26 Nisan 2012 Perşembe

Sır Budur!

Sır budur sevgili dostlarım
Ron Head Kanallığı ile Michael’dan Mesaj, 24 Nisan 2012

Sizlere bugünkü mesajımız, önümüzdeki üç hafta boyunca merkezlenmiş kalmanız için. Çok güçlü hizalanmalar ve enerji dalgaları gerçekleşecek ve sizleri, şimdiye kadar hiçbir şekilde deneyimlemediğiniz kadar hızla değiştirecek.

Elbette herkesin gelen değişimi kabul etme ya da reddetme özgürlüğü var ama değişim her halükarda gerçekleşecek. Kabul ve hoş karşılama başka tip bir değişimi,  direnç ve karşı koyma başka tip bir değişimi yaratacak. Bu gelen değişim, bedeninizin fiziksel görünümünde olacak değişimlerin de başlangıcı olacak. İlla ki bir şey görmeniz gerekmiyor ama bu hazırlıklar olmadan mevcut bedeninizle yükselmeniz de mümkün olamaz.

Dünyaya gelen enerjilerle birlikte, her birinizin yüksek benliğinizin fiziksel varlığınızda tezahür etmeye başlaması için gereken enerjiler de geliyor olacak. Üzerinde konuştuğumuz değişiklikler olmadan bu sizler için mümkün olamaz. Bunlar bir gecede olacak değişimler değildir. Başlayan hizalanmalar ve enerjiler sizde biraz rahatsızlık yaratabilir ama onların içinize yerleşmesine izin verin. Çok kısa bir sürede bütün bunlar oldukça mutluluk verici deneyimler haline gelecek. Sık sık söylediğiniz üzere, “kendinizi akışa bırakın”.

Sezgisel olarak her zaman bildiğiniz o benlik, herkesin göreceği şekilde tezahür etmek üzere. Siz bile herkes kadar şaşkın ve mutlu hissedebilirsiniz. Bilinçleri bunu algılamaya izin vermeyenler olacaktır. Onların olan bitene gösterdiği tepkiler sizi rahatsız edebilir. Bizim tavsiyemiz onların kendi rahatsızlıklarını yaşamalarına izin verin ve dikkatinizi size yaratıcı ve kendi yüksek benliğiniz tarafından verilen bu hediyeyi kabul etmeye verin. Bir noktada, kendinizi bugün olduğunuza inandığınız insandan çok daha başka bir kişi olarak bulacaksınız.  Ama nasıl bir küçük meşe palamudunun içinde koca bir ağaç gizli ise büyüdüğünüz ve olacağınız o kişi de şu an içinizde. Siz olan, büyüyen ve büyüdüğünde sizi büyüleyecek olan bu fidenin oluşmasına izin verin. Size sözü verilen yeni dünya da bu şekilde doğacak.

Dünyanın en önemli kurtarıcıları şu anda geliyor. Onlar sizin kalbinize ve bedenlerinize geliyorlar. Onlar, zaten sizlersiniz. Evet, size katılanlar olacak. Ama öncelikle olmasını hayal ettiğiniz dünyayı yaratacak olanlar siz olmalısınız. Yaratıcınıza kim ve ne olduğunuz için şükranlarınızı sunun, en büyük hediyeyi içinizde bulacaksınız. “Sır” adını verdiğiniz bir filmden haberimiz var. İşte sır, dostlar, bu. Sizin tarafınızdan sizden güzelce saklanmış olan. Ama artık onu açma zamanı. Yaratıcınıza teşekkür edin, kendinize teşekkür edin ve birbirinize teşekkür edin. Sonra her şeyi değiştiren olmanın tadını çıkarın.

Yarına kadar iyi bir gün diliyorum size.

Copyright © Ronald Head. Her Hakkı Saklıdır. İçeriğini hiçbir şekilde değiştirmedikçe ve şu telif hakkı linkini eklediğiniz sürece http://oraclesandhealers.wordpress.com/ bu materyali kopyalayabilir ve dağıtımını yapabilirsiniz.

29 yorum:

  1. Ben anlayamadım yahu, neymiş şu "sır"? Allah, Allah... Galiba bana hala sır o sır...

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Sır yüksek benliğimizle birleşmek olabilir mi acaba? Belki de insanlık yüzyıllarca kendi hazine sandığının üzerinde oturup fakirlikle mücadele etti.

      Sil
  2. her şeyin manası var hiçbir şeyin manası yok sır buradamı; böyle olunca sırda sırlıktan çıkıyormu?

