28 Ekim 2010 Perşembe

Gerçek Hayat

Bazen hayatın bir kurmacadan, bir hayalden ibaret olduğu hissine kapılmaz mısınız? Pencere pervazındaki bir kedi. Ayağınızın altındaki halı. Açık bir pencere. Boş bir kutu. Dolu bir kutu. Hayattaki tüm o dekor unsurlarına bir bakın. Muhakkak ki bir oyunun dahilindesiniz. İçinde olduğunuz bu şey başka ne olabilir?

Gerçek Hayat ise bambaşka bir şeydir. Sakinlik ve durağanlıktır o, asudeliktir; henüz doğmamış bir yaşam gibidir. Eşikteki hayattır o. Gerçek Hayat bir drama değildir; hiç öyle değildir.

Gerçek Hayat zorlukların çok uzağındadır. Onun dahilinde trajediler yoktur. Oyun ufuktan doğmamıştır henüz.

Gerçek Hayat aksiyondan ve dramadan teşekkül değildir. Düellolardan, melodramlardan, canlı aksiyonlardan ve kameralardan çok daha öncesidir. Gerçek Hayat çok daha öncededir.

Gerçek Hayat değişmez. Asla eskimeyen, bozulmayan bir temeldir. Kesinlikle bir uydurmaca değildir. Bir şalterin inmesi yada kalkması değildir o. Gerçek Hayatın bir şalteri yoktur. Devam etmektedir ve bu odur işte.

Gerçek Hayatı bir güvece benzetecek olsak, o güvecin altı henüz yakılmamıştır, ateşse hazırdır. Gerçek Hayat henüz pişmeye başlamamış olan güvecin tüm harcıdır. Gerçek hayat tamlıktır, bütünlüktür. Hiçbir noksanlık yoktur onda. Aktarılan haberler yoktur. Gazeteler de onları okuyanlar da yoktur. Gerçek Hayat başlangıçtır. Onun fotoğrafları çekilemez. Henüz hiçbir şey olmamıştır, olmak üzeredir. Gerçek Hayat güneş doğmadan önceki şafak vaktidir. Görülemez ama her şey hazır haldedir. Canlılıktır, yaşamsallıktır.

Gerçek Hayat dahilinde devinim yoktur ama tüm devinimlerin öncü oluşumdur o.

Gerçek Hayatta her şey başlangıç aşamasındadır. Taksi şoförünün rölantide beklediği an gibidir yada bir an dahi değildir o. Taksi şoförü arabayı sürmeye hazırdır, o pozisyondadır ama taksimetre henüz çalışmaya başlamamıştır. Selam olsun Gerçek Hayata. Her daim hazırdır o. Dolu bir havuzdur; yüzücüler ise henüz yüzmeye başlamamışlardır. Hepsi sessizlik içinde suya atlamayı beklemektedir.

Gerçek Hayat asla dalgalanmaz, asla bocalamaz.

Sizin gerçek hayat olarak adlandırdığınız şeyse sadece bir kurmaca, bir uydurmacadır. Bu kurmaca barizdir, görünür haldedir ama Gerçek Hayat tam da yüzeyin altındadır. Kurgulanıp uydurulmaz. Süre giderken kendisini şekillendirmez. Hareket başlamadan önce hareketin tüm gücüdür o. Dünyaya gelmeden önceki bebektir. Tüm bileşenler, tüm unsurlar oradadır ama metin henüz yazılmamıştır.

Gerçek Hayatın fırtınadan önceki sessizlik hali olduğunu söylemeyeceğim, zira aktif hayat her zaman için bir fırtına değildir; sadece sık sık bir fırtına haline getirilmektedir. Aktif hayatın bir arkası yarına dönüşmesi böyledir işte.

Kurgusal hayat sahnesindeki yerinizi alırsınız. Perde alkışlarla açılır. Perdenin açılışıyla ilgili büyük bir şamata kopar. Sadece hayal bazında bir şeyler olmaktadır. Gerçekte ise olan hiçbir şey yoktur. Sadece oluyor gibi görünüyordur. Gerçek Olandan daha gerçekmiş gibi görünüyordur o ancak sadece bir film makarası dönüyordur. Hikayenin bir başlangıcı bir de sonu vardır.

Öte yandan Gerçek Hayat her daim mevcuttur, bir başlangıcı da sonu da yoktur onun. Hikaye henüz anlatılmamıştır. Henüz kurgulanmamıştır. Hikayenin başlaması için sizin sahneye çıkmanız gerekmektedir. Tüm itirazlarınıza ve protestolarınıza rağmen hikayeyi seversiniz. Onun her aşamasını seversiniz. Hikayenin kahramanısınızdır. Bir trajedi oyuncusu ve komedyensinizdir. İkisini de seversiniz yoksa trajedilere de komedilere de sahip olmazdınız. Bir aptalı oynarsınız. Uzun süredir ızdırap çeken bir kahramanı oynarsınız. Oynayacağınız bölümler tayin eder ve onları çok iyi oynarsınız. Defteri açar ve sonrasında da onu kaparsınız fakat Gerçek Hayatta hiçbir şey olmaz, sevgiden başka hiçbir şey olmaz; hepsi odur.

Çeviren: Engin Zeyno Vural
 
 http://www.heavenletters.org/

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme