18 Eylül 2016 Pazar

Her gece aynı saatte uyanıyor musunuz?



Her gece belli saatlerde uykunuzdan uyanıyor musunuz?

İnsan vücudunda, bedensel fonksiyonlarımızı yöneten içsel bir saat bulunur. Her gece aynı saatlerde uyanıyorsanız, belli bir organla ilgili bir konu size uyandırıyor olabilir.

Organlar ve onlarla ilişkili saatler şöyle:
-      
21:00 – 23:00 arası: Bu saat aralığı endokrin sistemimizin tekrar dengelendiği ve enzimlerin dolu hale getirildiği zamandır. Bu saatlerde uyumakta zorlanıyorsanız; vücudunuz “kaç-savaş” modunda takılı kalmış olabilir.
-      
23:00 – 01:00 arası: Bu saatlerde sık sık uyanıyorsanız, birine gücendiniz, darıldınız ve bunu salıvermiyorsunuz, taşıyorsunuz demektir. Kendinize dönün, kendinize sevgi verin, yapabildiğiniz kadar sakin kalmaya ve enerjinizi bu alana harcamamaya çalışın.    
-      
01:00 – 03:00 arası: Bu saat aralığı bedeninizin toksinleri atmak ve yenilenmek için kullandığı çok önemli bir zamandır. Bu saatlerde uyanıyorsanız; genelde öfke, hayal kırıklığı ve olumsuz düşüncelerin işareti olabilir.
-      
03:00 – 05:00 arası: Bu saatler; akciğerlerin onarımda olduğu ve bedeninize oksijen akıttığı saatlerdir. Akciğer sorunları çoğu zaman keder ve derin üzüntü belirtisidir.
-      
05:00 – 07:00 arası: Bu saatlerde daha önce tespit edilen toksinler vücuttan atılır. Kalın bağırsak da bu saatlerde aktiftir.  

10 Eylül 2016 Cumartesi

Bütünsel Farkındalık Çalışma Grubu

Bloğumu yıllardır takip eden değerli dostlarım, öncelikle varlığınız için teşekkür ediyorum ve şükrediyorum. 

Yıllardır yaptığım çok çeşitli çalışmalar ile ruhsal olarak belirli bir farkındalığa geldim. Ulaştığım bu yerde, artık kendimi deneyimlerimi paylaşmaya hazır hissediyorum. Bunun sonucunda; bireysel olarak yaptığım konstelasyon çalışmaları dışında bir çalışma grubu oluşturmaya karar verdim. Aşağıda bununla ilgili ilk duyuruyu bulabilirsiniz.

Çalışma grubu 15 günde bir hafta içi 19:00 ile 22:00 arası toplanacak. 
Katılmayı düşünenler olursa calismagrubu@degisimdonusumatolyesi.biz adresine bir mail atarsanız, daha detaylı bilgileri içerin bir pdf hazırladım, onu yollayabilirim. 

İlk duyuruyu burada yapmak istedim çünkü burayı takip eden sizler; elbette, benim için çok daha özel insanlarsınız. Diğer mecralarda duyuruları hafta başı yapacağım.

Hepinize içten sevgiler, güzellikler diliyorum.  


8 Eylül 2016 Perşembe

Zaman zaman blogda paylaşımlarda bulunan "BİRi rumuzlu dostumuzun yazısını sizinle paylaşıyorum.
İyi okumalar...

_________________________________________________________________________

Var olan, (buna isterseniz Ruh diyelim) orijinalinde sadece var olduğu  için var olma hakkına sahip olmalı. Eğer dünyamızda olduğu gibi var olmak için enerji girişine ve çıkışına ihtiyaç duyarsa bu onun tutsaklık yaşadığını gösterir. Midemin kölesiyim yani insan vücudu programımın, tabiatımın kontrolü altındayım. Bu dünyanın ve algıladığımız gerçekliğin kurallarına göre yemek yemeliyim yoksa yaşayamam.Yani enerji almalıyım. Peki bu enerjiyi nereden alıyorum? Başka hayvanların ve bitkilerin etinden. Onların yaşam enerjisini kendime aktarıyorum. Sadece bir kaşık yoğurt yiyerek milyonlarca bakteriyi mide asidimde can çekiştiriyorum. Sizce böyle bir varoluş programlanırken amaç nedir? Böyle bir program iyi niyetle mi yazılır?