    YanıtlayınSil
  3. saklanan gerçekler hep bizimle beraberdi. açıklanan sır da bu hep bizde olan bize veriliyor artık zamanıdır. sorumluluk bizim ellerimizde özgür irademizle kabul etmek bu sırrı kucaklamak, içimizde saklanan tohumu yeşertecek ve gerçek benliklerimiz şu anki bedenlerimizde vucüt bulacak işte o zaman İlahi Yaradanın parçası kendisini açıkça gösterecek...

    YanıtlayınSil
  4. Peki ama mesala küçük çocuğumuz bu seçimin bilincinde değilse onu kaderiyle başbaşa mı bırakacağız ? Sevdiklerimiz olmadan tek başımıza değişirsek nasıl mutlu ve huzurlu olacağız?
    Ayrıca bu değişimden insan dışındaki canlılar nasıl etkilenecek ?

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Küçük çocuk günlük yaşantısın da ki bilinciyle olan bitenin farkında olmayabilir.Fakat yüksek benliğiyle bilir, seçimlerini yapar, büyük ihtimalle seçimini doğmadan önce yapmıştır zaten.Evet o da herkes gibi kaderiyle başbaşa kalacak tabiyki, Sakin olun küçük çocuk dediğiniz Allah'tır.

      Değişmek ve özündeki sonsuz teorik bilgiyi pratiğe geçirmek her ruhun olduğu gibi '' sevdiklerimiz '' diye tanımlanan ruh-zihin-beden bütünlüklerininde salt kaderidir.Bazıları sevgi derslerine başka bir 3.boyut gezegeninde devam etmeyi seçecek.Bazıları 4.boyut pozitifine, bazıları, 4. boyut negatifine hasat olacak, bazıları da 3.boyuta enkarne olmadan önce ki boyutlarının farkındalık düzeyine geçecek, ister 4.boyut bedeninde kendi boyutlarının farkındalığında olacaklar, ister bedenlerini bırakıp farklı yollara gidecekler, belkide bedenlerini ışıkta eritip ışığın demirleyicisi olarak bu gezegende kalmaya devam edecek, uzay ve zamanda özgürlük kazanarak toplumsal bellekbileşimi oluşumuna yardım edecekler.VE KÜÇÜK ÇOCUK BUNLARIN HEPSİNİ ZATEN BİLİYOR.

      Sevgi algısı yükselişten sonra dünya da ki gibi olmayacak.Herkes, istediği şeyi yaşayacak.''Sevdiklerimiz'' diye hitap ederken siz sahip olduğunuz bir azınlıktan bahsediyorsunuz.Ama 4. boyut ve ötesinde SEVGİ SAHİPLENMEZ.Bu yaşamınızda çocuğunuz olan biri bir öncekinde eşiniz olabilir.Ondan önce anneniz, belki komşunuz olabilir.Belki de Atlantiste DNA larınızla oynarak sizi köleleştiren biridir.

      4. boyutta realite tüm bunları kapsar,şimdiki gibi sıkışık bir bakışla görülmez.Ayrıca 4. boyutta huzurlu olmak için bir nedene gerek yoktur, anın sonsuzluğunda duygularla oynarsınız.

      Gezegende ki her şey değişimden etkilenek.Normalde 1.boyut mineral alemi 2.boyuta hasat olur. 2. boyut alemlerinden bitkiler hayvanlara, hayvanlar da 3. boyut insan ruh-zihin-beden bütünlüklerine tekamül eder.Ama normal siklus hasat döngülerinde mineraller,bitkiler, hayvanlar, elementaller ve insanlar fizik bedenlerini bırakıp evrimlerine ,tekamüllerine devam ederdi.Bu sefer fiziksel yükseliş yaşanacak, yani bedenimizi terk etmeden değişicez.Yani harikulade soru işaretleri var :))

      Sil
  5. Eee, yok mu "sır"rı açıklayacak? ne sırmış arkadaş ya, açıklandığında bile sır olarak kalmaya devam ediyor...

    YanıtlayınSil
  6. Burda bahsedilen sır;Dünya ya gelmeden önce unutma perdesinden geçerek kim olduğumuzu ve geçmiş yaşamlarımızı unutmamız ve bunu hatırlamaya yakın olmamız.Eğer gerçekte kim olduğumuzu bu bilinçle anlasak çok büyük bir şaşkınlık ve mutluluk yaşardık.

    Şu an bu gezegen üzerinde, milyonlarca ışık işçisi var.Her biri bu dünyaya sevginin daha yüksek yollarını öğretmek için çeşitli boyutlardan geldiler ve çoğu bunu hatırlamıyor.Günlük olaylar da dahil herşeyde, 3.boyuttaki insanlık tarihi boyunca alışılagelmiş tepkileri bozarak ve yerine daha çok ışık taşıyan bir perspektif sunarak morfogenetik alanlarda büyük kapılar açtılar.Tabiri caizse ezberbozdular.

