30 Aralık 2011 Cuma

Jeff Buckley - Hallelujah



2012; bilmiyorum hakkında binlerce şey okuduğumdan mı, rakamlarının güzelliğinden mi yoksa sadece içimde, yüreğimin derinlerinde bir yerlerde mucizelerle dolu olacağını söyleyen sesin yüzünden mi benim için çok güzel ve önemli bir yıl. Bu şarkı ise, nedense, onu çok güzel yansıtıyor gibi geldi bana.

Sakin... İlahi... Mucizevi... Yaratıcı...

Hepiniz için bütün güzellikleri, huzuru seçiyorum.

Sevgiyle, ışıkla, aşkla, bollukla kalın.

28 Aralık 2011 Çarşamba

Başmelek Mikail'den 2012 Mesajı

"Merhaba sevgili arkadaslarim,

Bu, yilin cok onemli bir zamani, bu nedenle sizlere sesleniyorum.

Bu, hepinizin uyanmaya cagrildiginiz bir zaman. Silkelenip bu gezegendeki rolunuzu kucaklama zamaniniz. Hatirlama zamaniniz. Bu sizi durten gudu, her zaman icinizdeydi. Artik onu kucaklama zamani geldi. Icinizdeki cagriyi duyma zamani geldi. One dogru bir adim atip oldugunuz insan olmaya, aslinda her zaman oldugunuz kisi olmaya baslamanin zamani. Bu, gercek potansiyelinize erisme ve onun gerektirdiklerini uygulama zamani.

Bu, sizin zamaniniz. Bu, hep beklediginiz an. Iste bu, o an. O zaman simdi. Yeni yila yaklasiyorsunuz.

2012 ile ilgili bircok sey soyleniyor. Bizler, bir cok kez, cok farkli kanallardan bu zamanin isigin zamani oldugunu soyledik. Ve oyle de. Sizler, sevgili arkadaslarim, sadece burada yapacaginiz ise odaklanmalisiniz. Iluzyonun odaginizi dagitmasina izin vermeyin. Isik isinizi yapmalisiniz ve isikta yurudugunuzden emin olmalisiniz. Isigin yolunda yurudugunuzden ve isigi konustugunuzdan emin olmalisiniz.

Isigi yaratin. Etrafinizdakiler icin isik olun. Sizler, buraya bu amac icin geldiniz. Artik bunu kucaklamanizin zamani geldi. Sizler, bu Bir'lik olmalisiniz. Sizler, isiga katkida bulunmalisiniz.

Biz, size yardim ediyoruz; ve biz, sizden simdi yurumenizi istiyoruz.'

27 Aralık 2011 Salı

Bilincin Öncüsü Olmak Hakkında

Bu yaşam zor ve meydan okuyucuydu, çünkü siz bilinçlisiniz. Bazen değilmiş gibi davransanız da, bilinçlisiniz. Yanıtları biliyorsunuz. Bazen bilmiyormuş gibi davranıyorsunuz, ve belki de bunca ıstıraba bu neden olmuştur. Yanıtları bildiğinizi biliyorsunuz, ama oyunun bir bölümü de bilmiyormuş gibi davranmaktı, tezahür ettiremezmiş gibi davranmaktı, bir yaratan değilmiş gibi davranmaktı, hâlâ sadece bir insanmış gibi davranmaktı. Ve en acı veren yanı da, yalnızca bir insan olmadığınızın bilincinde olmanızdır. Siz bir kurban değilsiniz; bir yaratansınız. Bir öğrenci değilsiniz; öğretmensiniz. Böylece hepimiz, gerçekleştirdikleriniz için sizi onaylıyoruz, ve ayrıca buna ek olarak, bunu anlayın ya da anlamayın, sizler yeni bilincin öncüleri oldunuz.

Bilinç şu anda zor bir şeydir, çünkü somut olmadığı düşünülür – sizin alemlerde, bizimkinde değil – çünkü onu ölçemezsiniz, çünkü onu analiz edemezsiniz, çünkü fazla değişken görünür. Çoğu kez reddedilir. İnsanlar zekânın nasıl ölçüleceğini öğrendiler, ya da en azından öğrendiklerini düşünüyorlar, ama bilinç sayıya dökülemediği ya da miktarı belirlenemediği için – bilincin oranı daha nicelendirilemiyor – onu reddetmek eğilmindesiniz.


23 Aralık 2011 Cuma

Daha iyi bir dünya için 10 niyet

Birinci Niyet – Yaşamı Destekle! 
Birisine karşı çıkmaktan ve zarar vermekten sakınıyorum. Herkesin kendi deneyimini yaşamasına izin veriyorum. Her şeydeki yaşamı sanki benimmişçesine görüyor ve onurlandırıyorum. Yaşamı destekliyorum.

İkinci Niyet – Gerçeğin Peşine Düş! 
İçimdeki pusulayı takip ediyor ve artık benim hayrıma olmayan inançlarımı siliyorum. Kaynağa gidiyorum. Gerçeği arıyorum.

Üçüncü Niyet – Yolunu Bul! 
Yaratıcı süreci başlatıyorum. Yaşamıma yön veriyorum. Yolumu ben yapıyorum.

Dördüncü Niyet – Sadeleştir! 
Daha iyi bir şeylere yer açmak için gereksiz olanları bırakıyorum. Rehberlik almaya, korunmaya ve her zaman en yüksek hayrıma olanla aynı yolda olmaya niyet ediyorum. Bildiğim ve bilmediğim kaynaklardan gelenlere güveniyorum ve kendimi açıyorum. Sadeleşiyorum.

Beşinci Niyet – Olumlu Kal! 
İyiyi görüyorum, iyiyi söylüyorum, iyi olanı yapıyorum. Tüm deneyimlerimin bana verdiği hediyeleri kabul ediyorum. Zerafet ve şükürle yaşıyorum. Olumlu halde kalıyorum.


Hayal Edin

Pleiadies Mesajları 21/12/11

19 Aralık 2011 Pazartesi

Ruhlar, Ruh Işınları, Ruh Eşleri, İkiz Ruhlar

Sal Rachele

Ruh Nedir?
Bir ruh Yaratıcı’nın bireyselleşmiş fasetidir (görünüşüdür). Her birimiz bireysel bir ruhuz, ama ayrıca okyanustaki bir dalgacık gibi Yaratıcı’nın gerçek parçasıyız. Eğer egonun ve kişiselliğin tüm katmanlarını çıkarıp atarsanız, kalan şey bizim gerçek özümüz veya ruhumuzdur.

Ruh Işınları
Farklı ruhlar Yaradılışın farklı niteliklerini ve arketiplerini yaymaya eğilimlidir. Büyük arketipleri tanımlayan bir renk şeması vardır. Çakra sisteminde kullanılan aynı şemadır. “Kırmızı” çok tutkulu, ihtiraslı ve fiziksel olmaya eğilimlidir, “turuncu” çok sosyaldir, “sarı” entelektüeldir, “yeşil” Dünyasal ve şifaya yöneliktir, “mavi” kavramsal ve zihinseldir, “indigo” sezgisel ve psişiktir ve “mor” yüksek bilgelik ve aşkınlıktır. Bunlar sadece arketipler iken, bazen ruhları bu şekilde kategorize etmek yararlıdır. Şüphesiz ki, sınıflandırma bir tuzak olabilir, çünkü hepimiz Sonsuz Bir’in enkarnasyonuyuz. Hiç bir ruh ışını diğer ruh ışınlarından daha iyi değildir – sadece farklıdır. Çakra ve ışınlarla ilgili birçok kitap vardır.

Ruh Eşleri
Derinden bağlı olduğunuz herhangi bir ruh sizin “ruh eşiniz” olarak düşünülebilir. İnsanlar bir çok ruh eşine sahip olabilir. Genelde, bunlar benzer ışınlara ve spiritüel yollara sahip olan bireylerdir ve çoğu zaman birçok yaşamlarda birlikte olmuşlardır.

Ruh İkizleri
Bir ruh ikizi, kendinizin “diğer yarısı” olarak adlandırılanı temsil eden tek bir ruhtur (gerçekte “diğer bütün” demek daha doğrudur, ikiz ruhunuz kendi hakkında özerk (egemen) bir varlıktır). Ruhlar bütünden orijinal olarak farklılaştıkları zaman, çiftlere bölünürler ve sonra tekrar tekrar bölünürler. Her orijinal ruh çiftinin bir üyesi her zaman yüksek boyutlarda kalırken, diğer üye alt dünyaları keşfeder. (Siz buradayken, ikiz ruhunuz 6 ncı veya 7 nci boyuttadır).

16 Aralık 2011 Cuma

Foton Kuşağı Etkisi

Foton, kütlesi olmayan ancak enerjisi ve momentumu olan parçacık özelliği göstererek dalgasal olarak yayılan kuantum ışığıdır. Buradan hareketle Foton kuşağı yüksek frekansta ve buna bağlı olarak çok yüksek enerjide fotonlardan oluşan bir kemer biçiminde ışık kümesidir denebilir. Gökyüzüne baktığımızda sadece gözümüzün gördüğü binlerce yıldız ve göremediğimiz milyonlarca hatta milyarlarca yıldız vardır. Hepimiz yıldızların ışık ve ısı saçtığını, çok yüksek enerjilere sahip olduğunu hatta güneşten bile fazla enerjide ve büyüklükte yıldızlar olduğunu biliyoruz. İşte Foton kuşağı da böyle bir yıldız kümesinin dünyaya yaklaşması olayıdır.

Foton kuşağı ilk defa Halley kuyruklu yıldızını da keşfeden ve adını veren ingiliz bilim adamı ve astronom Edmund Halley tarafından bulunmuştur. Halley, 6 yıldızdan oluşan bu kuşağın Güneş yörüngesinde belli bir hareket sisteminde döndüğünü ve yaklaşık 3 bin yıl gibi bir süreçte dünyaya en yakın konuma geldiğini makalelerinde anlatmıştır. Günümüzde bu olay sonucunda insanda ve dünyada oluşabilecek değişiklikler hakkında birçok araştırma ve rivayet bulunmaktadır. Bu söylemlere göre dünya bir aydınlama sürecine girecek ve insanoğlu üçüncü boyuttan beşinci boyuta geçiş yapacaktır. Foton kuşağının dünya çekim alanına yaklaşmasıyla birlikte insanlıkta ve dünyada oluşacak fiziksel ve ruhsal değişimler birçok tezde şu şekilde açıklanmaktadır.

Birinci Gün: 21 Aralık 2012 olarak öngörülen bugün de yüksek enerji ve manyetik alanla birlikte hiç bir elektrik, elektronik ve manyetik alet çalışmayacak. Bitkiler, hayvanlar, insanlar ve tüm canlıların hücreleri bu enerjiden etkilenerek değişime uğrayacak buna bağlı olarak canlılarda bedensel bir değişim gözlenecek. Dünya zifiri bir karanlığa gömülecek.

15 Aralık 2011 Perşembe

Pleiades Mesajları 14/12/11



İletişim yolları, kanalları artan bir şekilde açıldıkça sizler de kendi olasılıklarınıza uyanmaya başladınız. Size söz verilenler hatta çok daha fazlası artık elinizin altında ve hissetmekteyiz ki biraz destekle yüreğinizin götürdüğü yere gitmek için gerekli motivasyonu bulacaksınız.

Şunu anlamalısınız ki her şey bir seçimdir ve yüksek boyutlara olan yolculuklarını ertelemeyi seçen bir çok insan olacaktır. Bu onların kararıdır ve bizler her bireyin özgür iradesi ile yaptığı seçimleri onurlandırıyoruz. Bir noktada herkes yolunu bulacaktır ve biz onların bilinen dünyada eğitimlerine devam etme kararına saygı duyuyoruz.

Sizler yeni ve heyecanlı bir maceraya atılmayı seçenlersiniz. Sizler farkındalığın genişleyen yollarını izlemeyi arzuladığınızı gösterenlersiniz. Kapı sizin için açık. Adımınızı güvenle atın ve korkacak hiçbir şey olmadığını bilin.

Gerçek bir lider olun!

Tanrı dedi ki:

Bugün hayat dahilinde kendinizi ifade edeceksiniz. Savunma yapmaktan ziyade kendinizi ifade edin ve tabii ki bunu da saldırgan bir şekilde yapmayın. Günlerinize karşı olan tutumunuz pek çok açıdan, bir buldog gibidir sizin. Günlerinizi serbest bırakmazsınız; izin vermezsiniz ki gitsinler. Parça parça etmek için hemen hazırsınızdır. Onları dişlerinizle yakalayıp ağzınızda iyice bir sallamaya, size teslim olana kadar yerden yere vurmaya hazırsınızdır.

Canlarım, güne sizin teslim olmanız daha hayırlıdır. Bu vazgeçmek, tahttan inmek anlamına gelmez. Bunun anlamı tahtınızı, konumunuzu müdafaa etmektir. Önemli olan o tahtta nasıl oturduğunuzdur. Bezgin bir şekilde, kambur kambur oturmazsınız ama arkanıza yaslanabilirsiniz tabii ki. Önüne gelen tüm dilekleri reddetmeye hazır zorba bir Hükümdar gibi de oturmak istemezsiniz tahtınızda elbet.

Işık Fenerleri

~ Yuvadan Hatırlatmalar ~
Steve Rother tarafından aktarılmıştır
Kasım 2011

Işığınıza Yer Açın
Yuva’dan Selamlar

Sevgili varlıklar, bu çok eşsiz bir gün çünkü daha önce hiç gerçekleşmemiş bir varoluş seviyesi yarattınız. Çok sihirli bir şeye kapı açtınız. Bu adımı atabilmeniz için enerji bir süredir gelişmekteydi. Değişim, bir çok yönde başladı fakat her gün gözlerinizi açıp yeni günü selamladığınızda, gün farklı bir enerji seviyesi ile başlıyor. Direkt olarak önünüzde sizi bekleyen olaylardan bahsetmemize izin verin çünkü bazılarınız, bunları bizzat deneyimliyor olacak.

“Parlak Işıklar”
Dünya üzerinde çok çeşitli parlak ışıklar gördünüz; Yuvadan kendi ışıklarını getirip sizin kendinizi ve Yuvanın ışığını daha iyi görebilmenize yardımcı olmak için bir biyolojik balon (fiziksel bedenleri) vasıtasıyla yansıtan kişiler gördünüz. Bazı insanların çok fazla ışık taşıdıklarını her zaman biliyordunuz. Gözleri öyle parlak ki dikkatleri üzerlerine çekiyorlar ve o kadar yaratıcılar ki her konuda, dokundukları her şey sihire dönüşüyor. Ama bazen titreşimleri o kadar yükseliyor ki onlar için Dünyada, titreşimi böylesine düşük bir gezegende olmak çok rahatsız bir hale geliyor. Birçoğunuz bizim “Dünya Melekleri” adını verdiğimiz bu parlak ışıklarla tanıştınız. Bir çok yetenekle dünyaya geliyorlar ve bunları, hiç duraksamadan karşılıksız başkalarına sunuyorlar. Genellikle kendilerinden veriyorlar ve ödedikleri bedel çoğunlukla ağır oluyor. Ancak arkalarında insanlığın gelişimine yardımcı olan inanılmaz yetiler bırakıyorlar. Böyle olan birçok sanatçı gördünüz, örneğin çok genç yaşta ölen ama geride silinmez izler bırakan müzisyenler biliyorsunuz. Bazı Dünya Melekleri, Dünya gezegeni üzerinde insan olmak için çaba gösterirken çok zor zamanlar geçirdi. Bunu size şimdi söylüyoruz çünkü dünyada saklayamayacak kadar çok parlak ışıkları olan seçilmiş az sayıda insan oldu. Ama, sevgili varlıklar, artık sizin de bu ışığı almak üzere olduğunuzu söylüyoruz. Size sorumuz şu: bugün böyle bir şey olacak olsa hayatınızda bu ışığa yer var mı? Anlayacaksınız ki böylesine bir ışığı taşımak ve Yuva ile çok güçlü bir bağlantı kurmak kulağa hoş gelse de, henüz birçoğunuzun hayatında buna yer yok. Hayatınızı günlük arzularınız, zevkleriniz, tutkularınızın etrafında kurmuşsunuz, peki birden Dünya Meleklerininki gibi müthiş bir ışık saçmaya başlasaydınız ne olurdu? Artık bunu düşünmenin zamanı gelmiştir. Hayatınızı gözden geçirin – neredesiniz bakın. Birçoğunuz, ilişkilerini, işlerini ya da günlük olarak yaptıkları işleri gözden geçiriyor. Bunu yapmanız sizin için çok ama çok önemli bir hal alıyor çünkü burada bulunmanızın bir nedeni var.