Biz aslında limitsiziz yani orijinalimiz, aslımız limitsiz. Uzaysız, zamansız, sınırsızız. Sınırsız farkındalık ve sınırsız yolların ta kendisiyiz. Fakat bir form aldığımızda uzay denen yapay olguda sınırlanıyoruz. Belli bir farkındalığa sahip olduğumuzda aslen sınırsız olan farkındalığımızı terk ediyoruz ve sınırsız varlığın hapis hayatı yaşaması için gereken en önemli şeyde bu. Doğuyoruz ve hiçbir şey hatırlamıyoruz.Sizce bu orijinal yol olabilir mi?

Yaşamın orijinal yolu gerçekten iç içe geçmiş ve paralel yaşam formlarının birbirleriyle zoraki ya da anlaşmalar yoluyla enerji alışverişi yapmak zorunda olduğu bir hologram mı? Yoksa bu hologram sınırsızlığın içinde ki bir alan mı?

29 Ağustos 2016 Pazartesi

Bilinçaltımızı Programlayabildiğimizde Yapabildiği İnanılmaz Şeyler

Selam dostlar; bu yazıyı ekşi sözlük'te okudum. Ama sonra araştırdım; kaynağı ne diye, Şuradaki yazıdan parçalar alınmış, Ama kaynağa en yakın bulabildiğim yer şurası. Bence yazı, bir sürü şeyi çok sade bir dille toparlamış. Okumanız faydalı olabilir... Sevgiler.
_____________________________________________________

Bilinçaltı hakkında bir kaç bilgi vermekte yarar vardır. Aslında bilinçaltı sonsuz hayatımızı ve bu hayatımızı kontrol eden yegane faktördür. Bizim onunla haşir neşir olmamız ve onun gittikçe bilinmeyenlerinin çözülmesi bizi hayatımızda farklı yerlere ulaşmamızı ve yaşamamızı sağlayacaktır. Bilinçaltı tam anlamı ile bildirmek gerekirse bir kayıt kasetidir ve sizin algıladığınız her şeyi kaydeder mesela kasetler sadece iki duyumuzu kaydeder ama bilinçaltı beş duyumuzu hatta altıncı ve diğer duyularımızı da istesek de istemesek de fark etmeden kaydeder. Bu işleyiş tam olarak şöyledir: İnsan üst bilinç ile odaklandığı şeyleri fark eder fakat bilinçaltı her şeyi fark eder. Bu aynı bir kameranın sorgusuz sualsiz her şeyi kaydetmesi gibidir. Aslında bizim gözümüz de mükemmel bir kameradır hem de saniyede yaklaşık 17 kare fotoğraf çekerek hayatımızı yaşamamızı sağlar. Ama üst bilincimiz sürekli bir şeylere odaklanmamızı sağlar. Bunun sebebi ise yeni konuların bilinçaltında olan eski konularla etiketlenmesidir. Bundan dolayı hissettiklerimizi, gördüklerimizi hiçbir zaman bilinçaltımızın algıladığı gibi tarafsız, saf bir gözle göremeyiz.

Bilinçaltını anlayabilmek için biraz da beyini bilmek lazımdır. Beyin işleyişi ise bilim adamlarını ve bilimi hala çaresiz bırakmaktadır. Tabii ki teoriler ve bu teorileri destekleyen ipuçları da mevcuttur. Beyin bilgiyi nasıl saklar hala bilinmemektedir. Bir görüntü, bir nesne bir kişiye gösterildiği zaman beyinde elektriklenmeler olmaktadır ve beyin hücreleri arasında elektrik sinyali akışı olmaktadır. Bu, aynı bulutlar ile yer küre arasındaki yıldırımlar gibi olur. Yani elektrik atlamaları olur. Bunun nasıl bir bilgi depolama olduğu ise somut bilim tarafından algılanamamaktadır çünkü bilim yüzde yüz gözle görülen elle tutulan bilgilerden yanadır. Ama beyinin bilgi tutma işlemi tamamen ruhla alakalı olduğu için bilim bir yerde sınırlı kalmaktadır. İşleyiş tam olarak şöyledir aslında; algı organları veriyi alıp elektriksel olarak beyne iletir ve beyin belli hücre guruplarını elektriklendirerek ruha kaydeder. Daha sonra aynı veriyi algılayınca yani bir şeyler görüp bir şeyler hissedince aynı hücre grupları elektriklenir ve ruhtaki o bilgi ile alakalı kısıma gidilir, onunla ilgili her şey hatırlanır. Bu tamamen istemsiz gerçekleşen bir olaydır. Üst bilinç ise odaklanmamızı günlük faaliyetlerimizi algılar.