    Şimdi kendi gerçeklerine uyanırken hemşaşıracak hemde şaşırtacaklar.

    YanıtlayınSil
  7. Kabul ve hoş karşılama başka tip bir değişimi, direnç ve karşı koyma başka tip bir değişimi yaratacak. "Dünyaya gelen enerjilerle birlikte, her birinizin yüksek benliğinizin fiziksel varlığınızda tezahür etmeye başlaması için gereken enerjiler de geliyor olacak. Üzerinde konuştuğumuz değişiklikler olmadan bu sizler için mümkün olamaz. Bunlar bir gecede olacak değişimler değildir. Başlayan hizalanmalar ve enerjiler sizde biraz rahatsızlık yaratabilir ama onların içinize yerleşmesine izin verin. Çok kısa bir sürede bütün bunlar oldukça mutluluk verici deneyimler haline gelecek. Sık sık söylediğiniz üzere, “kendinizi akışa bırakın”."

    Sizin tarafınızdan sizden güzelce saklanmış olan. Ama artık onu açma zamanı.

    "Sır" Tırnak içindeki sözcüklerin Pleiades Öğretilerinde bahsedildiği gibi boyutlar çarpışmasından, farklı benliklerin bayraktar olarak kendimizde birleşmesi, bütünleşmesinden ve akışa uyduğumuzda kabul ve hoşgörünün yükselişle ilgili değişimi yaratacağından, tam tersi durumuz ise bizi kaosa sürükleyeceğinden, aşağı çekeceğinden bahsediyor.

    YanıtlayınSil
  8. Adsız arkadaşa; çocuklar her zaman minik birer melektir, biz anlamasak da onlar içsel olarak herşeyin bilincinde/farkında ve korkusuzdur. Onların geçişi normal bir insanınkinden daha kolaydır.. Evrimleşen sadece bizler değiliz tabiki dünya ana, tüm hayvan krallığı, tüm evren... nihayetinde herşeyin, hepimizin birbirimize bağlı BİR olduğumuzu idrak edeceğiz, herşey bilinç içerir ve uyanış dalga dalga yayılır.

    YanıtlayınSil
  9. Bu bloglar da ki yorumları milyonlarca, belki milyarlarca belkide daha fazla galaktik okuyor olabilir.İnanılmaz sayılarda takipçilerimiz olabilir hiç düşündünüz mü?Ben onların yerinde olsam takip ederdim :))

    Başka evrenlerden bile takipçilerimiz olma olasılığı çok yüksek.Hepsine burdan selam.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Selam olsun, tüm evrene.. Selam olsun, yolu SEVGİ de BİRleşenlere. ;)

      Sil
  10. Kabalın istediğin yapıyorsunuz...

    Zihninizi açın diyorlar. Çünkü içine kendileri girecek. Hiç bu aklınıza gelmiyor dimi...

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Zihin mi kalmış artık aziz kardeşim? Beyinler süngere dönmüş... At izi kurt izi it izi eşek izi hepsi birbirine karışmış neyin ne olduğu belli değil hiçbir biçimde... Sorulara mantıklı cevap veremeyenler de bir yol bulmuşlar "ben hislerime göre hareket ediyorum" deyip kurtulmaya çalışıyorlar... Yahu hisleri kendisini yanıltmayan bir insan varsa lütfen görüşelim kendisiyle, mutlaka o işte bir yanlışlık vardır... Hisler hep doğruyu söylese bu kadar insan aptal mı ki aklıyla bir yol bulmaya çalışıyor?

      Sil
    2. Yazdığınız yazıyı ayrıntılı bir şekilde açıklamanız mümkün mü?

      Sil
    3. Nesini açıklayayım vallahi anlamadım...

      Sil
    4. Sizin için değil lordofsunshine, Factor X e yazmıştım :)) Yanlış yere yazdım galiba kusura bakmayın :))

