen sanatçılarla ilgili haberler çıkardı. Bunlar kanıksanmıştı halk arasında. Çocukları sanatçı falan olmak isteyen anne babalar paniğe kapılır, onu bu kararından caydırmaya çalışırdı.

Savundukları gerekçe, toplumun bu konudaki genel yargılarını ifade etmekten ibaretti.

Örneğin, Cahide Sonku alkol ve yoksulluk batağında ölüp gitmişti. Yeşilçam Sokağında figüranlar, tavla oynayıp simit yiyerek iş bekliyorlardı.

Ruhsallıkla uğraştınız mı durum yine çok farklı değildi aslında…

23 Ağustos 2012 Perşembe

DNA Güncellemesi

DNA GÜNCELLEMESİ:DNA’NIN PROGRAMLANABİLDİĞİ ŞİMDİ BİLİMSEL OLARAK KANITLANDI
13 Ağustos 2012- Jelaila Starr, Nibiru Konseyi
9.Boyuttan Nibiruluların bana on yıl öncesinden vermiş oldukları o Bilgi ne kadar da ilgi çekiyor.
Bilimciler DNA’nın Kelimeler ve Frekansla/Titreşimle yeniden Programlanabileceğini kanıtladı. Link: http://www.wakingtimes.com/2011/12/12/scientists-prove-dna-can-be-reprogrammed-by-words-and-frequencies/
Benim çalışmamın en önemli kısmına geri dönersek, o... uykuda olan DNA nın 10 iplikçiğini yeniden harekete geçirme (Kayıt yapma), yeniden bir bağlantı ve yeniden bir dizilime dair yazıyordu. Onların niyeti, İnsanlara, 12 DNA iplikçiğini düzenleyebilecekleri kendi kendine bir “yapma” uygulaması vermekti, böylece onların eski Çokboyutlu ifadesine geriye dönüş veya Yükseliş olanaklı olacaktı. Bu uygulama, Timus bezinin Çokboyutlu niteliklerini kullanma yoluyla yapılacak bir duygusal temizliği kapsadı. Makalede yazdığım gibi, DNA Kaydı Gözden Geçirmesinde/açıklamasında, biz Çokboyutlu olduğumuzda, bizim Fiziksel niteliklerimiz uyandırıldı ve biz Eterik bir düzeyde ikinci bir Sinirsel Ağı geliştirdik. Bu ikinci Sinirsel Ağ, ilkinde çoklu Boyutlar içinde yaşamak için bize olanak sağladı. Biz bu Boyutlar içinde işitebilir, görebilir ve iletişim kurabiliriz.
DNA Kaydı Gözden Geçirmesi/açıklaması: http://www.nibiruancouncil.com/html/recodeoverviewarticle.html
Fakat o DNA Kaydının yaptığının hepsi bu değildir, duygusal temizlik çalışması Timus bezini harekete geçiren bir çalışmadır, bu sayede onu başarmak için o bizden daha yüksek Boyutlu bir inancı kullanmamızı talep eder. Bu Yeni İnançlar, 3. Boyuta Kurban edilmiş bir İnsan olarak hareket etme ve düşünmeyi durdurarak (erkek/dişi) onun bütün Realitesini onun (kendisinin) Yarattığını anlayan bir Yaratıcı Tanrı anlayışıdır. Bu Yeni İnançlar uygulamasına devam ederken onlar, yeni davranış örnekleri olur ve bizim yaşamımız daha dengeli bir hale gelir. Ve biz, durumların neden dolayı vuku bulduğunu ve sorunların neden daha çabuk çözüldüğünü görür ve anlarız. Ben, 3 Boyutlu bir Dünya içinde Çokboyutlu bir İnsan olarak yaşamanın yararlarına dair konuşmayı sürdürebilirim, fakat Uzay bu şekilde hareket edecek olmama izin vermiyor.

13 Ağustos 2012 Pazartesi

Nefes...

"Korktuğunuzda, nefesinizin bedeninize giriş cıkışını hissetmeniz yararlı olacaktır. Hayatınızın en değerli maddesi olan nefesiniz, size bedava veriliyor. Yasadığınız sürece size yetecek kadar hava var. Bu en değerli maddeyi hiç düşünmeden kullanabiliyorsunuz ama hayatın diğer ihtiyaçlarınızı karşılayabileceğine inanmıyorsunuz. Artık kendi gücünüzü ve neler yapabileceğinizi öğrenmenin zamanı geldi. Kendi içinize yönelin ve kim olduğunuzu keşfedin."

Louise L. HAY
(Pozitif Gücün Büyüsü kitabından sayfa 25)

Sözün Gücü

http://lovepeaceandharmony.org/profiles/blogs/sozun-gucu?xg_source=msg_mes_network

8 Ağustos 2012 Çarşamba

Sevinç ve Memnuniyet Duyun

Tanrı dedi ki:

İstediğinizi elde etmenin yolu sahip olduğunuzu takdir etmektir. Eğer daha geniş maddi imkanlar istiyorsanız şu anda elinizde bulunan maddi imkanlar için müteşekkir olun. Hayatınızda daha yoğun, daha büyük bir sevgi istiyorsanız şu anda hayatınızda olan sevgiye değer verin. Eğer daha sağlıklı olmak istiyorsanız şu anda sahip olduğunuz sağlığı pekiştirin, onu güçlendirip destekleyin. Bolluğun, bereketin yolu sahip olduğunuz bolluğu kabul etmek, onaylamaktır. Müteşekkir olun artık. Burası aşikar değil mi? Eğer daha büyük mucizeler istiyorsanız şu anda yaşadığınız, sahip olduğunuz küçük mucizeler için müteşekkir olun.

Sahip olmadığınız şeyleri düşündüğünüzde mahrumiyeti, yoksunluğu desteklemiş olursunuz. Çünkü isteklerinizi, henüz sahip olmadığınız şeylere karşı beslediğiniz bir umutsuzluk ve çaresizlik duygusuyla düşünüyor olabilirsiniz.

Dilekleriniz, ne kadar çok şeyi kaçırmakta olduğunuza dair bir feryat olabilir. Arzu etmek, istemek iyidir. Hoşunuza giden her şeyi isteyin, istediğiniz kadar arzu edin. İstediğiniz şeyleri imgeleyin ve neredeyseniz, oradan başlayın. Bir çukurun dibinde değilsiniz ki? Eğer böyle olduğunuzu düşünüyorsanız da bu hisleriniz yükseğe çıkmanıza, yükselmenize nasıl yardım edebilirler sizce?

Eğer eski, döküntü bir arabanız varsa bu araba ayağınızı yerden kestiği için memnuniyet duyun. Altınızda bir araba vardır. Kızınca tekmeleyeceğiniz lastikleriniz vardır. Sahip olduğunuz şeylerden dolayı mutlu olun, memnuniyet duyun. Sahip olmadığınız şeylere vurgu yapmayın artık.

6 Ağustos 2012 Pazartesi

Büyüklerden Mesaj


Anrita Melchizedek

Sizler Anne/Baba Tanrı’nın Kozmik Kalbinde kucaklanan İlahi Sevginin 2012 Gezegensel Yükseliş Dalgası vasıtasıyla Yeni Dünya Işık Kalıplarını deneyimlerken, Bu Şimdide ve aslında bu kutsal 2012 yılında sizlerle olmak büyük keyif veriyor. Sizler 260,000 yıllık döngünün sonunu tamamlarken ve Yeni Dünya Işık Kalıpları vasıtasıyla bu Altın Çağa girerken, 21 Aralık 2012 çok önemli Şimdi anıdır. Aslında, bu dünya planında Fotonik Işık Işınları ve Güneş Patlamaları vasıtasıyla salınan dalgalarda zamansızlık ve mekansızlığın bu beşinci boyut frekanslarının birçoğunu zaten deneyimliyorsunuz. Ancak, Yeni Dünya Kalıpları vasıtasıyla İlahi Sevginin bu ışınlarının tam spektrum frekansları 21 Aralık 2012′den itibaren deneyimlenecek, çünkü tüm boyutlar Işığın bir sonraki oktavına boyutsal geçiş yapacak ve Dünya Ana ve onun tüm Yaşamı bu beşinci boyut frekanslarına yükselişlerine başlayacak.

Yükseliş sürecinizi tamamlamak için, Gezegensel Işık Miktarınız %92-99 arasındaki bir seviyeye çıkarılacak. Başka deyişle bu, bedeninizde taşıyabileceğiniz Işık miktarıdır ve sizler Işıkta sağlam şekilde dururken sadece hem gölgenin hem de karanlığın salınan duygusal dalgalarını azaltmayacak, aynı zamanda içinden geçtiğiniz yeniden ayarlanma ve dönüşüm sürecinde yardımcı olacak, çakralarınız tek bir Işık sütununda birleşmeye başlıyor, 12 İplik DNA’nız online oluyor ve sizler kendinizi bu çokboyutlu Üstat Varlıklar ve İlahi Sevginin kutsal dönüştürücü Alevleri olarak tanıyorsunuz. İlahi Sevginin 11-11-11 Kapısını izleyerek ilk yükseliş dalgası gerçekleşti ve ikinci yükseliş dalgası 5 Mayıs (05-05-05 Yıldız Kapısı) ve 20/21 Haziran Gündönümü zamanı arasındaki fırsat penceresinde deneyimlendi. Ve bu yükseliş dalgalarından dolayı, tüm Yaşamın Işığın bu Yeni Altın Çağına geçiş yapmasını sağlamak için Işığın 144,000 Üstat Varlığı bedenlerinde ve DNA’larında yükseliş kodlarını aktive etti.

5 Ağustos 2012 Pazar

08-08-2012 ~ Işığın Sekizinci İnisiyasyon Kapısı




Anita Melchizedek

8 Ağustos 2012′de Aşkınlığın sekizinci ışını vasıtasıyla ve Lady Nada ve Pleiadesli Işık Temsilcilerinin Işıklandırmasıyla sekizinci Işık inisiyasyon Kapısına giriyoruz.

Aşkınlığın sekizinci ışını güzel, yayılmacı Deniz Köpüğü ve Menekşe renkli Alevdir, arınma, temizleme, şifa ve eski yaraların, hücresel anıların ve yanlış inançların salıverilmesinde yardımcı olmak ve ayrıca fiziksel/eterik bedenin kendisini yenilemesine ve iyileştirmesine yardıımcı olmak için Işık frekansları güçlendirilmiştir.

Sekizinci ışının enerjisi yeni enerjilerin ve inançların yeniden doğuşu ve İlahi Sevgi deneyimi vasıtasıyla form yaratmak, eski, modası geçmiş inanç sistemlerini ve yapıları yıkmak ile ilgilidir. Bunu yaparken, “aşkınlığın kutsal alevi” vasıtasıyla dualitelerimizi aşarız ve tarafsızlık ve Kendinin Üstatlığında, Birlik Bilincinin daha derin deneyimine gireriz.