Bilinçaltımızın programlanması yani belli başlı istediğimiz şeylere odaklanması, bir veri tabanının doğru şekilde doldurulması ile alakalıdır. Bilinçaltımız programlanarak hayatımızda istediğimiz şeylerin olmasını sağlar.


21 Haziran 2016 Salı

'Zihin gözü körlüğü' nedir?

Meditasyon yaparken, özellikle başlarda, oldukça dışlanmış hissetmeme neden olan şeyin açıklamasını bugün BBC'nin sitesinde buldum ve sizlerle paylaşmak istedim...

------------------

Gözlerinizi kapatın ve bir kumsalda yürüdüğünüzü, Güneş'in doğuşuna doğru ilerlediğinizi düşünün. Aklınıza gelen görüntü ne kadar net?

Birçok kişi zihinlerindeki görüntüyü hayallerinde canlandırabilir. Buna 'zihin gözü' (beyin gözü) denir.

Fakat bu yıl yapılan bir araştırmada bilim insanları, bazı kişilerin zihinlerindeki görüntüleri canlandıramadıklarını tespit etti. Uzmanlar bu yeni sağlık durumuna da 'aphantasia' olarak adlandırdı.

Zihin gözü 'kör' olanlardan biri de Lancaster'li Niel Kenmuir.

Çocukluğundan bu yana çevresindekilerden farklı olduğunu bildiğini söyleyen Niel, "Uyuyamadığım zaman üvey babam koyunları saymamı söylerdi ve bunun ne anlama geldiğini açıklardı. Denedim fakat yapamadım. Çitlerden atlayan koyunları göremedim, sayacak hiçbir şey yoktu" diyor.

Anılarımız genellikle görüntülerle eşleştirilir. Örneğin bir düğünü veya okuldaki ilk gününüzü aklınıza getirin.

Niel, belleğinin bir bakıma 'korkunç' olduğunu söylüyor fakat bazı verileri çok iyi hatırlıyor. Fakat aphantasia durumundan mustarip olanlar gibi o da yüzleri tanımakta güçlük yaşıyor.

'Hastalık değil'
























Niel, aphantasia'yı "bir hastalık değil, hayatı farklı bir yoldan deneyim etme" olarak tanımlıyor.
İronik olan, Niel'in şimdi bir kitapçı da çalışıyor olması. Genelde kurgu olmayan kitapların bulunduğu raflarda duruyor.

20 Haziran 2016 Pazartesi

Sonsuzlukla Kurulan Göbek Bağı: ‟Karındaki İkinci Beyinˮ

Nöro – bilimcilerin ifadesine göre, karındaki ikinci beyin; hücre yapısı, etken maddeleri ve reseptörleri sayesinde kafadaki beynin bir ikizi olacak kadar beynin aynısıdır. Karındaki ikinci beyin; düşünüyor, hissediyor, hatırlıyor ve karar veriyor. Özellikle korku, sevinç ve üzüntü gibi yüksek duygularda büyük rol oynuyor.




















https://indigodergisi.com/2011/12/karindaki-ikinci-beyin/

19 Haziran 2016 Pazar

Evrendeki En Müthiş Gerçek...


Alt yazıyı çalıştırmayı bilmeyenler için:
Önce ekranın altındaki Settings'den altyazı dili olarak Türkçe'yi seçin.
Sonra da yine onun hemen yanındaki SubtitlesCC tuşunu tuklayarak altyazıyı açın.

17 Mayıs 2016 Salı

Değişim Zamanlarında...




Değişim ihtiyacı ruhunuzun en derinliklerinden bedeninize oradan zihninize baskı yapıyor. Değil mi? Bugünlerde her zamankinden daha fazla; sizi mutsuz eden olayları, mekanları, kişileri görüyor ve onları yaşamınızdan çıkarmayı, ilişkinizi dönüştürmeyi hatta bitirmeyi diliyorsunuz. Sadece ve sadece istediğiniz, yüreğinizi heyecanlandıran yerlerde olmayı, kişilerle olmayı, işler yapmayı istiyorsunuz. Yaşamda ilerlemenizi engelleyen, tıkayan durumlar çok daha fazla gözünüze batıyor...