      Sil
  11. İnsan boyutlararası bir varlıktır, tüm kainat kendisinde toplanmıştır ancak unutma perdesinden dolayı 3boyutlu bir dünyada yaşayan aciz bir varlık sanır kendini.. Farkı gerçekliklerde yüksek benliğimizin (RAB) farklı uzantıları-mız vardır... Boyutlararasılıkta siz neyin mantığını arıyorsunuz o perde kalkmaya başlayınca ne mantık kar eder, ne de insanın 3boyutlu anlayışı, şaşar kalır insanoğlu.. Paylaşılan bu yazıda dünyanın bir boyutlar çarpışmasına doğru ilerlediğinden bahsetmekte, bu nedir? bu toplu inisiyasyon, uyanış (kıyam etmek) ayağa kalkmak, perdenin kalkması vs... hisler evet önemlidir! fakat ayırt etme gücünü kullanarak (ve kalbi arındırarak), (RAB) kalpten konuşur, egosal zihinden değil.. Hz. Muhammedin bir sözü vardır; kısaca bu paylaşılan yazıyı açıklar.. "ben şeytanımı müslüman ettim" diye karanlık yanını dünüştürdüğünden bahseder... İlahi gerçekler mantıklı egosal zihnin alamayacağı şeylerdir, kalpten hissediş biliş yoluyla kişi kendi gerçeğine uyanır bir başkasının dürtüklemesi ya da uyandırmasıyla değil...

    Varlık gerçeğe uyanırken, karanlık parçalarıylada karşılaşır... akışa uymak, kabul ve direnç göstermemek bu yükselişi yüksek benlikle uyumlanmayı kolaylaştırır ve karanlık parçalarıda dönüştürür fakat gösterdiğimiz direnç, korku her türlü negatif durum bizi karanlığa kaosa sürükler alt boyutlara hapseder karanlığa gösterdiğiniz direnç sizi her zaman aşağı çeker ve onu daha da güçlendirir... maksat ikiyi BİR etmek, içimizde tüm kutuplulukların DENGElenmesi...
    gayrı ne desek boş.. İnsan önce içten değişmeli, kabal mabal diye dıştan iteledikçe, öteledikçe onu daha çok güçlendirir, ve içinizdeki ona paralel olarak karanlığıda büyütürsünüz, çünkü dışta olan herşey bizim içimizin yansımasıdır.. Bilgi ışıktır, güçtür.
    Ne demiş Yunus; İlim ilim bilmektir, ilim kendin bilmektir,, Sen kendin bilmezsen ya nice okumaktır(.)
    Not: tekamülün sonu yoktur, bu yol sonsuza devam eder. Onun için hiç bir zaman bildim oldum yok.

    YanıtlayınSil
  12. merhaba,
    bazıları ayna kelimesini sürekli ifade ediyor,dışta olan içimizin yansımasıdır diyip duruyorlar..acaba sadece iyiliği,güzelliği,hoşgörüyü,merhamet,vicdanı düşünen insanların başına niye kötü yada hoş olmayan olaylar geliyor??? hiç mi dış etki yok?? hem böyle vasıflara sahip olacaksın hemde başına gelmeyen kalmayacak,sonrada bunu içimizin yansıması olarak adlandıracağız..yok böyle bir ifade anlatımı...
    bana kimse bunu söylemesin....
    ne kadar içimizdeki ışığı yaymaya ortaya çıkarmaya çalışırsak birileri çıkıp sinirleri bozuyor bunuda geçenlerde bir arkadaş ifade etmişti,kendisi sürekli saldırı aldığını söyledi...doğrudur inanıyorum...korunmasak kimbilir sonumuz ne olacak..korkuyormusun diyen olursada hiçbir zaman kaçmadım ve kaçmayacağım.
    madem unutma perdesi ile buraya geldik ozaman aktimiz ne ise yapacağız.görevden kaçma yok,varsın onlar düşünsün...
    arkadaşlar....eğer yükseliş gerçekse,dünya ve canlıların yükselişi bahse konu ise bunun olmaması için çalışan bir sürü varlıklar var,aynı hasat gibi..hasatta nasıl ayrık otlar ayıklanacak deniyorsa,insanların yükselişi istemeyenlerde bunun için siz uyurken bile onlar sürekli çalışıyor...
    askerde iken astsubay bizlere bir öğüt vermişti... su uyur düşman uyumaz...
    düşman çok...
    ana hasatın ilk devresi aralık ayında başlayıp 11yıl sürecek deniyor...
    ne kadar doğru ne kadar yalan beklemekten başka çare yok...kesin olacak diyenlerde eğer bu gerçekleşmez ise nereye saklanacaklar acaba...
    şimdilik bu kadar..yine yazarım..

