8 Eylül 2016 Perşembe

Zaman zaman blogda paylaşımlarda bulunan "BİRi rumuzlu dostumuzun yazısını sizinle paylaşıyorum.
İyi okumalar...

_________________________________________________________________________

Var olan, (buna isterseniz Ruh diyelim) orijinalinde sadece var olduğu  için var olma hakkına sahip olmalı. Eğer dünyamızda olduğu gibi var olmak için enerji girişine ve çıkışına ihtiyaç duyarsa bu onun tutsaklık yaşadığını gösterir. Midemin kölesiyim yani insan vücudu programımın, tabiatımın kontrolü altındayım. Bu dünyanın ve algıladığımız gerçekliğin kurallarına göre yemek yemeliyim yoksa yaşayamam.Yani enerji almalıyım. Peki bu enerjiyi nereden alıyorum? Başka hayvanların ve bitkilerin etinden. Onların yaşam enerjisini kendime aktarıyorum. Sadece bir kaşık yoğurt yiyerek milyonlarca bakteriyi mide asidimde can çekiştiriyorum. Sizce böyle bir varoluş programlanırken amaç nedir? Böyle bir program iyi niyetle mi yazılır?

Biz aslında limitsiziz yani orijinalimiz, aslımız limitsiz. Uzaysız, zamansız, sınırsızız. Sınırsız farkındalık ve sınırsız yolların ta kendisiyiz. Fakat bir form aldığımızda uzay denen yapay olguda sınırlanıyoruz. Belli bir farkındalığa sahip olduğumuzda aslen sınırsız olan farkındalığımızı terk ediyoruz ve sınırsız varlığın hapis hayatı yaşaması için gereken en önemli şeyde bu. Doğuyoruz ve hiçbir şey hatırlamıyoruz.Sizce bu orijinal yol olabilir mi?

Yaşamın orijinal yolu gerçekten iç içe geçmiş ve paralel yaşam formlarının birbirleriyle zoraki ya da anlaşmalar yoluyla enerji alışverişi yapmak zorunda olduğu bir hologram mı? Yoksa bu hologram sınırsızlığın içinde ki bir alan mı?



Bir salatalık kendi yazılımıyla kendi yaşamını yaşar ama yazılımı sadece onun için değildir. Ayrıca bir gün ondan beslenecek olan hayvan için de hazır olur. Program böyledir. İnsan da bu besin zincirinde bir halka ve duygusal, düşsel, odaksal, inançsal ve kim bilir daha ne  yollarla besin taşıyıcısıdır. İnanın bana gerçekten mutlu olmanız mümkün değil. Tabiat buna izin vermez çünkü amacı bu değil. Mutlu olduğunuz dönemler hatta yıllar olur ama bu sadece bir kurtarma baloncuğudur ve onu yitirdiğiniz gün daha da mutsuz olursunuz. Konstelasyon çalışmasını görenler bilir. Atalardan duygu yüklü zor durumlar aynı DNA dan yeni nesillere geçer çünkü enerji yaşamını sürdürmek için yeni konaklar arar. Tüm ideolojiler ve inançlar, dinler insanları birbirlerine düşürmek için dizayn edilmiştir. Tabi ki toplumsal olarak kabul görebilmek için insanın hayvan doğasını düzene sokan sistemleri vardır. Hep aynı durumla karşılaşıyoruz; bir yandan konfor alanı ve düzen sunuyorlar, ayrıca öbür dünya için umutlar veriyorlar bir yandan besin zinciri gereği kendi kurbanlarını alıyorlar. Yani aslında suçlu da değiller çünkü bu alemlerin varlıklarının da yaşamak için insandan beslenmeleri gerekiyor. İnanın bana  savaşlar hiç bitmeyecek çünkü bu bir beslenme yolu... Her zaman insanlar bir sancağın altında, onun karakteri ve kontrolünde  birbirlerini öldürecekler çünkü salatalık gibi insan da bir yaşam formu ve besin olmak zorunda.

21 Aralık 2012'yi tam on yıl boyunca beklemiştim. Bekleme nedenim, spiritüel kitaplarda yazılanlar, internette okuduğum ruhsal celseler ya da bir inanç değildi. Yıllarca vizyonlar gördüm. Onaylamalar aldım. Çok inandırıcı şeyler yaşadım ve bu yüzden şimdi çok iyi biliyorum ki sınırlı varlık her zaman kandırılabilir. Öyleyse ölüm deneyimimden sonra bir varlığı rehber olarak asla kabul edemem. Ayrıca bunu yaparsam gücümü vermiş olacağımdan da eminim. Sınırlı farkındalığım olduğu için bana yapay bir gerçeklik anlatılabilir.

Bana göre reenkarnasyonlar boyunca dünyaya tekamül etmek ve hatta yardım etmek için geldiği realitesinde olan biri ölüm deneyimiyle beraber ışıklar içinde sevgi saçan varlıklar görür. Rehber rolüyle anlatmaya başlarlar; çok başarılıydın harika bir hikaye çıkardın. Birçok insana yardım ettin kendi yaşam programın konusunda da çok başarılıydın fakat...... hemen akabinde suçluluk duyması amacıyla yaşamından yığınla kareler görür. Aslında herkesin hayatında böyle şeyler vardır ve hepsi de manipülasyonlar sonucu yapılmıştır. Karmik yasalara göre bunları dengelemelisin, ayrıca yaşamında eksikliğini duyduğun sana acı veren durumlar vardı. Fakir bir hayat yaşadın, aşkta acı çektin, seni döven bir baban vardı bu yüzden ona tepkiliydin ve tabi ki bereketi kendine çekemedin, eşcinseldin; toplum tarafından onaylanmayan zor bir hayat yaşadın şimdi yeni bir hayat için yeni durumlar programlayabilirsin. Asıl amaç özgür iradesiyle yeni bir yaşamı onaylamasıdır. Böylece holografik hapishanede tutulmuş olur. Yani reenkarnasyon çarkında tutulur. Yaşam programlanır ve kişi 'saf tanrısal' ışığa alınır. Işıkta erir. Aslında yaşadığı şey ışığın onu amneziyaya yani hafıza kaybına uğratmış olmasıdır. Böylece her şeyi unutmuş olarak yeniden doğar ve sadece programladığı hayatı yaşamaz. Bu sefer de başka problemler onun için hazırdır.

Bir dindar için de durum aynıdır. Şu iyilikleri yaptın şu kötülükleri yaptın. Dinin peygamberin tanrın kim? Sen doğru yoldaydın ama insanlar ve toplum seni bu hale getirdi. Şimdi sana yeni bir şans veriliyor çünkü çok seviliyorsun. Aslında prosedür dışı ama peygamberinin şefahatiyle yeni bir yaşamda hatalarını düzeltebilirsin.

Her din ışığa yönlendiriyor zaten yani herkes hazır. Özellikle Tibetin Ölüler kitabını okursanız ışık tuzağını çok iyi anlarsınız. Bana göre limitli varlık hiçbir şeyin sorumluluğunu alamaz. Dünyaya dönmek zorunda olmak diye bir şey de yoktur. Kişi sadece ölümüyle beraber, kendi içinde büyüyen kendi gerçeğine odaklanırsa bu oyunları fark edebilir. Dışarıdan gösterilen, sunulan yapay realite bir yalandan ibarettir. Asla tekrar limitli olmayı kabul etmeyin buna limitli varlık karar veremez. Limitsiz olan öze dönmekten başka tüm yollar kandırmacadır.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme