13 Mayıs 2012 Pazar

Işık Konseyleri ve Çok Boyutlu Yeni Dünyanın Ortaya Çıkışı

Yeni Dünya Enerjileri Mayıs 2012
Başmelek Mikail ~ Celia Fenn kanalıyla

Sevgili Işık Ailesi, bu zamanda sizlerle Güzel ve Sevgili Dünyanızda gerçekleşen geçişler ve değişimler hakkında tekrar iletişim kurabilmek bize büyük Sevinç veriyor. Aslında, Dünyanızda bir çok değişimler görüyorsunuz ve bunların bazılarının zor ve rahatsız edici olduğu görülüyor, ama her şeyin Yeni Dünyanın İlahi Planına göre ortaya çıktığını bilmenizi ve kutlamanızı istiyoruz.

Sizler 2012 Işık Portalına yaklaşırken, Galaktik Merkeze hizalanırken Yeni Dünyanın Çok Boyutlu Enerjilerine tam olarak getiriliyorsunuz ve sonraki Evrim döngüsünde Dünyayı yönlendirecek Yeni Yapılar ortaya çıkıyor.

2013'ten itibaren, Dünyaya Zaman ve Uzaydaki yolculuğunda "Yeni Dünyanın Büyükler Konseyi"ni ve "Yeni Dünyanın Dünya Koruyucu Konseyi"ni oluşturacak olan Uyanmış ve Yükselmiş Varlıkların iki kurulu tarafından rehberlik edilecek. O zamanda, Dünya gerçekte olduğu Mavi Yıldız veya Mavi Su Yıldızı olarak ve Ateş Yıldızı Solaris'in partneri olarak tamamen kabul edilecek. Bu değişimler size Dünyanızın yeni algısını ve Güneş Sistemi ve Galaksideki rolünüzü getirecek.

Bu zamanda, bu iki yeni yapı, Büyükler Konseyi ve Dünya Koruyucu Konseyi oluşturulma sürecindedir ve bireyler Mavi Su Yıldızının vatandaşları ve Güneş ve Galaktik Konseylerdeki Işık Varlıkları ile birlikte - yaratıcılar olarak yeni sorumluluklarını üstlenmeleri için eğitiliyor, Güneş ve Galaktik Konseyler Altın Gül Galaksisinin oluşumunu ve onun İlahi Bilincin Sevgi ve Şefkatte Kozmik Evrimindeki gelecek rolünü yönlendiriyorlar.

Büyükler Konseyi
Bu kurul yaşları, bilgelikleri ve Dünya Gezegenindeki deneyimlerinin erdemiyle Konseye katılmak için davet edilen Bilge Büyüklerden oluşacak. Bunlar Ruh tarafından çağırılacaklar ve Dünya Koruyucu Konsey ve Yüksek Konseyler ile İçsel Planlarda çalışacaklar.

Onların rolü ve fonksiyonu danışmanlar kurulu olmaktır ve bilgelikleri ve bilgilerine epeyce saygı gösterilecek. Yerli insanlar Büyüklerin bilgeliğini onurlandırma şekillerinde daha fazla deneyime sahip olmalarına rağmen, onlar sadece yerli ırklardan değil, Dünyanın tüm insanlarından gelecekler.

Sevgili Işık Ailesi, aranızda genellikle 60 yaşın ötesinde, kendilerini Büyükler, Büyükanneler ve Büyükbabalar olarak onurlandırmaya ve bu şekilde Dünyaya hizmet etmeye çağırıldıklarını hisseden birçoklarınız vardır. Sizler bilgeliğiniz ve deneyiminiz ile ve Dünyaya, onun yükselişine ve dönüşümüne ve onun yeni yoluna yıllardır hizmetinizle yolu ışıklandıracak olanlarsınız. Burada Yüksek Alemlerde, sizinle çalışmak ve Yeni Dünya'ya giden yolunuzu onurlandırmak için hazır bekliyoruz.

Dünya Koruyucu Konseyi

Sevgililer, Dünya Yıldızının gelecek Evriminin ana sorumluluğu, Dünya Koruyucu Konseyinin parçası olmaya çağırılacak olanlarda bulunmaktadır. Önceleri, onlar bunu Kalplerinde ve Ruhlarında bilseler de, bunların kim olduklarını bilmeyeceksiniz. Onların melekleri ve yüksek benlikleri Dünyayı ve onun geleceğini onurlandırmak için yürümeleri gereken yolu onlara fısıldayacaklar.

Bunlar Sevgi, Şefkat ve Bilgelik ile dolu, tamamen uyanmış varlıklar olacak. Bazıları cesur ve yürekli, diğerleri daha çok destekleyici ve iyileştirici olacaklar. Bazıları Gezegeni gözeten Spiritüel Savaşçılar olacaklar, bazıları bir çok insana dönüşürken ve yükselirken Öğretmenler ve Rehberler olacaklar.

Sevgili Aile, şimdi bile birçoğunuz ya bu iki Konseyin parçası olmaya ya da onlarla çalışmaya ve bir şekilde onları temsil etmeye çağırıldığınızı işitiyorsunuz.

Konsey Üyeleri olanlar veya Işık Temsilcileri olarak Konseyleri temsil etmek için seçilenler, 2012 Portal Geçişinden sonra Yeni Dünya Işığın Güneş ve Galaktik Konseylerinin tam yetkili üyesi olduğu zaman Dünyaya rehberlik etme büyük sorumluluğunu üstlenecekler. Onlar Kozmik Ortaya Çıkışı yönlendiren İlahi Yaratıcı Zeka ve İlahi İrade ile uyumlu olarak Solaris Sisteminin ve Altın Gül Galaksisinin gelecekteki rotalarının tartışılacağı Büyük Konsey Toplantılarında Dünyayı temsil edecekler.

Sevgililer, bu büyük onur olacak ve yaşamlarını bu an için "eğitimde" geçirmiş olan birçoklarınız var!

Solaris Güneş Konseyi
Güneş adını verdiğiniz o Varlık ve Gövde şimdi Solaris olarak biliniyor ve Solar Konsey burada Büyük Solar Konsey Salonunda yerleşiktir.

Burası Solaris sistemi içindeki Işığın tüm "gezegenleri" ve Gövdelerinden gelen temsilcilerin Galaktik sistem içindeki ortak rotalarını belirlemek için bir araya geldikleri yerdir. Büyükler Konseyi ve Dünya Koruyucu Konseyi ile çalışanlarınıza da Yeni Dünyadan gelen temsilciler olarak Solaris Güneş Konseyinin üyeleri ile çalışma fırsatı verilecek. Sevgililer, burada İnsan Formundaki çok boyutlu Işık Varlıklar olarak ustalıklarınıza ve yeteneklerinize gerçekten gereksinim duyacaksınız. Konseye delegeler olarak bireysel olarak veya Grup Merkaba formlarında Güneş Konseyi ile buluşmak için götürüleceksiniz, Dünyanızın insanların bu tür çalışma için hazır oldukları bazı yerlerinde bu önceden gerçekleşiyor.

Solar Varlıklar ve Solar Melekler bu Yeniden Bağlantıyı karşılamak ve Güneş Konseyi ile çalışmayı üstlenenlerinizi onurlandırmak için hazır bekliyorlar. Gelecek zamanlarda, bu Konseyin temsilcileri sizinle birlikte çalışırken onlara aşina olacaksınız. Güneş Sistemindeki farklı gezegenlerin Dünya ile nasıl ilişkili olduğunu ve Solaris sisteminin enerjilerini belirlemek için Dünya Yıldızı ile nasıl çalıştıklarını daha açık anlayacaksınız.

Galaktik Konsey
Sevgililer, sonraki seviyede, birçoğunuz Büyük Merkezi Galaktik Konsey Meclisi'ndeki Galaktik Konsey ile çalışmaya devam edeceksiniz. Burada Altın Gül Galaksisindeki tüm Yıldız Sistemlerinden gelen temsilciler ve delegeler, Kozmik Tezahürün sonsuz yolcuğunda rotalarını ve Galaksinin rotasını belirlemek için bir araya gelirler.

Bu çalışmaya çağırıldığınızı hissedenler, Dünya Koruyucu Konseyinin parçası olarak eğitileceksiniz ve Galaktik Konsey ve Galaktik Konsey Binasında çalışan Işık Varlıklar ile çalışmaya başlamadan önce Solaris Konseyinde deneyim kazanacaksınız. Konsey Binasını ziyaret eden ve bu Konseyde ortaya çıkmakta olan Çok Boyutlu Dünyayı temsil eden bireyler ve Grup Merkabası delegeleri vardır.

Sevgili Işık Ailesi, bu seviyede Yeni Dünya İlahi Yaratıcı Zeka ve Sevginin Kozmik titreşimlerine tam olarak uyumlanacak ve Galaksi Zaman ve Uzay boyunca kendi Yolculuğunda ilerlerken inşa edilecek olan Işık, Sevgi ve Şefkat frekanslarını belirlemede Galaksiye katılacak.

Bunlar Dünyanız için heyecan verici gelişmeler. Birçoğunuz daha fazla olumlu değişimi arzulayarak, Dünyadaki siyasi ve ekonomik gelişmelerin dışında olduğunuzu hissettiniz. Bu yeni bağlantılar ile, Dünya Zamanın Yeni Döngüsünün yaratıcı frekanslarına uyumlanacak ve Bolluk ve Barışın geleceği Dünya Koruyucu Konseyi ve Büyükler Konseyinin çabalarıyla tezahür etmeye başlayacak. Hükümetleriniz ve otoriteleriniz, Büyük Işık Konseylerine bağlanma yetenekleriyle ve Yeni Dünyanın insanlarının Seçimlerine ve Arzularına uygun olarak Dünyada İlahi İradenin tezahür etmesi için yaratıcı enerjiyi yönlendirme ve kanal olma yetenekleriyle, Dünyanın gelecek rotasını belirleyecek olan Konseylerin "yönlendirmesini" hissetmeye başlayacaklar.

Bu, Dünyadaki insanların yaşamlarında minimum aksama ile kademeli bir süreçtir ve tamamen tezahür etmesi beş - on yıl alacaktır. 2017'ye kadar Dünyada büyük değişimler hissedeceksiniz ve 2022'ye kadar Dünya Koruyucu Konseyi ve Büyükler Konseyi İlahi İrade ve İlahi Yaratıcı Zekaya uygun olarak Dünyanın rotasını tam olarak belirliyor olacak.

Sevgili Işık Ailesi, 1970'lerin İlk Dalga İndigo Çocuklarının çoğu, Evriminizin sonraki aşamasında Işığın Büyükleri ile birlikte liderler olacaklar. Onlar bu geçiş için doğdular ve beklenen şeyi kendi içlerinde biliyorlar. Birçoğunuz geçen yıl, işinizin ve amacınızın bir aşamasını tamamlamış olduğunuzu ve yeni bir şeylere geçme zamanı olduğunu hissedeceksiniz, henüz bunun ne olacağını bilmeseniz bile. Birçoğunuz için bu, Işık Konseylerine bağlanmak ve Yeni Dünya için yeni Işık yapıları yaratmak için onlarla çalışmak olacak.

Mayıs ve Haziran 2012'de Enerjiler
Dünya bu derin ve heyecan verici değişimlere hazırlanırken, Mayıs ve Haziran aylarında bazı enerjisel hizalanmalar da olacak, bu hizalanmalar Dünyanın bu yıl gerçekleşen büyük hizalanma ve bağlantıya hazırlanmasına yardımcı olacak.
20 Mayısta halkalı Güneş Tutulması olacak, bu tutulmada Solaris Işık Konseyi ile Bağlantının Solar Işık Kodları Dünya'ya aktarılacak, bu birçok insanın Solaris Güneşine bağlantılarına ve onun Galaksi ve Güneş Sistemi içinde Dünyanın Evrimindeki ve Gelişimindeki rolüne uyanmalarını sağlayacak.

Bu Güneş Tutulması İkizlerdeki Yeni Ay zamanında olacak, Yay burcundaki Galaktik Merkezin zıttı. İkizler/Yay kombinasyonu her zaman Galaktik ve Kozmik enerjiler ile Spiritüel Bağlantıyı ve bu zamanda Büyük Geçişin "teması" olan kutuplulukların Birliğe birleşmesini vurgular.

Sonra, 4 Haziran'da, Galaktik Merkeze yaklaşan Yaydaki Dolunay ile Kısmi Ay Tutulması olacak. Bu zamanda, Galaktik Konsey Bağlantısı için Işık Kodları Dünyaya aktarılacak ve işleri Konseye bağlanmak ve Konsey ile birlikte çalışmak olanları uyandıracak.

Daha sonra, 6 Haziran'da Venüs Transitini veya 2004'teki ilk Transite bağlanan ikinci Venüs Transitini deneyimleyeceksiniz. Bu zamanda, uyanmış olanlarda ve kalpleri bu enerjiyi almak için açık olanlarda Sevgi enerjisinin tam uyanışını ve ifadesini sağlamak için, Solaris'teki Güneş Konseyi Yeni Dünya Kalp Izgaralarına Güzellik ve Uyumun Venüs Işık Kodlarını aktarmak için çalışıyor olacak.

Sevgililer, bu zamanda Yeni Dünyanın Frekanslarının, Sevgi ve Şefkatin Habercileri ve Elçileri olacaksınız. Ayrıca bu zamanda, Melek Alemleri ve Yükselmiş Işık Üstatları sizinle birlikte çalışacak ve Dünya 2012 Portalına ve Işığın Güneş ve Galaktik Konseylerinin bir parçası olarak kendi Kaderine doğru ilerlerken, özellikle Yunus Üstatlar ve Melekler Dünya Frekans Armoniğinin gerekli olacak olan Yüksek Titreşimli Yola "uyumlanması" için çalışacaklar.

Meditasyonlarınızda ve Seremonilerinizde bu zamanı onurlandırmanızı istiyoruz, çünkü bu zaman, Dünyanın Kozmik Mirasına ve Kaderine tam olarak Yeniden Bağlandığı an olarak gelecek zamanlarda hatırlanacak!

© 2012-13 Celia Fenn and Starchild Global
www.starchildglobal.com
(Çeviri: Saffet Güler)

37 yorum:

  1. Gakaktiklerden gelen mesajlardan ne kadar farklı değil mi?

    YanıtlaSil
  2. bu mesajlardan bir şey anlayan varsa veya verdiği(!) mesajı anlayan varsa bana da anlatsın

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sayin lordofsunshine o kadar sey yazmissiniz baska commentlerde tahmin ediyorum ki arastirmissiniz okumussunuz. peki olanlari gorebiliyorsunuz da nasil hala uzaylilardan medet umuyorsunuz? Hepinize soyluyorum Mayis geldi de gececek hala sizi uyutuyorlar anlamiyormusunuz, Yok global tutuklanmalar olacakmis da, bankalar kapatilacakmis da , canli yayina baglanip ozel yayinlar yapilacakmis da sonra da inisler gerceklesecekmis de, hani nerde? Dogrudur Elit bir kesim var ve dunyayi aci icinde bogmaya devam ediyor, ama bu mesajlarinda elit bir kesmin plani olup olmadiginin garantisini verebilir misiniz? Hepimiz 5.boyuta yukselcekmisiz, icimizdeki tanriyi uyandiracakmisiz. Hepimizin icinde varsa tanri niye birde yaratici var bir de onu dusunun hemen herseye atlamayin. Bir ve tek olan yalniz Allah'tir. Ona ortak kosmak ise gunahlarin en buyugudur. hepinizi bu gunaha surukluyorlar farkinda misiniz? Neden hic turk veya baska ortadogudan olan bir medyum bunlarla iletisime gecmiyor? cunku kim olduklarini biliyorlar da ondan.

      "İnsanlar! Allah'ın vâdi elbette gerçektir, öyleyse sakın dünya hayatı sizi aldatmasın; o çok hilekâr şeytan da Allah'ın kerem ve merhametini ileri sürerek sizi aldatmasın." (Fatır, 35/5)


      Yazim onaylanir umarim, insan istedigi herseye inanabilir, ama hakikata inanmak ve sonra bilmek gerekir ki onu baska inanclar yikmaya calissa bile o hakikat vardir

      Sil
    2. Sayın Adsız,

      Türk kanallar da var, hatta bugün bir tanesini koydum. Herkes yüreğinden/ruhundan ne geliyorsa ona inanır. Bunu telaffuz etmeyenler, seslendirmeyenler olur ama yine de inanç (bana göre) budur. Toplumsal baskılardan, inanışlardan, sosyal dayatmalardan bağımsız bir yer olmasına uğraşıyoruz buranın. Bırakın yüreğimiz ne diyorsa ona inanalım. Aynı sizin gibi.

      Sevgiyle kalın...

      Sil
    3. Ben bu mesajdan şunu anlıyorum. Aradığım yanıtlar bu mesajda olmayabilir ve değilse kendi içime bakmalıyım. Kendi yanıtlarımı istemeli ve kendi sezgilerime odaklanmalıyım. Bu mesaj yada herhangi bir mesaj bir tebliğ değildir adı üstünde kanal mesajıdır. Kanal tebliğci olmadığı gibi kanallanan varlık ve ya enerji -ki şayet varsa tabi - tebliğ eden değildir. Kanal kişinin içsel esini olabileceği gibi evrendeki herhangi varlık ya da enerjiyle kurduğu iletişimin bir yansısı da olabilir. Belki de kişisel rehberlik için önce kendimle bağlantı kurmalıyım. Mucizeler için kendimle ve belki daha sonra diğerlerimizle ve bizle bağlantı kurmalıyım. Ki o biz önce beni sonra diğer benleri kapsıyor olabilir belki de. Hepsi bir değil mi? Kanal mesajlarını varsayılan karşı tarafın tebliğleri, bildirimleri gibi değerlendirmemeliyim. Biz biriz ve kanalladığımda kendimim. Ama belki de gelecekte ki. Bilgi bilgidir, öğrenebiliyorsam ne mutlu bana. Hiç bir beklenti içinde değilim. Ama doğrunun ya da yanlışın bilgisine / ya da doğrulamadığım ya da yanlışlamadığım bir bilgiye sahibim.