    YanıtlayınSil
  13. HİÇ BİRŞEY GÜRÜNDÜĞÜ GİBİ DEĞİLDİR
    Zamanın birinde biri genç, diğeri yaşlı iki melek yeryüzünü dolaşmaya çıkmışlar insan kılığında. Akşam olunca bir eve misafir olmak istemişler ve çok zengin bir ailenin evini seçmişler. ” Biz Tanrı misafiriyiz bizi misafir edebilir misiniz?” diye rica etmişler ev sahiplerinden. Ev sahibi görkemli, zengin aile, biraz somurtarak, mırın kırının ardından, “buyurun” demiş. Bu buyurun ardında misafire yemek, ikram edilmediği gibi, soğuk bodrum katta, altlarına sermek için ufak bir çarşaf vererek betonun üzerinde yatırmışlar. Gece uykusu kaçan yaşlı melek, duvarda bir yarık olduğunu farketmiş ve elini uzatarak o yarığı asla yıkılamıyacak şekilde düzeltmiş. Genç melek ” niye yaptın ki bunu, onlar bizi yerde aç yatırdı?” , yaşlı melekte “hiç bir şey göründüğü gibi değildir demiş.” Sabah olunca iki melek o evden ayrılmış ve akşam yeniden bir başka eve misafir olmak için bir kapıyı çalmışlar. Bu ev yıkık dökük, yaşlı bir çifte aitmiş. Yine aynen ” Biz tanrı misafiriyiz, bu gece bizi misafir edebilir misiniz”, diye sormuşlar. Ev sahipleride memnuniyetle onları buyur etmiş. Ardından onlara sıcak yemeğin bulunduğu bir sofra kurulmuş ve ev sahibi, “siz yorgunsunuz, uzak yoldan geldiniz”, diyip melekleri kendi odalarında yatırmışlar. Sabah kalktıklarında ev sahiplerini ağlarken bulmuşlar, çünkü tek mal varlıkları olan yegane inekleri ölmüştür. Genç melek haksızlık olduğunu düşünerek, ” nasıl buna izin verirsin, onlar bize iylik yaptı, ineklerinin ölmesine izin verdin, oysa dün gece ki ev sahipleri tam tersini yaptı, duvarlarını tamir ettin.” demiş. Yaşlı melek yine” hiç birşey göründüğü gibi değildir” demiş ve ilave etmiş, ” dün gece kaldığımız evin duvarının içinde bir hazine vardı ve o ev sahipleri bu hazineyi bulmayı haketmiyorlardı, bu yüzden sıkıca sıvaladım. Bu yaşlı çift ise bizi gönülden buyur ettiler ve içlerinde ki merhametden dolayı ödülü hakettiler. Eğer o yatakta biz değil onlar yatsaydı yaşlı kadın ölecekti ama, canını bağışlaması karşılığında azraile ineği verdim” demiş.

    "İyi insan; aklından hiç kötülük geçirmeyen saf insan değildir… İyi insan; her kötülüğün farkında olup, iyiliği tercih edendir."

    "Sen kendini bildiğinde, dünyanın neden bu halde olduğunu anlayacaksın."Dreamer

    "Birisi sana zarar vermişse, onu affetmekte zorlanıyorsan şöyle düşün:Ancak gerçek gücü olmayan kişiler başkalarına zarar verebilir .Başkalarına zarar veren kişi bir zavallıdır.Ona ancak merhamet duyabilirsin.Onu zihninin gözünde küçücük,mini minnacık,zavallı trajik bir figür olarak gör. Nefret dolu,kızgın,suçlayıcı kişi kendi cehennemini yaratır. Onun uğruna ziyan ettiğin enerjini kendini iyileştirmek için kullan."

    YanıtlayınSil
  14. "Soru: Maldek yok olduğunda, Maldek halkının hepsinde korku problemi oldu mu, yoksa bazları başka gezegenlere transfer olacak kadar tekamül etmişler miydi?
    RA: Gezegenin yok olması sırasında hiçbiri kaçamadı, çünkü bu gezegenin kendi toplum bilişiminin sonunu getiren bir eylemdi. Hiçbiri bu korku yumağından kaçamadı.
    Soru: Bu zaman dilim...inde aynı şeyin Dünya'nın başına gelmesi tehlikesi de var mı?
    RA: Biz sadece, böylesine bir teknolojinin gelişmesi ve yayılması için gerekli olan zihinsel koşulların var olduğunu söyleyebiliriz. Bizim görüşümüze/anlayışımıza göre, DÜNYANIN asıl ihtiyacı "oyuncaklarının" (nükleer silahların) parçalanmaları değil, İNSANLARINIZIN AKLEN VE RUHEN BİRBİRLERİYLE VE ÇEVRELERİYLE UYUM İÇİNDE OLMALARIDIR; ÇÜNKÜ, VAR OLAN HERŞEY YARATAN'IN BİR PARÇASIDIR...
    Pleiades Öğretilerinde dediği gibi; "kendinizle savaşıyorsunuz"...
    Hiçliğe doğru çözülmek , birliğe doğru erimektir; çünkü hiçlik diye birşey yoktur... Tekamül, sizin şimdi peşinde olduğunuz idrak düzeyinden sevgi yasalarının yönettiği ve ışık yasalarını arayan bir idrak düzeyine doğrudur. Işık Yasası'yla titreşenler, Bir'in Yasası'nı ararlar. Bir'in yasası'yla titreşenler ise Sonsuzluk Yasası'na erişmeye çalışırlar..." Ra Bilgileri celse 3&6