Bu yol; hepimiz için, taşlarını sadece ve sadece bizim, tek başımıza döşeyebileceğimiz bir yol. Yaşamımızdaki en yakınlarımız; partnerimiz, en yakın dostumuz, kardeşimiz, anne babamız bile bu yolda bize sadece yoldaşlık edebilirler. Kararları bizim adımıza kimse veremez, kapıdan mucize çözümlerle giremez. Kimse sihirli değneği ile bize dokunup her şeyi iyi ve güzel olanla değiştirmeyecek. Bunu biz ve ancak biz yapabileceğiz.

13 Mart 2015 Cuma

Bir Empat'ın 30 hasleti

Bu yazı benim yaşadıklarıma çok benzediği için paylaşmak istedim...
Sevgiyle kalın.

------------------
  1. Biliş: Empatlar bir şeyi söylenmeden öylece bilirler. Bu biliş, birçoklarının sezgi veya iç ses olarak tarif etmesine rağmen bundan öte bir şeydir. Empatın bu armağanının güçlü olması, onun yeteneğine ne kadar uyumlandığıyla bağlantılıdır.
  2. Herkese açık alanlarda bulunmak bunaltıcı gelebilir: Alışveriş merkezleri, süpermarketler, stadyumlar, yani bir sürü insanın olduğu yerler Empatı çalkantılı bir şekilde başkalarından gelen sıkıntılı hislerle doldurabilir.

7 Ocak 2015 Çarşamba

BM Mikail: Elmas Yol: 2015′te Sevgi ve Bolluğun Yeni Yaratıcı Macerası

Başmelek Mikail ~ Celia Fenn kanalıyla
31 Aralık 2014

2015 yılının bu ilk gününde Dünya Gezegeninde yeni bir başlangıca ve yeni bir maceraya adım atıyorsunuz. 2014 bir çok insan tarafından birçoğunuz için kişisel zorluklarla zor ve kaotik bir yıl olarak deneyimlendi. Ama, Sevgili Işık Ailesi, o aynı zamanda Sihirli Bolluk ve Yaratıcılığın kapılarının ve portallarının Dünyaya demirlendiği yıldı. Karşılaştığınız zorluklar gücünüzde durmanıza ve kendi Gerçekliğinizin Yaratıcısı olmanıza yardımcı oldu. Bu, Çok -Boyutlu bir Işık Üstadının özüdür.

2015 yılında, güçlü Elmas Işık enerjileri bilincin daha ileri hızlanmasını ve ruhsal ve fiziksel evrim için DNA kodlarının daha ileri aktivasyonlarını yaratırken, sizlere yeteneklerinizi ve ustalıklarınızı daha fazla geliştirme fırsatı verilecek. Bu yeni Zaman Spiraline Elmas Yol adını veriyoruz ve bu yolda Sonsuz Sevgi ve Şefkatin gücünü keşfedeceksiniz. Galaktik ve Kozmik enerjiler içindeki gücünüzü keşfedeceksiniz ve çok boyutlu Üstatlar ve Yaratıcılar olarak Elmas Yolda yolculuk yaparken bunu sevgi dolu ve uyumlu bir gerçekliğin yaratımına odaklayacaksınız.

2015 Yılı Enerjileri

Sevgili Işık Ailesi, 2015′te üç çok güçlü Değişim ve Dönüşüm anı olacak. Birincisi 2015 Mart ve Nisan ayında olacak ve Ekinoks zamanında başlatılacak. Bu zamanda Dünya, Gezegenin dualistik çatışma ve saldırganlıktan çıkıp kollektif birlikte var olmanın daha dengeli ve uyumlu haline girmesini sağlayacak olan Tam Güneş Tutulması deneyimleyecek. Yüksek farkındalık haline açılanlarınız ve Tezahür Üstadı olanlarınız için, bu İçsel Huzur, Uyum ve Sevginin enerjilerini taşıma ve Dünyada Uyum ve Bolluk Realitesinin Yaratılmasına odaklanma anı olacak. Altıncı Boyutun yaratıcı sihrini kullanma ve yeni gerçekliği tezahür ettirmeye yardımcı olma yeteneğine sahip olacaksınız.