      Öte yandan hiç bir dünya dışı varlık bana ifşaat sözü vermedi? Ki ola ki içsel olarak böyle bir şey işitmiş, hissetmiş ya da sezmişte olsam kişisel kanal olarak ben kendim bile şüphe ederdim sorgulardım ve herhangi bir beklenti içine girmezdim. Sadece doğrulamadığım ya da yanlışlamadığım böyle bir bilgim olurdu. Bu bana bu bir gün bu bilgiyi doğrulama ya da yanlışlama şansı vereceği gibi, yeni bir bakış açısı, yeni bir düşünce perspektifi, yeni bir zihin algısı sağlamışta olabilir. Vs.vs.vs

      Ama diyorsanız gerçekten ne anlıyorsun bunu mu anlıyorsun. Kendi dışımızda doğrulanma çabası ve kanıt arıyoruz. Bilgi istiyoruz. Çekim Yasası ve karma diyorsak işte tam oturuyor. Böyle kanallarımız var. Belki de kendimize ve birbirimize bakmalı ve dönmeliyiz. Belki de kendinizi sizden başkası ifşa edemez ve kanıtlayamaz ve kurtaramaz ve vs. Biz birbirimizin ifşası, kanıtı ve mucizesi değilmiyiz? Biz bir değilmiyiz? Siz aslında ben değil misiniz? Ve ben aslında siz değilmiyim? Biz bir değil miyiz? Ne zaman göreceğiz. Yol gidicisine tamamlanmadan yolunu sonunu vermez veremez. Uykudasındır uyanırsın başkadır her şey. Her şey derslerdir evren okuldur, derslerdir diyorsak sevgili kardeşlerim burada sınav sorularını ve cevapları aramanın ve istemenin anlamı yok sanırım. Hep beraber dersteyiz ve dersimizi alıyoruz. Hepimize neşeli dersler olsun. Ve öyle olsun...

      Sil
    4. Merhaba Adsız,

      Uzaylılardan medet ummak,aslında gezegensel yükselişin gerçekleşip gerçekleşmeyeceğinden emin olunmadığından(bu çok normaldir) elle tutulur kanıt ihtiyacı görmek içindir.Siz ne söylerseniz söyleyin lordofsunshine bu süreci izleyecektir ve yaptığı doğru ya da yanlış değildir(süreci sizde bende izleyeceğiz).

      Hepimiz 5.boyuta yükselmeyeceğiz.Üçüncü boyutun derslerine devam etmek isteyenler başka bir 3. boyut gezegenine enkarne olacaklar(doğacaklar).Üç ten dörde geçmeye hazır olanlar ışık ya da karanlık yönlerinde bir seçim yapacak.4,5,6 ve ötesinden bu dünyaya frekans yükseltmek için gelenler geldikleri boyutun bilincine dördüncü boyut bedeninde uyanacak ve seçimlerini yapacaklar.Yani gezegensel yükselişten sonra hemen 5.boyut var olmayacak.Gezegen üzerinde toplumsal bellek bileşimi yaratmadan 5.boyuta geçilemez.Yani insanlar tüm hayvanlarla,gezegenle bitkilerle,taşla toprakla, birbirleriyle TEK BİRLİKTE BELLEK oluşturmalıdır.

      ''Hepimizin icinde varsa tanri niye birde yaratici var bir de onu dusunun hemen herseye atlamayin. Bir ve tek olan yalniz Allah'tir.'' demişsiniz.Allah sizsiniz zaten hiçbirşey ima etmiyorum ya da kelimeleri simgeselleştirmiyorum.Söylediğim şeyin size çok kışkırtıcı ve kabul edilemez geldiğini biliyorum ama gerçek bu.Örneğin Allah karıncayı düşünür ve yaratır.Yaratırken kendinden başka birşey kullanmaz,kendi farkındalığını düşürür ve karınca olmayı yaşar.Zaten bu yüzden Kuranda Allah yarattıklarına kendi ruhundan üflemiştir der.Alışılagelmiş din anlayışında kalmak istiyorsanız gerçekten saygım sonsuzdur çünkü siz yani Allah öyle istiyordur.Haddimi aşarak, nacizane önerim yargılanma korkusunu bir köşeye koyun ve söylediklerimin doğru olma ihtimalini düşünün sizin gerçeğiniz doğru olsa bile Allah düşündüğünüz için sizi yargılamaz,olmaz deyip kesip atmayın lütfen.Bilirsiniz eskiden tasavvuf okullarında gizli bilgiler verilirdi.Bilgiler gizliydi çünkü halka söylenirse halk bu bilgileri kaldıramazdı.İşte sır size söylediğim şeydir ve bunu sadece tasavvuf okulları söylemez,budizm, hinduizm, taoizm,hristiyanlık ,musevilik ,şamanizm ve dünyadaki tüm teolojik yollar kendi gizemciliklerinde aynı sırrı mürşitlere aktarırdı.

      Sil
    5. Ney'in hikayesini biliyorsunuzdur.

      Bir gün Hz.Muhammed Hz. Ali ye bir sır verir.Hz. Ali duyduklarına inanamaz ve kör bir kuyunun başına gider.İçinde bulunduğu durum karmaşık ve kabul edilemezdir.Göz yaşlarıyla kuyuya eğilerek haykırır.''Ğuuu diye bir ses çıkarır.

      Haykırışın sesiyle birlikte kör kuyudan sular taşar.Zamanla kuyunun çevresinde sazlıklar biter.Uzun yıllar sonra o kuyunun başına gelen bir Aşık(bir mutasavvıf)oradaki sazlıklardan birini koparır.ona şekil verir ve üzerinde delikler açar.Yaptığı kamışa üfler ve kamıştan şöyle bir ses çıkar; ''Ğuuu'' Kamıştan çıkan ses Hz.Muhammedin sırrıdır.

      İşte o gün Hz Muhammed Hz Ali ye Allah sensin demiştir.o günden beri neyzenler neye her üflediklerinde anlatılamayanın hikayesini anlatır.

      Sil
  3. bu celsede , ileride bazı insanların galaktik konsey için çalışacağından falan bahsediyor ayrıca haziran ayında da galaktik hizalanma başlıyacakmış bununla birlikte bazı insanların bilinçlerinde uyanma olacakmış diyor,lar.............

    YanıtlaSil
  4. Türk kanallıklar da var, ama o kadar ağdalı, karışık,gizemli anlaşılmaz bir üslupları var ki ben şahsen birşey anlamıyorum,nedense hiçbirşeyi net-anlaşılır bir şekilde anlatmıyorlar... Sürekli anlatımlarına ruhani ve gizemli bir hava hakim... O yüzden de netlik ara ki bulasın... ben her iki tarafı das inceliyorum ve kesişme noktaları görüyorum, yalan-dolan da var tabii negatiflerden... Ama genel olarak bir dünya açıklama modeli var sprituel bilgilerde ve bu bilgiler negatif ve pozitif bakış açılarına sahip... kabullerden önce sorgulamayı seçen biri olduğumdan bilgi edinmeyi gerekli görüyorum... Pozitif olduğu iddia edilen bilgilerde de pek çok soru işareti olduğu kesin... İslam ise hakikaten gizem yüklü... Bu kadar büyük ve muhteşem bir yaratıcının amacının insanı cennet veya cehenneme göndermek olması olacak birşey değil bence... Hele ki cennet ve cehennem tanımları kabul edilecek şeyler değil... Sprituel bilgiler insana muazzam bir bakış açısı sağlıyorlar, engin ufuk sağlıyorlar, negatifi ve pozitifi ayırtedebilirsek bilgilenim gerçekten çok güzel... Ama dünya oyununun belki de tek kuralı "kuralsız" olması herhalde... O yüzden de herşey birbirine karışıyor, çünkü oyunun içindeki bizler de hiçbirşey bilmiyoruz o da yetmiyormuş gibi aklımızı karıştırmak için herşey yapılmış ve aydınlanmaya gücümüz bir türlü yetmiyor...

    YanıtlaSil
  5. Daha ic acici ruh ferahlatici bilgiler ogrenmek istiyorsaniz tasavvuf okuyun, bu bilgiler tasavvufi bilgi degildir , hakkin icine batil sokusturulmus yazilardir. hakkin icine batili sokmak seytanin islerinden biridir, Cennet, Cehennem niye kabul edilecek seyler olmasin? Allah seni yaratmis, hatta diger yarattiklarindan bir coguna ustun tutmus, bu ustunluklerden biri ise iradedir, nefsi irade. Bu yuzden bu dunya hayati bir sinavdir, Sinavi gecemezsen cezasi buyuktur ki her zaman Allah gunahlari bagislar,merhametlidir, onun gazabida merhametidir. Ama bu gunah islemek serbest demek degildir. Cennet ve cehennem gercekten insanlari korkutma amacli olsaydi zamaninda kimse gunah islemez,kotuluk yapmazdi

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Böyle inanılmaz güzellik ve akıl dolu, muhteşem bir yaratılışın sahibi bildiğimiz çıplak anlamda bir cennet ve cehennem sunuyor olamaz... Bu kelimelerin derinliği bize öğretilenlerden farklı olmalı... Ynai yaratılmış olan insanoğlu bile kendi yavrusuna karşı şefkatle doluyken ve onun üstüne titrerken Allah bu muhteşem varoluşun yaratıcısı ve koruyucusu olarak, Kadir-i Mutlak olarak, kendi yarattığı bu olağanüstü güzellikteki insanın karnına ateş doldurup cehennemde habire döner kebap yapması olacak birşey değildir... Bu inanılmaz akıllı tasarım varoluşun artı sonsuzdan eksi sonsuza uzananan yelpazesinde insan aklının alamayacağı bir varoluş tayfında bize öğretilen İslam mevcut açıklamalarla kabul edilemez... Zalim olabilen bir Tanrı imajı bir kenara bırakıldığında akıl sahibi olan bir insanın Allah'ı veya adı ne olursa olsun bu yaratılışın sahibini ve kaynağını sevmemesi, ona hayranlık duymaması mümkün değildir... Biz, binlerce yıldır bize öğretilen dar kalıplarla sınırlandırılmışız ve bu olağanüstü yaratılışı görmekten aciz hale düşürülmüşüz... Bizim de içine dahil olduğumuz muhteşem bir yaratılış var... Ben sprituel kanal bilgilerinden (Ramtha, Hathorlar, Ra Bilgileri,Metatron,Kryon, Dünya Kardeşlik Birliği vs vs) bize öğretilen dini bakış açılarının kalıpları dışında bambaşka şeyler olabileceğini öğrendim... Herşeyi sevgisinden yaratmış olanı bilmeyi kim istemez? Hakikaten dünya çok acımasız ve kuralsız bir yer haline getirilmiş,insan da gerçekten burada "batmış"...