    "Dünyanın sahipleri, insanların duygularının buğday gibi hasat
    edilebilir bir ürün olduğunu anlamalarını istemiyorlar. Kendi
    hasadınızın bir ürün olduğunu anlamalarını istemiyorlar. Kendi
    hasadınızın sorumluluğunu üstlenirseniz buna siz karar vermedikçe
    başkaları sizden çıkar sağlayamaz, sizi kullanamaz. Belli bir
    frekans ve bağımsızlık içinde hareket ederseniz sizi kontrol etmek
    isteyenler sizinle ilgilenmez. Onların istediği, beslenmelerini
    sağlayan korku dolu, karmakarışık bir frekanstır. Gezegende korku ve
    kaos egemen oldu, o varlıklar çıkardı bu duyguları ortaya. Bu
    frekansı yaratmak için her yeri böldü ve ele geçirdi. Barış, sevgi
    ve bilgi ile hareket ederseniz bu yerin yapısını temelden
    değiştirir, frekans seçme özgürlüğünü gezegene geri getirirsiniz."Pleiades Öğretileri

    YanıtlayınSil
  15. Saldırana karşı nasıl bir tutum alınması gerektiği konusu çok geniş bir konu ve tek bir doğru yok.Algılayabildiğim kadarıyla yazmaya çalışıcam.Lütfen bana katılmadığınız yerleri yazın belki daha çok şey farketmemi sağlarsınız.Cevapları , görebildiğim en yüksek perspektiften aşağı doğru indiricem.

    Ruh evrende herşeyi deneyimlediği gibi gücün ne olduğunu da deneyimliyor.Gücün ne olduğunu deneyimlemek; sadece güçlü olmayı deneyimlemek değil, güçsüzlüğü deneyimlemekte gücün azlığını deneyimlemektir.Gücün başkaları üzerinde, evren üzerinde, ekosistemler üzerinde enerji hakimiyeti kurmak, ya da köleleştirmek için kullanılması gerekir ve başka ruhlarda sizi köleleştirmelidir ki gücün kendine hizmet yolu, mandalyonun iki yüzü olarak deneyimlensin.Ayrıca gücü kullanan bunun sonuçlarının sorumluluğunu da almalıdır.Güce maruz kalan da, onun bu kullanımının acı dolu sonuçlarını öğrenir böylece güçlü olma sırası kendine geldiğinde, onu başkaları üzerinde hakimiyet kurmak adına kullanmaması gerektiği bilgeliğine erişir.

    Diğer yandan ışığın tarafındakiler gücü, evrenin sorumluluğunu almak için kullanırlar.Tabi bu sorumluluk, karanlık kendi yolunu izlerken, ışığın ve karanlığın karşı karşıya gelmesi anlamına gelir.Böylece tabiri caizse ışıktan olanlar, kendi içlerinde ki karanlıkla karşı karşıya kalırlar çünkü savaşmak zorundadırlar.Koşulsuz sevgiyle karanlığa kucak açamazlar yoksa köle olurlar.Bu asla kabul edilebilir değildir.Evrende bu iş için savunma kılanları, federasyonlar var.Savaşlar sadece fiziksel evrende olmuyor.Beşinci ve altıncı boyutlarda düşsel savaşlar var.

    Sonuç olarak, bir yol diğerinden daha iyi falan değil çünkü yol bir tane...Her ruh ışığa da karanlığa da uzun zaman hizmet etmelidir ki,gücün tüm kullanım alanlarını deneyimleyip öğrenebilsin, 7. boyuta tekamül edebilsin.%50 kendine hizmet %50 başkalarına hizmet eğiliminde olmak nihai hedeftir.

    Gelelim 3. boyuta; medya, bankalar,siyasi rüzgarlar yalanlar,astral etkiler, morfogenetik etkiler ve çok ama çok daha fazlası tarafından kuşatılmış durumdayız.Yalan söylemek uzun zaman önce mübah hale getirildi.Kapitalizm yüzünden yalan söylemeden iş hayatında tutunmak mümkün değil(altıncı boyutta yıldız kapılarından geçebilmek için saf dürüstlük ışını taşımak gerekir bunu bozmaya çalışıyorlar).Gazetelerin internet sayfalarından uzak durun, pornografik yayınlardan ve korkutan yayınlardan uzak durun, gazetelerin üçüncü sayfa haberleri denilen haberlerini okumayın.Bu ülkede 70 milyondan fazla insan var tabiyki hergün cinayet yada tecavüz olucak bunu gözünüzün içine sokmalarına izin vermeyin.Bu ülkede hergün çok güzel şeylerde oluyor ama hiçbirini duymuyoruz.Örneğin bugün binlerce kişi aşık oldu.