Yuvadan sadece sizin tarafınızdan Dünyaya getirilebilecek bir ışığı taşımak üzere buradasınız. Ruhunuz bir enkarnasyondan diğerine geçti, sırf bu ışığı taşıyıp onun ifadesi olabilesiniz diye. İşte buradasınız. Size diyoruz ki kendi ışıklarından dahi korkanlar olacak çünkü bu, ışığın bir başkasından yansıdığını görmekten çok daha korkutucu bir şeydir.

12 Aralık 2011 Pazartesi

Üçüncü Boyutun Yok Olması Ne Demek Allah Aşkına?

2012 yaklaştıkça bu tip bir mesaj vermenin gerekliliği de arttı, zira, deyim yerindeyse üçüncü boyutta oyunun son dakikaları oynanıyor.

En basit anlatımla; üçüncü boyut olarak bildiğimiz düşünme, hissetme ve harekete geçme alışkanlıklarımız artık sahneden çekiliyor. Herkes, dördüncü boyut bilincine ve deneyimine doğru yükselmekte. Oradan da beşinci boyuta doğru ilerleyecek.

Bununla birlikte, dünyamızdaki insanların büyük çoğunluğu bu dönüşüm için hazır değil. Tabii bu oluşa engel değil ve neler olduğunun farkında olmayanlar için pek de kolay ve rahat bir deneyim olacağı söylenemez.

Yine de bu hepimiz için çok eğlenceli, harika bir deneyim olabilir. Dönüşümün ne olduğu ile ilgili temel bilgiler, boyutların ne olduğu, düşünce ve duygularımızla başa çıkabilmemiz için birkaç basit yol ile herkes farkındalığını dönüştürebilir ve yüksek titreşimli boyutlara çok daha mutlu ve huzurlu ilerleyebilir.

Boyutların ne olduğunu bilmiyorsanız yalnız değilsiniz. Üçüncü boyutta bildiğimiz anlamda yaşam oyununu oynayan insanların çoğu, bunu oyunun kurallarını ve en iyi şekilde nasıl oynanabileceğini anlatan bir kullanım kılavuzu olmadan oynuyor zaten.

Bu yazı sanki bir kullanım kılavuzu gibi temel bilgileri içeriyor. Üçüncü, dördüncü ve beşinci boyutların olduğunu ve neden şu anda yaşamınızda göz önünde bulundurmanız gereken en önemli şeyler olduğunu size anlatacak bilgileri içeriyor.

Eğer bu boyutların yapısını tam olarak anlar ve oyunu kurallarına göre oynarsanız, bu dönüşüm zamanında korkmadan, çaba sarfetmeden, gereksiz heyecan ve strese kapılmadan günlük hayatınızın içinde beklemediğiniz değişimlerin içinden kolayca geçebilirsiniz.

O yüzden önce boyutların ne olmadığı ile başlayalım.

Öncelikle boyutlar yer ya da mekanla ilgisi olan şeyler değildir ve yatay bir düzlemde ilerlemezler yani üst üste konulmuş gözleme gibi 3-4-5-6 sayılacak şeyler değildir. Ve ne üçüncü ne de dördüncü boyut, üzerine oturduğunuz bir koltuk gibi, çevrenizi saran duvarlar hatta dünyanın kendisi gibi bir şey değildir. Onlar formdur ki bu hem üçüncü hem dördüncü boyutta da olan şeydir yani üçüncü boyut olmadığında dördüncü boyutta da form vardır.

Genel olarak boyutlar için; her boyutun kendi frekansına ve olasılıklarınaa açık ve onunla aynı titreşimde olanlara açık farkındalık halleridir diyebiliriz.

Bir anlamda, her boyutu kuralları, orada oynamayı ve yaratmayı seçenler için olası ve olası olmayan tarafları olan farklı oyun cinsleri gibi düşünebilirsiniz.

Bu durumda üçüncü boyut nedir?

7 Aralık 2011 Çarşamba

Affetmek

Nefret dolu bir yaşam, mutsuz bir yaşamdır.
Affetmek insanı derinleştirir. Affetmek için, insanın ruhsal ve zihinsel olarak kendisini hazır hissetmesi gerekir.
Çünkü affetmek bir seçimdir.
Kimsenin zorlamasıyla affetmek mümkün değildir.
Affetmek bir süreçtir. Birdenbire affedişler bile bir sürecin ürünüdür.
Affetmeyi seçtiğinizde kimse size borçlanmayacaktır. Yani koşullu affetme yoktur.
Diğer insanında sizi affetmesini, değişmesini veya sizin istediğiniz gibi olmasını beklemeyin.
Affetmek bir seçimdir.
Amacı sizin rahatlamanızdı r, sizin özgürleşmenizdir.
Nefret duyduğunuz kişinin yaşıyor yada ölmüş olması sizin affetme sürecinde duyduğunuz acıların yoğunluğunda bir farklulık yaratmıyacaktır.
O sizin acılarınız.
Affetmek kolay değildir.
Fakat özgürleşmek için gereklidir.

Olağanüstülük ve Açılım

Tanrı dedi ki:

Eğer Yeryüzünde olmasaydınız, bir bedeniniz, fiziksel bir varlığınız olmasaydı hayat da kusursuz, pürüzsüz olurdu. Fikir ayrılıkları, anlaşmazlıklar olmazdı, rahatsızlık veren alışkanlıklar olmazdı, huzura ve sevgiye yönelik müdahaleler, engeller olmazdı. Kayıp diye bir mevhum olmazdı. İnsanların biri birlerine rastlamaları, çarpmaları, sendelemeleri olmazdı; engeller olmazdı, yolunuza ya da başkaları olarak görünenlerin yoluna çıkmak olmazdı. Çekip çekiştirmek, itmek, itelemek, başka yönlere çevirmek, kaçmak olmazdı.

Ruhlar ilişkilerle ilgili olarak neyi zor bulabilirdi ki acaba? Fiziksel dünyada olanların haricinde rahatsızlık veren hangi alışkanlıklar, davranışlar olabilirdi? Sesi sonuna kadar açık radyolar, tadı berbat gelen şeyler veya bu somut dünyada olmasanız şayet bakmanın size cazip gelmeyeceği, görmekten hoşlanmayacağınız şeyler nasıl var olabilirdi?

Sizler insan kılığına bürünmüş parlak ruhlarsınız. Beş duyunuz var. Dahilinde hareket ettiğiniz bedenlere sahipsiniz. Ah, tabii, zaman ve mekan var. Sizi avuçlarının içine almışlar.

Zaman ve mekan; asıl sorun da burada zaten.

Zaman ve mekan mefhumlarının dahilinde tarifsiz güzellikler ve bunların algılanan tezatları mevcut. Dünya Hayatı muazzam bir çeşitlilik içeriyor. Bu sizin için olan bir dünya.

Ruhunuz tabii ki ayağını vurmaz, tökezlemez! Yerlere bir şeyler döküp saçmaz. Başını derde sokmaz. Hazımsızlık çekmez. Hangi yoldan gideceği yönünde asla kararsız değildir.

Ruhunuzun ödemesi gereken faturaları, spam mailleri ya da arabasıyla ilgili sorunları yoktur. Fiziksel bedeniniz olmasa sorunları, engelleri bilmezdiniz.

Pleiades Mesajları 5/12/11

1 Aralık 2011 Perşembe

Om Mani Padme Hum Mantrası



Mantraları söylemeyi çok seviyorum. İnsanı muhteşem derinliklere götürüyor. Aynı bizim ilahilerimiz gibi. "Om Mani Padme Hum" benim en favorilerimden. İnanışa göre bu mantrayı söylemek insanı her türlü tehlike ve kötülükten korurmuş. O da bunlar varsa tabii. :) Mantranın anlamı için bir web sitesinde güzel açıklamalar buldum. Onu paylaşıyorum, kaynağı da aşağıda yazıyor.
---
OM MANI PADME HUM mantrası çok önemlidir, ancak mantra ile birlikte altı heceden oluşan anlamını zihinde canlandırarak tekrarlamak büyük önem taşır.

İlk hece OM üç harfin birleşimidir; A,U,M. Bu hem saf olmayan : beden(body), ifade (speech), ve zihin (mind)'i aynı zamanda da saf olan Buda bedeni, ifadesi ve zihini'ni temsil eder.

Saf olmayan; beden, ifade ve zihin saf olan; beden, ifade ve zihin'e dönüştürülebilirmi yoksa bunlar tümüyle ayrımıdır? Geçmişteki tüm Buda'lar bizim gibi yaşayan varlıklardı ve yolda aydınlanıp özgürleştiler. Budizm başlangıçtan beri tüm iyi karakterleri barındıran, hatasız, saf bir varlığı öne sürmez. Saf beden, ifade ve zihin'in geliştirilmesi, basamak basamak saf olmayanın bırakılması ve dönüştürülmesi ile olur.

Peki bu nasıl oluyor? Yol, mantra da OM'u takip eden 4 hecede gizlidir. MANI mücevher anlamına gelir, metodun faktörlerini sembolise eder; Özverili bir yaklaşımla aydınlanmayı amaçlamak, sevgi ve şevkat. Fakirliği ortadan kaldırabilecek değerli bir mücevher gibi, aydınlanmayı amaçlayan özverili zihinde; fakirliği, zorlukları, yenidendoğum çarkını(cyclic existence) ve yanlızlığı ortadan kaldırabilir. Duyarlı varlıkların fiziksel isteklerini yerine getirebilecek değerli bir mücevher gibi aydınlanmayı amaçlayan özverili zihin de duyarlıvarlıkların dileklerini yerine getirebilir.

Yoldaki Işık Olmak

Başmelek Mikail'den Mesaj LM-12-2011
Ronna Herman kanalıyla aktarılmıştır

Sevgili üstatlar, bu zamanların birçok özel izinin (takdir) yürürlükte olduğu eşi görülmemiş zamanlar olduğunu anlamanız çok önemlidir. Bu, İlahi mirasınıza ve özel armağanlarınıza ve yeteneklerinize erişmek için siz Işık arayıcıları için büyük bir fırsattır. Nadir aralıklarla ve bir büyük Çağdan diğerine geçiş periyodu sırasında, Kozmik Yasa melek alemi ve spiritüel hiyerarşi Varlıklarının perdeden geçip insan ırkının seçkin, uyanmış üyeleri ile temas kurmasına izin verir. Bu olağanüstü, ileri Varlıklar ile etkileşim kurma istekliliğini ve arzusunu ifade etmelisiniz, çünkü onlar özgür iradenizi ihlal etmezler. Dikkatinizi belirli bir üstada, meleğe veya Işık Varlığına odakladığınız zaman, onlar hemen sizin farkınıza varırlar ve yanıt verirler. Arzunuz ne kadar yoğun, samimi ve sürekli olursa, onların ışıltılarının daha fazlası size sunulur.

Koruyucu melekleriniz, ruhsal rehberleriniz ve öğretmenleriniz, dönüşümün bu kaotik zamanları için kritik olan bilgeliğin yüksek frekanslarını almanıza yardımcı olmak için her çabayı gösteriyorlar. Bu hayırsever Varlıklar Solar Güç Merkezinizde ve en sonunda Kutsal Kalbinizde Işığı yoğunlaştırarak dikkatinizi çekmeye çabalıyorlar. Yükselmiş üstatlar ve melek alemleri ile bilinçli olarak iletişim kurma davetini yüzyıllardır beklediniz ve onlar da bu zamanı sabırla beklediler. Işık Varlıkları ile konuşmak insan Varlıklar olarak sizin için büyük evrimsel bir adımdır, çünkü bu içinizde hızla yeni bir bilinç farkındalığını ve güçlü bir dönüşümü kolaylaştırır. Büyük bir olasılıkla, önce kişisel rehberlerinize bağlanıp onlar ile etkileşim ve iletişim kurarsınız veya bazen üstat öğretmeniniz sizinle hızla bir ilişki oluşturur, özellikle eğer bu yaşama enkarne olmadan önce o belirli Varlık ile çalışma anlaşması yaptıysanız.

Birçoğunuz altıncı hissinizi - sezgisel zihin - geliştirme sürecindesiniz, bu süreçte RuhÜstü Benliğinize ve çoklu Yüksek Benliklerinizin bazı fasetlerine direkt bağlantıya sahip olacaksınız. Bu, yuva üssünüze, İlahi Ben'im Varlığınız/Tanrısal Benliğinize direkt bağlantı aşamasının başlangıcıdır. Tanrı'yı cennetlerde veya çok uzaklarda, erişilemez yerlerde aramayın, çünkü Yaratıcının özü, Kutsallığın Kıvılcımı Kutsal Kalbinizde oturur. Birçoğunuz İlahi kaynaklarınızın farkına varıyorsunuz; ancak, Kozmik Işık taşıyıcısı olarak engin potansiyelinizin sadece küçük bir ipucuna sahipsiniz. Yaratıcı Işığın sürekli artan frekanslarına uyumlanmanız çok önemlidir, çünkü bu yükseliş sürecini hızlandırır ve Yol üzerinde bir Işık ve bir Yol Gösterici olma taahhüdünüzü gerçekleştirebilmeniz için, Kendinin üstadı statüsünü elde etmenize yardımcı olur.

Hatırlayın, sadece kendinizin ve Enerji İmzanızın uyuşabildiği titreşim seviyelerine erişebilirsiniz. Bu nedenle, zihinsel ve duygusal bedenlerinizde daha dengeli ve uyumlu bir Varlık Haline ulaşmak için bir temizlenme/arınma sürecinden geçmiş olmanız çok önemlidir.

29 Kasım 2011 Salı

Bono & The Coors - Summer Wine



Biliyorum biliyorum... Kel alaka gibi gelecek. Ama bugünlerde öyle bir ruh hallerindeyim ve içinde "melek" kelimesi geçen her şeye karşı öylesine bir çekim duyuyorum ki anlatamam. Ve bu şarkıdaki meleklerin öpücüklerinden yapılmış şarap fikri beni inanılmaz mutlu ediyor. Şarkı zaten büyüleyici bir şarkı. O yüzden paylaşmak istedim. Müzik ve ses... Bence evrenin temeli ses... Müzik de bunun en güzel ifadesi. Aslında meditasyonlardan birinde, "ses müzik içindir" demişti bir ses. :)))

Kryon 11.11.11 Büyük İnsanlık Uyanışı

Okuyucuya not: Enerjinizin kanallıkta hazır bulunan grupla uyumlanması için, “ŞİMDİ” anında bulunma niyetinizi belirtin.

Kryon ~ David Brown kanallığıyla
11 Kasım 2011, Santiago – Şili
“Büyük İnsanlık Uyanışı”

Selamlar sevgili varlıklar, BEN Manyetik Hizmetten Kryon.