1 Ağustos 2012 Çarşamba

Yardıma Çağrılıyorsunuz!

"Beki İrakla Erikli'nin Meleklerle Yaşamak Grubu'ndan"

Merhaba...

Bu ay, Basmeleklerden mesaj almayip, tam bir tatil yapayim demistim. Ama sizlere vermem gereken onemli bir mesaj varmis. Birkac gun once Sevgili arkadasim Eminenur, "Size iletmem gereken bir mesaj var" diyerek beni aradiginda bu mesaji sizlerle paylasmam gerektiginden emindim. Bu mesaj, hepimizeydi. (Eminenur'un sozlerini mesajin sonunda bulabilirsiniz.)

Evet, bu mesaj hepimize bir cagri. Bilin ki, eger bu mesaj size ulastiysa, bu cagri BIZZAT SIZE.

Oncelikle, hatirlamamiz gereken birkac gercek var:

Bilin ki, isigin dunyasindayiz ve isik, yani dunyamizdaki sevgi enerjisi cok artti. Bazi insanlar bu enerjiyi henuz alamiyorlar. Onlar, sevginin yolunu degil, 'karanligi' izliyorlar. Bunun nedeni iclerindeki KORKU. Bu yogun sevgiyi, kosulsuz sevgi enerjisini almaktan, kendi ozlerindeki isik olmaktan korkuyorlar.

Bizlerden onlara - dunyamizin ve BUTUNUN iyiligi icin bir parca yardim etmemiz isteniyor. Bu, su demek: en cok kopurdugunuz, kizdiginiz insanlar (dunyadaki yoneticiler dahil) isigi secmek istiyorlar. Yuksek benlik seviyesinde HEPSI dunyaya isigi, sevginin yolunu secmek uzere geldiler. Fakat bu fiziksel dunyada, ozgur iradeleriyle su anda sevgiyi secmiyorlar, cunku korkuyorlar.

Bizlerden istenenlerden biri, bu insanlara isigi almalarinda, sevginin yolunu secmelerinde yardimci olmak. Bu yardim icin iznimiz var.

Her an aklimizda tutmamiz gereken 3 konu var:

1) YARGILAMAK, BIZI kendi buyume yolumuzda GERI goturecektir.
2) Suclamak, sikayet etmek, kizmak ise kizdigimiz SEYE, veya O INSANLARA, onlarin yarattigi KARANLIGA guc verecektir. Eger kizarsak, onlari suclarsak veya yapilanlardan, dunyadaki kirlilikten, istismardan, rusvetten, vs... sikayet edersek, tum bunlara KATKIDA BULUNACAGIZ. Bu bilgiyi bircok yerde (Secret dahil) okuduk.
3) Butun ve dunya icin sifa, isik YARATMA GUCUMUZ COK ARTTI. Bu yaratma gucunu HER GUN dunyamiz ve BUTUN icin kullanmamiz isteniyor.

Peki bir birey olarak, bir tek SIZ ne yapabilirsiniz?

31 Temmuz 2012 Salı

Ne Harika Bir Dünya

Tanrı dedi ki:

Dünya müphemdir, fludur. Net olarak göremeziniz onu. Öyle yaptığınızı sansanız bile sadece soluk, ürkek bir resim görürsünüz. Dünya kelimesi yerine dünyayı Yaratı olarak, Hilkat olarak düşünmek, Tanrı'nın Yaratısı olarak düşünmek daha faydalıdır, hayırlıdır. Tanrı'nın Yaratısı, Tanrı'nın Hilkatı -elbette kendi Yaratınızdır da bu- dahilinde yaşarsınız.

Canlarım, Hilkat'a, Yaradılış'a kabul edilmeyi istemiş olduğunuzu farz edin; ki istemiştiniz de. Kabul bedavaydı ama içeri girmek için sırada beklemeniz gerekiyordu. Giriş bedelinden feragat edilmişti. Önünüze serdiğim bu güzel dünyaya kabul edilmenin, giriş hakkı kazanmanın bedeli yüklü bir miktar altına denk olurdu zaten. Bir an düşünün Benim can yeniyetmelerim. Ergen olmak zorunda değilsiniz artık. Her damla suyun ve bu suyun kaynaklarına kıymet veren masum bir çocuk veya bilge bir yetişkin olun siz.

Artık Tanrı'nın açısından, Onun gibi düşünüyorsunuz dolayısıyla sabahları kalktığınızda "Öf, bu dünyada bir gün daha," demeyeceksiniz. Tabii ki "Kahretsin bu dünyada bir gün daha," diye de düşünmeyeceksiniz.

Böyle yapabilirsiniz de ama Tanrı'nın Hilkatını düşündüğünüzde mutlaka "Yaşasın be, Tanrı'nın Hilkatında bir gün daha!" diyeceksiniz. Bir huşu olacak. Bir hayret, bir takdir duygusu ve hizmet olacak.

Siz ki Tanrı'nın Yaratısı, O'nun Hilkatısınız, Tanrı'nın Hilkatı dahilinde yaşayın. Sizin için yaratılmış yerdir bu. Davet edilmiş ve daveti kabul etmiştiniz. Kendisine sunulan imkanları takdir eden bir konuk olun siz.