21 Ağustos 2014 Perşembe

Değişim Dönüşüm Günlükleri 7

21 Aralık 2012 nin üzerinden 1,5 yıl geçti. İnsanları ilgi alanlarına göre; kontrolsüz eğlenceyle, para ve kariyer hırsı ile, ibadetle, uyuşturucuyla, bilgisayar oyunlarıyla, uzun çalışma saatleri ve kölelikle, duygularla, düşüncelerle, inançlarla ve daha birçok şeyle bloke eden, avlayan, yaşam enerjilerini farklı bir noktada toplayarak kendi enerji ihtiyacını karşılayan ve insanı köle halde tutan irade/iradeler, beni de 21 Aralık yükseliş yalanı ile kandırdılar. Yüksek boyutlardan vizyonları tutunda, içsel bilişlere kadar tüm süreç şimdi anladığım üzere bir manipülasyondan ibaretti ve 10 yılı aşkın bir süre için yanlış yere yoğunlaşmamı sağladı. Ama bir avantajım vardı. Elimde bir tarih vardı; 21 Aralık 2012  ve yalancının mumu yatsıya kadar yandı.

Yaklaşık 1 yıl kadar sonra kendimi toparlayabildiğimde, döndüm ve ne durumda olduğuma baktım. Para kazanamayan, insanlarla ilişki kurmaktan uzak tutulan, kendine güveni olmayan, korkutulmuş, durdurulmuş, kuşatılmış bir adamla başbaşa kaldım. Sürekli başka varlıklar tarafından duygu ve düşünce süreci kontrol edilen, sinir harpleri yaşatılan, enerjisi emilen bu adamın yardıma ihtiyacı vardı ve bende şahitlik konumumu biraz terk edip, elimden geldiğince şöför koltuğuna oturmaya çalıştım.

Bakın neler farkettim, neler oldu...

18 Haziran 2014 Çarşamba

Değişim Dönüşüm Atölyesi

Bloğu takip eden sevgili dostlar;
Son zamanlarda çok sessiz kaldı burası biliyorum ama biz de bazı hazırlıklar yapıyorduk.
Artık Değişim Dönüşüm Atölyesi çalışmalarına başladı. Web sitemizden http://www.degisimdonusumatolyesi.biz/ gelişmeleri takip edebilirsiniz.
Ayrıca facebook sayfamızda da https://www.facebook.com/degisimdonusumatolyesi çeşitli bilgilere ulaşabilirsiniz.
Görüşmek üzere,
Sevgiyle kalın...

27 Şubat 2014 Perşembe

Yardım İçin Uygun Zamanlamayı Bilmek

BAŞMELEK GABRİEL - Günlük Mesajı - 25.02.2014, Salı

Sevgililer, dar sınırlar her zaman kızgınlığa yol açarlar. Her zaman. Kızgınlıklar ayrımlara neden olurlar. Yani, ilginç bir şekilde insanlar dar sınırlara sahip olurlar çünkü ayrılık istemezler, ancak bu dar sınırlar onları kaçındıkları şeye doğru götürürler.

Bir çoğunuz sağlıklı ve uygun sınırların, herkesin gelişimi ve sağlığı için gerekli olduğunu kabul edersiniz, ancak bunun ne zaman uygun olup olmadığı konusunda sorun yaşayabilirsiniz.

Eğer yardımda bulunmayı önermek üzereyseniz, bir an durunuz ve kendinize şu soruları sorunuz:
Bu insan sizin yardımınızı talep etti mi? Gerçekten yardım mı etmek istiyorsunuz yoksa bu alışkanlık olarak önerdiğiniz bir şey mi veya kontrol arzusundan mı kaynaklanıyor? Bu insan makul bir şekilde bu konuyu kendisi ele alabilir mi? Bu adımı atmak sizin sorumluluğunuzda mı? Bu o kişiyi güçlendiriyor mu yoksa güçsüzleştiriyor mu? Yardımcı olmayı düşündüğünüzde nasıl hissediyorsunuz? Bu sizi kızgın ya da kırgın hissettiriyor mu? Dikkat etmeniz gereken bir diğer önemli nokta da bir insanın iyiliğine onların kendi iyiliklerine yaptıklarından daha fazla yatırım yapmamaktır.