      Sil
  6. İnsanin aklinA cennet ve cehennem dusununce bir garip gelir. Dusunmeyeceksin tefekkur edeceksin . Cunku dusunmek bu boyuta aittir ama tefekkur ile butun boyutlari kavrayabilirsin. İnsan yaraticisina ilk once inanmali onun varligina ve birligine inanmali emir ve yasaklarina uymali ama korkuyla degil sevgiyle . Bir sonraki asama ise bilmektir . Nefsini bilirsen rabbini bilirsin bu olay icinde tanri var demek degildir fitne buradan gelir, rabbinin sana verdigi iradeyi tanimaktir ve ona sukretmektir . İnsan tefekkurunu gelistirse nefsini cozebilse , kendi seytanini imana getirebilse iste ozaman esref-i mahlukat olur, hakikate nefsinle gitmeye calisirsan birseylerin yanlis oldugunu bile hissedemeyebilirsin.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İki boyutlu işaretlerle (yazı) sonsuz derinlikteki kayınatın özünü açıklamaya çalışmak....müziği kağıda dökerek taklit etmeye çalışmaktır...müziğin özü müziği algılayanın özündedir...kayınatın özü algılayanın özündedir....gerisi özün dışa vurumudur, yani aynadır....

      Sil
    2. Gerisi özün dışa vurumudur yani aynadır SÜPERMİŞ..

      Sil
  7. Hiçbir insan(3. boyut varlığı)ister yüksek boyutlardan enkarne olsun ister olmasın, zekasıyla karanlığın ya da ışığın planlarını tam olarak çözemez.Buna insan zekası yetmez.Kandırma - kandırılma deneyimi yaşamaya açık olan ruh-zihin-beden bütünlükleri karanlığın alanına girebilir ve ilgili zaman-uzay realitesinde kandırılma denen ilizyonu yaşayabilirler ki bu gerçekten üst benliklerinin izni ve yaratımıyla mümkün olur.Bütün bunlar tekamül yoludur.Unutulmamalıdır ki evrensel yasalara göre sadece kandırabilenler kandırılabilir.Yani şu an dünyada milyarlarca insan mesajlarla ya da başka birşeyle kandırılıyor zaten.Bu çok normal.Eğer kendiniz dahil kimseyi ya da hiçbir canlıyı İSTESENİZ BİLE HAYALLERİNİZLE VEYA DÜŞÜNCENİZLE DAHİ KANDIRAMAYACAK kadar engin bir vicdan geliştirmişseniz ve bunu 3.boyutun yaşam koşullarıyla bozmamışsanız, değil sadece bu evrende ki, ''Tüm Evrensel Döngü''de ki tüm evrenlerin varlıkları gelse EVRENSEL YASALARA göre, kandırılamazsınız çünkü tekamül yolculuğunda bu okulu bitirmişsiniz demektir.Demek istediğim şey kandırılan insan suçu kendi karanlık yönünde arasın falan değil.Kandırma kandırılma okulunu bitirmiş olan çok çok az sayıda insan var şu an dünyada, yani kandırılmamız çok normal.(İşallah anlatabilmişimdir.)Kandırma deneyiminin sonuçlarını ilk elden deneyimlemek için kandırılma deneyimi de ruh tarafından hazırlanır.

    Işık iyi taraf ,karanlık kötü taraf falan değildir.Işık tarafının yüzde yüz dürüst davrandığını mı sanıyorsunuz?Galaktikler tarafından kandırılabiliriz ama Galaktiklerden gelen mesajları okuyorsanız( ben okuyorum ) zaten ışık karanlık mesaj savaşlarının odak noktasındasınız demektir ve aklınıza gelebilecek ve gelemeyecek her alanda yaşamınıza saldırırlar.Amacım asla korku yaratmak değil.

    Dünyanın her yerinde düşsel olumlama ve meditasyon yoluyla barış için ,tutuklamalar için, ifşaat için toplu çalışmalar yapılıyor ve internet yoluyla teşvik ediliyor ama durumun ne olduğunu bilenler dürüstce insanlara bakın bu etkileri yaparsanız savaşın içine çekilirsiniz demiyor.

    Beş altı yıl öncesine kadar düşsel savaşlara çok ciddi bir şekilde girerdim.Yüksek boyutlardan varlıklar astrale kadar iner bedenimden çıkarmaya çalışırlardı beni.Ben deli gibi savaşırdım tüm karanlığa saldırırdım ve inanılmaz yoğunlaşırdım.(Karanlığa ister bu şekilde saldırın ister dünya barışını isteyin planlarına çomak sokarsanız fark ederler) ama ışık savaşçıları bunları kimseye anlatmaz bildiğiniz halde gerçeğin tamamını anlatmıyorsanız dürüst davranmıyorsunuz demektir.

    Birgün gazetelerin birinin internet sayfasını okurken beni gözlerimden fark ettiler.Astrale bir yığın varlık gönderdiler ve manyetik alanıma kilitlediler.Üç buçuk yıldır günde yirmi saat kadar sürekli vücuduma dokunuyor, konuyor ve dolaşıyorlar.Kaşıntı beni bazen günlerce mahfediyor üstelik olan bitene zamanında çokça beraber çalıştığım Başmelek Mikail ve Kirael bile karışmıyor.Anlaşma yaptığımı söylüyorlar.Neyse bunlar herkesin başına gelecek diye birşey yok tabi.Ben kendi hikayemden bir bölüm anlattım ve yazdıklarımın ışığada karanlığada yüzde elli yüzde elli hizmet etmesini diledim.Siz istediğiniz gibi elekten geçirin.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. bir gün bana gerçek huzuru deneyimletecek bir rüya görmek isteyerek rüyamı kurguladım ve uyudum. rüyamda başta insanlık karmaşa içindeydi, küçük bir dünya yaratmıştım kendime, ve orada herkes endişe, tutku ve korkuların kölesi gibiydi. bense herkesi uzaktan izliyor, birşeyler olmasını bekliyordum. sonra benim kafamda negatif varlığı temsil edebilecek şekilde bir varoluş belirdi. bütün insanlar korkuyla sarmalandı ve ben de hayatımda yaşamadığım kadar büyük bir korku hissettim. hayatımı değil de varoluş enerjimi, bütün umudumu, sevgimi, huzurumu tehdit eden, yok etmeye başlayan bir enerji yolluyor gibiydi. ve ben sanki kendim istiyormuşum gibi bu olumsuz duygudan haz alıyordum. sonra beni tamamen kontrolü altına alacak bu olumsuzluğun şekillenmiş hali olan yaratık beni boğazımdan tutup havaya kaldırdı. ölümden öte ebedi bir tutsaklık hissine boğulmaya başlamışken son anda karşımdekine duyduğum korku ve nefretin yerini yemyeşil bir ışık, sevgi ve huzur kapladı. o an bedenim yeşil ışık oldu, bildiğimiz alıştığımız sevgiden farklı olan gerçek sevgi benden yayılıp bütün dünyamı doldurdu ve bütün varlığımla ışık denizine eridim. bütün varoluşu kapsayan saf ışığa dönüştüm ve o negatif varlık bu ışıkta sevgiyle eridi ve onunla bir ve aynı olduk. ve yok oldum ama yokoluşun gerçekten varolmak olduğunu hissettim.
      biz şimdi ayrı ayrı hissediyor duyumsuyoruz ama bir an olacak bu duygularımız BİR ve tek olacak, bunu negatif pozitif kutupların birleşimi olarak da algılayacağız. negatif yapının doğası da birleşmeye bütünleşmeye karşı koyamaz. biz kendi içimizde kutupları dengeleyecek, bütün varoluşla bütünleşecek ve sonsuz bilinci, şükranı ve bizi birbirimize kenetleyen sevgiyi deneyimleyeceğiz. şimdi evrenden ayrı olmayan ama bize ayrı görünen kalbimiz tek başına atıyorsa o an hepimizin kalbi bir olacak ve evrenin kalbi olduğumuzu göreceğiz. artık huzursuz,eksik olamayacağız ve belirsizlik içinde kıvranmayacağız. gerçek önemli olansa bunun günü yılı değil, önemli olan tek şey bizim hazır olmamız. şimdi önyargılarımızı atıp özgürleşelim. bunları yazarken kendime sesleniyorum aslında. gelen mesajlar, yayınlananlar onlardan yardım alacaklar için ne büyük fırsat... ama asıl büyük yardım içimizde saklı. müslüman hristiyan ya da tek tanrılı çok tanrılı bir dine inanan insanlar, sadece yaratıcınızın size verdiği sezgiyi kullanın. o da hep sizden bunu istemedi mi? sevginin ve bir olmanın yaratıcınızı yüceltmek olduğunu bilmiyor musunuz? sadece şimdiye kadar duyduklarınızı bir kenara bırakıp yaratıcınızın size verdiği yeteneği kullanın ve düşünün. sizi yönetmek için inancınızı kullananların düşüncelerini kendi düşünceniz sanmayın. gözlerinizi açmanız hiç de zor değil. sadece sevin bu yaratılışı, sevdikçe yücelirsiniz. kendinizi sevin ve teşekkür edin herşeye. kim ve ne olursa olsun herşeyi varolduğu için ya da yaradandan ötürü sevin ve sevilmeye izin verin. bir dine bağlıysanız o dini gerçekten anlayın, bazı insanların anladığı şekliyle değil, siz yaratıcınıza ve yarattıklarına kendi sevginizi ve düşüncelerinizi adarsanız insanın kulu olmaktan uzaklaşırsınız.
      sevgi ve ışık bizimle olsun...