Başmelek Mikail - Ruhların Toplanması


Ronna Herman kanalıyla, LM-08-2012

Sevgili üstatlar, bir kez daha Kutsal Kalbinizi ve Ruhunuzun Baba/Anne Tanrımızın İlahi sevgisiyle doldurmak için yüksek bilinciniz ile harmanlanma fırsatına hoş geldiniz. En sonunda Kendinin Üstatlığına götüren yüksek farkındalık yolunda size ilham vermek ve rahatlatmak, her zaman bizim en büyük arzumuzdur. Bu zamanda RUHLARIN TOPLANMASI yılı adını verdiğimiz bu çok önemli yıl boyunca belirginleşen şeyleri size bildirmeyi diliyoruz. Niyetim siz YILDIZ TOHUMLARI, Kozmik Işık Konseyi ve bu Alt – Evrendeki biz Işık Lejyonları arasında telepatik iletişim kavramını pekiştirmektir. Bu mesajlar vasıtasıyla gerçekten her bininiz ile birlikte olduğumu, içsel duyularınızla hissetmeniz ve Kutsal Zihninizde ve Kutsal Kalbinizde onaylamanız önemlidir. Sizin izninizle, Üst Ruhunuz/Yüksek Benliğinize bağlanacağım ve bu özel zamanda barındırabileceğiniz seviyede Özümün bir fasedini sizinkiyle birleştireceğim.

Bu çok önemli yıl boyunca bir çok kutsanmış YILDIZ TOHUMU RUHLARI toplamaları oldu ve olacak. Sevgili kanalım son zamanlarda Sedona’daki büyük önemi olan bir olaya katıldı. Ayrıca Sacramento, Kaliforniya’daki takipçilerin içsel grup üyeleri için küçük ama güçlü bir olay gerçekleştirdi. Ruhsal ailelerine katılmak ve sunulan bilgelik öğretilerini almak için bu olaylara gezegenin çok uzaklarından gelmiş olanlar için, uyum, sevinç ve enerjilerin harmanlanması zamanı idi. Çoğu insan için, ayrıca en derin, en iç çekirdek seviyede olağanüstü bir dönüşüm zamanı idi. Negatif enerjilerin, duygusal ve fiziksel bedenleri üçüncü ve alt – dördüncü boyutların acı ve ıstırabından korumak ve izole etmek için geçmiş zamanlarda kalbin etrafına yerleştirilmiş olan enerjilerin bir çok katmanlarının çözündüğü bir zaman idi. Bu enerjiler çözünürken ve Yaratıcı Ateş Işığın değerli armağanının bir kez daha Kutsal Kalp/Ruhsal oda içinde yerleşmesine izin verilirken, duygusal bedenin bent kapakları patlayarak açılır.

Ruhsal ailenizin fasetleri yeniden birleştiği ve herkesin en yüksek hayrına ortak amacın sinerjik kuvvetini kullandığı zaman, nadir bir tanıma anı ve zirve hissi olur. Sizler titreşimlerinizi yükseltirken ve ruhsal ailenizin tanıyacağı RUHSAL YANKILAR gönderirken, Ruh ailenizin daha fazla üyesi sizi arıyor olacak. İçsel Ruh ailesi grubunuzun bir üyesi ile karşılaştığınız zaman, aranızda nadir ve güzel bir kalp/Ruh bağlantısı olduğunu hiç şüphe etmeden bileceksiniz. Eylemlerinizi herkesin hayrına olduğu zaman, benzer düşüncede, Ruha odaklanmış insanların destek sistemine sahip olma hakkını kazanırsınız.

Bu olaylara katılan tüm dünyadan gelen YILDIZ TOHUMU temsilcileri vardı ve bu kutsanmış Varlıklar evlerine geri dönerlerken yeni bir farkındalığın TOHUMLARINI taşıdılar. Yanlış anlamayın; kendi bölgenizde veya tüm dünyada diğer toplanmalarda Baba/Anne Tanrımızın kalp özünden gelen bu olağanüstü ince enerjiye erişenlerinize Yaratıcı Işığın Beyaz Ateş Adamantine Parçacıklarının aşılaması armağan ediliyor ve edilecek. Sizler İlahi Işığın bu yüksek frekanslarına uyumlanırken, zaman veya mekan sınırlamaları, herhangi türde engel olmaz, çünkü Kutsal Sevginin uyumlu frekanslarının kabul edilebilir seviyesine geri dönmüş olan tüm Işık Taşıyıcıları bir çok seviyelerde Ruhun Birliğini deneyimlemeye başlayacak. Bu çok önemli olaylarda herkes üstatlar ile bütünleşecek ve İlahi Yaratıcı Ateş Işık kutsamasını alacak. Aslında, çekirdeğinin derinliklerine Dünya İlahi Işık Maddesinin görkemli ışın demetinde yıkanmakta ve Dünyadaki her yaratık kutsanacak. Hatırlayın, bir seviyede herkes evrim ve aşkınlık yolundadır; hiç kimse arkada bırakılmaz. Tüm insanlık etkileniyor, ya olumlu olarak ya da olumsuz olarak. Dönüşümün İlahi armağanının ne kadarını kabul edip kullanacaklarına karar vermek her bir bireysel Ruha bağlıdır.