Biz sizlerin şefkatli ve sevgi dolu ruhlar olarak bir değişiklik yaratmak istediğinizi anlıyoruz. Sevdikleriniz bunu biliyorlar! Onları kendi yaşam ifadelerinin uzmanları olarak seviniz, ve kendinizi de kendinizinkinin uzmanı olarak seviniz. Yardım, uygun olduğu zaman ve talep edildiğindedir. Ve sizde ilişkilerinizi daha büyük ve daha değerli bir dengeye getirdiğinizi keşfedeceksiniz.

Başmelek Gabriel
http://trinityesoterics.com/2014/02/25/daily-message-tuesday-february-25-2014/
Çeviri: Pınar Gelişir

21 Şubat 2014 Cuma

Evrenin tarihindeki en önemli zamanda yaşıyoruz...

Dolores Cannon - 19 Şubat 2014

Dolores Cannon Evren’deki yaşam hakkında dikkate değer bilgiler elde ettiği 40 yıldan fazla regresyon hipnoterapisi deneyimine sahiptir.

Dolores Cannon kariyeri boyunca regresyon hipnoterapi seanslarında binlerce danışan ile çalıştı. Konu üzerine 17 yayınlanmış kitabı bulunan Dolores Cannon’un alanında dünyanın en çok aranılanlarından biri olduğu söylenebilir. Çok sayıda kitabında temas edilen konular şunları içeriyor: geçmiş yaşamlar, dünya dışı varlıklar, başka gezegenlerde yaşam, enerji şifası, Nostradamus ve İsa gibi ünlü tarihi figürler, uzaylılar tarafından kaçırılmalar ve liste devam ediyor.

Gönüllülerin Üç Dalgası ve Yeni Dünya isimli kitabı, Dünya’nın şu sıralardaki paradigma değişimine bakan “sahne arkasını” anlatan regresyon hipnoterapi seanslarının bütünüdür. Seanslar sırasında Dolores danışanlarını hipnotize ederek onları kişinin deneyimleyebileceği en derin translarından biri olan ‘süper bilinç’ beyin dalgası haline getiriyor. Dolores The Edge ile röportajında kendi tekniğini detaylandırıyor:

“Yıllar boyunca kendi tekniğimi geliştirdim. Bu diğer hipnoz tekniklerine benzemiyor. Var olan en büyük güç adını verdiğim şey ile temas kurabiliyoruz ve o tüm bilginin kaynağı. Birlikte çalıştığım her insanla onun gelmesinin yolunu buldum ve binlerce insanla çalıştım.”

Yıllar boyunca Dolores danışan seansları arasında bir bağıntı fark etmeye başladı, bu zamanda gezegende enkarne olan ruhların yolculuğuna köprü kuran bir bağıntı.

“Terapist ve danışman olarak binlerce danışanı gördüğünüz zaman, vakaların çoğunda ortak bir mesaj dizisi görmeye başlıyorsunuz. Daha önceleri, herkes geçmiş bir yaşama gidiyordu ve orada bazı yanıtları buluyordum ve sonra danışanların tüm sorularını yanıtlamak için tüm bilginin kaynağını keşfediyordum ve şifayı yapıyordum. Son beş  yıldır, Dünya’da hiç geçmiş yaşamı olmayan danışanları görmeye başladım. Daha önce Dünya’da hiç bulunmadıklarını ve direkt olarak Tanrı’dan, Kaynak’tan, ışık varlıklar oldukları başka gezegenlerden, başka boyutlardan geldiklerini görmeye başladım. Bu, görmekte olduğum ortak bir konu ve gönüllülerin üç dalgası teorisinin geldiği yer bu.

4 Şubat 2014 Salı

Hepiniz mükemmelsiniz ve büyümektesiniz; hepinize hayranlık duyuluyor ve değer veriliyor; hepiniz çeşitli deneyimlere maruz kalırken tam o anda bulunduğunuz noktada elinizden gelenin en iyisini yapmaktasınız. Buraya bir test için, deneme için yollanmış değilsiniz; genişleyen evrenin bir parçası olarak yaratım için buradasınız. İki şey bir arada olamaz. Varlığınızın kaynağındaki iyilik hali varken, o iyilik halinin aynı zamanda kötülük olması mümkün değildir. Titreşim olarak olanaksız bir şey bu. O yargılayan, kinci Tanrı kavramı insanın en derinde yatan acılarından ortaya çıkarılmış sanal bir kavramdır.