11.11.11’de Santiago’da olmak harika, ve bu kanallık gerçek bir ruhsal buluşmadır. Bu odadaki herkes aynı ruh grubundan; hepiniz yolculuktaki şifacılarsınız ve hepiniz 21 Aralık 2012’deki yeni enerjilere doğru yol almaktasınız. Yaşamlarınızda bir çok değişim olmaktadır; yeni dünya gelmekte ve insanlık uyanmaktadır. Bundan böyle, bu gezegenin bilincinin şu ankinden daha aşağı inmesine müsaade edemeyiz. Bilinç ve teknoloji konusunda kafanız karışmasın; teknoloji sizi ancak sorunlar yaratan bir yola çeker, derin, derin sorunlar.

Sevgi tek yoldur. Onu ne kadar bedenlerseniz, teknolojiye o kadar az gerek duyarsınız. Bedenleriniz güncelleniyor, tıpkı bir bilgisayar güncellemesi gibi, ve siz yeni bir bilinç seviyesine yükseliyorsunuz. Bu odada hepiniz epeyce kişisel gelişim ve içsellik çalışması yaptınız. Yeni dünya gelmektedir sevgililer, ve bu özel bir zamandır. Bu zamanda, eski Yerkürenizle vedalaşıp yeni dünyayı karşılamaya başlayacaksınız, kendi yollarını yürümüş ve sevgiyi bulmuş olan bilinçli erkekler ve kadınların yönlendirdiği bir yeni dünya. Bu bireysel anlamda bir kutup değişimidir; kutuplarınızı negatiften pozitife çeviriyorsunuz ve ne kadar çok içsellik çalışması yaptıysanız, bedeniniz ne kadar uyum içindeyse, bu değişimi o kadar kolay bulacaksınız. Hiçbir şey tesadüf değildir; dediğimiz gibi, siz burada bulunmayı seçmiştiniz ve sevgi yegane cevaptır. Bu gezegen için sevgiye geri dönmekten, evrenle ve Toprak Ana ile tam bağlantıda olmaktan başka cevap yoktur. Çok, çok uzun zaman boyunca, 3600 yıldır, gezegenin bilinci yavaş ama kesin bir şekilde azaldı. Böyle görünmüyor olabilir ama siz Tanrıdan, evrenden kopmuştunuz, ve şimdi tanrısal bağlantınıza geri dönüyorsunuz.

Siz bu tanrısal evrenin sihirli varlıkları olacaksınız ve sihirli bir yol yürüyeceksiniz. Gelen bu yeni dünyanın gelişimi birkaç yıl sürecek; 21 Aralık 2012’de bedeninizde çok net bir enerji değişimi hissedeceksiniz, negatif duyguları sevgiye aktaran çok kesin bir değişim. Bu odada bulunan sizler için bu gayet açık olacak ve yaşamlarınız o günden itibaren değişmiş olacak. Tam olarak bütünlenmeniz biraz zaman alabilir, ama yine de enerjileriniz dönüşmüş olacak, yeni dünyanızı yaratmak için gereken sevgi-temelli enerji mevcut olacak. Daha önce de öğrenmiş olduğunuz gibi, negatif düşünceler ve negatif duygular negatif gerçekliği yaratır. Bir elektrik devresi kapanmış gibi olacak ve bedeninizde bir şekilde negatif enerjiler varsa, yavaşça ama kesin olarak salıverilecekler. Bazıları için bu elektrik devresi şimdiden kapanmıştır, çakralarınız da daima saat yönünde dönüyor olacak, ve yavaş yavaş ama kesin olarak yaşamlarınızı sevgiden yaratmakta olacaksınız.

25 Kasım 2011 Cuma

Pleiades Mesajları 23/11/11




Belli bir yöne itiliyor ya da çekiliyor değilsiniz. Rehberleriniz, melekleriniz ve yüksek benliğiniz yolculuğunuzda size sakince eşlik etmekteler. Girmeye cesaret ettiğiniz her yol her zaman sizin seçiminiz oldu ve biz yükselmiş diyarlardakiler verdiğiniz her bir karara büyük saygı duyuyoruz. Farkında olsanız da olmasanız da karşınıza çıkan her kavşakta bir seçim yapmaktasınız.

Bugün yeni bir gün ve macerayı seven bir yolcu olarak yeni günle yapacağınız yeni seçimler var. Biz, önünüzdeki süreci görebiliyoruz. Siz de bizim olduğumuz yerden bakabilseniz belki zaman zaman başka seçimler yapardınız. Yaptığınız seçimleri doğru, yanlış olarak düşünmek yerine eğitiminiz için gerekli deneyimler olarak görmeye çalışın. Bu deneyimler sayesinde amacınıza, yüksek boyutlara süzülen kartallarla birlikte uçmaya daha da yaklaşıyorsunuz.

Birçoğunuz yakında bu rüyanızı gerçekleştireceksiniz ve uzun, zorlu yıllar boyunca kazandığınız deneyimler bunu alın terinizle kazandığınızı size gösterecek en önemli kanıtlar. Çevrenizde gerçekleşen değişimleri büyük felaketler olarak görmemeye çalışın. Daha önce de defalarca söylediğimiz üzere yükseliş herkes tarafından farklı şekillerde deneyimlenecek. Yeni yaratılmış verimli topraklardan yepyeni şeylerin köklenip filizlenmesi için önce eski yöntemlerin yıkılması, çökmesi gerek çünkü.

Bu değişimleri hep hayal ettiğiniz, arzuladığınız yaşama kavuşmanız için çalan bir kalk borusu olarak alın, kabul edin. Bu gerçek olamayacak kadar güzel mi geliyor kulağa? Buna değmeyeceğinizi mi düşünüyorsunuz? Yaratıcının hediyelerine layık olmadığınızı düşünmeniz bir şekilde ayrılık illüzyonuna kanıyor olduğunuzun bir göstergesidir. Sizi kısıtlayan bu sanal inanışlardan kurtulmanın ve yaratıcının sizi çok sevdiğini ve yarattığı her şeyden zevk almanızı istediğini hatırlama zamanı geldi de geçiyor bile. Zaman geldi. Gerçek olamayacak kadar güzel diyebileceğiniz hiçbir şey yok.

22 Kasım 2011 Salı


Tam bir birliği aradığımız ama bulamadığımız ve bunun acısını çektiğimiz onca yaşamdan sonra, zaman bu zaman. Kapılar açıldı. Gidip almak bize kaldı. Artık koşulsuz sevgiye geçiş yapabiliriz. Daha önce çok çok az insan başarabildi bunu. Ama artık, hepimiz başarabiliriz. İçimizdeki fitil ateşlendi bir kere. Şimdiye kadar hayal edebildiğimiz her şey gerçek oluyor. Sakince, nefes al ve ışığı çek içine. Bırak tüm varlığına aksın. Evrene ve ötesine genişlediğini göreceksin. Sen her şeyi yaratan kaynakla "bir"sin.

Melchizedek 22.11.11

Size hitap ederken dikkatinizi özünüze odaklayarak başlamak istiyoruz. Her birinizin içinde bu dünyaya geldiğiniz ilk günlerden beri sizinle olan bir kristal öz bulunmaktadır. Bu öz, dualite ve zıtlıkların olduğu bu dünyada yaşanabilecek tüm deneyimleri yaşadı ve süreç içinde, yolda yönünü kaybetti. Bu yaşamınızda, her biriniz içinizdeki ışığı hatırlama yolundasınız ve artık içinizdeki ilahi öz yaşama açılıyor.

Her biriniz muhteşem yaratıldınız ve artık size çok yardımcı olacak ve şifalandıracak şekilde ruhunuzun armağanlarının ortaya çıktığı bir zamandasınız. Çevrenizde, hem kendi özel hayatınızda hem de dünyada olan olayları gözlemlemeye başladığınızı görüyoruz. Yaşamınızdaki olayları nasıl yarattığınızı ve inançlarınızın çevrenizdeki insanlar ve biyolojik aileleriniz vasıtasıyla gerçekleştiğini görüyorsunuz. Onlar, sizin uyanmanız, kendi gücünüzü ve özgürlüğünüzü elinize almanız için rollerini mükemmel bir biçimde yerine getirerek size yardım etmek üzere buradalar.

Yaşamınızdaki her insan bir çok durumda, olayda size öğretmenlik yapar, sizin de onların yaşamında ruhlarının açığa çıkması ve tekamülü için belirli bir rolünüz vardır. Böylelikle çevrenizi saran büyük gizemlere uyanmak için sizi harekete geçirecek şeyleri hatırlamanız, öğrenmeniz için karşılıklı olarak birbirinize sevgiyle hizmet edersiniz. Çok yol kat ettiniz sevgililer, kendi hakkınızı teslim etmeye zaman ayırın ve başarınızı kutlayın. Altı ay önce dahi şimdi olduğunuzdan ne kadar başka bir insandınız.

21 Kasım 2011 Pazartesi

ŞİMDİ! Geçmişle yüzleş, ŞİMDİ! Yeniden geleceğini YARAT!

Geçmişle yüzleş, geleceğini yarat!

Geçmişe takılı kalan duygu ve düşünceleriniz yaşama gücünüzü azaltabiliyor. Ama hemen karamsarlığa kapılmayın. Bu durumu değiştirmek için sadece 10 güne ihtiyacınız var.
İşte iyi anıları parlatmak ve kötü hatıralardan kurtulmak için psikoterapist Derek Draper ve klinik psikolog Cecilia d’Felice tarafından Psychologies dergisi için hazırlanan 10 günlük anı egzersizi!

Geçmişini bilmeyen geleceğe bakamaz derler. Sayfalarımızda yer verdiğimiz egzersiz de bu mantıktan yola çıkıyor. O nedenle 10 gün boyunca, çocukluktan beri sizi etkileyen ve bugünkü sizi oluşturan her olayı ve kişiyi ele almanız gerekiyor. Çünkü eğer kendimizi bu eski metinlerde çözebilirsek yeni hissetme, düşünme ve var olma yolları geliştirebiliriz.

10 adımlı bu egzersiz, geçmişin size hükmeden yönlerinden kurtulup iyi bir gelecek kurmanıza yardımcı olacak. Nasıl mı? Zihninizi değişik yollardan düşünmeye cesaretlendirerek. Psikoterapist Derek Draper ve klinik psikolog Cecilia d’Felice tarafından hazırlanan anı egzersizinin her adımını sırasıyla uygulamanız şart.

Geçmiş üzerinde düşünmek ıstırap verici olabilir. Eğer bu çalışmadan dolayı kendinizi çok mutsuz hissederseniz, özellikle de çocukluğunuzda bir travma yaşadıysanız, profesyonel yardım almanızı öneririz ama pek çok insanın da bu egzersizden fayda gördüğünün belirtildiğini not etmek isteriz. Kolay gelsin.

BİRİNCİ GÜN

Yüzleşin

Öncelikle şu an kafanızda dolanan sorunlarınızı alt alta yazarak bir tablo oluşturun. Patlamamak için kendinizi zor susturduğunuz olayları ya da pek önemli olmadığını düşündüğünüz hatta komik bulduklarınızı bile yazın. Bunlar günlük veya genel problemler olabilir. Sonra hemen yanına bunların kritiğini yapın. Aşağıda size yardımcı olması için nasıl bir tablo oluşturmanız gerektiğini göreceksiniz.

Örnek: Önemli bir telefon numarasını kaybettim / Ben salağım
Patronum yaptığım hatayı düzeltmemi söyledi / Neden daima hata yapıyorum
Postaneden almam gereken bir paketi almadım / Çok tembelim

Cennetin Kuşları

İnsanın içini ısıtan harika bir müzik bu. Sevgi ve Işıkla...

Yaşayan Dünya


Earth | Time Lapse View from Space, Fly Over | NASA, ISS from Michael König on Vimeo.

20 Kasım 2011 Pazar

Saf Bilinçte Patlamaya Hazır Bir “Aşk” Volkanı

Ne zaman olacak? Bu yeni volkan nerede patlayacak? Neden şimdi?

Diyorsun ki: “Neden Şimdi?”… Biraz daha, birkaç yüz yıl, birkaç yaşam süresi daha cahil kalsaydım ben… Farkına varamadığım bu hapishane içinde “mutlu” olsaydım… Olsaydım! Bırak bütün oyuncaklarım, sahip olduklarım, param, dalaverelerim, güç saydıklarım, korkularımla “olayım”!

Soruların var: “Bu geri zekalı uzaylılar ne zaman kendilerini gösterecekler peki? Ne kadar acı çektiğimizi görmüyorlar mı? Uzaylılar, uzaylılar, hadi bize bir hediye verin. Bir değişim oluversin…”

Tereddütlerin var: “Kendilerine tanrı diyen bu yaratıklar da kim? Anne tanrı, baba tanrı, yok efendim anne/baba tanrı? Hangi illüzyondan geliyor bunlar? Bu laflarla kimi kandırıyorlar? Kendilerini tanrı mı sanıyorlar yani?”

Sormaya devam ediyorsun: “Hangi tarih?.. Bana tarih falan vermeyin çünkü bıktım artık boyuna her şeyin açığa çıkacağı tarihlerin değişmesinden. Ben, eski yalnız ve mutsuz hayatıma dönmek istiyorum. O zamanlar…

… Her gün ne olacağını bilirdim. Aynen Fenerbahçe’nin bu hafta kiminle maç yapacağını bildiğim gibi. Her ay ne kadar maaş alacağımı bildiğim gibi. Aynen tek derdimin zamanı gelince düzgün bir emekli maaşı alabilmek olduğunu bildiğim gibi.

Evet ya, o zaman her şeyi bilirdim. Ama şimdi hiç biri yok. Bütün o kendini güvende hissetme duygusu, yalan yanlış da olsa yarın ne olacağını, mevsimine göre, moda neyse nasıl giyinmem gerektiğini bildiğim günler geride kaldı. Önceden belirlenmiş, 40 yıl çalışıp çaresizlikle “ne yapacağım şimdi” diye sorarak emekli olduğum ve bir sürü hastalıkla hayattan 2-3 yıl keyif almayı dilediğim günler.

Aile Konstellasyonu ve Her Şeyin Bizim Seçimimiz Olması Meselesi

Daha önce Aile Dizimi/Aile Konstelasyonu çalışmalarından bahsetmiştim. Ocak'ta bu sistemin eğitimini almaya başlıyorum ve bunun için çok heyecanlıyım. Belki hikayeleri sevdiğimden belki de bir başkası olmayı deneyimlemeyi büyüleyici bulduğumdan bu çalışma beni çok ama çok etkileyen bir çalışma. Aslında hepimizin "bir" olduğumuzun, herkesin benzer şeyleri farklı hikayelerle yaşadığının, zamandan ve mekandan bağımsız varlıklar olduğumuzun da en güzel kanıtı bence. Herkesin yaşaması gereken bir deneyim diyorum ve mutlaka tavsiye ediyorum.

Geçen gün hocamız Göksel Karabayır ile (kendisi gerçekten mükemmel, sevgi dolu bir insan) konuşurken, "her şeyin bizim seçimimiz" olduğu konusuna geldi laf. Baştan beri her şeyin tamamı ile bizim seçimimiz olması, ailemizi, hayatımızdaki önemli seçimleribaştan yaptığımızı, başlangıç, bitiş ve aradaki keskin dönüşleri baştan seçtiğimizi ve bu yaşama doğduğumuzda yine her an bir seçim yaparak o yaşamı şekillendirdiğimizi söylüyoruz. Yani aslında olacak ana olaylar, ana yaşam amacımız ya da bu yaşamda deneyimleyeceğimiz temel konular baştan belli olmak şartı ile bunlara nasıl yaklaşacağımız ile ilgili seçimleri her an yaparak sonsuz potansiyellerden birine doğru ilerliyoruz diye konuşuyoruz. Peki ama bazen gerçekten biz ne kadar kendi hayrımıza olacak seçimi yaptığımızı düşünürsek düşünelim sanki bir bataklıktayız ve çıkamıyoruz gibi hissettiğimiz olmuyor mu? İşte bu noktada Göksel Hoca'nın söyledikleri benim kafa karışıklığıma yeni bir bakış açısı getirdi.