Osho'nun Ego Analizi

Tam da düşündüğüm konunun üzerine denk geldi...
--------------

Bir Zen üstadı sokak boyunca yürürken başına böyle bir şey gelmiş. Bir adam koşarak gelmiş ve sert bir şekilde ona vurmuş. Üstat yere düşmüş. Ayağa kalkmış ve önceden yürüdüğü yönde, geriye bile dönüp bakmadan tekrar yürümeye başlamış. Yanında bir öğrencisi varmış. Şoka uğramış. "Bu adam da kim? Bu nedir? Böyle birileri yaşıyorken, herhangi birisi gelip sizi öldürebilir. Ve siz adamın kim olduğunu, bunu neden yaptığını merak edip dönüp bakmadınız bile" demiş. Üstat da, "Bu onun sorunu, benim değil" demiş.

Siz aydınlanmış birisiyle çatışabilirsiniz, ama bu sizin sorununuzdur, onun değil. Ve bu çatışmada incinirseniz o da sizin kendi sorununuzdur. O sizi incitemez. Bu bir duvarı yumruklamak gibidir canınız yanacaktır ama duvar değildir sizi inciten.

Ego sürekli problem peşinde koşar. Neden? Çünkü kimse size ilgi göstermezse, ego acıkmış hisseder. O ilgi ile yaşar. Dolayısıyla, birisi size kızgın ve sizinle kavga ediyorsa, bu bile iyidir, çünkü en azından ilgisi üzerinizdedir. Eğer birisi severse, iyidir. Eğer kimse sizi sevmiyorsa, o zaman kızgınlık bile iyi olacaktır. En azında ilgi üzerinizde olacaktır. Fakat, kimse size hiç bir ilgi göstermezse, kimse sizin önemli birisi olduğunuzu düşünmezse, o zaman egonuzu nasıl besleyeceksiniz? Diğerlerinin ilgisine ihtiyaç vardır.

Milyonlarca şekilde insanların ilgisini çekersiniz; belli bir tarzda giyinirsiniz, güzel görünmeye çalışırsınız, çok kibar olursunuz, roller edinirsiniz, değişirsiniz. Ne tür koşulların geçerli olduğunu sezinlediğinizde, hemen insanların size ilgi göstereceği yönde değişiverirsiniz. Bu çok derinden bir dilenciliktir Gerçek bir dilenci ilgi arayan ve talep eden kişidir. Ve gerçek imparator da kendi içinde yaşayandır; onun kendi merkezi vardır, başka kimseye bağımlı değildir.

Buddha bodhi ağacının altında oturuyor; o an dünya yok oluverse, Budha için bir şey fark edecek midir? Hiçbir şey. Hiçbir şey fark etmemiş olacaktır. Tüm dünya kaybolsa bir fark yaratmayacak çünkü o merkezine ulaşmıştır.

Orion Takımyıldızı ve İnsanoğlu: Kesişen Geçmiş


Orion Takımyıldızı, Ekvator bölgesinde, çıplak gözle bakıldığında dört tanesi dörtgen, Orion kuşağı denilen üç tanesi de bu dörtgen içinde eğik bir çizgi üzerine sıralanmış toplam yedi yıldızdan oluşur. İnsanlık tarihinin yolu, bu takımyıldızı ile bir çok kez kesişmiştir. Neredeyse ilk çağlardan beri her zaman Güneş, Ay, Merkür veya Venüs gibi gözümüzün önündeki gök cisimleri kadar insanlığın dikkatini çekmiştir.

Örneğin neden yapıldığı hala gizemini koruyan ve pek çok spekülasyona konu olan Güney Amerika’da ki Nazca çölünde yere kazınmış çok çeşitli dev figürlerden biri olan örümcek motifinin Orion Takımyıldızının yer küredeki temsili olduğu iddia edilmektedir. Antik Yunan mitolojisine göre Orion, Poseidon’un oğludur. Her zaman köpeği ile gezen büyük bir avcıdır. Yakışıklılığı ve kadınlara düşkünlüğü ile ün salmıştır. Hera’yı kıskandıracak kadar güzel karısını kaybettikten sonra, misafir olduğu Oinopion’un kızı Merope’yi baştan çıkarmaya kalkışmıştı, Oinopion da bunun üzerine onu kör etti. Daha sonra Eos tarafından kaçırılan Orion’u, bakire tanrıça Artemis bir akrebe sokturarak öldürdü. Akrep, ödül olarak burçlar arasında yerini aldı. Orion’a gelince, o da gökyüzünün karşı yanında bir takım yıldız haline gelmiş; köpeği ise Sirius yıldızı olmuştur. Sirius’un aynı zamanda Köpek Yıldızı olarak da anılması bu sebepledir.

Bir başka coğrafya, Hindistan’da ise Orion Takımyıldızı Zaman-Adamı anlamına gelen Kal-Purush olarak bilinir.

Bu yıldız kümesinin en güçlü motif olarak kullanıldığı kültür, eski Mısır medeniyetidir. İnanışa göre Gök Tanrıçası Nut, Osiris ile Seth adlı iki erkek tanrıyla, İsis ve Nephthys adlı iki kardeşi dünyaya getirir. Osiris, hem tanrı hem de insan olduğu için Mısır’ın ilk kralı olmuş, kız kardeşi İsis de onun eşi olmuştur. Osiris iyi bir yönetimle, insanlara dini ve uygarlığın sanatlarını öğretmiş, Mısır’ı zenginleştirmiştir. Ancak, kralın kardeşi Seth bir komplo kurarak, onu öldürür. Vücudunu parça parça doğrar ve Mısır’ın dört bir yanına saçar. Bu sırada Osiris ve İsis’in tahta geçecek bir velihatları yoktu. Ancak İsis kendi sihir gücüyle kocasının vücudunun parçalarını gizlice toplar; bir araya getirip Osiris’in vücudunu yeniden oluşturur, böylece ilk mumyayı yapmış olur. Mısırlıların mumya kültürünün kaynağının bu olay olduğu bilim adamlarınca kabul edilir. İsis, yeniden hayata dönen Osiris ile cinsel ilişkiye girerek hamile kalır. Osiris, kendisi için geçici ve kısa süreli bu olaydan sonra, bir yıldız varlık haline dönüşür. İnanışa göre, Orion Takımyıldızı böyle oluşur.