--- Abraham
19 Temmuz 2014'te Fort Collins, ABD'de yapılan bir seminerden alıntı.

You are all perfect and expanding; you are all adored and worthy; you are all here having your exposure to experiences and doing the best that you can from where you are. You have not been sent here in a test or trial; you're here as creators as part of an expanding Universe. You can't have it both ways. You can't have, at the root of that which you are, Well-Being, and then have that same root of Well-Being have the capacity to pronounce you evil. It is vibrationally impossible. That judging, vengeful God is manufactured from humans' place of deepest despair.

---Abraham
Excerpted from the workshop: Fort Collins, CO on June 19, 2004

29 Ocak 2014 Çarşamba

Olağanüstü bir dönemdeyiz, olağanüstü bir dönem yaşıyoruz canlar.
Kendinize izin verin!
Almaya izin verin. Mutluluğa, huzura, neşeye, kahkahaya, her tür bolluğa izin verin. Hoş görüyü, sevgiyi, şefkati yaşamaya izin verin... Vermeye izin verin...
Sevgiyle verin ki sevgiyle alasınız. Helal edin ki helal etsinler...
Güvenin... Güvenmeye izin verin.
Allah yolunda, bir olanın yolunda; kendinizi ona teslim etmeye, her şeyi ona bırakmaya izin verin.

"Hızla; enerjinin niyetle bir araya geldiği ve gerçekliğimizde yepyeni bir şeyin ortaya çıkacağı o ana yaklaşmaktayız. Sıkı Durun!" diyor Celia Fenn bugün Facebook'taki sayfasında...

Herkese derinden sevgiler...

24 Ocak 2014 Cuma

2014 Diğerlerine Benzemeyen Bir Yıl Olacak

Patricia Cota-Robles
Ocak 2014

2014 Yaşam ekranına bir Işık patlamasında doğuruldu. Bu Işık, Baba – Anne Tanrımızın İlahi Matriksinden gelen İlahi Sevginin yüksek frekansları ile aşılandı, İnsanlık şimdiye kadar bu yüksek frekanslara dayanamazdı. İnsanlığın Dünyasal bedenlerinin şimdi bu çok yüksek, çok saflaşmış ve sonsuz şekilde daha güçlü Işığa dayanabilmesinin nedeni, 2013′te Cennetin ve Dünyanın birleşik çabalarıyla gerçekleştirilmiş olan sayısız Işık aktivitelerinin Tanrısal Zafer Kazanmış başarısıdır.

2013 Yeni Dünya’nın ilk yılıydı. Zamanın çoğunda İnsanlık her iki dünyada ayaklarımız ile yürüyordu. Yeni Dünya’da mükemmelliğin 5 nci Boyut kalıplarından inanılmaz kutsamalar almaktaydık, ama aynı zamanda eski Dünya’dan iyileştirilmek ve Işığa dönüştürülmek için yüzeye çıkmakta olan insan yanlış yaratımlarımızın tamamlanmamış kalıntılarını deneyimliyorduk.

Bu fenomenin sonucu olarak, 2013′te dikkatimizin odağını nerede tuttuğumuza bağlı olarak, sık sık her iki dünyanın tam spektrumunu deneyimledik. Düşüncelerimiz ve hislerimiz TÜM Yaşamın Birliğini gerçekten kavramanın coşkusu ve minnettarlığından, korku ve tam hüsran hislerini kışkırtan ayrılık ve dualitenin kalp kırıcı en uç noktalarına kadar her şeyi yansıttı. Duyguların bu kafa karıştırıcı iniş çıkışlarına rağmen, 2013′te İnsanlık büyük bir hızla Işıkta ilerledi.

Ruhunuzun gerçek tatil ihtiyaçlarını gidermek...