Sistem yani tüm bu yaratılan sistem düşündüğümüzden daha karmaşık bir sistem. Buna çapraşıklık anlamında değil de komplike bir yapı anlamında bakalım. Evet seçimler bizim ama bir yandan da aile sistemi içerisinde nesilden nesile aktarılan, bize ebeveynlerimiz yolu ile geçen travmalar da var. Ve bizler, bunların hiç farkında olmadan, bu tıkanıklıklar ile yaşayıp, hiç çözemediğimiz bir yün yumağına takılmışız gibi hissedebiliyoruz. Bu yüzden sisteme girip, bunların enerjisini temizlemek önümüzde yepyeni yollar açılmasına fırsat verebilir. Ata yapar evlat öder girdabından kurtulmak işten bile değil yani.

Seçim tabii yine bizim. İçimizdeki blokajları, bilinçaltımızdaki kayıtları temizlemek için bir çok yöntem var. Kaldı ki yöntemi içimize döndüğümüzde kendimiz zaten bulabiliriz. Belki de bilinen hiç bir yöntem, hiç bir kural ya da kaide ile değil sadece kendi iç sesimizle yapacağız bunu. Örneğin nefes muhteşem bir yöntem. Nefes neyin nasıl ve ne zaman olduğuna bakmaz, sadece nefes alarak tıkanıklıkları çözer. Ama benim gibi hikayeleri seviyorsanız kesinlikle Aile Konstellasyonu çalışmasını deneyin derim.

Sevgi ve Işıkla...

Bolluk ve refahımı engelleyen tüm yanlış inanışlarımı şimdi bırakıyorum ve bolluğa kendimi açıyorum. Çevrem tarafından, bilerek ya da bilmeyerek alt ve üst bilincimde oluşturulmuş tüm negatif ve gereksiz kodlamaları, düşünce kalıplarını iptal ediyor, yerlerine bolluk bilincini, sevgiyle yerleştiriyorum. Farkında olarak ya da olmayarak kendimde yarattığım tüm engellemeleri iptal ediyorum. Bolluk akışta olan refahtır. Bolluk akışta olan huzurdur. Bolluk akışta olan sevinçtir, neşedir. Ve Öyledir. 
ŞÜKÜRLER OLSUN
http://www.facebook.com/profile.php?id=100001330905864

19 Kasım 2011 Cumartesi

Gezegen Hizalanmaları ve Bedensel Değişimlere Etkileri

Bugün itibarı ile dünyanın içinde bulunduğu üçüncü boyut seviyesi kainatın görüş açısında bulunmamaktadır. Çünkü enerjisel ve maddesel seviyede realitede olan, bilinç mesafesi olarak kat ettiğimiz yeni dünyadır. Kainatın içindeki tüm seviyeler insanın bilinç mesafesindedir. Her şey bulunduğumuz yerdedir. Huzur da bilincimizde saklıdır, karmaşa da. Ne içerisine gireceğinize seçim yaparsınız. Özgür iradenizle. Huzur yüksek bilinçte mevcuttur, tersi düşük bilinçte. Üçüncü boyutsal realite algısı egonun ilüzyonu ile alakalıdır. Dünyaya baktığınızda gördüklerinizin, şahitlik ettiklerinizin tamamı batışın çırpınışlarıdır. Neyin batışı? Cehaletin. Mantık hesabının. Zihin oyunlarının.

Kainatın bakış açısından en düşük realite seviyesi üçüncü boyuttur. Neden mi? Maddenin tezahüründe mevcut olmayan zihin programını çalıştırdığı için. Zihin tamamen sol beynin egoya tutunması ile çalışır. Gördüğüne inanır, göremediğini yok sayar. Maddeyi tanır, manadan uzak durur. Madde ile ilişkisi sahip olma hırsı ile beden bulur. Sınırı yoktur, kafasına koyduğunu gerçekleştirme yolunda. Bu uğurda, yaradılışında işlenmiş bulunan ahlaki değerleri yok sayabilir. İnsan olmanın temelinde bulunan ayırt etme yeteneğini kaybedebilir. Maddenin aşağısına çekilip, bilincin, idrak etme yeteneğinin bahşedilmediği anti-maddeye dahil olabilir. Bu boyutsal seviyede sadece enerjisel titreşim mevcuttur. Karanlık maddenin teması ile karanlığı tek gerçeklik olarak yansıtır.

Siz neye dahil olmak istersiniz? Lütfen, özünüzden, kalbinizden, vicdanınızdan, kendinizi tanıttığınız isminizden, utanmayacağınız bir seçim yapın. Varoluş sebebinizin ne olduğunu bilerek seçim yapın. Dünyaya maddenizi dolaştırmaya gelmediniz. Gezmeye, tozmaya eğlenmeye, kök çarkınızı tatmine gelmediniz. Acı çekmeye de gelmediniz. Başınıza gelenleri doğru okumaya ve yanlışları tekrarlamamaya geldiniz. Ders almaya. Öğrenmeye. Doğruyu bulmaya. Deneyimleyerek, saadet yolunu bulmaya.

Yaşamınızı her türlü gözden geçirin şimdi. Kalbinizi yoran, zorlayan, üzen ne varsa kelimeler olarak dilinizden dışarı çıkarın. Söylenmedik kelamınız kalmasın. Vicdan muhasebesi bırakmayın. İlgili kişilere iletin. İfade edin. Ağlayın, af dileyin. Lütfen ertelemeyin, kalbinizin üzerindeki siyah perdeyi sağ elinizle kavrayıp yırtın atın. Özünüzdeki altın ışığı ortaya çıkarın. Öz varlığınızda mevcut olanlara sahip çıkın. Bunu ne ölçüde başarabilirseniz, şu andaki göksel yayınları alma gücündesinizdir. 19.11.2011 itibari ile içinde bulunduğumuz güneş sistemi, üçüncü boyutu sona erdirip, yeni insan ve dünyasının programını çalıştıracaktır.

Bilinçaltının Özellikleri

Berna Hoca'nın bloğundaki bu yazı bilinçaltımızla ilgili çok faydalı ipuçları veriyor, okumanızı tavsiye ederim.
http://www.bernaozcandemir.com/bilincalti-konulari/bilincaltinin-30-temel-ozelligi
Sevgi ve ışıkla...

15 Kasım 2011 Salı

Düşüncelerin, Sözlerin Yaratıcılığı Üzerine...

Facebook'ta bir grubumuz var. Dünyanın farklı yerlerinden uyanma yolundaki dostlarla deneyimlerimizi paylaşıyoruz. Bir tartışma gidiyor bu akşam ben de düşüncelerimi burada sizinle paylaşmak istedim...

Artık düşüncenin yaratıcılığı çağına girdik. Düşünün ve olacak! Ve hızla olacak. Bu kadar basit. O yüzden düşüncelerinize dikkat edin, gözlemleyin ve değiştirin. Enerjinizi pozitife, sizi ve yaşamınızı en yüksek potansiyelinize ulaştıracak olana konsantre olun. Azıcık "mış gibi" yapın...

Hepimiz daha özgür, daha adaletli, daha huzurlu, daha mutlu yaşamlarımız olsun istiyoruz. Bunu sadece kendimiz için değil, herkes için, tüm dünya için istiyoruz. Bu çok güzel! Ama önemli bir kaç nokta var:

- Tüm dünyanın derdini üzerinize almayın. Unutmayın, hepimiz bir bütünün parçalarıyız ve herkesin deneyimi kendinin deneyimi. Siz sadece kendi deneyiminize konsantre olun. Dünyadaki insanların açlığı, sıkıntıları, savaşları, acıları, aileniz, arkadaşlarınızın dertleri, sıkıntıları için acı çekmek değil, sevgi dolu dualarınızı, enerjinizi gönderin. Yapabileceğiniz en faydalı şey bu. Hiç bir şeyi sahiplenmeyin, o sizin acınız olur.

- Kendiniz için çok para sahibi olmayı seçin, buna layık olduğunuza inanırsanız, paranın eşit dağılımına da bir katkınız olur, herkes çok paraya layık olduğuna inanır ve paraya ulaşırsa, paranın %99'unu %1'lik bir kitle elinde tutamaz, öyle değil mi? Çünkü onlar bu inançla bunu yapabiliyorlar. Bizi binlerce yıldır kontrolleri altında tutan güç odakları zihin kontrolü ile ve düşünceleri ile istedikleri her şeyi hayatlarına çekebileceklerini çok iyi bilen insanlar. İnanın böyle. Öyleyse siz de onlardan olun ki dağılım gittikçe dengelensin.

- Odak noktanız kalbiniz olsun. Yüreğinizdeki gerçeği herkese ama herkese ve her ne olursa olsun söylemek için cesaretinizi toplayın. Aile, arkadaş, iş arkadaşları herkes ama herkes buna dahil. Aman üzülmesin, kırılmasın, aman onu kaybederim, ah yalnız başıma ne yaparım, bu dertleri, korkuları bir kenara bırakın. Korku gelirse hemen onu kaynağa geri yollayın. Siz korkunuzu şifalandırıp konuşmaya başlayınca herkes de saygı duyacak, emin olun. Korku ile konuşunca zaten korktuğunuzu çekersiniz kendinize.

Daha güzel bir dünyayıp hep birlikte yaratacağız. Hepimiz kişisel deneyimlerimizle...
2012 bir son değil, tam tersine muhteşem bir başlangıç. İlk ve önemli bir adım. Daha aydınlık günler için.
Siz karanlık güçlerin kontrolündeki medyanın, dizilerin, kitapların, gazetelerin felaket senaryolarına kanmayın. Onlar tüm insanlığı yıllardır korkutarak uyuttular. Depremler olacak, içimiz sallanıyor, çalkalanıyor, zihnimiz karmakarışık, deprem nasıl olmasın? Savaşlar da olacak, ölümler, yıkımlar. İçimizde ne varsa dışımızda o olacak. Ama ne zamanki hep birlikte kendi ışığımızla kendi karanlıklarımızı, karmaşalarımızı halledeceğiz bunlar da yok olacak. Akışa güvenin.

Yılmak yok, yorulmak yok. Sevgiyle devam...

12.11.2011 Bizim İçinde Bulunduğumuz Haller ve Ne Değişti?

12.11.2011 bizim içinde bulunduğumuz haller, ne değişti

13 Kasım 2011 Pazar

11.11.11 Deneyimlerim / 11.11.11 Experiences

(please scroll down for the English version)

11.11.11 günü benim için büyük heyecan verici bir gün oldu. Nedenini tam açıklayamıyorum, belki büyük bir şeyler olacağını hissettiğimden, belki yıllar sonra ilkokul 1. sınıf defterimin en arka sayfasına o birinci sınıf çocukluğundaki yazımla 11 (on bir) 11 (on bir) 11 (on bir) yazdığımı tam da 10 Kasım günü keşfettiğimden, belki de bir mucize beklentimin gittikçe bir çığ gibi büyüyor olmasından.

O gün işe gitmemeyi tercih ettim bir kere. Sabah kalktım; Ayşe Ablam'la güzel bir kahvaltı ettik. Ayşe Ablam, 30 yıla yakındır tanıdığım, annemin de benim de yardımcımız ama bir yardımcıdan çok bir dost, yoldaş, bir melek; benim annem kadar yakın bir sevdiğim. Genelde bana Cuma günleri gelir ama bir önceki akşamdan gelir, birlikte televizyon seyrederiz, yemek yeriz, muhabbet ederiz, spiritüel konuşmalar yaparız. Kendisi 5 vakit namaz kılar, hiç okula gitmemiş, doğru dürüst okuma yazma bilmez ama o kadar aydın, o kadar bilgedir ki beni her zaman şaşırtır, güldürür, bilmediğim şeyler anlatır. Neyse birlikte kahvaltı ettik, sonra bir komedi dizisi seyrettik, bol bol güldük, güne güzel bir başlangıç yaptık. Kendisine bir önceki günden durumu anlatmıştım, bu günü ibadetler geçirelim kararı almıştık. Ben saat 10 buçuk gibi, özenle hazırladığım yatak odama çıktım. Kocaman bir minder, mumlar, tütsüler, bilgisayarım ve kocaman kolonlarla odamı düzenlemiştim. Saat 11:11 civarını da meditasyonla ve dünyanın, çevremin, kendimin iyiliği için dualarla geçirdim.

Tom Kenyon'un tavsiye ettiği epifiz bezi aktivasyonunu yaptım. 7 kere üst üste bunu dinledim sonra da yarım saat kadar merkezlenmiş kaldım. Bedenimde yoğun bir enerji akışı hissettim, kendimi bedenimin dışında çok daha büyük bir varlık olarak gördüm, deneyimledim diyebilirim. Bu meditasyonu bayağıdır yapıyorum ve her seferimde gerçekten epifiz bezinin olduğu bölgede büyük bir hareketlilik oluyor.

10 Kasım 2011 Perşembe

11-11-11 Enerji Dalgasını Demirlemek

Aşağıda, 11-11-11 enerji dalgasını demirleme deneyiminizi desteklemek için kullanabileceğiniz bir uygulama bulunuyor. Sevgili Esra Tan'ın çevirisi ile bence yarın için muhteşem bir deneyim olabilir. Biliyorum yarın için bombardıman yaptın diyebilirsiniz ama yüreğinizin doğru bulduğunu yaparsınız nasıl olsa. :))

---

Başmelek Metatron'u, rehberlerimi, melekleri ve başmelekleri ve onların yanı sıra tüm ışık varlıkları, sevgilerini paylaşmaları ve 11-11-11 enerji dalgasını demirlemeye yardım etmeleri için çağırıyorum. Lütfen beni sevginiz ve yüksek titreşimli ışığınızla kuşatın ve yıkayın.

Başmelek Metatron'u önümde, Başmelek Rafael'i (İsrafil'i) solumda, Başmelek Gabriel'i (Cebrail'i) sağımda ve Başmelek Mikail'i arkamda durması için çağırıyorum. Başmelek Zadkiel ve Başmelek Ametist de Başmelek Metatron'un diğer tarafında enerjilerini ve desteklerini vererek dursunlar. Varlığımı meleksi koşulsuz sevgi ile coşturun. 11-11-11 enerji dalgasını kabul etmeye hazırlanırken, sevgiyi kabul edip yaymama izin verin.

Işığın ve sevginin Yükselmiş Üstatlarını, etrafımı kuşatmaları, aktivasyonda ve kendi üstatlığımda beni desteklemeleri için çağırıyorum.

Işığın ilahi varlıklarını, yeni enerji dalgası ile bağlantı kurmam ve onu içime çekip içimde barındırmama destek olmaları için çağırıyorum.

Ruhumu, ışığını parlak bir biçimde, varlığımdan bedenime, aurama ve gerçekliğime yayması için aktive ediyorum.

Yarın için öneriler...

Buraya gelirken DNA'mıza yazılı olan kodlar etkisiz hale getirildi. Bu yüzden 3 boyutlu dünya oyununa kendimizi böylesine kaptırdık. Nereden geldik, neden geldik bilemediğimizden ama derinlerde bir yerlerde bunun altında yatan  başka bir şeyler olduğunu hissettiğimizden yıllardır bir cevap aradık. Oysa şimdi anlıyoruz ki o cevabı yıllardır; sadece bu hayat süremizde değil,  binlerce yıldır, binlerce hayat süremizden beridir aramakla meşgulüz.

İşte yarın, 11. boyuttan yani akaşik kayıtların olduğu boyuttan tüm bu bilginin bize indirileceği ve tüm hücrelerimizde kayıtlı kodların etkili hale getirileceği gün. Evet, o yüzden bu kadar heyecanlıyım. Çünkü yarın cennet dediğimiz gerçek evimizin kapıları açılacak ve bütün bilgi geri gelecek.