Eski Mısırlıların Orion ile ilişkileri bununla sınırlı değildir. Örneğin Keops ve Kefren isimli dev piramitleri ile beraber bu piramitlerin tepe noktalarından geçen eksenden az kaçık şekilde inşa edilmiş küçük Mikerinos piramitleri de bu takımyıldız ile ilişkilendirilmektedir.

Maya Takvimi ve Bilincin Evrimi: 21 Aralık 2012'de Maya Piramitlerindeyiz

Bu geziye gitmeyi çok isterim. Hayırlısı bakalım. :))

Maya Takvimi ve Bilincin Evrimi: 21 Aralık 2012'de Maya Piramitlerindeyiz: 21 Aralık 2012 Maya Takviminin bu çok gizemli tarihinde Fatih Keçelioğlu ile Meksika & Guatemala Maya takviminin neden 21 ...

30 Temmuz 2012 Pazartesi

Güneş Patlamaları ve Epifiz Bezi

1998′de New Scientist’te yayınlanan bir çalışmaya göre, Güneş patlamaları ve insan biyolojik etkileri arasında direkt bir bağlantı var.

Güneşten gelen yüklü parçacıkları insana aktarılmasını kolaylaştıran iletken, Dünyanın iklimine yön veren aynı iletkendir – manyetik alan. Hayvanlar ve insanlar onları çevreleyen manyetik bir alana sahipler – Dünyayı koruyucu olarak çevreleyen manyetik alan gibi.

1948′ten 1997′ye kadar, Rusya’daki Kuzey Endüstriyel Ekoloji Problemleri Enstitüsü geomanyetik aktivitenin bu yılların her birinde üç mevsimsel zirve gösterdiğini buldu (Mart’tan Mayıs’a, Temmuzda ve Ekimde). Her zirve Kirovsk şehrinde endişe, depresyon, bipolar hastalığı ve intihar vakalarında artışa karşılık geldi.

Güneşten gelen elektromanyetik aktivite elektronik cihazlarımızı ve insan elektromanyetik alanını etkiliyor. Güneşten gelen elektromanyetik yükler ile fiziksel, zihinsel ve duygusal olarak değişiyoruz, bedenimiz uykulu hissedebilir, ama aynı zamanda epeyce enerjilenir.

CME’lerin (koronal kütlesel püskürmeler) etkileri tipik olarak kısa ömürlüdür ve başağrısını, kalp çarpıntılarını, ruh hali değişkenliklerini ve genel olarak keyifsiz hissetmeyi kapsar. kaotik veya karışık düşünceler ve kararsız, dengesiz davranışlar da artar. Güneş fırtınaları duygularımızı tahrik edebilir ve duygularımızın hem iyi tarafını hem de kötü tarafını maksimuma çıkartabilir – buradaki nokta bunun farkında olmaktır.

Beynimizdeki epifiz bezi de elektromanyetik aktiviteden etkilenir, elektromanyetik aktivite epifiz bezinin aşırı melatonin üretmesine neden olur, melatonin uykuya neden olabilen bir hormondur, ama ayrıca bazı insanlarda ters yan etkiler olduğu da bilinmektedir.

Epifiz bezimiz güneş fırtınaları – elektromanyetik aktivite – sırasında aşırı melatonin üretir. Melatoninin bir çok biyolojik etkileri melatonin alıcılarının aktivasyonuyla üretilirken, diğerleri yayılmacı ve güçlü bir antioksidan rolünden dolayıdır, nükleer ve mitokondrial DNA’nın korunmasında özel rol oynarlar.

Epifiz bezine ayrıca üçüncü göz adı verilir ve üçüncü göz içsel göz olarak bilinir. İçsel alemlere ve yüksek bilinç alemlerine götüren kapı olarak bilinir. Üçüncü göz çoğu zaman vizyonlar, duru görü, önsezi ve beden dışı deneyimler ile ilişkilendirilir.

Çoğunuzun bildiği nedenlerle insanlar epifiz bezlerinin kireçlenmesine eğilimlidir.

Kainatı Güçlendirmek

Tanrı dedi ki:

Kimse vericiliğiniz ya da vericilikten yana olmanız nedeniyle size itibar sağlamak, hürmet göstermek zorunda değildir. Buradaki mesele itibar değildir. Vermektir, vericiliktir. Verilecek şeylere sahip olduğunuz için mutlu olun ve verin.

En kısa şekliyle özetlersek hayat sizin etrafınızda dönmez, sırf sizinle alakalı bir şey değildir o. Bir başka şekliyle de söylersek hayat tamamen sizinle alakalıdır ve sizin etrafınızda dönmektedir ama vermeniz gerekenleri, bu maksatla sizin olanları vermek de size düşmektedir. Kendi kalbinizi hareket ettiren, ona yön veren sizsinizdir. Diğerleri onun yargıcı da hakimi de müdürü de değildir. Neyi, nerede ve ne zaman vereceğinizi söylemekse bir başkasına düşmez hiç.