      Sil
    2. Çok güzel. :))
      Çok teşekkür ederiz paylaşım için.

      Sil
  8. Bir varlık ya da toplumsal bellek bileşimiyle etkileşime girdiğinizde örneğin bu, kanal mesajları da olabilir.Şu sözleri söyleyin ve tüm kalkanlarınızı kaldırıp inanın ''Tek Tanrı adına doğruyu söyle IŞIĞA MI HİZMET EDERSİN YOKSA KARANLIĞA mı?''Bu soruya evrensel yasalara göre yalan cevap verilemez.Varlıklar 4. boyutla birlikte varlıksal onur geliştirirler.Ancak varlık astral varlık ise büyük ihtimalle bu onuru geliştirmemiştir ve sorunuzu anlamaz(%99 ihtimalle anlamaz) ya da yalan söyleyebilir.Bunun ötesinde 4. boyut ve ötesi varlıkları yalan söyleyemez ama şöylede söyleyebilirler ''ikisine de hizmet ederim''(çünkü cevap yasalara göre doğru).Bunun yanında bu cümle nötr varlıklardan 7. boyut ve ötesinden de gelebilir.İşe yarıyor tarafımdan test edilmiş onaylanmıştır.

    Kanal mesajlarını okumadan önce bu soruyu sorun ve hemen ardından, mesaj karanlığa hizmet ediyor ise baş dönmesi ya da mide bulantısı gibi bir işaret istiyorum deyin ve hem varlığın ya da bellek bileşiminin üst benliğine hemde kendi üst benliğinize odaklanın.

    YanıtlaSil
  9. Hepimiz, hayatı, oluşu sorguluyoruz. Kendimizi sorguluyoruz. Zihnimizi, kendimizi geliştirmeye çalışıyoruz. Korkularımızla çalışıyoruz. Ölüm korkusu çıkıyor karşımıza. Ölüm son mu? Zihin işletiyoruz ve diyoruz ki; sonsa zaten yok olup gideceğim, değilse zaten devam edeceğim korkmak neyi değiştirir. Ama bir şey var ki bu bizi sınırlıyor. Cehennem, sonsuz azap, sonsuz acı ve sonsuz ateş düşüncesi. Olabilir mi diyoruz. Ya varsa. Değil mi? Düşünmek bile zor. Aman canım olamaz. Evren, oluş, zeki bir tasarım ve matematik kuralları olmalı yani vardır. Yaratan bensem ve ben oluşla birsem ve oluşun bir parçasıysam kendim için cehennem yaratmış olamam. Olabilir miyim??? Bunun üzerine düşünmek acı verici ama devam ediyoruz. Çünkü devam etmeliyiz ve sonuçta bir şekilde bunun olamayacağına ya da varsa bile bunu değiştirip değiştiremeyeceğimize karar verip, kabullenip yolumuza devam etmeliyiz. Tutunabildiğimiz korkusuzluk ve bulduğumuz inançla devam ediyoruz yola. Ancak şu var. Diyoruz ki evrenin yasaları varsa, sonsuz azap, sonsuz ateş, sonsuz acı diye bir şey yoksa da bu dillendirilememeli ve bu bir yasa olmalı belki de. Bu dünyada en çok bu nedenle acı çektim. Evrende yasalar varsa, yasa koyucular, koruyanlar, gözetenler varsa bunu gözetmeli. Sonra dünya hayatımıza bakıyoruz aynamız orası. Var evet yasa koyanlar var her şey var ama ben susarsam hiç bir şey yolunda gitmiyor. İşte o zaman diyorum ki ben varım. Bunu yapacak kimse yoksa bile ben bunun dillendirilebildiği her evrene her dünyaya gitmeliyim gerekiyorsa ve demeliyim ki bu doğru olamaz, ben böyle düşünüyorum. Çünkü en azından şu anda benim dünyamda sistem böyle işliyor. Bunun doğru olup olmadığını öğrenmeliyim ve öğrendiğim noktada da evrimimin neresinde olursam olayım, yapabiliyorsam hatta geçmişime gidip kendime yardım etmeliyim. Eğer böyle bir şey varsa bir yolunu bulmalı, gerekiyorsa tanrıya çıkmalı ve demeliyim ki böyle bir saçmalık olamaz buna son verelim. Onun bunu yapmadığı bir özgür irade evrenindeysem, kendi adıma, kendi özgür özgür irademle özgürce bunu yapmalıyım. Kendim yapmalıyım. Bu yasa yoksa tüm evrenlerde bunun yasa olması ben çabalamalıyım. Bu savaşmak değil. Kendimle neden savaşayım. Kardeşimle neden savaşayım. Ben ona yardım etmeye geldim. Ben bunu söyleyen kendimle savaşmaya gelmedim. Onu tutuklamaya, hapsetmeye de gelmedim. Prison Break misali kardeşim hapisteydi ve ona buradan kurtulamazsın diyorlardı kaltım geldim. Ben şunu söylemeye geldim. Öyle sonsuz azap, sonsuz ateş olabileceğine inanmıyorum kardeşim. Konuştuğuma, tartıştığıma bunu söylüyorum ve kendi en büyük korkumu kırarken belki ona da yardım ediyorum. Kızılderili öğüdünü tutuyorum ve çocuğuma cehennemden ve şeytandan bahsetmiyorum. Buna inanmıyorum. Ruhunuz, özünüz yok edilebilir mi tutsak edilebilir mi, ben yok olsam olsam ne olur en kötü senaryo ne bunları düşünüyorum ve soruyorum. Ve tekrar diyorum ki cehenneminize inanmıyorum. Siz de karanlık kardeşim cennetimdesiniz. Sen benim kardeşimsin. Hepimiz cennetteyiz. Benim için öyledir. Ve ben yaratıcıysam, bizsem, sensem, birsem hepimiz için öyledir. Ve öyleyse öyledir.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ''Konuştuğuma, tartıştığıma bunu söylüyorum ve kendi en büyük korkumu kırarken belki ona da yardım ediyorum.''

      Kendi en büyük korkumu kırarken diyorsanız bilinçaltınızda cennet, cehennem, sonsuz cezalandırma gibi kavramlardan kurtulmuş değilsiniz.Bazı cümleleriniz geçmişte yaşadım,artık kurtuldum gibi..ama aslında kurtulmamışsınız çünkü durumun acısı bitmemiş.Öyleyse burada konuşulan metafiziksel konular da sizin için belki günaha giriyorum aldanıyorum endişesi yaratıyor olmalı.Zor bir dönem..

      Kuran farklı bilinç düzeylerine göre simgesel anlatımlar yapar.
      Cehennem dezenkarnasyondan (ölümden sonra) çekilen vicdan azabıdır.Simgesel anlatımdır.Öyle büyük bir azapta değildir.Spatyoma gidilir yapılan hataları düzeltmek için yeni bir enkarnasyon(yaşam) hazırlanır,aile,ülke,cinsiyet vs seçilir.

      Siz bu yoldan geçerek, bu yoldan geçiyor olan ya da geçecek olan insanlar için yolu temizlediniz.