Tabii bu kadar önemli bir şey, parmak şıklatmak kadar çabuk olabileceği gibi, bir kaç saat, bir kaç gün süren ve yavaş yavaş bilincimizin uyanacağı bir süreç olabilir. Herkeste farklı olabilecek, özellikle de değişim korkusu ile uzayabilecek bir süreç...

Ama çok önemli bir şey var: Asla Korkulacak Bir Şey Yok!
Lütfen sadece kendi özünüze, kalbinize, gelecek güzel günlere ve evrenin o güzel sevgi enerjisine konsantre olun, lütfen. Korku sadecce 3 boyutlu dünyanın bir manipülasyon aracı. Korkulacak hiç bir şey yok. Korkuya ihtiyacımız yok. O bir oyundu. Bitti!

Elbette bu kollektif bir uyanış olduğu kadar bireysel bir seçim yani yine de korkmayı seçip mevcut halinizi devam ettirebilirsiniz, o ya da bu, bunun bir doğrusu yok. Sadece seçim var. Ama ben şahsen, cenneti tercih ediyorum. :)

Yarın için bazı tavsiyeler yazıyorum, faydalı olabilir. Ben yapmaya çalışacağım.

- Öncelikle yarın olabildiğince huzurlu ve sakin kalmaya çalışın. Mümkünse işe gitmeyin. Sessizce evinizde olsanız çok güzel olur mesela.
- Gün içinde güneşe çıkın. Ormana gidin, sahile gidin. Güneş ışıklarının tadını çıkarın. (Yarın güneşli bir gün olmasını seçiyorum!). Bırakın güneş üzerinize parlasın, enerjisinin tadını çıkarın, sizi şifalandırmasına izin verin.
- Yarın, özellikle yarın kalbinizin sesini dinleyin. İçinizden geleni yapın, içinizden geleni söyleyin. Açık olun.
- Yarın, özellikle yarın geçmişi, geçmişten gelen alışkanlıklarınızı, bağımlılıklarınızı, düşüncelerinizi, önyargılarınızı, inançlarınızı, kalıplarınızı ışığa dönüştürün. Bırakın evrenin sevgi enerjisi onları yıkasın. Para, aile, iş, ilişkiler, devlet, hükümet, polis, asker vs. vs. her şeyi bir kenara bırakın...
- Herkesin kendi olmasına izin verin. Özellikle de hoşlanmadığınız insanların davranışlarını etiketlemeyin, kalıplara koymayın. Bırakın özgürce davransın herkes. Hoşlanmadığınız kişilere ışığınızı yollayın, sevgi yollayın.
- Meditasyon yapmanın elbette çok faydası olur. Özellikle de "herkesin ve herşeyin birliği"ne odaklanabilirsiniz. Malum ayrılıktan birliğe giden yoldayız. İyi kötü, güzel çirkin, siyah beyaz.. Hepsi bir. Ayrıca evrenden bembeyaz sevgi ışığının geldiğini, tepe çakranızdan girip tüm bedeninizi ve dış bedenlerinizi, auranızı yıkadığını imgeleyebilirsiniz, hatta hissedeceksinizdir ki bu da süper bir duygu.
- Mümkünse çok ağır yemek yemeyin. Yine mümkünse organik yeyin. Meyve ve sebze ağırlıklı beslenin. Et ve süt ürünlerinden kaçınırsanız iyi olur.
- Çıkıp yürüyün, hatta koşun. Nefes alın. Bol bol derin nefesle bedeni yıkayın. Nefes yaşam enerjisi. Yeni enerjiler damarlarımıza oradan kalbimize gidecek, çalıştırmakta fayda var.

Söylenen o ki, yarın kodlar açıldıktan  sonra 6 saatlik bir uyku iyi gelecek. Bunu da yapmanız iyi olabilir.

Bu güzel günlerde, özümüzle bir, huzurlu, özgür, adaletli, birlik içinde bir yaşam için, el ele verelim.

Derin sevgilerimle...

(tavsiyeler için kaynak: http://www.youtube.com/watch?feature=player_embedded&v=yU8AqGf81yE)

Muhteşem Görsellik. Muhteşem Müzik...

Işık Aktarımı: Hipofiz Boyutsal Uyumlaması

Bu yazıyı yeniden yayınlamak istedim çünkü 11 Kasım - 11:00'da (Türkiye Saati ile 12 Kasım sabahı 07:- 08:00 saatleri arasında) dünya çapında bir meditasyon yapılacak. Buna katılmak isteyenler olabilir. Hatırlatma yapıyorum, yazıdaki meditasyonu 7 kez dinleyip uyguluyoruz sonra yarım saat kadar merkezlenmiş kalıyor, özümüzle bir dünyanın ve kendimizin hayrı için en yüksek potansiyelleri içeren düşüncelerimize odaklanıyoruz.

Ben çok heyecanlıyım, bu özel günün çok büyük bir açılım olacağını ve kendi cennetimizi yaratma yolunda büyük bir sıçrama yaşayacağımızı hissedebiliyorum.

Sevgi, ışık ve bolluk dileklerimle...
---
Hathor Gezegen Mesajı ~ Tom Kenyon kanalıyla

Bizim perspektifimizden yükseliş süreci iki adet birbirine yakınsayan enerji akımı olarak görülebilir.

Birincisi KA bedeninizi, süptil enerji bedeninizi kapsar (eterik ikiziniz veya spiritüel çift). KA’nın titreşim hızını artıran herhangi bir yöntem yükseliş yöntemidir.

İkinci akım fiziksel bedeni ve maddenin ışığa dönüşümünü kapsar. Maddenin ışığa tam metamorfozu çok ileri bir yükseliş formudur ve genellikle sadece epeyce gelişmiş İnisiyelerde görülür.

Ancak, bu metamorfozun tohum şekilleri kendilerini yükseliş sürecinin çeşitli aşamalarında sunabilirler ve sunarlar.

Sizinle paylaşmak istediğimiz ses meditasyonu, endokrin sisteminize spiritüel ışık (boyutlararası ışık) akışını artırmak için bir araçtır. Yükseliş süreci sırasında bedeninizin biyolojik denizini ve içsel realitelerini oluşturan hormonlar bir arıtımdan geçerler. Bu ses meditasyonu, bu yukarıya doğru hareketi kolaylaştırmak için nazik ama güçlü bir alettir.

Meditasyon

Bu uyumlama ile çalışmak için iki yöntem paylaşmayı diliyoruz.

Birincisi yeni başlayanlar, kendi bilincinizin içsel alemlerine aşina olmayanlarınız içindir. İkinci yöntem daha ileri olanlarınız içindir.

Bu yöntemlerin her ikisi de oldukça iyi çalışır. Kendi gelişiminizde nerede olduğunuzu fark edin ve buna göre seçim yapın.

Birinci yöntem

Bu yaklaşımda odaklanmış dikkatinizi endokrin sisteminizin master düzenleyicisi olan hipofiz bezinizin olduğu bölgeye getirirsiniz. Size verdiğimiz önceki Boyutsal Uyumlamaların hepsinde olduğu gibi, işiteceğiniz sesler ışık alemlerindeki dalgalanmaların analogudur (benzeridir) ve dikkatinizi hipofiz bezinin genel bölgesinde tuttuğunuz sürece hipofizde enerjilerin hareketini yaratır. Bu bölge burun köprüsünün yaklaşık 2 cm arkasında yerleşiktir.

11.11.11

Sevgili Arkadaşlar,

İnsanlık tarihinin en önemli ve kritik dönemi içerisindeyiz , 11.11.2011 ‘de bu güne kadar hiç gerçekleşmemiş bir yoğunlukta , ilahi ışık ve nur dünyamıza ve hepimize akmaya başlayacak. Akacak olan enerji dalgaları dünyamızı ve herbirimizi enerjisel anlamada yıkayacak , hücrelerimizin, dnamızın ve genetik kodlarımızın dönüşümünü hızlandıracak , her anlamda bizi daha da çok özümüzle bütünleştirecek bir kutsanma ve kutlama dönemini başlatacaktır. 11.11.11 tarihinde dünya üzerinde var olan her ruhun ışık kodları aktif hale gelmeye başlayacak , izin verdiğimiz ve hazır olduğumuz oranda varlığımızın çok boyutlu vehçeleri çiçeklenerek sonsuzluğa doğru genişleyecektir.

Bu özel zamana girmeden önce duygusal anlamda içinizde çözümlenmemiş ne varsa ; affederek sevgiyle salıverin , geçmiş kırgınlıkarı tamamen geride bırakın...

11.11.11 günü merkezinizde olun ve tüm günü içsel çalışmalarınıza , meditasyona ve tefekküre ayırın...

11.11.11 ‘de akacak olan enerji dalgasının kalp merkezinize akması için niyetlerde bulunun ve bu günden itibaren tamamen kalp merkezli bir hayatı yaşamanızın önünde ne engeller varsa hepsinden özgürleşmek için niyet ve aksiyonlarda bulunmaya başlayın...

Bu süreç boyunca doğada olmak ve içsel çalışmalarınızın bir kısmını doğa ana ile birlikte yapmak çok önemli...

Unutmayın, yapacağınız çalışmaları ve niyetleri sadece kendiniz için değil , tüm dünya ve yaşayan tüm canlar için yapın...

11.11.11 günü boyunca tüm dünyada 1 milyondan fazla insanın meditasyona oturması bekleniyor.

Sabah ve Akşam : saat 11.11’de olacak olan bu meditasyonlara bulunduğunuz yerden katılabilirsiniz...

11.11.11'de Nefes Çalışması

11:11:11 evrenin titreşiminin artacağı bu özel zamanda güçlü niyetlerimizle CUMA 18.30 da Yogarooms'ta "NEFES SEANSI" yapıyor olacagız.

Eski yeniye yer açmak için çökerken Zerafet ve Kabullenme ile Tam BUTUNLUK için niyetlerimizin BIR olması için 11:11:11 de varlığımıza sunulan güzel armağanları almayı seçiyoruz.

Dönüşümden geçerken NEFES' le ışığımızı parıldatarak, merkezlenmiş ve huzurlu kalmak için hepinizi bekliyoruz.

YogaRooms
Bağdat Caddesi
Emek Apartmanı No. 179/1 Kat:3
Selamiçeşme
(Opet’in karşısında)
http://www.yogarooms.com.tr/

Detaylı bilgi ve rezervasyon için (rezervasyon önemle rica olunur!):
Ebru Ergenç - 0532 746 13 56 - ebruergenc@gmail.com
Ceylan Harmancı - 0532 665 77 72 - charmanci@superonline.com

2012 Umut Mesajı

Işığın İşçileri

8 Kasım 2011 Salı

Duyguları Serbest Bırakmak

11.11.11'e yaklaşıyoruz ve özümüzle bir olmak için önümüzde büyük bir fırsat var. O yüzden bu dönemde olabildiğince merkezlenmiş, anda farkında kalmak, olaylara, durumlara ve insanlara Tanrı bilinci ile yaklaşmak bu büyük fırsattan yararlanmamıza da büyük katkı yapacaktır diye hissediyorum. Bu yüzden aşağıdaki çok basit ama etkili çalışmayı sizlerle paylaşmak istedim. Sizi çok şaşırtacağına eminim. Facebook'ta bir arkadaşımız paylaşmış; sayfasının adı "Sonsuz Şifa". O da bir yerden alıntı olarak aldığından kaynağını bulamadım ne yazık ki ama kesinlikle denemeye değer:

-------

Bu yazıda duygularımızı nasıl serbest bırakacağımızla ilgili bir teknikten bahsedeceğim.

Türkiye de pek fazla kişi tarafından bilinmeyen bu basit teknik gerçekten çok etkilidir.

Tekniğin adı Sedona Method ve bu tekniğin kitabı, Ganj Kitap tarafından da Türkçe'ye çevrilmiş durumda.

Bu tekniğin temeli, Özbenlik olarak adlandırabileceğimiz "Gözlemcinin", duygulardan ayrışmasıdır.

Yani Özne olan Gözlemci, Nesne olan Duygulardan ayrışmakta ve bu ayrışma sonucunda duygu otomatik olarak dönüşmektedir.

Buna bir örnek vermek gerekirse,

Gözlemci olan Şuurumuzu, elimiz olarak düşünelim ve duyguları da bir kalem gibi düşünelim.

Elimize bu kalemi alıp sımsıkı tutmak, duygularımızla özdeşleşmenin sembolü olsun.

Duygularımızla böyle bir özdeşleşme gerçekleştirdiğimiz anda, biz tamamen duygu haline geliriz ve bu durumdayken çözüm üretemeyiz ve kısır bir döngü içine gireriz. Oysa duygu ve özbenliğin ayrı olduğunu farkettiğimiz anda, örneğimizden misalle; elimiz açılır ve kalem yere düşer. Özdeşleşme kırılır.

Bu bildiğiniz gibi meditasyon denilen çalışmanın yapmak istediği şeydir. Buna tasavvuf çalışmalarında da Murakabe ismini vermişlerdir.

Sedona Method denilen bu çalışma, bu öğretilerin içeriklerini boşaltıp sadece tekniği geride bırakmıştır. Böylece olayı basitleştirip herkesin kullanabileceği bir şekle sokmuştur.

1- Rahatsız olduğunuz bir durumu hayal edin, bu duygunun ortaya çıkmasını sağlayacaktır.

Örnek olarak "kıskançlık" duygusunu ele alalım.

Sevgilinize birisinin ilgi gösterdiğini hayal ettiğinizde kıskançlık duygusu ortaya çıkacaktır.

Duygu ortaya çıktığında bunu vücudunuzun neresinde hissettiğinize dikkat edin.

3 Kasım 2011 Perşembe

Pleiades Mesajları 1.11.11



Pleiades'li dostlarımızın son mesajı yukarıda. Müzik çok güzel o yüzden videoyu da koyuyorum. Çeviriyi de ben yaptım. Bu kez zaman bulup yaptığım için çok mutluyum. Yine de hızla yaptığım için hatalar olabilir, affola. Sevgi ve ışıkla.
Pleiades Mesajı 1.11.11
Greg Giles tarafından alınan kanal mesajı
Bir çoğununuz dünyanızdaki herkesi koşulsuz olarak sevmekte ama hala diğerlerini küçümseyen ve sadece kendini düşünen ve topluma hizmet için hiçbir çaba göstermeyenler bulunmakta.
Potansiyelini gerçekten fark eden bir toplum, yaşam deneyimlerini hep birlikte yarattıklarını anlamış bir toplumdur. Anahtar budur.
Kollektif farkındalık sistemi toplumun her bireyinin ona kattığı düşünce biçimleri ile beslenir. Bu sistem bir projektör görevi görerek paylaşılan bu sahneyi hikayenizin görüntüleri ve sesleri ile doldurur.
Her birey, bu birlikte yazılan senaryoda kendi rolünden sorumludur. Bu yüzden lütfen düşüncelerinizi seçerken bir anlamda sizden bağımsız olarak kollektif farkındalığa katılacak ve çevrenizdekilerin üzerinde olumsuz etkileri olabilecek enerjileri beslememeye dikkat edin.
Her şey bir seçim ve kendi  hayatınızı nasıl yaşayacağınızın seçimini yapma hakkı da tamamen sizde olmasına rağmen, başka birinin yaşamını olumsuz etkilediğinizde karma da devreye girmektedir. Bu çok hassas bir danstır ve bilge bir ruh ne verirse onu alacağını bilir.
Karşılığını almak için almayı öğrendiğinizde aslında sadece kendinizden alırsınız. Aslında çalmak diye bir şey yoktur çünkü gerçekte eninde sonunda hesap kapanana kadar karşılığını ödeyeceğiniz bir şeyi ödünç almış sayılırsınız.
Almak için de aynı şey geçerlidir. Verdiğiniz her şey eninde sonunda size geri gelir. Ver, al, paylaş. Bilanço hesabı gün sonunda mutlaka mükemmel olarak tutacaktır.