Sizin yerinizde olmayan, kendisini sizin yerinize koyamayan insanlar ne yapmanız, ne kadar ileri gitmeniz ya da gitmemeniz gerektiğini bildiklerine inanabilirler; bu her zaman olasıdır. Dünya size iyi tavsiyelerde bulunabilir de bulunmayabilir de. Lakin aynı zamanda siz kendi kendinizin danışmanısınız, dolayısıyla kendinize kulak verir ve tavsiyeler alırsınız. Siz kendi kaderini bulansınız. Ama kaderinizi bir çırpıda, tek hamlede bulamayacaksınız muhtemelen, çünkü "kader" sınırlı, ucu-kapalı bir şey değil. Yeryüzünde, insan bedeni içinde mukim oldukça kaderiniz bir süreç içindedir, aktiftir. Kaderinizi buluyorsunuz ama ilerledikçe bu kaderi şekillendiriyorsunuz da.

Sevgi sadağınızdaki en büyük, en muhteşem okun hangisi olduğunuzu bilmeseniz de bu sadaktan ok çekmeye devam edin siz. Dünyanın gidişatını ya da bir başkasının dünyasını hangi okun değiştireceğini bilemezsiniz. Başkaları için geçmişte ya da şimdi ne anlam ifade ettiğinizi de hiç bilmiyor olabilirsiniz. Bir başkasının hayatını hangi sözlerle aydınlatacağınızı, bir başkasını hangi sözlerle mutlu edeceğinizi bilemezsiniz. Bir başkasının gözlerine yönelttiğiniz hangi bakışla onun yolunu, gidişatını değiştireceğinizi bilemezsiniz. Hiç bilemeyebilirsiniz. Bilmek zorunda da değilsiniz ama çitin hangi tarafında çalışacağınıza bilinçli olarak karar verebilirsiniz pek ala. Çitin "verici olmak" denilen tarafında mısınız, yoksa "almak" denilen tarafında mısınız?

29 Temmuz 2012 Pazar

Throat Chakra Music / Boğaz Çakrası Müziği



Bugünlerde kendimizi sevgiyle ifade etmek için her zamankinden daha fazla güce ihtiyacımız var.
Bu yardımcı olur diye düşündüm. :))

Dualite ve Üçlü Kuvvet

Hathor Mesajı ~ Tom Kenyon kanalıyla

Dualistik bir evrende yaşıyorsunuz. Bu, bu evrenin temel doğasıdır. Bu, zıtlar prensibi olarak tezahür eder, bu prensipte kuvvetler eşit ve zıt reaksiyonlara sahiptir. Bu, evreninizin fiziğine ve dualistik bilincin kendisinin temel doğasına uygulanır.

Evreninizin bu dualistik doğası içinden geçmekte olduğunuz Zaman Hızlanmasından etkilenmektedir. Bunun net sonucu dualitedeki veya insan bilincinin kutuplaşmasındaki artıştır.

Uluslar, toplumlar, dinler ve insanlar arasındaki kutuplaşmış çatışmalar yükselişte. Gezegensel ve galaktik enerjiler artarken, işlerin bu talihsiz durumu beklenmektedir.

Mesajımız artan kutuplaşmanın zorluklarından geçmek için bir strateji ile ilgilidir. Aslında sosyal gruplarınızın bazılarında bir tür düşmanlık ve durumların kutuplaşmış görüşleri olduğunun zaten keşfetmiş olabilirsiniz.

Önerdiğimiz stratejiye Üçlü Kuvvet adı verilir.

Bu, spiritüel üstatlığın bir niteliğidir ve kutuplaşmadan çok daha büyük etkinlik ile geçmenizi ve kutuplaşmanın ve çatışmanın dramalarına “yakalanmanın” zıttı olarak arzu ettiğiniz şeyleri tezahür etmenin daha büyük olabilirliliğini sağlayacaktır.

Prensip basittir. Bir insan varlığı olarak insanlara veya durumlara çekilmeye ya da onlar tarafından geri itilmeye eğilimlisiniz. Bu çekilme veya itilme eğilimi çoğunlukla bilinçsiz bir eylemdir.

Biriyle karşılaşıp ona çekildiğinizi hissedebilirsiniz ve çekimin derinliği veya yoğunluğu o kişi ile ilgili diğer bilgileri silmenize neden olabilir. Benzer şekilde, ister sosyal, siyasi ya da dini olsun etrafınızda durumlar ortaya çıkarken, o belirli durumun sizin için “doğru” olup olmadığını belirlemeye yardımcı olacak başka bilgiler olmadan bu durumlara çekildiğinizi görebilirsiniz.

Aynı şey geri itme için de geçerlidir. Birileri veya bir durum tarafından itildiğinizi görebilirsiniz ve benzer şekilde, itilmeyle özdeşleşirsiniz, böylece yardımcı olabilecek diğer bilgilerden kendinizi yoksun bırakırsınız.

Yukarı Bakmayı Öğrenmek

Işık Fenerleri ~ Yuvadan Hatırlatmalar
15 Mayıs 2012
~ Yukarı Bakmayı Öğrenmek ~
Steve Rother tarafından aktarılmıştır.