      ''İşte o zaman diyorum ki ben varım. Bunu yapacak kimse yoksa bile ben bunun dillendirilebildiği her evrene her dünyaya gitmeliyim gerekiyorsa ve demeliyim ki bu doğru olamaz, ben böyle düşünüyorum.'' demişsiniz(Belkide bu yüzden dünyadasınızdır :) )Keşke klasik ilahi dinlerdeki Tanrı figürüde sizin kadar vicdanlı olsaydı :))

      Sil
    2. Tam olarak şu. Ölmek diyoruz ölmek derken kastettiğimiz şey fiziksel ölüm. Bu korkuyu yendiniz diyelim. Kolaydı. Eğer ölüm benininiz ruhunuz tüm varlığınızın tümden yok oluşu olsaydı. Tamam bu düşünceyide olası ya da değil kabullendiniz ve korkuyuda yendiniz.
      Ama şu var ben yazılan ya da okuduğum tanımlamalarla düşünmüyorum. Algı koşullarımla kendim tanımlamaya çalışıyorum. Bunu yaparken kendi zihnimde daha önceki tanımlamalarıda temizliyorum belki bilmiyorum. Sonra bu çıkıyor karşınıza yani benim karşıma bu çıktı. Evren, oluş, tanrı ya da kendiniz onun bir parçası ya da bütünü olarak ona sonsuz güvenmeyi öğrenmek. Onun zeki ve kusursuz bir tasarım olduğuna inanmadan ya da idrak etmeden kendinizin kusursuz oluşunu idrak etmeden ilerleyemiyorsunuz. Şu düşünce saldırıyor size buna inanın ya da inanmayın korkun ya da korkmayın çözülmemiş bir bulmaca gibi geliyor önünüze. Ruhun ya da bilincin sonsuz acı deneyimleyebildiği bir gerçeklik olabilir mi? Bunu getiren şeyde şu anda dünyada bize anlatılan model. Zeki bir evrende başka bir varlığın denetim frekansında sınırlandırılmış bedenlerle ve manipüle edilebilen bir duygular ve realite de yaşıyoruz. Hepimiz aynı şeyi soruyoruz, nasıl, neden. Zeki varlıklar varsalar, bir tanrı varsa neden müdahale edilmiyor. Bu nasıl bir evren burada bir şeyler yanlış, bu bir oyun mu bu gerçek mi? Tüm bunları soruyoruz. Bizim için bu kadar anlamsız ve acı olan bu durum yukarıdakiler için bizim domatesin özü hakkında hiç bir fikir sahibi değilken onun genleriyle oynamamız kadar normal bir şeymiş gibi görünüyor. Değil mi?
      Buradan bir kaç yere varabiliyorum. Bunların biri olan biten her neyse değiştiremeyeceğini kabullenerek korkusuzca her şeyi kabullenmek. İkincisi evrenin kesinlikle zeki bir tasarım ve oluş olduğunu onu yaratan koşulları ve zihni bilgeliği edinmedikçe yani yaratanın bizzat kendi bilinci olmadıkça onu değiştiremeyeceğinizi idrak etmek.

      Kasyopya ve Ra yı okuduk. Bizleri 4. boyutta yönetmeyi arzuladıkları yazıyor. Hiç bilmediğimiz 4. boyutta.

      Hiç birimiz ölüm sonrasını bilmediğimiz gibi tüm bu anlatılanların ne kadar gerçek olduğunu da bilmiyoruz. Hepsi yazılanlardna ve kanal bilgilerinden ibaret. Hepsini siliyorum bunların hiç birini kabule saymadan ve hepsini tekrar önüme koyuyorum inanmadan ve kabul etmeden sadece bilgi olarak. Kanal bilgileri mantıklı zihin olanları anlayamaz diyor ama düşünebilmek sorgulayabilmek hayatta kalabilmek devam edebilmek ve öğrenebilmek içinde ona ihtiyacım var. Onu kullanıyorum. İsterseniz yaratıcı ve varlığın tümü olduğunuza inanın. İdrak etmeden bilemezsiniz. Bilseniz idrak etseniz bile kendi dışınızda sizi doğrulayabilecek bir ikincil bulamazsanız. Tümünü tüm varlığınızı bilmeden bilemezsiniz. Kendinizi doğrulayamazsınız. Hiç bir varlık bir altıncı boyut varlığı dahi doğrulayamaz. Ve evet bundan canım acıyor. Tüm bunları ben mi yarattım. Ben yarattıysam yaratırken yarattığımın farkında ve bilncindemiydim. Tanrıya sen varsın diyebilecek biri var mı? Varsa o ben miyim. O bensem ona sen varsın demelimiyim. Onun var olduğunu biliyor ve ispatlayabiliyor muyum. Onu ikna edebilir miyim. O bana kendini kanıtlayabilir mi? Ben ona kendimi kanıtlayabilirmiyim? Big bangten önce ve sonra tanrı var mı? Var mı?
      Bana yardım eder misiniz?
      Yardım eder misiniz?

      Sil
    3. Tanrı sizin yerinizde olsaydı. Sizin sınırlarınızla sizin bedeninizde. Tanrı bilinci ve sizin bedeniniz. Sizin yapabileceklerinizden farklı ne yapabilirdi. Parça parça hepimizin bedenine girseydi. Ne yapabilirdi. Hepimiz birsek hepimiz oysak işte buradayız işe buyrun bizden yardım istiyorlar bütün bir insanlığın çığlıkları. Hepimiz tanrıysak işte buyrun kendinize yardım edin sizden yardım isteyene yardım edin. Tanrıyı bulmaya çalışmıyormuyduk. Bulduk işte kendimizi. Belki de tanrıydık ve parçalanarak buraya yardım etmeye geldik. Bize inanmıyorlardı güvenmiyolardı. Dua ediyorlardı yardım istiyorlardı belki. Ne yapmamız gerekiyor. Birleşmekmi. Parçaları bir araya getirmek mi? Neyi bekliyoruz? Neden bir araya gelmiyoruz ve tanrıyı oluşturmuyoruz? Neyi bekliyoruz? Yerdeki tanrılar, gökteki tanrılar. Tanrı parçacıkları. Tanrı kopyacıkları, tanrı yansıları. Birleşmiş ve odaklanmış ışığın neler yapabileceğini düşünür müsünüz? Bir merceği düşünün lütfen. Lambalar ayrı olsada ışık tektir. Tanrı her yerde ve hepimiziz, herşeyiz. Kendinizden ayrı bizden ayrı bir tanrı aramaya devam edecek misiniz?

      Sil
  10. Kanallar kanallıklar batıda gibi görünebilir. Büyük ruhların hikayesi var bu coğrafya da. Ortadoğu ve islam karması. Bu dünyanın en ağır karmalarından biri belki de. Cezalandıran tanrı düşüncesi. Cehennem ve yanma düşüncesi. Cinselliğin kirlenmişlik düşüncesi. Kadınlığın ikincilliği. Kadın ve çocuk istismarları, vs. Bunlar dünyanın en ağır karmaları belki de. İşte bu coğrafya da bu büyük ruhlar bu karmayı dönüştürüyor. Kendi karmalarını dünyanın karmasını ve birleşik realiteyi dönüştürüyor. Buna savaşmı demeliyiz. Buna savaş diyorsak eğer tabi ki bu düşüncelerin olduğu bir realitede saldırılar olacaktır. Bunlar dünyanın en düşük frekansları ve enerjileri belki. Belki daha derindeyiz ve bu nedenle daha az yukarıyla iletişim kuruyor gibi görünüyoruz ama hayır. Daha derine inmeye ve dalmaya cesaret ettik diyelim. Bunu düşünelim ve hatırlayalım.

    Açık konuşuyorsak eğer bir çocuğun bunların içine doğması ne demektir biliyor musunuz? Çocukluğunuzu hatırlıyor musunuz? Cinselliğinizin utanç olarak tanımlandığını hatırlıyor musunuz? Boşaldığınızda kirlendiğiniz ve temizlenmeniz gerektiği söylendiğini hatırlıyor musunuz? Kadınların kirlenmişlikle telkin edildiğini biliyor musunuz? Çocuğun belirli yaşlarda sünnet olmasının getirebileceği travmaları düşünüyor musunuz? Cehennem yanma ve azap duygularıyla doldurulduğunuzu ve ne hissettiğinizi hatırlıyor musunuz? Anneniz ve babanız, öğretmeniniz, askerde üstleriniz tarafından istismar edildiğinizi hatırlıyor musunuz? 19 Ağustos depreminde 40 küsür saniye boyunca ölmekten korktuğundan değil cenabet ölmekten dolayı ne yapacağını bilmeyen, yalvaran ve şoka giren arkadaşımı hatılıyorum. Eğer bu savaşmaksa işte bunun için savaşıyoruz. Eğer tüm bu realiteyi dönüştürmek için bu realitelerle çalışmak savaşsa eğer savaşıyoruz. Bir karşı tarafı yok bunun. Kurtuluş savaşı diyoruz 1. Dünya Savaşına. Her taraftan kuşatılmış ve saldırı altında kendini savunurken biz savaşıyoruz. Kendimize kardeşimize yardım ederken biz savaşıyoruz. Aydınız yazıyoruz, konuşuyoruz ve biz savaşıyoruz. Gandhiyiz ve Hindistan da eylemsizlikle savaşıyoruz. Don Juan ın Küçük Tiran hikayesindeki gibi savaşıyoruz. Anneyiz, babayız ve savaşıyoruz. Işık işçisiyiz ve savaşıyoruz. Evet tüm dünyada savaşmayacağımız gün için, hep birlikte barış için savaşıyoruz. Tüm bunların bitmesi için savaşıyoruz. Belki taraf değiliz ancak savaşın içindeyiz ve savaşıyoruz. Savaşı öğrenmek için, savaşmamayı öğrenmek ve öğretmek için savaşıyoruz. Hasta vücudun mikroplarla savaştığı gibi, bağışıklık için savaştığı gibi savaşıyoruz. Tüm bu kanalların doğruyu söylemesi için savaşıyoruz. Kandırılmamak için savaşıyoruz. Geçmişimizin karması için savaşıyoruz. Bilgi için, tekamül ve yükseliş için savaşıyoruz. Belki en çokta kendimizle savaşıyoruz.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Işıklıdüşler ne güzel bir nickname :))İçinizde ki özlemi yansıtıyor.Yuvaya duyduğunuz özlemi...

      Biliyor musunuz yuvaya döndüğümde yapmak için sabırsızlandığım bir şey var :) Oradakilere buranın hikayesini anlatıcam.Onlara ışıkişçilerinin gözyaşlarını anlatıcam.Tanrı olduklarını hatırlamayan tanrılar gördüğümü anlatıcam.Birbirini hatırlamayan sevgililer gördüğümü anlatıcam.

      Yaşadığımız özlem yuvayı bu dünyaya yaklaştırıyor.Güçlü özlem duygusu,istek ve düşünce birleşiyor ve çok güçlü bir şekilde bu gezegenin frekansını yükseltiyor.

      Birgün 3. boyuttaki yolculuğunuzu izleyen inanılmaz sayılardaki ruhun varlığını fark edeceksiniz.Milyonlarca göz yaşıyla temizleneceksiniz ve algılayabildiğiniz en büyük onurla ödüllendirileceksiniz.

      Bütünün en yüce hayrına hizmet edecekse varlık için alemler yaratılsın...

      Olandır...

      Sil
    2. Güzel duygularınız ve düşünceleriniz için teşekkür ederim .Aynı hislerle okudum ve paylaştım.
      Duyduğum özlem yuvaya dönüşten de öte demeliyim çünkü kardeşlerimle birlikte burada hep birlikte yuvada hissetmek istiyorum artık. Ve oyunlar oynamak. Bunu tanımlayamıyorum evet. Belki yüzünüze söyleyemem evet hepsini kabul ediyorum ama içimden dökülen bu.
      Yuvadakiler uyanık ve biliyor olmalılar sanırım.
      Gözyaşımız kaldıysa oda aksın ve mümkünse bir daha yalnız ağlamayacağım hep birlikte..

      Sil
    3. ne güzel duygular bunlar ve bana yakın geliyor hepsi. bir nedeni olmalı bu yakınlığın. evet , tabii ki var. özlemimiz aynı! sevgiyi elele tadacağız, hep yalnız hissettik ama artık perde inecek ve gerçeğin oyununda aynı sahneyi paylaşacağız. sonuçta biz BİR 'iz.
      sevgi ve ışık bizimle olsun...

      Sil
  11. Sevgili BİR-İ... Buraya yazdığınız şeyler benim kafamda sadece Aziz Fransesco'nun "Şeytanı sevmeden Tanrıyı sevemezsin, çünkü onu da Tanrı yarattı" sözlerini anımsattı ama ortada aydınlatılmış birşey de göremedim doğrusu... Bir de benim bildiğime göre şu anda artı sonsuzu deneyimlediğimiz için karanlık ve aydınlık arasındaki dengeyi gözetirken %51 pozitif olmamız gerekiyor diye düşünüyorum... Herneyse, sizin sahip olduğunuz deneyimler ve düşüncelerinizin sonucu olan bu gezegeni ve yaratılışı açıklama modelinizi okuyabileceğim bir websiteniz vb bir bilgi erişim yeriniz varsa bildirirseniz sevinirim... Özellikle de madem ki Mikail ve Kirael sizinle çalışıyorlar eğer onlara İslam ve Hz. Muhammed ve İslam'daki tek tanrı olan Allah ile ilgili sorularınız olduysa mümkünse cevaplarını da mutlaka öğrenmek isterim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sanıyorum ''yazdıklarımın %50 ışığa %50 karanlığa hizmet etmesini diledim'' diye yazdığım için, benim bildiğime göre şu anda artı sonsuzu deneyimlediğimiz için karanlık ve aydınlık arasındaki dengeyi gözetirken %51 pozitif olmamız gerekiyor diye düşünüyorum dediniz.

      O yazıda taraf tutmadan yazmayı diledim hepsi bu.Yoksa eşit oranda hizmet etmek benim henüz ulaşabildiğim bir farkındalık düzeyi değil.İster istemez kendimi ışık saflarında buluyorum ve bu durum bana hala ışığın ve karanlığın tekamüldeki rolünü tam olarak anlamadığımı gösteriyor.

      Evet pozitif geçiş için en az %51 başkalarına hizmet odaklı olmak gerekiyor.Negatif geçiş için de %90-95 gibi kendine hizmet odaklı olmak gerekiyor.

      Herhangi bir web sitem yok.Ebru Hanım müsade ettiği sürece bu bloğun enerji alanı içinde olacağim.Emreskopi ye de yazmayı defalarca denedim ama hep durduruldum.Takipçilerinin arasında sevgi-korku kutupluluğunda sivri u dönüşler olduğundan oraya giriş yetkim yok ama yazılanları takip ediyorum.

      Belki siz de Mikail ya da başka bir başmelekle çalışıyorsunuzdur ama hatırlamıyorsunuzdur.İstisnasız herkes, uyurken birçok irtibat kuruyor zaten.Bildiğiniz birebir konuşma yaşanıyor ya da telepati,anında biliş, ama çoğunlukla hatırlanmıyor.Bu durumu lütfen kimse insan üstü bir durum gibi görmesin.Herkes yapıyor zaten :))

      Mikail ya da Kirael e böyle bir sorum olmadı.Mikail zaten bu konularda ki sorularınızın cevabını bildiğinizi söylüyor.Teyit etme ihtiyacında olduğunuz için bunu yazmışsınız.O cevap verse bile teyit etme ihtiyacınız karşılanmayacakmış.Siz bu ihtiyacı kendiniz kapatacakmışsınız.(Cevap doğru mu? lütfen yazın merak ettim :)) )

      Eğer Mikail karşınızda otursaydı ona ne sormak isterdiniz?Karşınızda oturduğunu düşünün istediğiniz soruyu sesli olarak sorun ve sonra sorduğunuz soruya cevap verin.

      Sil
    2. Benim öyle bir çalışmam yok, var da ben hatırlamıyorsam da zaten benim için yok hükmündedir... Hatırlanmayan şey benim için yoktur... Eğer bağlantım olsaydı mutlaka sorardım... Çünkü bu konu benim için çok ilginç, İslam'ın tıpkı Yahudilikte olduğu gibi çok korkutucu, ürkütücü bir genel havası var, yani son yıllarda Siyonist-Ziyonist-Neocon tayfasının (İlluminati vs) üretip yaydığı ideolojik havadan sözetmiyorum... Sürekli olarak "korku" temeline dayanan veya yüzlerce yıldır bize belki de yanlış yorumları okutulup öğretilmiş bir İslam var... Belki de bolca negatif unsur sızması bulunan bir İslam var... Bilemiyorum... Ben bu gezegendeki herşeyin bir biçimde birbirleriyle bağlantılı ve açıklanabiir olduğunu düşünüyorum, başka türlüsüne imkan yok zaten...

      Sil
    3. Emin değilim Lordofsunshine ama ilk aklıma gelen geçmiş enkarnasyonlarınızın etkisiyle böyle hissetmeniz.Klasik İslamın aura alanı içinde değilsiniz siz.Bırakın.

      Sil
  12. çokça beraber çalıştığım Başmelek Mikail ve Kirael bile karışmıyor.Anlaşma yaptığımı söylüyorlar.

    yukarıdaki ifadenize göre anlaşma tabiri sanırım sizin enkarne olmadan yaptığınız akite bağlı bir konu.
    sizinde dediğiniz gibi % 50 pozitif ve % 50 negatife hizmet aktinizden ve bunun sonucundada kendinizi bulmanız ve tekamülünüz için gerekenleri yaparken koruma kalkanınızın bir süre sonra gelenlerin yoğunluğu ve kalkanınızın artık işlevini yapamamasından bunlarla karşılaşmışsınız.

    BAŞ MELEK MİKAİL yada çok bilmesemde kırael sizin bu durumunuza karışmamaları aktinizden dolayıdır ki buda kabul edebilir birşeydir.
    sadece başkalarına hizmet formunda olamayaşınızdan da olabilir.

    spritüeller, insanlara kendini bul, bil diyor ama yolun nasıl olabileceği hakkında yada yardım gelecekmi,yada kendileri bir yardım vereceklermi asla söylemiyorlar.