2 Kasım 2011 Çarşamba

Yükseliş 11.11.11 Yıldız Kapısı

Başmelek Mikail ~ Celia Fenn kanalıyla

Sevgili Işıkişçileri, büyük kargaşa ve değişim zamanından geçiyorsunuz. Bazılarınız 11 Kasım’da zirveye ulaşacak olan 11:11:11 Yıldız Kapısının açılışının yaşamınızdaki etkilerini hissediyor olabilirsiniz. Ama bu, Bilinçli Yükseliş yolunda olanlarınızın hepsi için zorlayıcı bir zaman iken, ayrıca büyük Işıldama ve Berraklık zamanı da olacak. Bu Yıldız Kapısında sunulan armağan Benliğin Yüksek ve Alt Veçhelerinin Mutlak Bütünlükte tam hizalanmasıdır.

11:11:11 Kapısı ve Ne Anlama Geldiği

11:11 Yıldız Kapıları her zaman Gezegenin Ruhsal Aydınlanma akışı deneyimlediği zamanlardır. Bu, Ağustos ayındaki Aslan Kapısından ve 8:8 Armonik vorteksinden sonra ilk büyük Yıldız Kapısıdır. Ancak bu yıl enerji özellikle güçlüdür, çünkü olağan çifte 11 kapısı, üçlü 11 kapısına güncellenmiştir. Bunun nedeni, rakamların enerjisel armonikleridir, 11.11.2005 de bir 11’dir (2+2+7=11).

Bu üçlü 11 vorteksi, Aslan Kapısı portalının açılışında olduğu gibi, bu yılın Temmuz ayındaki üçlü 7 veya 7:7:7 kapısını başlatan enerjilerin zirveye ulaşmasını temsil eder. Bu olayda, enerji Çok – Boyutlu Yükselmiş İnsanların tüm 12 Çakra Sistemini aktive etti. Son birkaç ayda, siz Işıkişçileri ve Yükselişin ilk dalgasının üyeleri Gezegendeki Solar Dişil enerjilerin uyanışı vasıtasıyla İlahi Dişilin yardımıyla On İki Çakra sisteminizi dengelemek ve alt çakraların Turuncu – Pembe Işının ileri enerjileriyle aktivasyonunu kolaylaştırmak için çalışmaktaydınız.

Şimdi, bu dengeye ulaşılırken, Varlığınızın Yüksek ve Alt Veçhelerini tam Uyum ve Hizalanmaya getirmek için 11:11:11 Yıldız Kapısının enerjileriyle çalışabilirsiniz. Bu dengeye Kalp Çakrasında ulaşılır ve bu zamanda Kalbinizin Işığında olmanın ve Kalp enerjilerinin akmasına izin vermenin önemi yeterince vurgulanamaz.

28 Ekim 2011 Cuma

Yeni Dünya Enerjileri - Ekim 2011

11/11/11 ~ İKİNCİ ÜÇLÜ YILDIZ KAPISI & YENİLENME KODLARI
Başmelek Mikail ~ Celia Fenn kanalıyla

Sevgili Işık Ailesi, bu, Dünya Gezegeninin Dönüşümünde ve Yeni Dünya’nın ve Barış ve Sevginin Altın Çağını oluşturmada harika bir andır. 11 Kasım 2011’deki 11/11/11 adı verilen Zaman Portalına veya Yıldız Kapısına ulaştınız. Bu, Küresel Uyanış ve Birliğin “Kozmik Anını” ve Yenilenmenin “Işık Kodlarının” veya “Kozmik Kodlarının” Dünya’nın Kristal ızgaralarına alındığı Anı temsil eder. Yenilenmenin Kodlarının Alınması Dünya Hologramının frekanslarını tekrar hızlandıracak, Gezegen Çok – Boyutlu Bilincin İlahi Kalbine yolculuğuna devam ederken Bilincin Yedinci Boyutu ile Yeniden Bağlantıyı sağlayacak. Bu aslında Sevinç ve Kutlama Anıdır. Hem Bireysel hem de Gezegensel bir Uygarlık olarak “Yuva”ya giden yoldasınız. Büyük Uyanış devam etmekte! Hazır olanlarınız Yeni Dünya Ruhsal Amacınıza adım atıyorsunuz ve İnsanlık için Çok – Boyutlu yol göstericiler oluyorsunuz. Dünya Beşinci Boyut Holografik Yeni Dünya Matriksine yerleşirken, İnsanlık Beşinci Boyutun Özü olan Birliğin ve Birbirine Bağlı Olmanın Birlik Bilincinin nasıl ifade edileceğini öğreniyor. Her gün, ortak sorunları ve problemleri olan gerçekten Gezegensel Vatandaşlar, Tek Aile olduğunuzu algılamaya başlıyorsunuz. Ve, bu problemleri yalnızca ileriye doğru giden Yeni Yolu yaratmak için Barış ve Sevgiyle bir araya gelerek çözebileceğinizi görmeye başlıyorsunuz.

Sevgili Işık Ailesi, sizinle Dönüşümün bu Harika Anını kutluyoruz. 2010’un sonunda Dünya Eski Üçüncü Boyut Zaman Çizgisinden yeni Beşinci Boyut Zaman Çizgisine “Yükseliş” sıçramasını yaptığı zaman çok mutlu olduk. Bu noktada, Dünya ve onun tüm Canlı varlıkları Yeniden – Doğuş ve Yeni Dünya Realitesine uyumlanırken, tüm “Bitiş Zamanı” senaryoları geçersiz kılındı. Sonra Ağustos 2011’de Aslan Kapısı zamanında, Yeni Dünyanın kapısını açacak olan Altıncı Boyut ve Bolluk ve Tezahür Akışına bağlandığınızda, ileri doğru başka bir Büyük Sıçrama yaptınız. Hazır olanlarınız bu enerjileri Kristal ızgaraların “Pembe Hatlarına”, İlahi Kalpten Gezegenin Kalp Izgarasına Kozmik Mesih Bilincini taşıyan o enerji meridyenlerine demirlediler.

Şimdi, 11/11/11’de Yol Göstericiler olarak Çok – Boyutlu Bilince girenleriniz Yedinci Boyutu, Işığın Yükselmiş Üstatlarının Bilincini demirleyecek. Sadece Dünya Planı realitesinde Üstatlar olmayacaksınız, aynı zamanda sizi Yeni Dünya Hizmetkarları ve Koruyucuları ve Yeni Dünya realitesinin Muhafızları olarak Yeni Rollerinize hazırlayacak olan Ruhsal Üstatlığı ve bilgeliği de bütünleştireceksiniz. Bu bağlantı organize kontrol araçları olarak “dinin sonu” ve sonunda İlahi Kalp ile Bireysel Ruhsal Bağlantının tanınması anlamına gelecek. Işığın Yedinci Boyutunda, her şeyde İlahi Işığın Berrak Anlayışı ve Kutsal Birlik ve Sevgi Seremonilerinde İlahi Işığı ve Kalbi kutlamanın Sevinci vardır. Ayrıca kendi Uyanış Yolculuklarına ve Beşinci – boyut Gezegensel Üstatlığının Yüksek Farkındalığı için üçüncü boyut matriksini terk etmeye henüz başlayanlar için Rehberler ve Öğretmenler olacaksınız. Bu Yeni Realitenin yeteneklerinde ustalaşmak için çalışmış olduğunuz gibi, başkalarına nasıl Üstatlar olacaklarını ve Kim Olduklarını Hatırlamalarını ve Güçlendirme ve Sevgide Yürümeyi göstermek için çağırılacaksınız.

Yenilenme Kodları

Sevgililer, 11/11/1’e yaklaşırken, Yenilenme Kodlarını almaya şimdiden başlıyorsunuz. Bunlar Dünya’da Yenilenme süreçlerini aktive edecek ve enerjilendirecek olan Işık Kodlarıdır. “Yenilenme Kodları” Kozmik Doğumun bu Yeni Döngüsünde Tüm Yaradılışın Yenilenmesi için İlahi Kalpten gelen talimatları taşıyan Kozmik Işık Bilgisi “paketleri” veya yüklemeleridir. “Bitiş” Sona Erdi… Bu gerçekten Doğum ve Başlangıç Zamanıdır.

20 Ekim 2011 Perşembe

Pleiades Mesajı - Gelecek Günler

James Gilliland
11 Ekim 2011

Dünyadaki karışıklığı ele alan ileri varlıklar kurulunda doğası çokboyutlu olan birçok toplantılar yapıldı. Hepimizin oturduğumuz ve ifade ettiğimiz bir birleşik alan vardır ve milyonlarca ruhun adalet için haykırmaları nedeniyle, tiranlığın ve aldatmanın sonu ele alındı. Bu konuyu tartışan konseyler ve konsorsiyumlar vardır. Kadim zamanlarda son büyük koloniler Atlantis ve Mu veya Lemurya Pleiades kaynaklı idi. Yerli Amerikalı Büyükler, Güney Amerikalı Büyükler, Endonezyalı Büyükler, Hawaiili Büyükler ve birçok diğerleri ile konuşursanız, onların hepsi Pleiadeslilerden kadim orijinleri olarak söz ederler. Pleiadeslilerin Gaia’da en büyük genetik stokları vardır, sadece insan değil, bitki ve hayvan olarak da. Onlar uzun zaman önceden yeryüzünü oluşturanlar idi. Bu deneye katılmak için gelip giden diğer Yıldız Ulusları vardı, onların bazıları deneyi gaspeden daha az gelişmiş ruhlardı.

Ayrıca Archon’lar olarak sözedilen, İnsanlığın ve Dünyanın evrimini gaspetmekte ve raydan çıkarmakta rol oynayan görülmeyen varlıklar vardır. Bunlar birçok isimlerle anılan düşük 4B yoğunluk varlıklarıdır. Sadece bu galaksi değil, diğer galaksiler de bu görünen ve görünmeyen negatif etkiler ile baş etmektedir. Elitler (İllüminati) başkaları üzerinde güç elde etme ritüellerine bu etkileri çağırmaktalar, ama bunu yaparken kendi ruhlarını kaybediyorlar ve bu varlıklar tarafından ele geçiriliyorlar. Şu anda farkında olmadığımız şey, bu negatif etkilerin yukarıda ve aşağıda temizlenmekte olmasıdır. Küresel elitlerin dayandığı temel ızgara ve güç üsleri azalıyor ve çöküyor. Tanrılar görünmeyen şekillerde çalışıyor. Şimdi neden Tanrının çoğul olduğunu sormadan önce, Elohim’in çoğul olduğunu biliyorsunuz ve Genesis’in doğru tercümesinde, “Başlangıçta tüm Babaların Babası cennetleri ve Dünyayı yaratan Tanrıları yarattı” der.

Tanrı ne erkek ne de dişidir, o bir frekanstır ve bir kuvvettir, ilahi zekadır; çoklu evrenlerde tüm planlarda ve boyutlarda her zaman her yerde var olandır. Sakallı erkek Tanrı imajı Annunaki’den geldi, Dünyaya göklerin Cennetinden gelen, teknolojik olarak ileri Tanrı benzeri varlıklar. Bunların bazıları Yaratıcıya tüm Yaradılışta hizmet eden iyi varlıklar idi, diğerleri kendine hizmet eden kötücül varlıklardı, dinin bölünmeleri çoğunlukla buradan gerçekleşti. En kadim anlayışlarda Tanrı dişi idi, bu galaksinin merkezi kara deliktir, bu kara delikten her şey ortaya çıkar, tüm yaşam birbirine bağlıdır ve ailedir. Bu, yaradılış süreci ve bilim insanlarının big bang dediği şey ile daha fazla uyumludur.

11.11.11 Portalları

ARKTURUSLULAR - 11:11:11 PORTALLARI
Suzan Caroll
12 Ekim 2011

Sevgili Arkturuslular,

Lütfen bu sabah uyandığımda gördüğüm vizyonları anlamama yardım edin.

Önce muazzam bir Portal gördüm, şimdi bunu açıklamaya çalışacağım. Portalın ortasında parlak pembe bir açıklık vardı, oradan enerji çıkıyordu. Portal dışına birçok renklerin yayıldığı mükemmel bir çember idi.

Sonra şöyle bir şeyler işittim, “O başladı, savaş sona erdi veya o sona erdi.”

Sonra bir şeylerin üzerinden dışarı çıkan insanlar gördüm. Bu sanki bir denizaltının kapağının açılması gibiydi ve onların bir tür uzay elbisesi veya derin deniz dalgıç giysileri vardı. Onların yüzlerinde kocaman gülümsemeler vardı ve hepsi çok mutluydular.

Bu imgeyi görünce ilk izlenimim İllüminati’nin yarattığı ve mağaralar yok edildiğinde ortadan yok olan yer altı şehirlerindeki insanların şimdi ilk kez dünyanın yüzeyine çıkmalarıydı. Bu insanların yerin derinliklerinden çıkıp geldiklerini ve çağlardır ilk kez doğal gün ışığını gördüklerini hissettim.

Biten “savaş”ın çoğu insanın yapılmakta olduğunu bile bilmedikleri savaş olduğunu hissediyorum.

Sevgili Suzille,

Evet, okuyucularına aktarman için bu sabah sana bir mesaj gönderdik. Karanlık olanların yanlışlarının “temizlenmesi” neredeyse tamamlanıyor ve 11:11:11’deki sayısız Portal açılışları için zamanında bitirilecek. Elbette bu Portal açılışları sadece onları “görmeye” gönüllü olanlar tarafından algılanacak ve her insan tarafından kendi kişisel eğilimlerine göre algılanacak. Dünya üzerindeki sakinlerin engin çeşitliliği nedeniyle, bu her zaman bu şekilde olmalıdır. Buna ek olarak, deniz memelileri büyük okyanuslarda ve engin sularda Portal açılışlarında çok etkili olacaklar.

Bu Portalların açılışı korkutucu olmayacak, çünkü bunlar dördüncü boyutun ortaları ve beşinci boyutun alt seviyeleri ile tınlar. Bu nedenle, sadece kendi çok boyutlu algılarını geri kazananlar bu portalların orada olduklarını bilecekler. İletişim sistemlerin vasıtasıyla bunu dağıtman için bu mesajı veriyoruz.

13 Ekim 2011 Perşembe

Kendini İyi Hisset! O kadar...

Hergün e-posta kutuma Abraham-Hicks Publications'dan o günün sözü geliyor. Tabii ki bu sözler istisnasız o gün duymam gereken sözler oluyor. Hiç bir şeyin tesadüf olmadığının güzel bir kanıtı daha. Son bir kaç gündür, içimde kalmış bütün alınganlıklar,aşağılık duyguları, yetersizlik korkuları, suçluluk duyguları açığa çıkmakta. Oysa ben, bunların hepsini temizlediğimi düşünmüştüm. Komikdeğil mi? Oysa içinde bulunduğumuz zamanlar son kalan bütün toz ve pisliklerin, dip köşelerde kalan en son kırıntıların bile temizlenmesi gereken zamanlar. O yüzden olan şeyler beni çok da şaşırtmadı. Bunları yaşarken sakin kalmak, sevgide kalmak ne kadar zor oldu anlatamam. Her neyse, bugün gelen günlük mesaj tam da duymak istediğim şeydi, paylaşmak istedim o yüzden...

Konu ne olursa olsun, kendini kötü hissediyor olmanı haklı çıkarmaya çalışma. Neden farklı hissetmen gerektiği ile ilgili bahaneler de bulma. Kendini iyi hissetmekten seni alıkoyan her neyse onu suçlamaya da kalkma. Bunların tamamı boşa çabadır sadece. Kendini tam şu anda iyi hisset! O kadar.