Yuvadan Selamlar
Biz bu sözleri sarf ederken bu odadaki titreşim, Yuva’nın titreşimdir, sevgili varlıklar. Bu sözcükleri işittiğinizde, sırada neyin olduğunu tahmin edersiniz ve bir mucize olmasını beklersiniz. Yaratıcılar bir mucize bekledikleri an, bir mucize yaratırlar. Yapmanız gereken tek şey bu noktadan ileriye bir adım atmaktır. Doğum konusundan bahsetmeyi oldukça ilginç buluyoruz çünkü perdenin iki tarafında da ve her iki geçiş de – doğum ve ölüm – çok büyük bir öneme sahiptir. Dünya gezegeninde, ölüm geçişinden korkuyorsunuz ancak doğum geçişini ise kutluyorsunuz. Bunda herhangi bir sorun yok, sevgili varlıklar, sadece anlayın ki perdenin öbür tarafında ise bizim için bu durum tam tersidir. Bizim için en zor geçiş doğumdur çünkü bir ruhun ayrıymış gibi davranması demektir. Fakat yeni bir bebek dünyaya geldiğinde hissettiğiniz mutluluğu düşünün, işte sizin ölüm adını verdiğiniz süreçle yeni bir ruhun Yuvaya dönüşünde bizim hissettiğimiz mutluluk da aynen öyledir. Ruhlar bize geri döndüğünde ve bunu Yuvada kutladığımızda, onlara daha fazla bilgi toplamak üzere bir sorumluluk verir ve yeni bir yolculuğa göndeririz.
Parçacık Akım Teorisi
Sevgili varlıklar, bugün size bizim için çok önemli olan bir şeyden bahsetmek istiyoruz çünkü bu algınızda gerçek bir değişime neden olacak. Bu değişim şu anda yavaş da olsa gerçekleşiyor ancak biz bugün bu konuya dikkatinizi çekerek bu süreci biraz hızlandırmak istiyoruz. Siz yeni enerjiye adım atarken tüm insanlık da değişiyor. Şu anda inşa etmekte olduğunuz yeni dünya, kişisel güç dünyasıdır; bu kişisel güç çağıdır. Bu sizin için, enerjileriniz ve yetileriniz için yeni bir sorumluluk anlamına geliyor: hepsini Dünyaya getirmelisiniz. Anlatmaya çalıştıklarımızı örneklendirmemize izin verin; basit bir parçacık akımını anlamınıza yardımcı olabilir. Kar tanelerini düşünün. Örneklememizde bunu kullanacağız çünkü çok kısa süre önce Koruyucu ve Koruyucunun Koruyucusu, Amsterdam’da arabada giderken daha önce hiç deneyimlemedikleri derecede büyük bir kar fırtınasına yakalandılar. Kendinizi bir an için o arabada hayal edin ve o kar fırtınasının ortasında araba kullanırken tuhaf bir şey göreceksiniz. İşte bu noktaya dikkatinizi çekmek istiyoruz. Karlar yukarıdan düşer. Ancak arabadayken sanki kar taneleri karşıdan tam üstünüze geliyor gibi görünür. Yani kendinizi sürekli üstünüze gelen bir kar tanecikleri akımının içinde araba kullanırken hayal edebilirsiniz. Bu benzetmeyi alıp hayatınızda kullanmak istiyoruz ki böylece bu parçacık akımı geldiğinde bu benzetmenin farklı yönlerini size gösterebiliriz.

18 Temmuz 2012 Çarşamba

Hikaye budur işte

Tanrı dedi ki:

Hayat böyledir, hayat budur işte. Okumakta olduğunuz büyüleyici bir romandır o. İçinde kaybolursunuz. Karakterler gerçek bir hale gelirler, çok ama çok gerçek olur onlar; ısrarcı ve talepkar olurlar. Genellikle de farklı amaçları gözetirler yani böyle görünür ve siz de sayfaları çevirmeye devam edersiniz. Ne olduğunu görmek için hep bir sayfa daha çevirirsiniz. Neler olacağını hep önceden bilmek istersiniz. Sizi cezbeden bir şey daha vardır. Şimdide neler olduğunu bilmek istersiniz ve bunun sonrasında ne olacağını da.

Ve sonra roman biter. Bu romanda çevirecek sayfa kalmaz artık. Siz romanın devam etmesini istersiniz. Çünkü tüm karakterlerle sıkı bağlar kurmuşsunuzdur. Ne olacağını kesin bir şekilde bilmek istersiniz ama mevcut haliyle bu kitap bitmiştir artık. Tutunduğunuz halatın koptuğu ve uçurumdan aşağı düştüğünüz hissini yaşayabilirsiniz; lakin hikayenin her nasılsa başka bir yerlerde devam ettiğine dair çekici, hoş bir his daha vardır. Ama eldeki bu roman artık sürmemektedir.

Dolayısıyla gerçek hayatınıza; özde, hakikatte ebedi olan yaşamınıza geri dönmek zorunda kalırsınız. Onunla olan işiniz hiç bitmez. Sadece okumakta olduğunuz büyüleyici kitabın son bölümü bitmiştir ve sizin de devam etmeniz gerekiyordur.

Bazen kitabın bir yerde durmasını dilersiniz. Onu bitirmiş olmayı dilersiniz; insanların düşünceleri ve tüm olaylar gözlerinizin önünden geçip gider. Sizin için o kadar gerçek, o kadar gerçektir ki bunlar. Can dostlar, sevgili aile üyeleri veya o kadar da can olmayan dostlar, o kadar da sevgili olmayan aile üyeleri vardır ama üzerinizde izlerini bırakmışlardır ve siz de onların üzerinde iz bırakırsınız.

Neden mi Değişim?

15 Temmuz 2012 Pazar