    öncelikle yükselmek isteyen insanlara naçizane tavsiyem kendilerini bulsunlar,bilsinler ama terketmeden önce akitlerini iyice öğrensinler ardından da auralarının gücünü bilmeden bu işlere girerseniz arkadaştaki gibi sorunlarla karşılasırsınız.

    dünyada şu an üst boyutlardan negatif ve pozitif alemlerden ve bunların dışında yeni ruhlardan oluşan bir grup var,uyananlar bir şekilde akitlerinin gereğini yapıyor,bazıları uyumaya,bazılarıda uyanmış olsalar bile 3 boyutun zevklerine dalmışlar bananecilik oynuyorlar halbuki verdiği akitin gereğini yapmaları gerekiyor.

    uyanmış olanlar tıpkı arkadaşta olduğu gibi sürekli saldırı alıyorlar,görevini yapamasın diye.ama negatif bir hizmette olana pozitiflerden saldırı geleceğini düşünmüyorum.
    3.boyuttaki varlıkların yükselişi için uğraşan pozitif ve nagatif varlıklarda vardır,onların yükselebilmesi içinde 3.boyuttakilerinde mutlaka yükselebilmesi gerekiyor.bu kadar pozitif ve negatif mesajlarda bunun içindir..

    amaç dünya ve insan varlıkların yükselişini engellemek.

    boyutlardan söz edersek 5. ve 6. boyuttakiler 4. boyut yoğunluğudakileri kullanarak hem fiziksel hem mana aleminde savaşırlar..6.boyut ve üstü nötr olduğu için buna gereksinim duymazlar diye biliyorum.ayrıca 6.boyut ve üstünün bu tür işlere gireceğini hiç sanmıyorum yani size evet yada hayır diyemezler denmesi halinde size zarar verecekleri için bu onların ruhen boyut düşmelerine neden olur.

    aslında yükselişte çok zor negatiflik okadar sarmışki,imkansız gibi.
    olursada bu son dönemde çok az ruh hasat edilir.kanal mesajlarında sürekli yıllardır ertelemelerin olması bundandır. ne kadar fazla ruh hasat edilirse üründen memnuniyet o kadar fazla olur tıpki çiftçi ve tarladaki mahsül misali.. ama hepsi bir yere kadar mahsül belli siklus dönemlerinde tutmaz ise üründen vazgeçilip başka ürün yada ürünler ekilecektir.bildiğim ve beklenen bu 3. son hasat dönemiki hasatın iyi yada kötü oluşuna bakılacak orta seviye yok ve ayrık otlar ayıklanıp,dünyada yükselecek ise tamamen saf ışıktan olanların olacağı yeni bir dünyaya ekilecek ürünler.orada da tekamüle devam,eğer yükselmek istiyorsan..ama eğer ruh verilen sürede bunu gerçekleştiremiyorsa yukarıda verdiğim örnekteki gibi diğerlerinden ayrılır ve imha edilir.olması gerekende budur.

    ne zormuş insan olmak ne zormuş tekamül etmek diye hergün soruyorum kendime..
    cevabı hedefe ulaşmak istiyorsan,kimseye zarar vermeden,sadece ışığa ve sevgiye odaklanıp,sonsuz mutluluk ve dinginliğe ve ait olduğumuz yere ulaşmak olduğunu anlıyorum.. sizde böyle yapın,sevgi ve ışık anahtardır.
    herkese kucak dolusu sevgiler,saygılar..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yukarıdan bakınca ya da biz oradayken ve kendimizi-herşeyi bilirken bu gezegenin koşulları hafife alınıyor herhalde... Kötülere herşey serbest iken iyilerin iyiliğin doğası gereği acayip sınırlandırılmış olması, hafıza kaybı, Tanrısal niteliklerin kaybı,yetmiyormuş gibi Annuaki vb pisliklerin insan DNAsını manipule edip onu köleleştirmesi, yetmiyormuş gibi Siyonist Yahudi pisliklerin tüm insanlığı köleleştirmek için akıl almaz oyunlar ve tezgahlar kurması (küresel tefeci tezgahı),yetmiyor gibi sinema-tv-basın-internet,uydular,elekromanyetik dalgalar, dünyadışı uzaylı negatif güçlerin bu pisliklere teknoloji yardımı,yoksulluk,çaresizlik vs vs çok sayıda zorluk pozitif insanın boğuyor... Ben bilinçli olarak bu kadar acı ve çile çekeceğimi bilsem asla ve asla buraya inmezdim... "Yok sen biliyordun da akit yaptın da öyle geldin de" denebilir... Salakmışım kardeşim, bu kadar basit... O salaklık da bu gezegenin cehennemi boyutunun herhalde yukarı çıkınca hiç yaşanmamış gibi unutuluveriyor olmasından kaynaklanıyor sanırım... Dünya aslında bir cennet deneyimi olarak yaratılmış, ama negatif uzaylılar gelip cenneti ele geçirmişler ve cenneti deneyimlemek üzere burada bulunan tanrı-insanları gezegen koşulları ile esir düşürüp onlara tanrısal yanlarını unutturmuşlar, davar sürüsüne çevirmişler... Oyunun aslı bundan ibaret... Onbinlerce yıldır da sözde yukarıdaki pozitif güçler "özgür irade ilkesini" ihlal etmemek için bize doğrudan müdahale edemiyorlar işte... Anamızın ağlamasının temel sebebi budur arkadaşlar...

      Sil
    2. Çok güzel yazmışsınız.Evet yaptığım akit enkarnasyon öncesi yapıldı.Böyle bir akitte, bildiğiniz gibi ruh-zihin-beden bütünlüğümün isteğiyle bozulamıyor.Düşünün hayatınızın bir döneminde trafik kazası geçirme ve felç kalma deneyimi yaşamak için enkarnasyon öncesi akit verdiğinizi, felç olduktan sonra ben bu akti bozuyorum demek pek işe yarar olmaz değil mi?O misal.Bu saatten sonra manyetik alanımda ki bu varlıklarla beraber yükselicem herhalde.

      Peki insanlar akitlerinin ne olduğunu ve auralarının gücünü nasıl bilecek?Biliyorsanız yazın lütfen.

      Birde 6. boyut nötr değil.Altıncı boyutun ortalarına kadar, ışık karanlık kutuplaşması var.Altıncı boyutun ortalarından sonra düalite zaman-uzay/uzay-zamana dönüyor.

      Geçenlerde aldığım bir bilgiyi de söylemek istiyorum.Hani bilgi aldığımız zaman başkalarına bilgi vermek gerekiyor ya yasalara göre.(enerjiyi bilgi olarak veremezsek sevgi olarak veriyoruz).Bu olay sekizinci boyuta girildiğinde bitiyor.Sekizinci boyut sonsuz zeka boyutu olduğu için bilgi almak için vermek şartı yok.Enerji alışverişine lüzum kalmıyor.

      Sil
  13. En’âm Sûresinin 100 . Ayetinde
    Bir de cinleri Allah’a bir takım ortaklar yaptılar. Oysa onları o yarattı. Bilgisizce Allah’a oğullar ve kızlar da uydurdular. O, onların niteledikleri şeylerden uzaktır,
    yücedir.

    Sebe’ Sûresinin 41 . Ayetinde
    (Melekler) derler ki: “Seni eksikliklerden uzak tutarız. Onlar değil, sen bizim dostumuzsun. Hayır, onlar cinlere ibadet ediyorlardı. Onların çoğu cinlere inanıyordu.”

    Fussilet Sûresinin 25 . Ayetinde
    Biz onların başına birtakım arkadaşlar sardık da bu arkadaşlar onlara geçmişlerini ve geleceklerini süslü gösterdiler. Böylece kendilerinden önce gelip geçmiş olan cin
    ve insan toplulukları ile ilgili o söz (azap), onlar için de gerçekleşti. Çünkü onlar ziyana uğrayanlardı

    Iste size Annunakiler, Baa'l, Ra, Seth, Horus, Siva, Tengu, Reptilian , Nefilimler, Ishtar, Marduk gibilerin kimler olduklari ustteki ayetlerde yaziyor. ve sizlere melek ve uzayliymis gibi gelenler size sozde gecmis hayatlarinizi gosterenler ustteki ayetlerde yaziyor. Hatta Anunnakiler Tevratta Anaklar diye gecer, bunlar tanriogullari degildir ama o tevratta tahrif edilen kisimlardan biridir . Gercek te cinler zamaninda insanoglunun kizlariyla birlikte olmaya calismisti, Nefilim bu sekilde olustugu soylenir

    YanıtlaSil
  14. Güzel bir noktaya temas ettiniz Adsız (Neden adsızsınız yahu? Size yakışacak çok güzel isimler olduğuna eminim...) Ama ben Kur'an ve İslam'daki bu gibi işaretlerin spritel kanal bilgilerinde verilen ve dünya tarihinde efsane veya bulgu olarak yeralan verilerle eşleştirilmesi gerektiğini düşünüyorum... Bu konuda benim gördüğüm en iyi bilgi sahibi kişi Hakan Yılmaz Çebi... Hakikaten Siyonizm ve Şeytanilerin kökeni hakkında Eski Mısır ve daha da ötesi Atlantis üzerine, Hz. Süleyman üzerine derin bilgilere sahip... Ama bazı uygarlıkları komple şeytani olarak kabul ediyor ki bence orada bir karışıklık var... Mesela Ra Bilgileri serisini okuyan biri olarak Atlantis ve Mısır'ın komple reddedilemeyeceğini, yani o uygarlıklarda da iyinin ve kötünün çatıştıklarını ama kazananların negatif güçler yani kötüler olduğunu düşünüyorum, yoksa o uygarlıklar komple şeytani değillerdi bana göre...
    Aslında Ebru Hanım bu bloga belki de bir forum bölümü açmayı düşünebilir... Başka platformlarda bu konuları konuşmayı denemişliğim var, ama katılımcılar çok yetersiz-bilgisiz veya sistematik-analist düşünmeye alışkın olmadıklarından ciddiyet bir türlü korunamıyor ve tartışmalar gereksiz yerlerde boğulup gidiyordu...

    YanıtlaSil
  15. Xenofanes gerçek varlığın Bir olduğunu ileri sürdü ve ona Tanrı dedi.

    "Herşey Birdir ve Tanrı tüm şeylerde bulunur. Değişmezdir, başlangıcı, ortası ve sonu yoktur."

    YanıtlaSil