Ne kadar doğru değil mi? Zihnimizin bu olayın neden olduğu, nasıl olduğu, sonuçlarının ne olacağı, olmasaydı nasıl olurdu gibi yüzlerce soru ile bizi zehirlemesine izin vermediğimizde, zaten kendimizi iyi hissetmeye konsantre olabiliriz. Aslında teori çok basit. Uygulama her zaman bu kadar basit değil doğrusu, en azından benim için değil ama ne yapabileceğimizi biliyoruz. Bu çok büyük bir fırsat. Tam şu anda, tam şu ana odaklanıp, iyi olmayı seçebiliriz. Bu kadar.

Sevgi ve ışıkla kalın...

12 Ekim 2011 Çarşamba

Haydi uyan! Galaktik bir insan olmaktasın...

Hızlanmayı hissediyor musunuz? Çağların değişimi çoktan başladı bile!

Kadim kehanetlerde öngörülmüştü. Yerli gelenekler hep bunu söylemişti.

Dünyadaki değişim uyku düzenimizi, ilişkilerimizi, bağışıklık sistemimizi ve zaman algımızı etkiliyor.

2.000 yıl önce bize söylenen, bedenimizdeki büyük değişimi kabul etmek için bir inisiyasyon süreci yaşıyoruz. Bu değişim şu anda gerçekleşmekte!

Değişimin olası bazı etkileri:

- Migren ağrıları, yorgunluk

- Eklemlerde, omurgada elektriklenme hissi

- Kas ağrıları, karıncalanma

- Gribal semptomlar

- Derin rüyalar

- Yeni titreşimlerin bedenimizde yarattığı hassasiyet

- Zamanın – ya da yaratımın – hızlanması

- Fiziksel bedenin değişimi başladı bile. Yeni bir ışık beden yaratılıyor.

- DNA’mız evren tarafından yeniden programlanıyor (Maya kehanetlerinde öngörüldüğü üzere)

- Sezgilerde ve şifa yeteneklerinde artış

- Yeni doğan bebekler büyük olasılıkla telepatik olarak doğuyorlar

Bu sabah gerçekleşen dolunay ve etkileri

Serpil Doğançay'ın bu sabah gerçekleşen Dolunay'dan önceki yazısı. Okuyamaya değer...

12 Ekim 2011 Çarşamba günü sabaha karşı 05:07 gibi Koç burcunda dolunay gerçekleşiyor.

Bu yüzden bazılarımız patlamaya hazır bombalar gibi dolaşıyoruz ya da etrafımızda bu enerjiyi algılıyoruz bugünlerde. Bu dolunayın gezegeni Savaş Tanrısı Mars çünkü. İçimizdeki Kahraman savaş hazırlıklarında sanki. Mars’ı ve Koç enerjisi güçlü olanlar bir süredir içsel bir savaş alarmı içinde hissediyor olabilirler kendilerini. Fethedilecek topraklar var yine sanki bir yerlerde ve kuşandık kılıçlarımızı Allah Allah sesleriyle.

Ateş elementi büyüdükçe büyüdü içimizde, yarın sabah en yüksek noktasına ulaştıktan sonra azalmaya başlayacak dolunayın üzerimizdeki bu etkisi. Zorlananlara iyi haber olsun bu. Ateş elementi karın çakramızın elementidir ve en az bir haftadır bazılarımızda bu bölge kendini bir şekilde belli ediyor; yanmayla, bağırsak bozukluğuyla ya da çeşitli bağırsak sorunlarıyla, belki karın ağrılarıyla. Karnımız 2. Beynimiz.

Zihinlerimiz de çok güçlü bir şekilde tetiklendi son günlerde. Sanki zihnimizi etkisi altına almaya çalışan güçler güçlenmiş gibi… Zihnimizle bağlantılı olan gezegen Merkür, Satürn ile yakın ilişkideydi Terazi döneminde. Şu anda da son demlerinde olmakla birlikte öyle yine… Düşünme biçimimiz ve kalıplarımız bir kez daha karşımıza çıktı son günlerde. Özellikle ilişkilere yönelik. Önce kendimizle sonra da partnerimizle ve sevdiklerimizle ilişkilerimizde kuşkulara düşmüş olabiliriz. Şu ya da bu şekilde zihinlerimize düşmüş olabiliriz.

Merkür üst dünyalarda da alt dünyalarda da dolaşabilen bir gezegen. İçinde bulunduğumuz dönemdeki bu yüksek enerjilerin zihnimizi etkilemesi son derece normal. Akıl Oyunları adlı filmde (Beautiful Minds) olduğu gibi; görsek de, eteğimizden, paçamızdan aşağıya çekse de bizi akıl oyunlarımız, ilgilenmeyelim… Orada duruyorlar, bakıyorlar eski düşünme şekillerimiz, varsın dursunlar, ilgilenmeyelim. Ancak fark edelim ki, var olan potansiyelimiz ne ise o oranda zorlanıyoruz. Yani zihnimiz nasıl etkiler altına girebiliyorsa, o oranda zorlanıyoruz. Ama hepsi geçici zorlanmalar bunlar. Daha önce yapamadığımız bir şeyi yapabilmeye, söyleyemediğimiz bir şeyi söyleyebilmeye, zihin kalıbımız şu anda bizi hayatımızın hangi alanlarında etkiliyorsa, kırmaya niyet edelim. Dolunay enerjisi bizde bu yardımı sunuyor.

Jill Bolte Taylor's stroke of insight | Video on TED.com

Jill Bolte Taylor's stroke of insight Video on TED.com

Bu olağanüstü deneyimi mutlaka seyretmelisiniz... Sevgi ve ışıkla.

Bilincin Altın Çağına Doğru

Çoğunuz dünyanın manyetik bir alana sahip olduğunu biliyorsunuz. Dünyanın eriyik çekirdeği dönerken, manyetik alan yaratılır. İnsan zihninin düşünce küresi (alanı) dünyanın manyetik alanında yerleşiktir. Bu manyetik alan son on yıldır dramatik şekilde zayıflamaktadır.

Fizikte "Schumann Rezonansı" olarak adlandırılan bir parametre vardır. Bunu kullanarak, dünyanın manyetik alanının gücünü belirleyebiliriz. Bu, yüzyıllardır 7.80 döngü/saniye civarında sabit idi, son 7 - 8 yıldır, saniyede 11 döngüye yükseldi ve dramatik olarak yükselmeye devam ediyor. Eğer bunu matematiksel olarak hesaplarsanız, 2012 ye kadar Schumann Rezonansının olası olarak 13 döngü/saniye olacağı ortaya çıkar. Bu rezonans 13 döngü/saniye olduğu zaman, dünyanın çekirdeği dönmeyi durdurur, manyetik alanın gitmesi ile birlikte, zihniniz de gider. "Zihniniz" dediğimde, "samskaralar" (geçmiş izlenimler/hafıza ; kişilik ; geçmiş yaşantılarımızla edinmiş olduğumuz yapımız) demek istiyorum. Samskaraların geçen 11.000 yılının baskısı ortadan kaybolur.

Dharma'da, "Zihin Karmadır" deriz. Tüm eylemler zihninizden başlar. Zihin, tüm eylemlerin içinden ortaya çıktığı samskaraların veya geçmiş yaşam vasalarının deposundan başka bir şey değildir. Bu, dünyanın manyetik alanında saklanır. Böylece, 2012 de, o birkaç gün için sıfır olacaktır. Bundan sonra çekirdek tekrar dönmeye başlayacaktır. Bu, insanlık için taze bir başlangıç veya Altın Çağın şafağı olacaktır. 2012 nin önemi budur. Bunun gerçekleşeceğini nasıl biliriz ? Fosil kayıtlarının incelenmesi, bunun kabaca 11.000 yılda bir gerçekleştiğini göstermiştir. Bu sadece kısa bir süre uzaklıktadır ve sonra hepimiz yeniden başlayabiliriz. Bu nedenle 2012 ye dek aydınlanmanızı istiyorum. Eğer tüm samskaraların gidişiyle, aydınlanmış olursanız yeni bir yuga'ya başlayabiliriz, bu Sathya Yuga veya Altın Çağ olarak adlandırılabilir. İnsanlar değiştirilmiş bilinçliliğin yeni bir haline girecekler.

Daha önce söylediğim gibi, dünyanın rezonansının artması, dünyanın kalbinin bir dönüşümden geçtiği anlamına gelir. Dünya, sizin bir bedene sahip olmanız gibi, fiziksel bir bedene sahiptir. Ayrıca bilinçliliğe de sahiptir. Şimdi, rezonans yükselirken, dünyanın kalbi öncesinden çok farklı fonksiyon yapmaktadır. Şimdi, sizin kalbiniz ve dünyanın kalbi birbirine bağlıdır. Dünyanın kalbi sizin kalbiniz ile etkilenebilir ve sizin kalbiniz dünyanınkinden etkilenebilir. Bu nedenle, kalbinizin kalp - atışının dünyanın rezonansı ile senkronize olması önemlidir. Bu, kalbinizin çiçek açması gerektiği anlamına gelir. İlişkilerinizde sevgiyi keşfettiğiniz zaman, kalbiniz çiçek açar.

Eğer sevgiyi keşfetmişseniz, anne babanızı, eşlerinizi vs içsel olarak yargılamayı bırakmalısınız. Tüm evren direkt olarak tüm olayları, insanların davranışını bile etkilerken, hiç kimse yargılanamaz.

Öyleyse yaşamı deneyimlemeyi öğrenin. İster acı olsun ister haz, yaşam deneyimlenmelidir.

Sri Bhagavan

10 Ekim 2011 Pazartesi

Ego ve Ruh



Bu kez çevirisini yapmayı başardım. Umarım sizlere faydası olur. :)
Sevgi ve ışıkla...

Ego ve Ruh

Ruhumuz başkalarıyla birleşince coşar. Ruhun, özel olduğunu hissetmeye ihtiyacı yoktur çünkü bilir ki hepimiz birbirimizle ilişkiliyiz, hepimizi “bir”iz.

Hiç kimse diğerinden daha özel değildir ve ruh bu gerçekle mutludur.

Ego ise, bu fikirle savaşır. O karşılaştırılmak ister. Üstün olmak ister.

Ego kral olduğu sürece, sen köle olmaya mahkumsundur. Oysa bir kez ruh kral oldu mu, özgür kalırsın. Çünkü sadece ruhun sana gerçekten rehberlik yapabilir. Sadece ruhun seni gerçekten sevebilir. Egoda sevme duygusu yoktur, o aşkı anlamaz.

Ruh sevgi üzerine yaratılmıştır ama bu bencil bir sevgi değildir. Bu bencil olmayan bir aşk, bencil olmayan bir bakış açısıdır, grup bakış açısıdır.

Ego ne kadar aşağılık, küçük ise ruh o kadar yüce gönüllüdür. Ego haindir, ruh verici. Ego biriktirir, depolar, kendine saklar. Ruh verir, verir ve vermeye devam eder.

Yedinci Güne Giriş

6 Ekim 2011 Perşembe

Pleiades'lilerden Mesaj 4 Ekim 2011



Bu videoda harika mesajlar var. Çok üzgünüm, zamanımı iyi ayarlayıp bunları size tercüme edemiyorum ama en kısa zamanda bunu da yapmak istiyorum. Sevgi ve ışıkla...

5 Ekim 2011 Çarşamba

Zekanın Işığını Aramak

Başmelek Mikail’den Mesaj LM-10-2011
Ronna Herman kanalıyla aktarılmıştır

Sevgili üstatlar, yükseliş sürecinde med cezir ritmi vardır. Zorlayıcı ve zihin – genişletici deneyimler tarafından yaratılan yoğun aktivite periyodunu deneyimleyeceksiniz, bunu içeriye dönme arzusu ve derin düşünme ve yalnızlık ihtiyacını takip edecek.

En sonunda yaşamınızda baskın kuvvet olacak olan güçlü bir Ruhsal bilinç geliştirmek için çabalıyorsunuz. Zihinsel bilinciniz ve duygusal bilincinizin Ruhsal – Benliğinizin yönetimi altında olmasına ve ego kişiliğiniz tarafından kontrol edilmemesine niyet edilmişti. Aydınlanma ve ruhsal farkındalık zihinsel beden/zihin ile başlar. Kendinin – üstatlığına ulaşmak için, zekanın Işığını aramanız çok önemlidir. Bilinçli farkındalık, tartışmalı senaryonun her iki yanını görebilmeniz için daha büyük resmin farkında olduğunuz zaman başlar. Yaşamın keskin – görüşlü gözlemcisi olmayı öğrenmelisiniz ve yargıda bulunmamaya istekli olmalısınız. Bir üstadın sürekli olarak bir fikre sahip olmaya veya her zaman etrafındakileri etkilemeye çalışmaya ihtiyacı yoktur. Ruhsal olarak evrimleşmiş bir insan ona ifşa edildiği şekilde gerçeği sunar ve kendi gerçeklerini aramaları için başkalarını teşvik eder.

Koşulsuz sevginin frekansları dördüncü boyutun ortalarında başlar ve her bir daha yüksek alt – boyut ile artar. Bu frekansların altı çok kırık ve uyumsuzdur. İyi ve kötü kutupluluğu orijinal İlahi planın parçası değildi. İlahi Mavikopya sizlerin, Tanrı – Bilincinin Kıvılcımlarının dualiteyi deneyimleyebilmesi için tasarlandı. Işık ve gölgenin kabul edilir spektrumu içinde, çeşitlilikte, zıtlıklarda bir deney olacaktı. Asla iyinin kötüye karşı olduğu bir realite olmasına niyet edilmedi.

YÜKSELİŞİN BÜYÜK NEFESİ (nefes alma), alt alemlere inişinize son vermek ve Ruhun yüksek alemlerine geri yükselişe başlamak için, her bir Ruhun içinde kodlanmış olan bilinç Zaman Tohumu Kristalleri vasıtasıyla dürtüldüğünüz anlamına gelir. Ancak, önce fiziksel bedeninizde ve bilincin astral bedeni/planında depolanmış yanlış yaratımları deneyimlemeli ve iyileştirmelisiniz. Çağlar boyunca yaratmış olduğunuz yanlış yaratımlarınızı ve negatif damgayı sahiplenmelisiniz. Artık insanlık geçmişin ve şimdiki zamanların tüm acıları, ıstırabı, kaosu ve yıkımı için Şeytanı veya İblisi suçlayamaz. En sevgi dolu, ince frekanslardan en düşük, en uyumsuz düşünce formlarına kadar tüm yaratımlarınızı kabullenmeli ve sahiplenmelisiniz.

Hint Felsefesinin 4 Kuralı

İlk kural :

"Karşına çıkan kişiler, her kimse, doğru kişilerdir."
...
Bunun anlamı şudur, hayatımızda kimse tesadüfen karşımıza çıkmaz. Karşımıza çıkan, etrafımızda olan herkesin bir nedeni vardır, ya bizi bir yere götürürler ya da bize bir şey öğretirler.

İkinci kural :

"Yaşanmış olan her ne ise, sadece yaşanabilecek olandır."

Hiç bir şey, hem de hiç bir şey yaşadığımız şeyi değiştiremezdi.

Yaşadığımızın içindeki en önemsiz saydığımız ayrıntıyı bile değiştiremeyiz. "Şöyle yapsaydım, böyle olacaktı" gibi bir cümle yoktur. Hayır, ne yaşandıysa, yaşanması gereken, yaşanabilecek olandır, dersimizi alalım ve ilerleyelim diye. Her ne kadar zihnimiz ve egomuz bunu kabul etmek istemese de, hayatımızda karşılaştığımız her olay, mükemmeldir.

Üçüncü kural :

"İçinde başlangıç yapılan her an, doğru andır."

Her şey doğru anda başlar, ne erken ne geç.

Hayatımızda yeni bir şeyler olmasına hazırsak, o da başlamaya hazırdır.