    Bankalardan kredi veya kredi kartı almayın.Ne yiyip içtiğinize çok dikkat edin(sanki kendim yapabiliyormuşum gibi)

    Ortada bir savaş olduğu çok açık ve en büyük düşmanlarımız aslında en büyük dostlarımızdır çünkü bize eksik yanlarımızı gösteriyorlar ve tekamüle büyük bir hız katıyorlar.Ne yazık ki kendimi korumak zorundayım AMA NEFRET ETMEDEN.

    YanıtlayınSil
  16. Merhabalar BİR-i gayet güzel ifade etmişsin, gönlüne sağlık.. Negatif deneyimler ruhsal gelişim, ruhsal olgunluk açısından hızlı tekamül sağlar..

    Okumayanlar için okumak isteyenler için Stefano D'anna "Tanrılar Okulu"nu tavsiye ederim...

    YanıtlayınSil
  17. BİR-i arkadaşımızın boyutlar hakkındaki bilgisini öğrenmek isterim.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Boyutlar hakkında ki nacizane bilgim Ra Bilgileri 1 kitabına dayanıyor.Ama kitaplar sadece içimizdeki farkındalığı uyandırmak için katalizörler.Bildiklerim deneyimle yaşadıklarımdır.Yoksa biliyorum diyemem.Yinede insan olduğumu ve bu dünyada unutma perdesinde yaşadığım için hatalı düşünebileceğimi unutmayın.(Yanlış bir şey yazmamak için şu an Ra Bilgileri kitabından kopya çekiyorum)

      Bizim ilgili oktavımız 7 boyuttan oluşuyor.Bunun holografik iz düşümü ışığın gök kuşağında 7 renge ayrılması ve 7 notadır(tabiyki başka iz düşümler de vardır).Yukarıda ki aşağıdakine benzer.

      1. boyut :Gezegensel mineral ve su yaşamı(balıkları yada biyolojik yaşamı kast etmiyorum) ateş ve rüzgardan var olmanın farkındalığını öğrenir.(Kendi algılarına göre)Var olmanın farkındalığını öğrenme yolunda tekamül etme sürecinde olan varlıklar diyebiliriz.Birinci yoğunluk derecesi varlıkları, artık çözülmek, rastgele değişime uğramak yerine ikinci yoğunluk derecisinin karakteristik özelliği olan kendi içinde ve çevresinde hareket etmeye ışığa doğru yönelmeye(örneğin ikinci boyuttan olan çiçekler başlarını güneşe çevirirler) başlamaya hazır olduklarında ikinci boyuta hasat olabilirler.Birinci yoğunluktan ikinciye geçişin ara formlarına örnek; virüslerdir.Biyolojik bir bedene(konağa) girmeden önce mineral alemi özelliği taşır, bedene girince uygun şartlarda hayvan karakteristiği taşır çünkü hareket eder.Birden ikiye geçmek dünya zamanıyla belkide yüzbinlerce yıl alıyordur.Galiba tekamül gerçekten kolay birşey değil..

      2. boyut: İkinci yoğunluk derecesi varlıkları bildiğimiz tüm bitki ve hayvanlardır(insan dışında).Benlik bilinci yani kendinin bilincinde olma deneyimi olan üçüncü boyuta geçmek için çaba sarfederler.Bu çaba üçüncü yoğunluk derecesi varlıkları tarafından bir kimlik verilerek yatırım yapılan gelişmiş ikinci yoğunluk derecesi varlıkları tarafından gösterilir.(Örneğin evcil köpeğinize bir isim takıp onu çağırdığınızda üçüncü boyuta tekamül edebilmesi için ona çok yardım edersiniz çünkü bir birey olduğu idrakine zorlanır.Varlık ilgili oktavımızda ancak ikinci yoğunluk derecesinde bildiğimiz hareket kabiliyetini kazanır.

      3.boyut:Bildiğimiz insanlık alemidir.Kendine hizmet kutbiyetini ya da başkalarına hizmet kutbiyetini belli bir bilinçte demirleyebilmek için çalışırlar.Zihin, geçmiş gelecek ve şimdi algısındadır.Düşüncelerin kontrolü zordur.Varlıklar anın sonsuzluğunu idrak etmek ve yoğunlaştıkları düşüncelerin sorumluluğunu alabilmek düzeyine ulaşmalıdır.Şu an gezegensel yükseliş pozitif yönde olacağı için ışık tarafına hasat olmak %51 oranında başkalarına hizmet odaklı olmayı gerektirir.Karanlık tarafa hasat olmak tahminimce %95 oranında kendine hizmet etme odaklı olmayı gerektir.Oranlar adil ve eşittir.