Bir tatile hasret mi kaldınız? Birçok insan, uzaklara gitmeye özlem duyacakları bazı aşamalardan geçecek. Bazen ruhunuz enerjilerinizi dünyanın farklı bir yerine götürmek istediği zaman, seyahat etme isteği çok güçlü olur. Belli bir yerin enerjisini deneyimlemek için oraya çağırılabilirsiniz. Bu, taşınacağınız bir yer de olabilir. Bedeniniz o bölgenin enerjisinin bir kısmını almak isteyebilir. Ya da enerjik destek veya enerjik koordinat olarak o bölgeye hizmette bulunmak için çağrılmış olabilirsiniz.

Çoğunlukla, bir tatile hasret kaldıysanız, daha çok akış, daha çok neşe, daha çok rahatlık, daha çok "kendinize ait" zaman aramakta olduğunuz içindir. Tatiller bunların tümünü sunar ve inanılmaz derecede gençleştirici ve canlandırıcıdır, çünkü onlar neşenizi ön plana aldığınız ve an'ı yaşadığınız çok az zaman diliminden biridir. Ruhunuzun bir tatile hasret kaldığını düşünebilirsiniz, ancak gerçekte, çoğunlukla seyahatle gelen özgürlüğe, kendinizi sevmeye, akışa ve Şimdiki An'ın zevkine hasret kalırsınız.

Eğer bu öz niteliklerini yılda sadece bir kez deneyimliyorsanız yaşamınızın nasıl dengeden çıktığını görüyor musunuz? Günlük yaşamınıza da aynı beklentilerle başlamanızı şiddetle tavsiye ediyoruz. Tamamen hazır olarak kendinize bakmaktan, rahatlamaktan ve istediğiniz zaman eğlenceli aktiviteleri seçmekten zevk alabilirsiniz! Ruhunuzu yatıştıran bu mükemmel seçimleri günlük deneyiminizin bir parçası yapmanızı ve her bir güne, tatilde gösterdiğiniz aynı coşku, heyecan ve mucizelerle başlamanızı ısrarla tavsiye ediyoruz. ~

Başmelek Gabriel
http://trinityesoterics.com/2014/01/23/daily-message-thursday-january-23-2014/
Çeviri:A.Ertan Güney

23 Ocak 2014 Perşembe

Köprü... Yeni Realiteye Geçmek...

20 Ocak 2014 : Topraklanmanın Önemi
Celia Fenn

2014 yılına yoğun ve kaotik bir başlangıç oldu! Yengeç/Oğlak’taki son Dolunay ve güçlü Güneş Patlamaları herkesin enerjilerin gücünü hissetmekte olduğu anlamına geldi. Buna ilave olarak Başmelek Mikail’in sözünü ettiği Doğanın yeni enerjilerinin gelmekte olan “online”ı var, insanlık ve çevre arasında yeni bir ilişkiyi biçimlendiren güçlü elemental yerküre enerjileri. Bu aslında heyecan verici ve yoğun bir değişim zamanı.

İnsanlardan aldığın soruların çoğu bu güçlü enerjiler ile nasıl başa çıkılacağı ile ilgili. Yanıt her zaman çift yönlüdür… uyanık ve farkında olun ve neler olup bittiğini bilin ve tam olarak topraklanın, ki bunun gerçekte aynı şey olduğunu tahmin ediyorum!

Kısaca enerjilerin neden bu kadar yoğun hissettirdiğine bakalım. Öncelikle… Güneş. Güneşin sürekli olarak Dünya’ya doğru güçlü Solar Alevler salıverdiği “Solar Maksimum” adı verilen bir periyottayız. Metafizik terimlerinde bu, Dünya’ya ve tüm canlı varlıkların Bedenine ve Işık Bedenine emilen Solar Işık Kodlarının veya bilginin salınmasıdır. Eğer Işık Bedeniniz Solar Seviyeye tam olarak aktive olduysa, bu bilgi Işık Bedeninize emilir ve Hipofiz Bezi ve Meridyen sistemi vasıtasıyla Fiziksel bedene aktarılır. Bu Işık Kodu dalgaları özellikle kuvvetli olduğu zaman, kendi beden sisteminizde çalkantıya neden olabilir. Bunun nedeni Galaktik İnsan Sisteminin bu enerjileri TOPRAKLAMAK veya bunları Dünya Izgaralarında çalıştırmak üzere tasarlanmış olmasıdır. Galaktik İnsan veya Yeni İnsan farklı seviyeler ve boyutlar arasında bir Köprüdür.