Dördüncü kural:

"Bitmiş olan bir şey bitmiştir. Bu kadar basittir."

Hayatımızda bir şey sona ererse, bu bizim gelişimimize hizmet eder.

Bu yüzden serbest bırakmak, gitmesine izin vermek ve elde etmiş olduğumuz bu tecrübeyle ileriye doğru bakmak daha iyidir.

4 Ekim 2011 Salı

Kendi Yolunuza Sadık Kalın - Başmelek Zadkiel, Ekim 2011

Sizi Sevgi ve Işık'la selamlıyorum.

Bu gerçekten tüm insanlık için hayırlı bir zaman. Hepinize ilerlemeniz için fırsat veriliyor. Bu bireysel bir karar zamanı olduğundan, nasıl ilerleyeceğinizi seçerken, size dilediğiniz kadar hızlı ya da yavaş ilerlemeniz için izin veriliyor.

Artık herkesin aynı yolu takip etmesine gerek yok. Bu birçoğunuzun çok dehşete düşmesine sebep oluyor, çünkü geçmişte sürü zihniyeti kural olmuştur. Bugün ve bu zamanda durum böyle değil. Artık bireyler, kendi yollarını seçmeliler ve kendi yollarında ilerlerken kendilerine sadık kalmalılar. Eğer seçtiğiniz yol, şimdiye kadar yürüdüğünüz yol ve diğerlerininin sizden yürümenizi beklediği yol ile çelişiyorsa, bu, büyük ayrılık ve yalnızlık duygularına sebep olabilir. Ancak, herkes kendi yolunda olacak ve bu yüzden, kim olduğunuzu onurlandırmanız çok önemli. Kendi ilahi misyonunuz var ve bu ilahi misyonu yerine getimek için, çağrıldığınızı hissettiğinizi yapmanız önemlidir. Kendi yolunuz sizi şimdiye kadar yürüdüğünüze benzer bir yola çıkarabilir ya da tamamen farklı bir yöne hareket edebilirsiniz. Önemli olan, ilerlerken, kalbinizde ve ruhunuzda olanı onurlandırmanızdır. Sizi yolunuzdan caydırmaya çalışacaklar için, kendi merkezinizde, güçlü ve sakin kalmanız gerektiğini idrak edin. Onlar size yanlış yolda olduğunuzu ve farklı yönde hareket etmeniz gerektiğini anlatmaya çalışacaklardır.

Sevgililer, hiçbir zaman hepinizin aynı anda aynı yöne hareket etmesi gerekmediğini hatırlayın. İnsanlığın karanlık çağlarında bu kaçınılmazdı, ama şimdi aydınlık zamanlardasınız. Bu nedenle, her birey için, bu yönde ilerlelerken kendisinin ne ile rezonansa girdiğine cevap verme zamanı. Sakince merkezinizde kalabildiğiniz sürece, kendi yönünüzde memnuneyetle ilerleyebilirsiniz. Doğru yönde gittiğinizi bileceksiniz, çünkü kalbinizde mutluluk ve haz hissedeceksiniz. Yaptığınız şeyin sizin için doğru olduğunu ve insanlık için bir hizmet yapmakta olduğunuzu da hissedeceksiniz. Herkes aynı yoldan gitseydi, yapılmamış bazı şeyler kalırdı, çünkü birçok yol var. Bu, tüm görev ve yolların yerinde olacağının daha da büyük bir güvencesidir.

3 Ekim 2011 Pazartesi

İndigo'dan Kristale Geçiş Krizleri

Celia Fenn

Basmelek Mikail tarafindan, çok - boyutlu farkindaliga hizli geçis deneyimine veya bilinçliligin Indigo halinden Kristal haline geçis deneyimine maruz kalan bir çok insana yardim etmek için bu makaleyi yazmam istendi.

Geçisi göreceli olarak nazik sekilde yapan insanlar var, ama geçis gerçeklesirken bir kriz deneyimleyen bir çok insan vardir. Bunlar genellikle daha yüksek boyutlara açik olmayi seçmis olan insanlardir. Bu seçim, rasyonel (mantikli) zihin tarafindan yapilmis mantiksal bir seçim degildir, Dünya'nin kendisinin mevcut geçis enerjilerine yanit olarak yapilan bir ruh seçimidir. Böylece, bazan kisi psikolojik, duygusal ve bedensel degisimlere itilir, onlar bu degisimlere mantikli bir açiklama bulamazlar. Bu, bir krize neden olabilir. Deneyimim su ki, ortodoks doktorlar ve psikologlar kisinin deneyimledigi sey hakkinda fikirleri olmadigi için çok az yardimci olabiliyorlar. Testler negatif çiktiginda, kisinin isterik oldugu veya topraklanmamis oldugu veya hatta sizofrenik oldugu düsünülüyor.

Bu geçis çogunlukla spiritüel yolda olan ve geçisleri idare etmek için daha iyi donanimli olan insanlara oluyor. Ancak, ayrica deneyimim su ki Indigo Çocuklar, onlarin spiritüel farkindalik durumu ne olursa olsun, geçisin dogal (kendiliginden olan) deneyimine veya daha yüksek boyutlarin farkindaligina ani geçise özellikle hassaslar. Ayrica Indigo ergenleri arasinda oldukça genel olan herhangi türde ilaçlarin kullanilmasinin, kisi etkilerle basetmeye gerçekten hazir olmadan önce bu geçissel krizleri çogu zaman hizlandirdigini ilave etmeliyim.

Asagida krizler veya ani geçis sürecinde deneyimlenen belirtilerin bir listesi var :

a.. Insanlara ve çevreye ani asiri hassaslik. Daha önce sosyal ve aktif olan bir kisi aniden tasitlara kapali olan alisveris bölgelerinde veya restoran gibi kalabalik çevrelerde bulunmaya dayanamadigini görür.

b.. psisik yetenek ve farkindalikta artis. Bu, en sikça baskalarinin içsel düsüncelerini ve hislerini "isitmek" yeteneginde tezahür eder. Eger, kisi diger herkesin de onun kendi düsüncelerini ve hislerini okuyabildigini imgelerse bu telaslandirici olabilir. Ayrica, bazi çevrelerdeki veya insanlardaki negatif enerjiye asiri hassaslik, daha önceden yakin olan bazi kisilere tolerans göstermekte yetersizlik olabilir.

c..Bu artan hassaslik panik ataklara veya endise ataklarina götürebilir. Bunlar herhangi bir anda olabilir, kisi gece uyandigi zaman bile. Çogu zaman kisi bir neden aramasina ragmen atak için geçerli bir neden yoktur.

d..Kisi uzun zaman periyotlari boyunca, sadece oturarak ve hiçbir sey yapmayarak kendisini "bölgeden çikmis" bulabilir.bu daha önce çok enerjik ve aktif olan kisiler için sinirlendirici olabilir. Bu, daha yüksek boyutlarda daha fazla zaman geçirmek ve 3 ncü ve 4 ncü boyutlarda daha az zaman geçirmek için sadece bilinçliligin ayarlanmasidir. Bununla ilgili olarak öncekinden daha uzun uyku ve dinlenme gerekir ve genel bir yavaslama gerekli olur.

e..Insan varliklarin tahribati ile ilgili obsessif endiseler (kirlenme, kaynaklarin azligi, yaratiklar, teknoloji vs). Bunun nedeni çok - boyutlu bilinçliligin grup zihninin tüm seviyelerine erisebilmesidir, türlerin yasamini sürdürmeleri ile ilgili korkulari ve endiseleri tasiyan bölümler dahil. Kisi çogu zaman kendi yasamda kalmasi ile ilgili oldugu için, onlar grup zihninin veya morfogenetik alanin bu bölümü ile rezonansa girmeye egilim gösterir.

f..Nelerin oldugunu anlamak için saplantili bir ihtiyaç, zihni asiri aktif hale getirir ve kisi zihnini kaybetmekten veya "yanip tükeneceginden" korkar. Ayrica delirme ve gelecekte günlük yasami ile basa çikamama korkusu olur. Tekrar, psikologlar ve doktorlarin çok az yardimci olabildigi görülüyor.

30 Eylül 2011 Cuma

Başmelek Zadkiel'den Mesaj - Kendi Yolunuza Sadık Kalın

Selamlar Sevgililerim,

Sizi Sevgi ve Işık'la selamlıyorum.

Bu gerçekten tüm insanlık için hayırlı bir zaman. Hepinize ilerlemeniz için fırsat veriliyor. Bu bireysel bir karar zamanı olduğundan, nasıl ilerleyeceğinizi seçerken, size dilediğiniz kadar hızlı ya da yavaş ilerlemeniz için izin veriliyor.

Artık herkesin aynı yolu takip etmesine gerek yok. Bu birçoğunuzun çok dehşete düşmesine sebep oluyor, çünkü geçmişte sürü zihniyeti kural olmuştur. Bugün ve bu zamanda durum böyle değil. Artık bireyler, kendi yollarını seçmeliler ve kendi yollarında ilerlerken kendilerine sadık kalmalılar. Eğer seçtiğiniz yol, şimdiye kadar yürüdüğünüz yol ve diğerlerininin sizden yürümenizi beklediği yol ile çelişiyorsa, bu, büyük ayrılık ve yalnızlık duygularına sebep olabilir. Ancak, herkes kendi yolunda olacak ve bu yüzden, kim olduğunuzu onurlandırmanız çok önemli. Kendi ilahi misyonunuz var ve bu ilahi misyonu yerine getimek için, çağrıldığınızı hissettiğinizi yapmanız önemlidir. Kendi yolunuz sizi şimdiye kadar yürüdüğünüze benzer bir yola çıkarabilir ya da tamamen farklı bir yöne hareket edebilirsiniz. Önemli olan, ilerlerken, kalbinizde ve ruhunuzda olanı onurlandırmanızdır. Sizi yolunuzdan caydırmaya çalışacaklar için, kendi merkezinizde, güçlü ve sakin kalmanız gerektiğini idrak edin. Onlar size yanlış yolda olduğunuzu ve farklı yönde hareket etmeniz gerektiğini anlatmaya çalışacaklardır.

27 Eylül 2011 Salı

Yükseliş Semptomları ile Nasıl Başa Çıkalım?

Bugünlerde; yükselen enerjiler ve artık dualitenin çöküşünün yaklaşması ile üst üste gelen olaylar dizisi bizi daha da zorluyor, temizlik yapmamız, bilinçaltımızda kalmış son karanlıkları aydınlatmamız için itekledikçe itekliyor. Bu yüzden zorlanıyor, kötü günler geçiriyor, bedenlerinizin bir çok yerinde acı, ağrı hissediyor, ufak tefek hatta ciddi rahatsızlıklarla boğuşuyorsanız; anlayın ki evren sizi değişime, temizliğe zorlamakta. Olan olaylarla, yaşanan acılarla başa çıkmanın en doğru yolu onları kabul edip yola devam etmek. İnanın reddetmek, sıkılmak, acıya tutunmak o enerjinin hayatınızdaki varlığını büyütecektir. O yüzden kendinizi biraz olaylardan dışarı çıkarmayı, düşüncelerinizi, dikkatinizi başka yerlere kanalize etmeyi denemelisiniz.

Yapılacak en iyi şeylerden biri bedeninizi dinlemek. Ama gerçekten dinlemek ve ihtiyacı olan şeye izin vermek. Bizim 2012 grubunda bu konuda çok farklı yöntemlerden bahsedildi; ben de birazını sizinle paylaşmak istedim. Umarım faydası olur.

Yöntemlerden biri:

- Nasıl hissettiğinizi gözlemleyin, onu tanımlayın.
- Zihninize; bu duygunun derininde yatan; önceden yaşadığınız benzer bir düşünce, resim, his yollamasını isteyin. Aklınıza ilk gelen şeye tutunun.
- Aklınıza gelen bu duyguyu, resimi yaşayın, yargılamadan, reddetmeden tamamını hissedin. 
- Bunu hissettiğiniz şeyler için bir kaç kere yapmanız gerekebilir.

Eğer bu süreci dürüstçe uygulayabilirseniz, aynı duyguyu yeniden yaşamamak için ve içinizde patlamaya hazır bir volkan gibi bekleyen bu duyguyu, bu sorunu kapatabilir ve bir daha sizi rahatsız etmesini tamamen engelleyebilirsiniz.

Bu bir korku olabilir, bir rahatsızlık, bir reddediş, kendinize yapıştırdığınız bir yafta, söylediğiniz bir yalan, bir suçluluk duygusu, bir hayal kırıklığı... Hepsi patlamaya hazır bir volkan gibi bekler ve genelde en zayıf anınızda sizi vurur. Bütün mesele sorunun kökenine inmek, ilk oluştuğu ana gitmek. O anı değiştirdiğinizde, sorun da değişecektir. O an söyleyemediğiniz şeyi söyleyin, o an veremediğiniz tepkiyi verin, o an kendinizi nasıl kandırdıysanız bunu değiştirin. İnanın büyük faydası olacak.

Bir yöntem daha anlatacağım:

Rahatsızlık yaşadığınız anda (fiziksel ya da duygusal fark etmez) yere dümdüz yatın. Derin, kontrollü bir şekilde ve mümkünse tüm bedeninizle nefes alın. Yani diyafram nefesi alın, tüm karnınıza, sonra yukarı çıkın, olabildiğince nefesinizi tüm bedeninize yayın (başta bu çok zor olabilir, pes etmeyin, temizlik her zaman biraz zahmetli ama sonucu çok güzel). Bedeninizi tamamen rahat bırakın. Tamamen serbest. Hiç bir şekilde bedeninizi kontrol etmeyin, bırakın ne yapmak istiyorsa onu yapsın. Yargılamayın, zorlamayın, analiz etmeyin. Niye böyle döndüm, niye böyle yattım demeyin, yüreğinizden, ta içinizden ne geliyorsa ona izin verin. Gayet basit, sadece bedeninizi bırakın ne yöne, ne şekilde istiyorsa o şekilde hareket etsin. Belki başınız ileri geri hareket etmek istiyor, bırakın etsin, belki bacaklarınız kasılıyor, sarsılıyor, titriyor, bırakın titresinler. Belki de fetüs pozisyonuna gelip, inleyip ağlamak istiyor. Rahat bırakın kendinizi ve yapmasına izin verin. Bütün bunlar yaşansın, ta ki artık bedeniniz güçsüz düşüp, hiç hareket edesi olmayana kadar. Genelde en az 10 dakika kadar devam edebilir, belki de daha uzun süre, ondan sonra rahatlama olacaktır. Siz bilinçli nefes almaya devam edin. İçinizden hep "artık bana hizmet etmeyen, en yüksek hayrıma hizmet etmeyen her şeyi bırakmaya niyet ediyorum" diye niyetizini geçirin.

Son olarak müziğin çok etkili olduğunu söylemek istiyorum. Dinlendirici, şifalandırıcı müzikler çok iyi gelecektir. Bizim "ney"imiz gerçekten çok işe yarıyor. Tom Kenyon'un web sitesinde ücretsiz indirilebilecek çok güzel meditasyonlar, müzikler var, satın alınabilecekler de oldukça ucuz. Hatta Youtube'da da çok güzel mantralar bulabilirsiniz. Mesela om-mani-padme-hum da çok işe yarayan bir mantra ve Youtube'da çok güzel versiyonları var.

Bu aralar moraliniz bozuk, başınız ağrıyor, mideniz rahatsız, dizleriniz acıyor olabilir. Sırtınızda 50 kilo yük varmış gibi hissedebilirsiniz. Yaşamınızdaki tüm sorunlar peş peşe geliyormuş gibi olabilir. Lütfen Sakin Olun! Sadece artık onları kabul etmeniz ve temizlemeniz gerekiyor. Artık bunları aşma zamanı...

Sevgiyle ve ışıkla...