      Not:Tanrı taşlarda dinlenir,hayvanlarda yaşar, insanlarda kendini bulur.(uzakdoğudan bir söz)

      Sil
    2. 4.boyut:(Alt dördüncü boyutu, astrali ve spatyomu anlatmadan geçiyorum.)

      Bildiğimiz fiziksel alemin, bildiğimiz biyolojik alemin ve cinsiyetlerin hala hüküm sürdüğü bir boyuttur.Algı şimdi dedir.Sadece var olmak dahi onur ve huzur algısı yaratır.Hadi artık gelsinler diye beklediğimiz galaktikler bu boyuttandır.Ama unutulmamalıdır ki bir varlık 4.boyut bedenindeyken 5 boyut yada daha yüksek farkındalık düzeylerinde olabilir.Ruh zihin beden bütünlüğünün işgal ettiği uzay-zaman ve zaman-uzay ın istisnai şartları olabilir.Sosyal yaşam 3. boyutun tam tersidir :))
      Bu sosyal yaşamı anlatmak başlı başına büyük bir konu bunu atlamak zorundayım.Yanılmıyosam Galaktik İnsan kitabının son sayfalarına doğru Sirius yaşamı çok güzel anlatılıyordu.Dördüncü boyut sevgi boyutudur.Beşinci boyuta geçebilmek için duygular tüm yönleriyle deneyimlenmiş olmalıdır.Hasat yine ışık ve karanlık yönelimiyledir.Ama varlık çok daha fazla kutuplaşmalıdır.Karanlık yolda devam etmek isteyen çok az varlık vardır.(illa ışıktan karanlıktan bahsedip bütünü bölücez ya :)) )Bu arada telepati ,durugörü, duruişiti, sezgi falan bunlar sıradan hadiselerdir.Üçüncü boyuta göre değer yargıları çok çok çok farklıdır.

      5.boyut:Bilgelik boyutuna hoş geldiniz.Varlıklar aynı amaçlar için birleşir ve toplumsal bellek bileşimi yaratırlar.Sosyal hayatı hiç sormayın kelimelerle anlatılacak birşey değil.Hiç ilgisi yok.Bu boyutta birlik algısı çok gelişir.Bilinen fiziksel ve biyolojik yaşam yoktur.Öle cinsiyet cinsellik falanda yok iki farklı varlık birbirlerini massedip füzyon birleşmesi yaşar.Altıncı boyuta geçebilmek için saf dürüstlük demirlenmelidir.Yoksa o kadar yaratıcı halde evrenin heryerine almazlar adamı(ciddiyim).Tekamül ışık ve karanlık yollarda devam eder.Ama karanlığı seçenler yok denecek kadar azdır çünkü altıncı boyutta o kadar farkındalıkla evrende muhteşem şeyler yapmak varken sırf üst benliği yönlendiriyo diye başka varlıkları köleleştirme oyununun can sıkıcılığı çekilmez.Allah yardımcıları olsun.

      6.boyut:Çocuğun dünyasına hoşgeldiniz :) Evrende o ortam senin bu ortam benim takılan, saf dürüstlükle titreşen, ışık ışınına binip yıldız kapılarından geçen sınırsız özgür bişey hayal edin(mutlaka sınırları vardır ama insan zihniyle o kadar hayal edemeyiz sınırsız özgürlüğü hayal edersek anlamaya yaklaşırız)

      7. boyut ve ötesi algım dışında ama 7. boyuta giriş geçit devresi ve tanrının tam hizmetinde olmak deniyor.
      8. boyut ta sonsuz zeka boyutu.Bize göre 8. boyut olan bir üst oktava göre 1. boyuttur.Nasıl piyanonun tuşlarında do-re-mi-fa-sol-la-si den sonra tekrar do geliyo o hesap.Tekamül spiral çünkü..

      Sil
    3. Merhaba,
      Tüm yazdıklarınız ve emeginiz icin teşekkürler. Blog dısında bu bilgileri konuşabileceğimiz bir sosyal ortam varmı onebileceginiz . TSK

      Sil
    4. Ben teşekkür ederim. :)
      Love Peace and Harmony güzel bir ortam.
      Facebook'ta da güzel gruplar var, keşfedebilirsiniz.
      Sevgiyle kalın...

      Sil